Flynn Etkisi nedir?

Öğrenciler artık daha mı zeki? Bir çok ülkede okul ve üniversite hedefleri sürekli yükselişte. Hükümetler eğitime daha çok yatırım ve imkan sağlarken kimileri de sınavların kolaylaşmasından ibaret olduğunu savunuyor. Tabii, yüksek sonuçlar öğrencilerin daha sıkı çalışmasına ve daha fazla görev bilinciyle hareket etmesine de bağlı olabilir. Yoksa gerçekten daha mı zeki bu çocuklar?

Gerçekten iyi, hassas ve adil bir zeka testi olduğunu hayal edelim. Bu test sizin toplam entelektüel yetenekleriniz ve kapasiteniz hakkında net ve özgül bir saptama yapmayı da garantilesin. Bu kuşaklar arasında bir fark olduğunu gösterir mi? Ebeveynlerden daha yüksek puan alınan ve gitgide zekileşen bir toplumu mu gösterir?

Bu alanda yapılan çalışmalar, insanların her yeni kuşakta yaklaşık 4-6 puan ilerleme olduğunu saptamaktadır. Her 10-15 yılda bir ulusal IQ düzeyinde bir sıçrama olduğunu görüyoruz.

Peki araştırmacılar böyle düşünüyor ama bu inancın aslı var mı? Bu “etki”ye adını veren kişi, Yeni Zelanda’da çalışmalarını sürdüren Amerikalı siyaset bilimci James Flynn dır. Flynn IQ testi kitaplarını ve sonuçlarını incelediğinde insanların zamanla daha iyi puan aldığını keşfetmiştir. Ya testler kolaylaşıyor ya da insanlar daha zekileşiyor olmalıydı.

Kontrol edilmesi gereken ilk şey, bu etkinin bir çok ülke ve bir çok test için geçerli olup olmadığıydı. 20 den fazla ülke incelendiğinde IQ oranlarında artış grafiği sürekli yükseliyordu.

Flynn’ın iddia ettiği “kitlesel IQ artışı” etkileyici bir şekilde kanıtlanmış görünüyordu. Ancak buradaki temel sorun bunun neden böyle olduğudur?

Gerçekten zekamız artıyor mu yoksa olası başka nedenler mi var? Örneğin testlerin uygulandığı kişiler, eğitim, beslenme, sosyal eğilimler, ebeveynlerin rolü, sosyal çevre gibi etmenler mi değişiyor.

Bazıları Flynn etkisinin gerçek olduğunu savunmaktadır. Nesilden nesile boylar uzuyorsa zekamız da gelişiyor olabilir. Ancak okullarda, nobel ödülü kurullarında, patent bürolarında zekanın artışına dair gerçek bir kanıt yoktur.

Flynn etkisi açıklama bekleyen bir olgudur.

Yorum Durumu: 8 yorum --- Kategori: Bilim, İnsan ve Toplum, Psikoloji, Sosyoloji --- Etiketler: , , , ---

Kritik Kütle Nedir?

Kritik kütle bilimsel olarak bir reaksiyonun başlaması için gerekli minimum madde miktarıdır. Genellikle nükleer reaksiyonlarda kullanılan bu terimin kimya reaksiyonları için geçerli olduğunu da belirtmek gerekir. Ama asıl durum sosyoloji ve psikolojide de geçerli olmasıdır.

Kritik kütleyi sosyal ve psikolojik açıdan incelediğimizde elimize net sayılar ulaşmaz. Örneğin bir halk isyanı kaç kişi bir araya geldiğinde başlar bilemeyiz. Ancak olasılık olarak tahmin edebiliriz.

Ya da kişisel bazda incelendiğinde “bardağı taşıran son damla oldu” deyimi aslında eylem için kritik kütleye ulaşıldı anlamına gelir. Verilen bütün kararlar bu ilke ile bağlantılıdır. İçsel veya dışsal motivasyon ölçülebilseydi, karar anı öncesi kritik kütleye ulaşıldığını rahatça belirlenebilirdi.

En basitinden trafikte kırmızı ışıkta bekleyen yayalar bir süre sonra eğer arabalar da yavaşsa yeterli kalabalığa ulaştığında kendiliğinden bir isyan başlatır ve karşıya geçmeye başlarlar kırmızı ışık yandığı halde. Bu da kritik kütleye bir örnek olabilir.

Aslında daha çok örnek verilebilir. Benzer örnekleriniz varsa yorum olarak ekleyebilirsiniz konuyu daha incelememizi sağlayabilir örnekler.

Ayrıca bakınız bir bitkinin ve bisiklet grubunun da adıdır.

Yorum Durumu: 2 yorum --- Kategori: Bilim, İnsan ve Toplum, Psikoloji, Sosyoloji --- Etiketler: , , , , , , ---

Tarih Öncesi Sanat

İlkel toplumlar için sanat, biraz da sihirdi. Sanatın tılsımlı güçlere sahip olduğuna, insanları ruhlarla ve ruhani dünyayla iletişime geçirdiğine dair yaygın bir inanış vardı. Tarih öncesi dönemden günümüze gelebilmiş az sayıda eser vardır. Bu eserler, toplumsal inanç ve dini inançları göz önüne serer.

Genellikle, tarih öncesi mağara ressamlarının erkekler olduğu varsayıldı. Yakın tarihli bir çalışma, ilk sanatçıların çoğunun kadın olduğuna dikkat çekerek, kadınların tarih öncesi toplumlarda sanılandan daha güçlü bir role sahip olduğunu öne sürmektedir.

Sanatın sihirli güçleri vardır.

 

Yorum Durumu: Yorum yok --- Kategori: Antropoloji, Sanat, Sosyoloji --- Etiketler: , , , , , ---

Kaybolan diller

Şu an dünya üzerinde 2724 dil tehdit altında veya tamamen yok olmuş. Üstelik bu son yüzyıl içinde gerçekleşmiş.

Türkiye’de de 14 dil aynı şekilde tehdit altında veya nesli tükenmiş durumda.

Abazaca – Romani
Hemşince
Lazca
Pontus Yunancası
Batı Ermenicesi

Yok olanlar:
Ubıhça
Mlahso
Kapadokya Yunancası
Suret

Tehlikede olanlar:
Gagavuzca
Judeo Espanyol
Turoyo
Abhazca – Adigece
Zazaki
Hervetin

Bir çoğunun bu dillerin isimlerini dahi ilk defa duyduğunu biliyorum. Kaybolan her kelime, her dil kaybolan bir kültür demektir. Dillerin yaşaması ve yaşatılması dünyanın ortak mirasının aktarılmasına katkıdır.

Yorum Durumu: Yorum yok --- Kategori: Antropoloji, Denemeler, İnsan ve Toplum, Sosyoloji --- Etiketler: , , ---

Evrensel Dilbilgisi

noam-chomskyNoam Chomsky dilbilimine ilgisi, genel olarak dili öğrenme sorunuydu. O dönemde yaygın düşünce çocukların dili yetişkinlerden taklit yolu ile öğrendikleri şeklindeydi. Oysa deneyler çocukların hiç işitmedikleri halde dilbilgisi açısından doğru cümleler kurabildiklerini gösterir.

Chomsky bunu açıklamak için doğuştan gelen bir “evrensel dilbilgisi” olması gerektiği görüşünü ortaya atar. O na göre her çocuk aslında beynine belli bir dilbilgisi kuralları döşenmiş olarak doğar. Chomskye göre, insana özgü bu doğuştan gelen evrensel dilbilgisi bütün insan dillerini yaratmaya yetecek kadar zengindir. Yani, bütün insan dilleri aynı evrensel yapıya dayanır.

Evrensel dilbilgisinin yapım kuralları özyinemelidir. Potansiyel olarak sonsuz uzunluktaki tümceleri açıklamanın tek yolu budur.

Özetle Chomsky: “Beyinde bir mantık programı olarak nitelendirilebilecek bir dil mekanizmasıyla doğduğumuz kanısındadır.”

Yorum Durumu: Yorum yok --- Kategori: Denemeler, Felsefe, İnsan ve Toplum, Sosyoloji --- Etiketler: , , , ---

Nietzsche’nin Üstinsanı

En çok karıştırılan kavramlardan birisi de Nietzsche’nin üstinsanı kavramıdır. Herkes bu kavramı kendine göre yorumlamış ve dilediği gibi bir anlam çıkarmıştır. Kimisi üstün ırk algılamış kimisi süper insan sanmış kimisi de ütopik bir insan modeli olarak düşünmüştür.

Oysa Nietzsche’nin üstinsanı öyle sanıldığı kadar karışık veya ütopik değildir. Mektupları ve eserlerine göz attığınızda bahsettiği üstinsanın, bilgi dolu ama yine de hayatı tüm samimiyeti ve neşesiyle yaşayan insanlardır. Sanata düşkünlerdir. Espritüeldir ve mizah anlayışları yüksektir.

Montaigne’dir. Henri Beyle’dir. Goethe’dir.

Yorum Durumu: 3 yorum --- Kategori: Denemeler, Felsefe, İnsan ve Toplum, Sosyoloji --- Etiketler: , ---

İnsan Sınıfı Türleri

burjuvaBilinen tarih boyunca, dünyada üç tür insan sınıfı olagelmiştir: Yüksek, Orta ve Aşağı.

Bunlar kendi içlerinde de pek çok alt bölüme ayrılmışlar, sayısız ad taşımışlar, sayıları ve birbirlerine karşı tutumları çağdan çağa değişmiş, ama toplumun temel yapısı hiçbir zaman değişmemiştir.

Olağanüstü ayaklanmalar ve kesin görünen değişimlerden sonra bile, tıpkı ne kadar hızlı döndürülürse döndürülsün dönme ekseni doğrultusunda hep aynı kalan bir jiroskop gibi, aynı düzen hep kendini yeniden dayatmıştır.

Bu üç kesmin amaçları asla uzlaştırılamaz. Yüksek kesimin amacı, bulunduğu yeri korumaktır. Orta kesimin amacı, Yüksek kesimle yer değiştirmektir. Aşağı kesimin amacı ise tüm ayrımları ortadan kaldırmak ve tüm insanların eşit olacağı bir toplum yaratmaktır.

Yüksek kesimin kendini koruyamadığı dönemlerde, özgürlük ve adalet uğruna savaşıyor görünerek Aşağı kesimi de yanına alan Orta Kesim tarafından devrilmiştir. Ne var ki Orta Kesim hedefine ulaşır ulaşmaz, Aşağı kesimi eski kölelik konumuna geri gönderir ve kendisi Yüksek kesim konumuna geçer. Çok geçmeden diğer kesimleden kopan bir Orta kesim yeniden oluşur ve savaşım yeniden başlar.

Yorum Durumu: Yorum yok --- Kategori: Denemeler, İnsan ve Toplum, Siyaset, Sosyoloji --- Etiketler: , , ---