Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

lilith ve statik çıkmazı

delete

Bu başlıkta Statik'le karşılıklı yazacağız. Doğaçlama gelişecek bir bölüm olacak.
Şimdiden merak etmekteyim neler çıkacağını :)


Benden pek

statik -- 16.11.2008 - 09:43

hayırlı bir şey çıkmaz bak..ona göre sevgili lilith;)))


Ellerime bir şeyler

lilith -- 16.11.2008 - 09:48

Ellerime bir şeyler olmuştu sanki…

Ne zamandır yazamıyordum. Sözcüklerle köşe kapmaca oynamanın benim için ne kadar da zor olduğunu tahmin edersin sanıyorum. Sokağa çıkarken, pencereden bakarken, etrafta hayat akıp giderken yanımdan birer birer, bazen de gruplar halinde geçip gidiyordu hepsi. Oysa hiçbirini yakalayamıyordum. Ellerimi uzattığımda kaybolup giden baloncuklara benziyorlardı. Bazen üstüme üstüme gelip kucağıma düşüveriyorlardı. Bu sefer de ben, onlarla ne yapacağımı bilemeden mahcup mahcup bakıyordum yüzlerine...

Bir düşüncenin boşluğuna girip yeni keşifler yapamadan öylece oturmak gibi bir şey bu... Her yer sessiz... Sessizlik güzel aslında. Uzun sürmesi yoruyor ama. En az gürültü kadar yoruyor üstelik.

İşte bak kırdım zincirlerimi… Yazı-yorum…
Ve ilk kez sana…
Belki de uzun bir süre sana…


dışarıdaki sessizliğin

statik -- 16.11.2008 - 10:23

dışarıdaki sessizliğin içine verdiği gürültü, kucağına düşen sözcüklerin haykırılamamasıdır belki. Uzun süre yazılan ama zincirlerle bağlanmış, koşamayan topallayan kelimeler.. ne kadar acı;((
Hayat her ne kadar bir günse bile; yaşanamayanlar asırlar sürer bence.
Zincirler kırıldığına göre artık, bunlardan bahsetmek yerine, bırakalım zincirinden boşalmış sözcükleri yankılansın benliklerde..


yaşam yakalanabilecek

lilith -- 16.11.2008 - 10:50


yaşam yakalanabilecek bişey olmalı. çünkü akıp giden, koşan, kaçan sözcüklerle betimleniyor çoğu zaman. zaman denen şeyi yaşamın neresine yerleştirmişiz acaba? o da akıp giden bişey. yanyana mı akıyorlar ne dersin? yoksa içiçe mi? eğer birini yakalarsak diğerini de yakalayabilir miyiz?

şimdi yine diyeceksin gülerek "felsefeci şey" diye :) "yine sorular sorup duruyorsun" diyeceksin. sıkışmış mıyım neyim şu soruların arasına :) üzerime yapışanları atmaya çabalarken sanki daha çok soru soruyor gibiyim. en çok onlar dökülüyor belki de. meğer ne çok soru biriktirmişim diyorum dökülenleri görünce...

sahi sen en çok hangi soruyu biriktirdin?


Nedenleri anlamsızda olsa,

statik -- 16.11.2008 - 11:02

Nedenleri anlamsızda olsa, hep ama hep sorulsa. Ne güzel bir şeydir aslında soru sorma;
-Nasılsın?
-Günün nasıl geçti?
-Özledinmi beni?
-Programın var mı?
-Nereye gidelim seninle?
-Hasta değilsin değil mi?
İlgiyi, şefkati, sevgiyi; başka nasıl ifade eder ki..

Nedenleri anlamsızda olsa dedim ya işte, tüm sorular bana döndü yine;))
Kaçan oydu halbuki... ben soramadım daha niye??????


sen soramadın ha :) bütün

lilith -- 16.11.2008 - 11:53

sen soramadın ha :)
bütün soruların sana dönmesi ne tuhaf oldu.
o halde senin içinde birikmiş bir sürü soru olmalı. bir ara dök onları bünye kaldırmıyor fazlasını. bende üretim devam ediyor, eğer dökmezsem artan bir ivmeyle çoğalacaklar korkarım. sonra sorular arasında boğulmam işten bile değil hani..

ilgi, şefkat, sevgi hep sorularla mı ifade eder kendini? hayır diye bağırıyor içimdeki ses. dokunmak, sarılmak, koklamak, saçını okşamak, göğsüne yatmak/yatırmak.. eylemler daha çok ifade etmiyor mu sence de?

