Bilişsel önyargı nedir?

SonsuzUs Her şeyCategory: SosyalBilişsel önyargı nedir?
karga Kurucu sordu 7 ay önce

Bilişsel önyargılar, bilişsel sistemimizin çalışma sistemine bağlı olarak ortaya çıkan sistematik rasyonellikten sapma şemalarıdır. Bilgiyi arama, değerlendirme, yorumlama, yargılama, kullanma ve hatırlamada ayrıca aldığımız kararlarda irrasyonel olmamıza sebep olurlar.
 
Örneğin çok bilinen Şeffaflık İllüzyonu Önyargısı, kendi içimizde yaşadığımız duygu ve düşüncelerimizin başkalarına olduğundan daha net göründüğünü sanmamıza sebep olur. Bu önyargıya kapılırız, çünkü başka insanların bizi nasıl gördüğünü anlamaya çalıştığımızda, kendi bakış açımızdan uzaklaşmakta zorlanırız. Bu nedenle de kendi içimizde deneyimlediğimiz duyguların dışarıdan da aynı şekilde deneyimlendiğini zannederiz. Halbuki bu, çoğu zaman mümkün değildir.
 
Bilişsel önyargılar; anılarımızı nasıl oluşturduğumuzu, inançlarımızı nasıl şekillendirdiğimizi, insanlarla ilişkilerimizi nasıl kurduğumuzu, kısacası hayatımızın her alanını etkiler. Bunu yaparken geçmiş bir olayın küçük bir detayını unutmak gibi küçük sorunlar yaratabilecekleri gibi hayatınızı kurtaracak bir tedaviyi geri çevirmenize sebep olarak çok daha büyük sorunlara da yol açabilirler.

12 Cevap
karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Bilişsel Önyargı Örnekleri Nelerdir? Nasıl Kategorize Edilirler?
Farklı bilişsel önyargıları sınıflandırmak için birden çok kriter kullanılmaktadır ve bu iş için herkesin onayladığı bir yöntem yoktur. Yine de, genelde etkiledikleri yargılama ve karar verme süreçlerinin genel yönüne göre sınıflandırılırlar. Bu sınıflandırmaya göre bilişsel önyargı türleri şunlardır:
 
Hesaplama Önyargıları: Bu önyargılar, değer veya olasılık gibi şeyleri hesaplama şeklimizi etkilerler.
Kumarbaz Yanılgısı insanların bir şey belirli bir zaman aralığında normalden fazla yaşanıyorsa aynı şeyin gelecekte normalden daha az yaşanacığını sanmalarına neden olan bir bilişsel önyargıdır. Bu yanılgının ortaya çıkma sebebi insanların rastgele olaylardan oluşan kısa bir dizinin aynı tür olaylardan oluşan daha uzun bir diziyi temsil etmesi gerektiğine inanmalarıdır.[3] Örneğin bir parayı 50 kere fırlatınca, 30 kere üst üste yazı gelmesi durumunda, 31. tahminin yüksek olasılıkla tura gelmesini beklememiz gibidir, oysa her fırlatışta olasılık %50’dir. Uzun süre para kaybettiğimizde, nihayet para kazanmaya başlayacağımızı; uzun süredir mutlu olduğumuz için mutlaka mutsuzluğa neden olacak bir olayın yaşanacağını düşünmemiz de bundandır.

Sıfır Toplamlı Düşünme Önyargısı: Bu önyargı, insanların öyle olmadığı halde birilerinin kazancının diğerlerinin kaybı anlamına geldiğini düşünmelerine sebep olur. Örneğin insanlar kısıtlı olduklarını düşündükleri ancak aslen sınırsız ve ulaşılabilir bir kaynak için rekabete girişebilirler.

Batık Maliyet Yanılgısı: Bireylerin, geçmişte harcadıkları zaman, emek veya yatırdıkları para sebebiyle objektif olarak hatalı veya yanlış bir yatırımı veya davranışı sürdürmekte ısrarcı olmaları durumudur. Örneğin bir girişim denemesine 2 yılınızı harcadığınız için, tüm yatırımcılar sizi reddetmiş olmasına ve fikriniz çalışmıyor olmasına rağmen sırf 2 yılınızı harcadığınız için o girişimde ısrarcı olmanız bundandır.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Bilgi Önyargıları: Bilgiyi elde etme ve işleme sürecimizi etkileyen önyargılardır. Mesela Zıtlık Etkisi bir şeyi başka bir şeyle kıyasladığımızda zıtlıklarını abartarak o şeye dair algımızı çarpıtan bir bilişsel önyargıdır. Bu önyargıya kapılmamızın sebebi bilgiyi değerlendirirken alakasız ve zararlı bile olsa karşılaştırmalar yapmamızdır.

