Şizofreni nedir?

SonsuzUs Her şeyCategory: YaşamŞizofreni nedir?
7 Cevap
manik cevapladı 1 sene önce

bana kalırsa çok eğreti duruyor hatta bana batıyor, çünkü hastalık ifadesi bi çözümsüzlük-bi kaçınma-bi bozukluk-bunu biz yapmadık demek gibi;
parazit dersiniz örneğin sinyali karıştıran bozan bi şey var; bu hastalıklı olmak insanın ruhuna yapıştırılıyor; benliğine yapıştırılıyor; Dış girdi yokmuş gibi (parazitimsi)
televizyon/cihaz hastalandı demez kimse ve sinyal kesilince düzelir gibi;
Ya da bilgisayara virüs girdiğinde bilgisayar hastalanmaz; Veri kaybı bile olsa hastalanan bilgisayar bozulan gerçek değildir; yapı değildir;
Eğer kişilik bir kurgu ve kurmacaysa o bozulsun-silinsin-kaybolsun;

(Gerçek elektomanyetik gözlem teknolojileri gerekiyor- Dünyada ve aslında gerçekte/gerçeklikte neler olup bittiğini, ne haltlar döndüğünü gerçekten bilmiyor muyuz?)

bi şeyler- olmayan şeyler- görmedim ama sesler duydum; Gerçek ayarında ve eşitinde zihnin-beynin her neyse işte oluşturuduğu gerçek yakını duyumunda sesler ve benzer başka sanrılar, yaşadım,
Sesler içerden geliyor yada içerde duyuluyor evet ama karmaşık; bir algı olarak gerçek bu, nasıl tanımlanır ve anlatılır bilmiyorum;
ben oldukça denedim izlemeyi ve yorumlamayı o dönemde; nasıl susar-değiştirilir-durdurulur/kapatılır ve aşılır gibi; ben mi yönetiyorum ya da kontrol edebilir miyim, duygudurumumu nasıl düzeltebilirim gibi şeyler; ve inanın bana zor; karmaşık;

şizofreniyim demiyorum ve böyle bir teşhisim yok;
ama şizofreni manik-bipolar ya da başka şeyler/delilikler her neyse; gerçeklik yitimi-gerçekliğin değişmesi; bloke olma(duygusal) kendini yönetememe-gerçek basınçlar ve başka acılarlı şeyler oldu ve yaşadım hayatımın bir döneminde,her neyse anlatılamayan şeyler;

her neyse böyle saçmasapan şeyler (de) var ve oluyor; kime nasıl oluyorsa; bilmiyorum neden-nasıl ve kime ve ne zaman-niye oluyor ama zor onu (da) bilmiyorum;
gerçekliğin yapısını bilmiyoruz ve varsayımlar ürettiklerimiz, o bilim milim hikaye, anlattıkları da öyle, bu öfkeli olduğum bi konuysa böyle öfke kusmam makul;
ve bu anlatılanlar bir masalsa ve siz görmüyorsanız ve hala benim aslında bu anlatamadıklarım üzerine ve hala aynı savlarla oturuyorsanız ve yaşıyorsanız her şey makul;

Sistem kapalı değildir belki bağlıdır ya da ağdır vb. Ve belki hiç bilmediğimiz dış ağ ve kablosuz ağ ve ağlarda vardır; her neyse;
Oturduğunuz yerden bildiğimizi sandıklarımızla konuşmak ve başkalarını (yazmıyorum )

sonsuz Kurucu cevapladı 1 sene önce

Zihni bir bilgisayar gibi düşünürsek ve aynı anda birden fazla işlem yaptığını/ program çalıştırdığını varsayarsak, şizofreni de böyle bir şeydir. Püf noktası ise yapılan işlemlerin birbirinden habersiz gibi durmalarıdır. Yani birden çok zihinsel eylem vardır ve bunların birbirinden haberleri yoktur. Zaten, eğer haberleri olsaydı pek bir problem olmazdı. Zihnin, yaşadıklarını gerçek zannetmesi ve sonrasında birden fazla gerçeklik örgüsü/ örüntüsü kurması şizofreni tablosunu belirler. Şizofreniyi en iyi anlatan filmlerden biri “Dövüş Kulübü”dür. Üzerinde konuşulması ve tartışılması gereken bir filmdir.

