Bilim de imgelerle konusuyor.

SonsuzUs Her şeyCategory: BilimBilim de imgelerle konusuyor.
karga Kurucu sordu 7 ay önce

Özüne bakildiginda insan kaotik bir ortama atilmistir. Tek basina kalmis biri olarak hayat sürdürmesi imkansiz sayilir. Böyle bir ortamda ancak ve ancak baska fertlerle isbirligi yapabildigi sürede hayatta kalma sansina sahiptir. Vahsi hayvanlara karsi koymak, hasta ve yaslilari korumak gibi seyler ancak gücbirligi ile gerceklesir. Bu gibi paylasma sekli sadece hayatta kalmayi saglamaz, ayni zamanda ortak dünyayi da insaa eder. Bu dünya imgeler dünyasidir. Her üretilen imge ayni topluluktaki insanlari birbirine baglamakla kalmaz onlara belli davranis sekilleri de impoze eder.
 
Din dünyayi betimleyici bir imgedir. Kendi ürettigi resimler cercevesinde dis kaotik dünyanin anlasilmasini saglamakla kalmaz, o ayni zamanda kaosa sürüklenmemek icin tedbir almayi da unutmaz. O hem betimleyicidir, hem de koruyucu. O ayni inanca sahip kisilere güvence verir, olmayanlari ise bütünün korunmasi icin toplumdan men eder.
 
Bilim, din uyruklarindan kurtulmayi basaranlar tarafindan kurulmus alternatif bir imgedir. Dini yöntemlerin kaotik düzeni betimlemekteki zayif noktalari ve dolayisi ile kendi görüsünden baskasina tahammül etmemesi bazi insanlari yeni alternatif yollar arastirmaya itmistir. Bilimin yüksek hizla yükselisi onun öne sürdügü imgelerin de bazi kesimler tarafindan sarsilmaz oldugu kanisi dogurmustur. Dinin düstügü ayni kuyuya simdi bilimin de kesin hakikat yarattigini zannedenler düsmektedir.
 
Görülüyor ki birseyin ortaya cikis amaci unutuldugu zaman o sey en kisa zamanda ululastirilabiliyor. Koruma icgüdüsü ile tek bir düzen saglama amaci yaninda baska bir düzene tahammül edilmedigi zaman o düzen mekaniklesiyor.
 
Özüne bakilirsa din ve bilim dis kaosa hükmekmek icindir. Oysa ayni kaos insanin icdünyasinda da mevcuttur. Insanin umudu disa bakarak kendi ic kaosuna hakim olmakti. Ancak bu denli karmasik fikirler karsisinda o kendi ic kaosunu unutup sirf dis kaosla ilgilenmektedir. Bu durumda o ne kadar dis dünyasini düzeltmeye calissa da yine de kendi icinde bir bosluk hissedecektir. O bosluk asil amacin ne oldugunu kavrandigi zaman doldurulabilir.

7 Cevap
karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Her ne kadar inanç konusunda veya yöntem konusunda yozlaşma mutlaka oluyor görüşüne katılıyor olsam da şu satırlardaki durum tam olarak öyle değil aslında gibi düşünüyorum.

Bilim, din uyruklarindan kurtulmayi basaranlar tarafindan kurulmus alternatif bir imgedir. Dini yöntemlerin kaotik düzeni betimlemekteki zayif noktalari ve dolayisi ile kendi görüsünden baskasina tahammül etmemesi bazi insanlari yeni alternatif yollar arastirmaya itmistir.