eylemler bazen tek başına yeterli olamayabiliyor ama diye itiraz ediyor içimdeki bir başka ses. (ne çok ses var yahu benim içimde) örneğin kendime ve ilişkilerime baktığımda işitsel olarak da desteklenmesini arzuladığım iki duygu çarpıyor gözüme... sevmek ve özlemek... hatta açayım bak biraz bunu.. yaklaşık iki yıl kadar süren bir ilişkim olmuştu. noktaladıktan sonra yaşadığım şeyin gerçek bir ilişki olup olmadığını düşünüp sorguladığımı farkettim. bunu bana neyin düşündürttüğünü anlamaya çalıştım uzun süre. aradan geçen bir yılın ardından karşılaştık bir akşam beyoğlunda onunla. oturup bir şeyler içtik. havadan sudan, eski günlerden, yeni günlerden konuştuk durduk. biraz fazlaca alkol almıştı durmaksızın konuşuyordu karşımdaki. öyle bir an geldi ki; "sana söylemem gerekiyor, sakın bana bişey sorma" deyip beni sevdiğini söyledi. ardından öyle bir ohhh çekti ki görmeliydin :) o an daha önce neden yaşadığım şeyin bir ilişki olup olmadığını sorguladığımı anladım. evet... bana hiç "seni seviyorum" dememişti. evet, eylemleri hep bunu göstermişti ama söze hiç dökmemişti. ben bunları düşünürken "bu, yaşadığımız iki yıl içindi. benim için söylenmesi en zor iki kelimeydi. hep söylemek istemiştim ama ne kadar zor olduğunu bilemezsin. bi daha da söyleyebileceğimi sanmıyorum." deyip konuyu kapattı. sanki orada karşılaşmamazın amacı sadece bu iki sözcükmüş gibi gelmişti o an..



Yazdığından payımı

statik -- 16.11.2008 - 12:21

Yazdığından payımı aldığım kısımları aşağıda gösteriyorum..
"ilgi, şefkat, sevgi hep sorularla mı ifade eder kendini? hayır diye bağırıyor içimdeki ses. dokunmak, sarılmak, koklamak, saçını okşamak, göğsüne yatmak/yatırmak.. eylemler daha çok ifade etmiyor mu sence de? "

"Klavyelerde" bana muhalefet ederken bunlarıda bir taraftan yaşadığını düşünmeliydim.
O kadar ki; seni Seviyorum'U (bu benim sözüm değil yanlış anlaşılmasın); ilgi alanının dışına atmış, sadece klavyelerin hışırtısı ile mutluluk duyar ve buda yeter gibi yapmıştın;))
dokunmak, sarılmak, koklamak, saçını okşamak sevgi belirtisi olmakla beraber, sorduğum soruların cevabı kesinlikle değildi. Ama ben cevabımı çok net şekilde hislerimle aldığımı düşünüyorum...ve de asla yanılmam..;)))

Önceki soruna gelirsek;
"yaşam yakalanabilecek bişey olmalı. çünkü akıp giden, koşan, kaçan sözcüklerle betimleniyor çoğu zaman. zaman denen şeyi yaşamın neresine yerleştirmişiz acaba? o da akıp giden bişey. yanyana mı akıyorlar ne dersin? yoksa içiçe mi? eğer birini yakalarsak diğerini de yakalayabilir miyiz?"

Sorduğun soruların cevabını ben, daha sen yokken sonsuzlukta yankılandırmıştım. "Zamanı bulan insan" yazımı belkide farkında olmadan senin bu sorularına karşılık yazmışımdır kimbilir?? dedim ya hislerim kuvvetlidir diye..






"sorduğun soruların

lilith -- 16.11.2008 - 12:39

"sorduğun soruların cevabını ben daha sen yokken sonsuzlukta yankılandırmıştım" demişsin.
ben her zaman vardım ama :)
benim yok olduğumu sanmana neden 5 duyu dediğimiz duyularla algılamamış olmandan mı kaynaklanıyor? oysa bak ne güzel demişsin 6. hissim kuvvetlidir diye. ya 6. duyun ile algılamışsan ve diğer muhteşem 5'linin olmaması seni yanıttıysa? yokluk yanılgısı... ama yanılgı işte. eğer "belki de farkında olmadan senin bu sorularına karşılık yazmışımdır kimbilir" diyorsan, demekki ben hep vardım. nasıl yok olduğumu söylersin bu durumda?
iyice sor kendine;
ben var mıydım, yok muydum?????
tekrar sor hatta;
yüksek sesle sor;
"var mıydı, yok muydu?"