Temel Atıf Hatası: Temel Atıf Hatası, insanların başkalarının davranışları üzerinde çevresel etkenlerin etkisini küçümseyip davranışların karakterden kaynaklanma oranını abartmalarına sebep olan bir bilişsel önyargıdır. Örneğin sinirli birini gören insan gördüğü kişinin genel olarak sinirli biri olduğunu düşünebilir; oysa gördükleri kişinin, mesela kaba biri yüzünden anlık bir sinire kapılmış olması muhtemeldir.

Onay Önyargısı: Yalnızca kendi fikirlerimizi destekleyen bilgileri dinleme eğilimindeyiz ve bu fark etmediğimiz önyargımız yüzünden, objektif bir tartışmanın mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Türkçede “algıda seçicilik”ten bahsederken, genellikle bu önyargıdan söz etmiş oluyoruz.

Kör Nokta İllüzyonu: Kendi bilişsel önyargılarınızı görmenizi engelleyen önyargınız da, başlı başına bir önyargıdır. Başka insanların önyargılarını daha kolay görürüz.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

İnanç Önyargıları: İnançlarımızı oluşturma ve değiştirme şeklimizi etkileyen önyargılardır. Genel olarak, Eeer bir sonuç mevcut inançlarınızı destekliyorsa, onu destekleyen her şeyi rasyonelleştirmeye meyilli olursunuz. Başka bir deyişle, yeni bilgilere isteyerek bakmak yerine, aslında sorgulamadan kendi fikirlerimizi savunmaya hazırız.

Yanlış Fikir Birliği Etkisi: İnsanların inanç, değer, nitelik ve davranışlarının başkalarıyla paylaşılma derecesini abartmalarına neden olan bir bilişsel önyargıdır. Temelde insanların başkalarının da kendi yaptıkları gibi düşündüğünü ve hareket ettiklerini sanmalarına neden olur.

Adil Dünya Yanılgısı: Adil bir Dünya’nın var olduğunu düşünmektir: “İyiler iyilik görür, kötüler kötülük; her insan yaşaması gerektiğini yaşar.” Elbette dünyanın adaletsiz olduğunu düşünmek rahatsız edici, ama bu gerçeği anladığınızda, insanlar ve durumlar hakkında daha doğru yargılarda bulunacaksınız.

Başka bir bilişsel önyargı da Kontrol İllüzyonu’dur. Şansın, bizim becerimizden daha büyük rol oynadığı durumlarda bile, sonucu kontrol edebileceğimiz yanılgısına sebep olur. Örneğin ne kadar çaba harcarsak harcayalım başarısız olması muhtemel riskli bir iş girişiminde başarılı olma şansımızı gözümüzde büyütmemize yol açar.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Hafıza Önyargıları: Anılarımızı nasıl oluşturduğumuzu, sakladığımızı ve hatırladığımızı etkileyen önyargılardır. Örneğin Toz Pembe Hatırlama Önyargısı insanların geçmiş olayları olduklarından daha güzel hatırlamalarına neden olan bir bilişsel önyargıdır. İnsanların geçmiş olayların olumsuz ve nötr yönlerini unutma eğiliminden ve bu eğilimden dolayı geçmişin daha güzel hatırlanmasından kaynaklanır.
Kafiye Etkisi: Bu önyargı, belirli bir ritme sahip ifadelerin, içermeyenlere göre daha çok hatırlanmasına, tekrarlanmasına ve daha inandırıcı bulunmasına sebep olur. Örneğin “Sakla samanı gelir zamanı.” atasözü, bir “atasözü” olmasının ötesinde kafiyeli bir cümledir de. Bu cümlenin hatırlanması, “Sonradan ihtiyacın olabileceği için sakla.” gibi bir cümleden çok daha uzun süre, çok daha kolay bir şekilde hatırlanabilecektir.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Sosyal Önyargılar: Sosyal algılarımızı ve davranışlarımızı etkileyen önyargılardır.
Sahne Işığı Etkisi: İnsanların diğerleri tarafından olduğundan daha fazla izlendiklerini ve fark edildiklerini sanmalarına sebep olan bir önyargıdır. İnsanlar her şeyi doğal olarak kendi açılarından gördüklerinden başkalarının gözünden nasıl göründüklerini anlamakta zorlanırlar, bu durum da Sahne Işığı Etkisine yol açar.
Hale Etkisi: Bir kişi veya nesne hakkında bir alandaki izlenimimizin diğer alanlardaki izlenimimizi etkilemesine neden olan bir etkidir. Birinin fiziksel anlamda çekici olduğunu düşünüyorsak bu kişinin çekici bulmadıklarımıza göre daha bilgili ve daha iyi karakterli olduğu yanılgısına yol açar.

Dış Grubun Homojenliği Önyargısı: İnsanların içinde bulunmadıkları bir grubun üyelerinin birbirlerine kendi bulundukları grubun üyelerinin benzerliğine göre daha fazla benzediklerini düşünmelerine sebep olur (bununla ilgili daha fazla bilgiyi Sosyal Kimlik Teorisi ile ilgili yazımızdan alabilirsiniz). Bu önyargının sebebi insanların kendi bulundukları grubun üyelerine daha çok dikkat etmesidir çünkü kendi grup üyeleriyle olan iletişim daha önemli olarak algılanır.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Bazı önyargıların birden fazla süreci etkileyebileceğini göz önünde bulundurun. Örneğin Sürü Psikolojisi insanların bir şeyi başkaları yaptığı için yapmalarına sebep olan bir bilişsel önyargıdır. Bir Sosyal Önyargı’dır ancak insanların inançları veya hafızaları gibi birçok alanda etki gösterebilir.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Sıcak Önyargılar olumlu bir benlik algısına sahip olma arzusu gibi duygusal kaygılarla motive edilen bilişsel önyargılardır.

Kendine Hizmet Eden Yanlılık: İnsanların olumlu davranışlarını ve başarılarını kendilerine atfederek üstlenip yenilgilerini ve olumsuz davranışlarını durumun getirdiği koşulllara bağlayarak sorumluluklarını redddetmelerine sebep olan bir bilişsel önyargıdır. Bu durumun asıl sebebi insanların özgüvenlerini yükseltme ihtiyacıdır ve bu önyargı çeşitli duygu durumlarından yüksek seviyede etkilenir.

Soğuk Önyargılar ise bilişsel kapasitemizin sınırlamaları gibi duygusal olmayan sebeplerle ortaya çıkan önyargılardır.

Teleskop Etkisi: İnsanların geçmiş olayları olduklarından daha yakında, yakın zamanda yaşananları ise daha uzun zaman önce yaşanmış gibi hatırlamalarına sebep olan bir bilişsel önyargıdır. Bu önyargı hafızamızın çalışma şekline bağlı olarak ortaya çıkar ve genelde duygusal durumlardan etkilenmez.
Yukarıda da anlatıldığı üzere, sıcak önyargıların soğuk önyargılardan farkı duygular tarafından yönetilmeleridir. Ancak bu ayrım mükemmel değildir çünkü yaygın veya özel koşullar altında bir önyargının soğuk mu sıcak mı olduğuna karar vermek zor olabilir.
 
Örneğin Sonradan Anlama Önyargısı insanların geçmiş bir olayın sonucunun tahmin edilebilirliğini abartmalarına sebep olan bir bilişsel önyargıdır. Bu önyargı, birinin ne olacağını tahmin edebilecek kadar zeki olduğuna inanmak istemesi gibi “sıcak” nedenlerle ortaya çıkabilir. Ancak birinin geçmişe bakarken şu anki bilgilerini görmezden gelememesi gibi “soğuk” nedenlerle de bu önyargı oluşabilir.
 
Yine de bazı sınırlamalarına rağmen sıcak/soğuk ayrımı bir önyargının net bir şekilde “sıcak” veya “soğuk” olduğu bazı durumlarda işimize yarar.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Kimler Bilişsel Önyargılara Kapılır?
 
Bilişsel önyargılar, temel bilişsel sistemimizin çalışma şekline bağlı olarak ortaya çıktığından profesyonel psikologlar dahil herkes, az ya da çok bilişsel önyargılara kapılır. Bunun da ötesinde sadece insanlarda değil arı, domuz ve köpek gibi hayvanlarda da gözlenirler.
 
Yaş ve kültür gibi çeşitli arkaplan etkenleri hani önyargının kimi ne dereceye kadar etkilediğini değiştirebilir. Bu da herkesin deneyiminin birbirinden farklı olmasına yol açar.
 
Ancak bu arka plan etkenleri ile bilişsel önyargılar arasındaki bağ karmaşıktır. Örneğin “genel bilişsel yetenek” insanların belirli önyargıları yaşama ihtimalleri ile ilgili bir şeydir ama tüm önyargıları kapsamaz. Dahası, önyargıların görülme olasılığıyla bilişsel yeteneğin ilişkili olduğu durumlarda bile bu bağın kuvveti bahsedilen önyargının hangisi olduğu ile ilgilidir.
 

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Neden Bilişsel Önyargılara Kapılıyoruz?
 
Tüm bilişsel önyargılar için geçerli tek bir neden yoktur. Yine de araştırmalar, bilişsel önyargıların öncelikle hatalı sezgilere veya sorunlu analitik muhakemeye bağlı olduğunu ileri sürüyor. Bu sorunlar ise psikolojik anlamda rahatsızlığı önlemek amacıyla halihazırda var olan inançları sürdürmek veya fazla miktarda bilgiyi hızlıca işlemekti zorluk olabilir.
 
Bilişsel önyargıların açıklamalarından çoğu, özellikle iki ana bilişsel sistem kullandığımızı öne süren İkili Sistem Teorisi’ne odaklanmaktadır:
 
Sistem 1: Sezgisel işlemlerden sorumlu, diğerine göre daha hızlı, otomatik ve çaba gerektirmeden çalışan sistemdir. Bu sistemde işler paralel yürür, yani bu sistemde aynı anda birden fazla işlem gerçekleştirmek mümkündür. Ayrıca duyguların büyük oranda etkisinde kalır. Yaptığımız bir şakaya gülünmesinden duyduğumuz memnuniyet, Sistem 1’in ürünüdür.

Sistem 2: Bu sistem ise bilinçli akıl yürütmeden sorumludur. Diğerine göre daha yavaş, kontrollü ve çalışması çaba gerektiren bir sistemdir. Bu sistemdeki işlemler ise seri yürür, yani bir anda sadece bir işlem yapılabilir. Diğerine göre duygulardan daha bağımsızdır. Karmaşık bir denklemi çözmeye çalışırken Sistem 2’yi kullanırız.

Bu çerçevede bilişsel önyargıların yaygın nedenlerinden biri analitik muhakeme (Sistem 2) gereken durumlarda, sezgilere (Sistem 1) güvenilmesidir. Bunun sebebi, sezgilerin daha hızlı ve kullanımının daha kolay olması olabilir. Sezgilere güvenmek birçok konuda analitik muhakemeye güvenmek kadar iyi ve hatta daha iyi sonuçlar verebilir, bu yüzden de insanlar sezgiye uygun bir durum olmasa bile bu yolu seçebilirler. Örneğin bir deneyde üniversite öğrencilerine basit bir soru sorulmuştu:
 
Bir kalem ve bir silgi toplamda 1.10 TL tutuyor. Kalemin fiyatı silginin fiyatından 1 TL fazla olduğuna göre silginin fiyatı nedir?

Bu soruyu duyan öğrencilerin bir çoğu “10 kuruş” cevabını vermeye yöneliksezgisel bir eğilim hissetti. Çünkü toplam olan 1.10 TL doğal olarak 1 TL ve 10 kuruşa bölünüyordu, bu yüzden de “10 kuruş” mantıklı bir cevap gibi gelmişti. Sorun şu ki, öğrencilerin yarısı yanlış cevap vermelerine neden olan bu sezgiye kapıldılar. Doğru cevap kalemin 1.05 TL silginin ise 0.05 TL olmasıydı.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Burada yaşanan şey birçok insanın Sistem 1′ i kullanarak sezgisel değerlendirmeler yapması ve doğruya yakın bir cevap bulmasıydı. Doğruya yakın bir cevap bulmak da yaklaşık sonuç gerektiren bazı durumlar için yeterince iyidir. Bazı insanlarsa bu sezgisel değerlendirmeden sonra Sistem 2’yi kullanarak ilk cevabın yanlış olduğunu fark etti ve doğru cevabı hesapladı. Kalanlar ise ya Sistem 2’yi hiç kullanmadılar ya da yanlış kullandılar, böylece Sistem 1’in cevabına güvendiler.
 
Genel olarak, İkili Sistem Teorisine göre bilişsel önyargılar iki ana sebepten ortaya çıkar:
 
Sistem 1 hatalı bir sezgi üretir ve Sistem 2 bunu düzeltemez. Bunun sebebi Sistem 2’nin devreye girmemesi veya Sistem 1’i kontrol etmede başarısız olması olabilir.

Sistem 2 doğru analitik muhakeme yapamaz.

Bu sorunlar psikolojik olarak rahatsızlığa yol açacağından haksız olduğunuzu öğrenmek istememek gibi birçok sebebe bağlanabilir.
 
Örneğin Onaylama Önyargıları insanların halihazırda var olan inançlarına uygun olan bilgileri aramalarına, desteklemelerine ve bilgileri inanmak istedikleri gibi yorumlamalarına sebep olur. Bu önyargı insanlar önemli bir bilgiyi inançlarını sarsacağı şüphesiyle sezgisel olarak (Sistem 1) düşünmeden elediklerinde ortaya çıkabilir. Benzer olarak insanlar bilgiyi derinlemesine analiz edip (Sistem 2) inançlarına uymayan kısımları gözardı ettiğinde de önyargı oluşabilir.
 
Önyargıdan hangi sistemin sorumlu olduğuna dair kararsızlık yaşandığını göz önünde bulundurun. Örneğin bazı araştırmacılar sistemlerden çok ikili süreçleri veya akıl yürütmenin daha ileri seviyelerini neden olarak gösterirler. Dahası, bazı araştırmacılar da “gürültülü bilgi işleme” gibi farklı mekanizmaların bazı belirli bilişsel önyargıların altında yatan neden olabileceğini öne sürüyor.
 
Bunlara rağmen bu teorilerin birçok ortak noktası var, bu da özellikle bilişsel önyargılaı pratik bir bakış açısından anlamak isteyenler için bir çerçeve oluşturuyor.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Bilişsel Önyargıları Azaltmak ve Önlemek
 
Daha önce gördüğümüz gibi bilişsel önyargılar bilişsel sistemimizdeki iki hatadan dolayı ortaya çıkabilir:
 
Sistem 1′ in (sezgisel sistemimizin) doğru sezgiler üretememesi ve Sistem 2’nin (analitik sistemimizin) Sistem 1’i yönetmekte veya devre dışı bırakmakta başarısız olması.

Sistem 2’nin doğru muhakeme yapamaması.

Bunlara dayanarak bilişsel önyargıları azaltmak için yapabileceğimiz iki şey var:
 
Sistem 1′ in sağlıklı sezgiler üretmesine yardım etmek: Bunu yapmanın birçok yolu var. Örneğin kısa vadede sezgilerin üretildiği ortamı iyileştirebilir , uzun vadede ise Sistem 1’i geliştirecek geri bildirimlerle sezgi üretim sürecini daha iyi hale getirebilirsiniz.

Sistem 2’nin doğru muhakeme yapmasını ve Sistem 1’i yönetmesini sağlamak: Bunun için de birçok yol var, mesela karar verme sürecini yavaşlatabilir veya karar verdiğiniz ortamı iyileştirebilirsiniz.

Bilişsel önyargıları azaltmada kullanılan en yaygın yöntem ise Önyargı Azaltma Tekniklerini kullanmaktır. Bu tekniklerin çoğu düşünce sisteminizin farkındalığı ve anlaşılması anlamına gelen üstbiliş etrafında şekillenir. Üstbiliş de genelde bilinçli bir çabayla oluştuğundan bu teknikler öncelikle Sistem 2’nin geliştirilmesini gerektirir.
 
Bazı Önyargı Azaltma Teknikleri diğerlerine göre basit ve evrenseldir, önyargılar hakkında bilgilerinizi artırıp gereken yerde bunları hatırlamak gibi. Bazı teknikler ise daha özeldir, örneğin psikolojik olarak kendinden uzaklaşmak insanların hayatlarındaki olayları değerlendirirken veya başkalarının perspektifinden bakmaya çalışırken kendi bakış açılarına çok fazla güvenmelerine neden olan Benmerkezci Önyargıyı azaltmada etkilidir.
 
Önyargı Azaltma Tekniklerinin etkinliği, üzerinde kullanıldıkları bilişsel önyargılara bağlıdır. Örneğin insanların bir yargıya varırken ulaştıkları ilk bilgiye diğerlerinden daha fazla güvenmelerine neden olan Çıpalama Etkisi’ni düşünelim. İlk bilgiyle sonrakilerin bariz bir karşılaştırması sonucu oluşan bir Çıpalama Etkisi için teknikler çok daha az etkili olacaktır. Yani kişiden açıkça bir karşılaştırma yapması istenirse önyargıyı azaltmak çok daha zor olacaktır.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Ön yargıların sebebini ben şu olarak görüyorum: Bedenimiz yüz binlerce yıl boyunca doğada yaşadı ve karşısına çıkan problemleri çözmek için yöntemler, modeller geliştirdi. Bunlar oldukça hızlı ve kullanışlı modellerdi, ama bu şekilde olmak için doğruluklarını feda etmişlerdi. Ya da belki de evrimleşmesi en kolay yöntem buydu, ve yerel maksimuma ulaştıkları için değişim gösteremediler. Ekonomide önemli bir söz var: “Varolan bütün ekonomik modeller hatalıdır, ama bazıları kullanışlıdır.”. Bizim ekonomide yaptığımız şeyin bir benzerini beynimizin yaptığını düşünüyorum.
 
Ön yargılara ekleme olarak:
 
Grup Düşünmesi: İnsanlar grup içinde sorun yaşanmasın diye katıĺmadığı fikirleri farkında olarak/olmadan onaylayabilirler. Bu, dominant veya daha yüksek mertebeli kişilerin seslerinin, genel fikri çok daha etkilemesine sebep olur.
Kategori ön yargıları: Fikrimi bu ön yargılar oluşturmamı sağlamıştır. 1 ile 100 arasında bir sınav notu aldığınızı düşünelim. Notları değerlendirmek için yapabileceğiniz en iyi şey her sayıyı ayrı değerlendirmektir, ama bu çok zor olduğu için notları aralıklara ayırırsınız. 60-70 aralığı, 20-30 aralığı gibi. Bu iyi bir yöntemdir ama getirdiği ön yargılardan bazıları şunlardır:
-Notunuz 69’dan 70”e çıkınca, 1 puan almış olmaktan çok 10 puan almış gibi hissedersiniz, bunun sebebi bu iki sayının kendi oluşturduğunuz aralığın sınırına çok yakın olmasıdır.
 
-69 ile 61 notları arasında çok fark yokmuş gibi hissedersiniz, bunun sebebi aynı aralıkta yer almalarıdır. Aralıkların en ortadaki öğeleri “temsilci” öğelerdir. Mesela kırmızı diyince aklınıza gelen renk size göre kırmızı aralığının ortasıdır.
 
-Her insanın kendi oluşturduğu aralıklar farklı olduğu için, bazen sizin kırmızı dediğiniz renge başkası yeşil diyebilir.
 
Sistem 1 düşünme çok etkili olduğu halde kişiden kişiye iletmek oldukça zordur, ve dendiği gibi üstesinden gelinemeyen ön yargılara sahiptir. CIA, 2000 yıllarında yaptığı bir araştırmada, başarısız olan operasyonlarının %10’unun bu sebeplerden kaynaklandığını söylemiştir. Bunlardan kurtulmak için “yapılı düşünme” metodları geliştirilmiştir. Metodların hiç birisi bütün ön yargılardan kurtulamaz ama bazılarını kapı dışarı eder. Mesela herkesin bildiği artılar/eksiler tablosu bunlardan biridir.
Bilgi Paradoksu: İnsanlar, küçük değişiklikleri görmekte zorlanırlar. Bundan dolayı uzun süre içinde yapılan küçük değişiklikler büyük bir değişime yol açsa bile, bu konuyla başından beri ilgilenen kişiler bunu fark edemezler. Yine CIA’de, Berlin Duvarı’nın yıkılacağını en son öngören kişi Almanya ile ilgili en çok araştırmayı yapan olmuştur. Aslında bu küçük değişimleri görememe olayının, bilgiyi kategorileştirmeden geldiğini düşünüyorum. Çok küçük değişimleri, 0 ile aynı kategoriye koyduğumuzdan ikisini bir tutuyoruz.
Bilişsel ön yargıların sebebinin optimizasyon dışında, bir de modellerimizi yanlış yerde kullanmaktan kaynaklandığını düşünüyorum. İnsan ilişkilerinde beynimiz “kendine ne yapılırsa sen de onu karşındakine yap” yönteminin biraz gelişmiş halini kullanarak ilerler. Fakat biz insanlar, ne alametse bazen cansız varlıklara da sempati duymaya, onları canlıymış gibi görmeye başlarız. Bundan dolayı insan ilişkilerinde yaptığımız stratejiyi onlara karşı da yapabiliriz. Bu arada, cansız/varolmamış varlıklara sempati duyma olayını yaşayan tek canlı biz insanlarız. Yapılan araştırmalar diğer hiçbir canlıda bunun yaşanmadığını gösterdi. İnsanı diğer canlılardan ayıran tek özelliğimiz, bildiğim kadarıyla sadece bu.

Cevapla