Bilim dinden veya inançlardan önce de geliyor olabilir. Dönem dönem yükselişe geçmiş dönem dönemse senin de dediğin gibi yozlaştırılmış veya etkisini kaybetmiştir.
Bu konuda en iyi örnek mısırdır. Mısır bilimin doğduğu yerlerden birisidir. Uzun süre bilimle yol almış daha sonra firavunlar tarafından yozlaştırılmış, pagan halinde yaşarken yine güzel bilimsel gelişmeler yaşamış ama sonra önce hristiyanlık sonra da müslümanlık yüzünden bilimden eser kalmamış iyice gerilemiştir.
Tarihlerine ve geçmişlerine bakıp ne yapacakları ortada iken buna bir türlü yönelemeyen bir toplum olarak devam etmektedirler.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Bilim eski yunanlilar ile basladi, Misir’lilar ile degil. Her ne kadar Misirlilar da bazi ölcme teknigini gelistirmis olsalar da bilimin sistematik hale gelmesi Yunanlilar tarafindan oldu. Malesef her bulus bilim sayilmaz.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Bilim felsefesi desen anlarım da bilim yunanda başladı demek biraz yanlış olur. Ayrıca bilim Mısırda başlamıştır gibi bir cümle kurmadım.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Bilim#Antik_çağlarda_bilim
Örneğin

Yunan matematiğinin en önemli isimlerinden olan Tales’in geometriyi, Mısır’da kaldığı süre içerisinde öğrenmesi ve bu bilimi etrafındakilere öğretmesi sonucunda gelişme devam etmiştir.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Bilim dinden veya inançlardan önce de geliyor olabilir.

Ve sonrasında Mısır’ı örnek vermişsin. Mısır’a tabii ki bireyler bulundu, ama sistematik çalışma (bunun ismine bilim deniliyor) eski yunanda gelişti. Söz konusu olan şey kimin kimden etkilendiği değil, söz konusu olan şey kavramların gelişmesine kim katkıda bulundu?

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Bilimin dinden öncesine dayanma fikri insanların ilk çağlardan beri matematik, tıp, biyoloji, mevsimleri anlamak vs açısından yani yaşamsal açıdan daha önemli bir yer tutmasından kaynaklanıyor. Yani toplumlardan önce bile bilim konusunda ilerleme şarttır ama din toplumları yönetmek için ortaya çıktığından çok daha sonra geldiğini düşünüyorum.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Bilim anlamlandirma sanatıdır. İnsan ilk defa şimşeği gördüğü zaman ona en yakın anlam yüklemiştir, mesela bunun tanrılar tarafından insanı cezalandırmak için yapıldığı düşünülmüştür. Kavramlar çok daha sonra yunanlılar tarafından geliştirilmiştir.

karga Kurucu cevapladı 7 ay önce

Ayrıca bilim tarihi konusunda çok paylaşım yapabilirim. Yunan bilimin gelişmesinde değil bilim felsefesinin gelişmesinde daha önemli rol oynar. Sistematik çalışma elbette yunandan önce de vardı. Yunan gelişiminden bir kaç bin yıl önce Mısır oldukça iyi konumdaydı. Ayrıca sadece mısır değil bir çok antik uygarlık bilim konusunda oldukça iyidir.
Eski Mısır, astronomi, matematik ve tıp alanlarında önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Mısır’da geometrinin gelişmesinin temel sebebi, tarım arazilerinin düzenini ve mülkiyetini, her yıl Nil nehrinde gerçekleşen taşkınlardan korumak için yapılan araştırmalardır. 3-4-5 dik üçgen ve diğer geometri kuralları doğrusal yapılarla birlikte Mısır mimarisindeki sütun ve lentoların yapımında kullanılmıştır. Mısır ayrıca Akdeniz’in çoğu için bir simya araştırma merkezi olmuştur. Günümüze ulaşmış olan ilk tıbbi belgelerden biri olan Edwin Smith Papirüsü muhtemelen beyni tarif eden analiz etmeye çalışan en eski belgedir: bu modern sinirbilimin başlangıcı olarak görülebilir. Mısır tıbbı bazı etkili uygulamalara sahip olmasına rağmen genellikle etkisiz ve bazen de zararlıydı. Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar. Buna rağmen, hastalığın tedavisinde inceleme, tanı, tedavi ve öngörü bileşenlerini kullanmışlardır. G. E. R. Lloyd’a göre bunlar temel deneysel bilim yöntemiyle paralellik sergiler ve bu metodolojinin geliştirilmesinde önemli rol oynamıştır. Ayrıca Ebers papirüs’ü (MÖ 1550) geleneksel deneyciliğin bulgularını da içerir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Bilim_tarihi
Bu konuda güzel bir okuma da tavsiye edebilirim.

Cevapla