"yüksek sesle sor; "var

statik -- 16.11.2008 - 12:57

"yüksek sesle sor;
"var mıydı, yok muydu?""

Yukarılarda bir yerde var olduğunu bizi gözlediğini şimdi anladım..""ben her zaman vardım ama :)""
sözünle..

Yüksek sese gerek yok, yokluğunda dediğim (burda yazmadığın dönemi kastettim.. sorgulayıcı lilith;))
Gerçekten 6.hissimin seni çağırdığını mı düşündün;))
kendin söyledin, demekki burdaydın ve "zamanı bulan insan" yazımı okudun;))
Peki şuna ne zaman döneceğiz lilith'ciğim;

"Kaçan oydu halbuki... ben soramadım daha niye??????"

yüksek sesle lütfen;)))


ilk okuduğumda en çok

lilith -- 16.11.2008 - 13:35

ilk okuduğumda en çok oraya takılmıştım.
bir yere çarptım ama sanki.
ilerlememe engel oldu bişeyler.
kaçan neydi?
ellerinden mi kaymıştı?
ve neden soru soramamıştın/m?
yüksek sesle daha fazla soru çıkıyor yine benden..
yanıtsız kaldı bir yanım.
niye acaba?


"ilk okuduğumda en çok

statik -- 16.11.2008 - 14:01

"ilk okuduğumda en çok oraya takılmıştım."

hala takılı olduğunuza göre, son okumanızda fayda etmeyecek demekki..


kaçan neydi? --------tabiki sen...

ellerinden mi kaymıştı?-----hiç bir zaman ellerinde olmadı..

ve neden soru soramamıştın/m?-----çünkü yoktun, yoka nasıl soru sorulur bilemem... şimdi soruyoruz maaşallah yine yokmuşuz gibiyiz....

"yüksek sesle daha fazla soru çıkıyor yine benden..
yanıtsız kaldı bir yanım.
niye acaba?


yanıtsız kalmadı hiç bir yanın...


Dünyadaki tüm ıstırap ve mutsuzluk kişiselleştirilmiş bir "ben"
ya da "biz" duygusundan kaynaklanır. O senin özünü örtüp gizler. Buna müsaade etmeden özünle yaşamayı kural haline getirenler, soruları daha az soranlardır..




çok soru sormam bak

lilith -- 16.11.2008 - 14:15

çok soru sormam bak nerelere kadar gitti dayandı.
özümle yaşamayı kural haline getirmiş miydim?
özümle yaşama konusu olmayan kurallar listemde görünmez harflerle yazılmış olabilir belki.
iyi de işin içine kural sözcüğü girince ben pek bir tuhaf oluyorum.
şöyle ellerim titriyor, gözüm felan kararıyor.
kurallar, kurallar, kurallar....
kurallarla arası yok bendeki "ben"in.....
"biz"in hele hiç arası yok kurallarla.
ama, ama, ama...........
yine bir itiraz yükseliyor içimden.
soru sormayı bırakırsam özümle daha mı çok yaşamış olacağım yani şimdi?
oysa bir dönem pek bırakmıştım kendimi.
soruları yutmuştum, içim şişmişti biraz ama olsun.
o zaman mı özümle yaşamış oldum yani...
hayır hayır....
yine itiraz.........

ve..............
ilk yazdıklarına istinaden yeni sorular doğuyor yine bende.
kaçmama izin veren kimdi peki????
ellerinde olup olmadığımın ayırdına varamayan kimdi?????????
yanıtsız kalan yanıma yanıtlar doluyor birer birer.
o yüzden "yanıtsız kalmadı hiç bir yanın..." diyorsun şimdi, boşlukları doldurduğunu farketmeden.



"soru sormayı bırakırsam

statik -- 16.11.2008 - 14:36

"soru sormayı bırakırsam özümle daha mı çok yaşamış olacağım yani şimdi?"