Şizofrenlerin algı mekanizmalarının çok yüksek olduğuna katılıyorum. Yaratıcılıkları da çok yüksektir. Hayal dünyaları çok geniş ve çok zengindir. Mesele, dünya gerçekliğini tümüyle kaybetme tehlikesidir. Eğer bu temel konuda kritik sınırlar aşılmazsa, hastalık tehlikeli boyutlara varmayabilir. Dünya gerçekliğinin yitirilmesi, fiziksel kanunların yaptırımlarına maruz kalmak açısında sakıncalıdır. Evinizde sarhoş olsanız bir zarar görmeyebilirsiniz ama sarhoş olarak otomobil kullanırken riziko oranı çok çok artar.

Don Juan öğretilerinde “kontrollü delilikten” bahsedilir. Yaşadığımız ortamları değerlendirirken algı değerlerimizi değiştirirsek, alışılagelenden epey farklı duygusal/ düşünsel/ sezgisel/ inançsal yaşantıları yakalayabiliriz. Bu, hem rizikolu, hem de tecrübelerimizi zenginleştirecek keyifli bir girişimdir. Yaşamsal kimliklerimizi “sil baştan” sorgulatan bir eylemdir.

Psikolojik yapımız, sürekli bir denge durumunu gerektirir/ arar. Şiir yazmak, bir sanat eserini ortaya çıkarmak, sıra dışı bir buluşa imza atmak, beste yapmak, ya da hayal gücümüzü zorlayarak yeni senaryolar yazmak mutat duygu ve düşünce sistemlerinin dışına çıkmayı gerektirir. “Normal”in oldukça uzağına gitmek beraberinde tehlikeleri de getirir. “Korkak bezirgan ne kar eder ne zarar” hesabı, bu durum bir seçim işidir. Organik bir bilgisayar vardır ve kendi programlarını çalıştıragelmektedir. Çoğu zaman programların doğru/ yanlış çalıştığını anlayamaz. Otokontrol sistemleri zayıftır.

Hayatımızda radikal değişimler yapacak her olayda zihnimiz aşırı bir çalışma moduna girer. Böyle dönemlerde bir inkar ve teselli arayışına giren psiko yapımız zaman içinde şizofreni mekanizmalarını devreye sokar. Gönül isterdi ki, yaratıcılık gücümüzü arttırabilecek bu etki, beraberinde rizikolar getirmesin.

Gürsel Selçuk

misafir cevapladı 1 sene önce

bir dövüş kulübü hayranı olarak bu yazıya yorum eklemem umarım siteye haksızlık olmuyordur.herkes bildiği konuda konuşsaydı dünyadaki sessizlik katlanılmaz olurdu demiş biri,şizofreniyle ilgili bilimsel bir makale yazacak değilim,şizofren bir tanıdığımdan da bahsedemem-çünkü bu durumda benim şizofren olmam lazım gelir-ama dövüş kulübü ve en az onun kadar iyi olan akıl oyunları’ndan bahsedebilirim.bir de “kontrollü delilik” diyince aklıma shakespeare’in HAMLET’i gelir.”sil baştan” da güzel bir cim carrey filmidir ve konuyla az çok alakalıdır.film ve edebiyat kısmını geride bırakırsak_ki bırakmazsak sayfalar sürer_(bi de sonsuz’u kızdırmayalım)konuyla ilgili olarak çatışma ve denge içiçe birbirini besler durur.çatışmayı dindiren dengelenme olur,dengeyi bozan çatışma.ama kontrol bunların üstünde olmalıdır,yoksa john nash gibi bir dahi bile literatüre şifofren olarak girebilir.ama bunda bir sakınca olup olmadığı sorunsalı,bende şu cevabı buluyor:yaratıcılık delilik sınırında başlar.kolay değil tanrının sahasına giriyorsunuz,O da birazcık aklınızı bulandırıyor…

sonsuz Kurucu cevapladı 1 sene önce

Sevgili Ziyaretçi, zaten ben de bu konunun uzmanı değilim. İşte o yüzden de kolayca fikir yürütebiliyorum. Eğer akademik bir etiketim olsaydı bu kadar kolay fikir ileri süremezdim. Eh, bu da benim avantajım.

Gelelim filmlere, verdiğin örnekler çok çok güzel. Bunlara ben de hayranı olduğum Robin Williams’ın rol aldığı bir filmi ekleyeceğim. Orijinal adıyla FINAL CUT, yani “son kurgu” da seyredilmeye değer bir film. Biraz “sil baştan”ı andırıyor.

Şizofren bir tanıdığım yok diyorsun. Buna emin olamazsın. Bazı şizofrenler çok sinsidir. Şizofren kimliklerini çok zor anlayabilirsin. Aslında bunun sebebi çok basit. Dış dünyayı kendi bilincimize tanımladığımıza göre, herbirimiz zaten bir şekilde şizofreniz. Yazında da belirttiğin gibi, yaratıcılık konusuna soyunan her kişi tanrının alanına girmeye yelteniyordur. “Neredesin Firuze” filminde şöyle bir replik vardı. “Sen Tanrı ile konuşuyorsan bunun adı ibadettir, eğer Tanrı senle konuşuyorsa bu şizofrenidir.” Bizler kendi varoluşumuzu her sorguladığımızda bu kritik sınırı zorluyoruz ve sevgili Xenix’in belirttiği gibi “bilinç denilen yanılsamanın farkedilmesi” ile kendimize anlık bile olsa “dışarıdan” bakabiliyoruz.

“Kontrollü delilik” sınırların ve şartların zorlanmasıdır. Rizikolu bir eylemdir. Bir uçurumun yanı başına gelip aşağıya bakmak gibidir. Uçurumdan aşağıya düşmeme garantisi asla yoktur. Eğer, rizikoları sevmeyen bir yapınız varsa çok geç olmadan geri çekilirsiniz… Yoğun hayal gücünün beslediği yaratıcılık melekesini asıl sahibine geri teslim edersiniz.

Agnia cevapladı 1 sene önce

Kontrollü delilikten benim anladığım; Ölümünüzün sol omzunuzda olduğunu bileceksiniz, ordan size bakıyor ve hatta onun nefesini bile duyuyorsunuz, bu sizi altınıza ettirecek kadar korkutabilir ve fakat buna rağmen niyet ettiğiniz işi yapıyorsanız O da sizi kutlamak için sürenizi biraz uzatabilir, neden olmasın! :)))
Ya da korktunuz ve geri çekildiniz; fakat niyet ettiğiniz o şeyi de derhal kafanızdan şutladıysanız O bunu da beğenip size ek süre verebilir.
Bence en kötüsü, tırsıp geri çekilmenize rağmen niyet ettiğiniz şeyi aklınızda yüreğinizde taşımaya devam etmeniz, işte bu durum berbat! 🙂

misafir cevapladı 1 sene önce

Sevgili Agnia, sanırım hepimiz biraz şizofreniz. Burada püf noktası şizofren olduğumuzun farkına varmamız. Ama zaten şizofren olduğumuzu farketsek büyük ihtimal şizofren tanımlamasının dışında kalırız. Çünkü, mesele bir dozaj meselesi. Hani derler ya, azı karar – çoğu zarar. Hayallenmenin de azı kesinlikle “karar”. Hayatımıza renkler, tatlar, zevkler katan bir karar.
Yaşamın kaliteli bir süreklilik içinde sürmesi için fiziksel gerçekliklerin önemini gözardı etmemeliyiz. Çünkü, fiziksel gerçeklik insanı çarpar. Ara-sıra aklımıza esip -akla ziyan- deliliklere heves ettiğimiz şaşkınlıklarımız olabilir. İşte bu dönemlerde devreye giriyor “kontrollü delilik”. Cesareti en üst düzeyde tutup, prensipleri en katı/ hevesleri en ateşli/ hülyaları en gizemli moda sokabilmeliyiz. Evet, kulağa biraz zor geliyor.
Klinik bir deli olmadan da deli olunabilir. Herkes size çatlak dese bile, mutat gerçeklik duvarının arkasındaki abukluğu yaşayabilmek için bir yöntem bu “kontrollü”lük.

sonsuz Kurucu cevapladı 1 sene önce

İnsanın kontrol mekanizması, ne tuhaftırki kendine göndermeli bir fonksiyon gibi çalışmaktadır. Yani bir program düşünün, bu programın denetimi bir alt program tarafından sağlanıyor. Bir alt küme üst kümenin yaptıklarını denetlemekle yükümlü. Buna benzer bir örnekte devletlerde vardır. Diyelimki bir ülkeyi bir kurum yönetiyor. Bu kurumu denetleyen kurum ise, yine bu kurumun altında oluşturulmuş bir başka kurum.
Demekki bu program parçalarında, matematikte kümelerde yada yaşadığımız sosyal dünyada karşımıza çıkan bir durum. Peki insanda yok mu aynısı? Tabiki var.
Eğer bütünümüzü kontrol mekanizması sanarsak normal insan oluruz.
Eğer kontrol mekanizmamızıda deliliğin içine kapsatırsak, bu seferde deli oluruz.
İşte tamamınızın deli olduğunu bildiğimiz halde, o nu kontrol altında tutan bu mekanizmayı ayırmayı başarabilirsek, kontrollü delilik yapmış oluruz.

Cevapla