Hayır tabiki.."biz" duygusundan kaynaklanır. O senin özünü örtüp gizler.
sen "özünün" örtünmesine müsaade etmişsin bir kere, kuralsızlıkda o zaman başlar zaten, tabiki kurallar sıkıcıdır, kurallar istenmez ama "biz" duygusu sarmış bir kere benliğini, ne yapsan artık nafile..

kaçmama izin veren kimdi peki???? ---kimdi ?????

ellerinde olup olmadığımın ayırdına varamayan kimdi?????????---kimdi ??????

yanıtsız kalan yanıma yanıtlar doluyor birer birer.
o yüzden "yanıtsız kalmadı hiç bir yanın..." diyorsun şimdi, boşlukları doldurduğunu farketmeden.
-----;)))))))))))) boşluk oluşunca bekleriz.... ehemmiyetle boşluk doldurulur;)))


sorularıma soruyla

lilith -- 16.11.2008 - 14:47

sorularıma soruyla karşılık veriyorsun.
şimdi kaçan kim acaba?
yanıtlardan bu kadar ürkmenin nedeni nedir?
kurduğun dengelerin bozulmasından mı korkuyorsun yoksa?

seni sinirlendirdiğim hissine kapılıyorum bazen.
bu hissi seviyor olabilir miyim diye soruyorum şimdi de kendime:)


soruların cevabını bende

statik -- 16.11.2008 - 14:50

merak ettiğim için soruyorum.
gerçekten; O kimler kimdi??????


kimlerin yanıtı "biz"

lilith -- 16.11.2008 - 14:54

kimlerin yanıtı "biz" sözcüğünün kapsadığı birinci ve ikinci tekil şahıslar olabilir mi?

hem ne önemi var düşününce, "ben" ya da "sen" olmasının...

bütün yanıtsızlıkları yüklesek ben ve senin üstüne sanki açmazlar çözülecek mi birer birer...


lilith ve statik çıkmazı

statik -- 16.11.2008 - 15:44

başlığa bakarsan, açmazları çözme gibi bir niyemizin olmadığını açıkça görürsün.
Sevgili lilith "biz" sözcüğünü biz; herkes içinmi kullanırız?

birinci ve ikinci tekil şahıslar olabilir mi? demişsin.. bence olamaz. çıkmazın kendisine dolanmış bir şekilde nereye kadar çıkılabilir ki?


"biz" sözcüğünü ben

lilith -- 16.11.2008 - 16:24

"biz" sözcüğünü ben "herkes" için kullanmam. yalnızca ve yalnızca iki üyesi olmuştur her zaman "biz"in, "ben" ve "sen"dir onlar da..
sen herkes için kullanıyorsan onu bilemem valla:)

birinci ve ikinci tekil şahıslar olamaz demişsin. sence'lerle bence'ler zaten bir türlü buluşmayı beceremediki derim ben buna.. bence "biz" iki kişiliktir. hatta o iki kişiyi kendi içinde eritir zamanla. ben ve sen silinir de iyice biz'leşir.
yine kaptırdım kendimi..
felsefeci lilith diyeceksin hatta okurken diyorsun belki de kulaklarım çınladı sanki:)

çıkmazın kendine dolanmış bir şekilde nereye kadar çıkılabilirki diye sormuşsun.
çıkmazın kendine dolanmış olmayı çıkmaktan daha çok seviyoruz ya, içinden çıkmak çabasında değiliz zaten bu yüzden.
varsın dolansın oramıza buramıza.
ama istesek de istemesek de biz ona dolanırken başka açmazlarımız özgürlüklerini ilan edeceklerdir diye düşünüyorum.






"ama istesek de istemesek de

statik -- 16.11.2008 - 22:15

"ama istesek de istemesek de biz ona dolanırken başka açmazlarımız özgürlüklerini ilan edeceklerdir diye düşünüyorum."

Hiç bir açmaz özgürlüğünü ilan edemez, özgür olduğunda zaten açmaz olmaktan çıkmış demektir.
Özgürlüğüne kavuşmasını istediğimiz çıkmaz, önce düşünce olmaktan çıkmalı.. bu halledildiğinde tüm dolanmış çıkmazlar hep birlikte özgür kalacaklardır...
ha sahi önce hangisini özgürleştirelim?

"kurduğun dengelerin bozulmasından mı korkuyorsun yoksa?
" bu çok ağır geldi, yanıtlamasam kaçtı dermisin?

"seni sinirlendirdiğim hissine kapılıyorum bazen.
bu hissi seviyor olabilir miyim diye soruyorum şimdi de kendime:)"


Gerçekten seni, benim sinirlenmemden mutlu olacak kadar sinirlendirdiğimi düşünemiyorum. Demek ki yazdıkların, altında yatanlardan çok farklıymış;)) nede güzel gizlenmişler dizi dizi....dizici lilith;)))


lilith kaçmış

Misafir -- 27.07.2009 - 00:19

hani devamı nerde?


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -