Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Mustafa Filmi Üzerine…

delete

“Utandım çocuk,

Beni anlatan bir film yapmışsın çocuk. Kızgınım, utanç içindeyim. Sana değildir kızgınlığım. Filmdeki Mustafa’dan da utanmış değilim.

Başaramamışım. Bundandır utancım. Komutam altında bu vatan için kanını akıtan Mehmetlerden utandım. Özgürlük demiştim çocuk, benim karakterimdir. İlim demiştim çocuk, tek yol göstericidir. Karanlıktan korkardı demişsin benim için. Korkardım evet. Bu ulusu boğmak üzere olan karanlıktan korktum. Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya. Söküp atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?

Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk?

Nerede benim nesilleri emanet ettiğim öğretmenler?

Anlatmadılar mı sana?

Başkomutan olarak cepheden cepheye koşarken, ülkede hala padişahlık rejimi varken ve bütün kararları tek başıma verebilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk?

Böyle diktatör olur mu?

Ah be çocuğum.

Neden, nasıl düşman ettiler seni bana?

Baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar. Belli iyi bir insansın. Çalışkansın, zekisin. Hacıları, hocaları anlarım da çocuk, seni anlayamıyorum. Onlar hiç sevmedi beni. Yüzyıllardır süren iktidarlarını aldım ellerinden. Kara cüppeleri ile çöktükleri milletin ümüğünden çekip aldım hepsini. Sevmeyecekler beni elbette çocuk. Peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara kalplilerle?

Dedim ya çocuk sana değil kızgınlığım. Başaramamışım. Anlatamamışım demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun, onurlu bir bireyi olmanın ne büyük bir nimet olduğunu bunca konuşmamda. Yazık olmuş be çocuk. Onca vatan evladının kanına, onca ananın gözyaşına.

Veremem ki şimdi hesabı çocuk, ne o gencecik bedenlere, ne gözü yaşlı annelere. Bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan derlerse, bu nesiller miydi ölü evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin diye sorarlarsa ne derim ben onlara be çocuk?

Olmadı be çocuk olmadı.”


Alıntı (Taner Yenidogan 6 Kasım 2008)


Diktatör demişsin bir de.

orcagada -- 13.11.2008 - 21:44

Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk?

"Egemenlik kayıtsız,şartsız milletindir" diyen bir diktatör ????

Hiç mi anlamamış acaba C.Dündar?

Yoksa Gerçekten "satılmış" mı?


Atatürk'ün Yazışmaları

oik0s -- 14.11.2008 - 10:27

Üzerinde en çok spekülasyon yapılan konulardan biri, Atamızın Samsun'a çıkmasıyla ilgilidir.

Osmanlı arşivleri tarafından az sayıda yayınlanan, Atatürk tarafından gönderilen ve alınan telgrafların yayınlandığı "Atatürk'e ait Telgraflar" isimli kitapta neredeyse herşey gün gibi aşikardır. Ayrıca telgrafların orijinal taramaları kitabın arka bölümünde verilmiştir.

Dönemin Sadaret makamı tarafından gönderilen görevlendirme telgrafında, Mustafa Kemal'in ne yapması gerektiği yazılıdır. 2. Ordu müfettişi atanarak ve geniş yetkilere haiz olarak, doğu karadeniz ve civarındaki illerde konuşlanmış çete/eşkiya oluşumlarını etkisiz hale getirmek, Türk-Ermeni-Rum uyumunu sağlamak ve ellerindeki silahları toplamak görevi verilmiştir. (Görev aslında İngiliz siyasetinin çıkarcı amaçlarının bir devamıdır. Rum ve ermeni çetecilere yeniden verilecek kadar parası ve silahı olan ingilizler gerçekte Türklerin silahsızlanmasını hedeflemişlerdir. Mustafa Kemal bunu sezdiğinden Türk çetelerle uğraşmamıştır.)

Mustafa Kemal hiyerarşiye bağlı bir asker olarak görevi alır ve layıkıyla yerine getirir, Bunu bir kaç gün sonra sadaret makamına rapor şeklinde gönderdiği telgraflardan anlıyoruz. Raporlar detaylıdır ve bu kadar kısa sürede ancak bir dahinin becerebileceği kadar da etkin ve hızlıdır. Mustafa Kemal bölgenin denetimini tamamen ele geçirmiştir.

Fakat beklenmedik bir gelişme olur, Mustafa Kemal yunanın İzmir'e çıktığını haber alır.

Hemen sadaret makamına bir telgraf yazar, Yunan ordusunun derhal İzmir'den çekilmesini bu oluşumun çok tehlikeli olduğunu, yurt sathının elden gideceğini ve sadaret makamının derhal bu olayı protesto ederek gerekenleri yapmasını söyler.

Gelen cevap vahimdir; "Sen karışma"

Fakat Mustafa Kemal karışmaya karalıdır, ikinci bir telgrafla durumun önemine tekrar dikkat çeker, padişahı ve sadareti suçlar.

Sonraki mektuplar çekişme içinde geçer, Mustafa Kemal padişahın bir ingiliz piyonu ve bir aptal olduğunu anlar. Bildik üzere Mustafa Kemal istifa eder, ve sadaret makamı tarafından vatan haini ilan edilir.


Filmi seyretmedim,

Agnia -- 14.11.2008 - 10:42

Filmi seyretmedim, eleştirileri bolca duyuyorum. Briç turnuvalarında bile baştan sona bu konu var. Sakın gitmeyin para kazandırmayın çocuğa diyolar :)
Açıkçası Atatürkün devrimci kişiliğinin felsefesini yansıtacak bir yeni film yapılmasını arzu ederim. Umarım mevcut film sadece bir başlangıçtır.
Bu arada bir de anımı paylaşayım; kendi çapımda epeyce yabancı ülke gezim oldu, gittiğim ülkelerde hangi ülkeden olduğum sorulduğunda tanıyan, üstelik şu tepkiyle tanıyan tek bir yer oldu:
"OOOoooo Atatürk, büyük devrimci!"

Bilin bakalım hangi ülkedir bu, Türkiye cevabına bu tepkiyi veren?


Benden sorması;

statik -- 14.11.2008 - 12:00

“Atatürk’ü Mustafalı’mı seversiniz, Mustafa’sız mı?”


agnia...

lilith -- 14.11.2008 - 12:15

içimden küba demek geldi, umarım gitmişsindir küba'ya :)))
hangi ülke çok merak ettim gerçekten de.


küba olmaz lilith

statik -- 14.11.2008 - 12:27

mümkün değil;))


Mustafa'yı seyretmeden...

Kaplumbağa -- 14.11.2008 - 12:27

Mustafa'yı seyretmeden yorumda bulunan arkadaşlara şaşırmıyorum; çünkü burası Türkiye.

Türkiye'de yapılır ancak bilmeden, görmeden ve önyargılı olarak ahkâm kesmek.

Kızım bile "- A, baba o filme mi gideceksin? Hiç iyi değilmiş ama..." şeklinde görmeden yorum yaptıktan sonra...

Benim içinse muhteşem bir film. Çünkü Atatürk'ün ilk kez "insanca" yönlerini gördüm; bana daha yakındı ve bu yüzden daha çok sevdim onu.

İnsanlar ne tuhaf! Sarızeybek için Can Dündar'ı alkışlayanlar, aynı kişinin çektiği bir başka belge içinse onu hain ilan ediyorlar.

Çok sevindiğim tarafsa tüm bu eleştiriler karşısında Can Dündar'ın yaptığı çalışmanın ne kadar isabetli olduğunu görmesi ve geri adım atmaması. Hele bir de Genelkurmay'daki Atatürk'ün gizli belgeleri açığa çıksın, görün bakın daha ne belseller çekilir.

Mustafa'ya tepki gösterilmesini de anlayışla karşılıyorum. Onu tanrılaştıran, dokunulmaz yapan, tabulaştıran insanlardan daha farklı bir tepki beklemezdim zaten. Zaten burası tabular ülkesi değil mi?

Tabulaştırmadan, tanrılaştırmadan sevmeyi bir öğrenebilsek aslında...







Yanlış ve maksatlı bilgi

oik0s -- 14.11.2008 - 13:10

Yanlış ve maksatlı bilgi vermenin tabusu mu olur yahu?

Filmde -Atatürk'ün memleketi kurtarmak üzere- padişah tarafından görevlendirildiği ima ediliyor.

Yukarıda yazdım yok böyle bir şey.


Sevgili Lilith, evet

Agnia -- 14.11.2008 - 13:35

Sevgili Lilith, evet bildiniz bravo :)
ve o seyahate ilişkin bir gezi güncem de mevcut, eğer ilginizi çekiyorsa işte adresi:
http://sibelatasoy.com/?p=316


Padişah göndermiştir

statik -- 14.11.2008 - 15:11

müfettiş olarak doğrudur ancak...
Samsun'a varır varmaz, müfettişliğin kendisine yüklediği vazifeleri yerine getirmek amacıyla hazırladığı 22 Mayıs 1919 tarihli rapor; Ordu müfettişinin birçok noktalarda, "talimatın sınırını da aşarak, bütün memleket kaderi ile ciddi bir şekilde uğraştığını göstermektedir."


neden Küba?

statik -- 14.11.2008 - 15:24

açıklama isterim lütfen, sevgili agnia;)


Sorunuzu anlayamadım, biraz

Agnia -- 14.11.2008 - 16:27

Sorunuzu anlayamadım, biraz daha açık lütfen :)


Küba ile

statik -- 14.11.2008 - 18:30

atatürk arasında ki bağlantıyı çözemedim.
Neden Atatürkü tanıyorlar? Gerçi tüm dünya atamızı tanıyorda..


''Tabulaştırmadan,

medisis -- 14.11.2008 - 18:43

''Tabulaştırmadan, tanrılaştırmadan sevmeyi bir öğrenebilsek aslında'' Evet bu söz benim anlayaşıma çok uygun sevgili kaplumbağa ama, eleştirileri de çok yabana atmamak gerekiyor. Filmi izlediğimde(bir arkadaşımdan korsanını alıp izledim. İyiki de para vermemişim:))) dedim) yıllar önce aşırı tarikatçı bir tanıdığımın söylemleri ile yansıtılan Atatürk'ün birebir olduğunu fark edince açıkcası çok üzüldüm.


Simdi anladım :) Atatürkü

Agnia -- 15.11.2008 - 09:48


Simdi anladım :) Atatürkü devrimci miteliğinden ötürü tanıyorlar, devrim yapmış bütün ülkelere hayranlık ve saygı duyuyorlar. Bu da çok normal çünkü devrim için kendileri çok büyük bedel ödemişler ve hala da ödüyorlar.


teşekkürler agnia

statik -- 15.11.2008 - 10:15

teşekkürler agnia.


Gölge Ibadeti

ebubekir -- 26.12.2009 - 12:56


ENGİN ARDIÇ(sabah)

Ardahan'ın Damal diye bir ilçesi varmış, benim haberim yoktu...
Damal'ın da bir "geleneksel Atatürk gölgesi" varmış, onu da duymamıştım.

Bu gölge,
her yıl yalnızca 15 Haziran ile 5 Temmuz günleri arasında ve o günlerde de yalnızca akşam saat beş ile altıyı on geçe arasında çıkarmış!

Prag'da,
karlı kış günleri yalnızca Liliova Sokağı'nda gözlenen kesik başlı şövalyeyi bilirim de, kendi vatanımın öz değerinden habersiz kalmışım.

Karadağ diye bir dağ varmış, onun üstüne vururmuş Atatürk görüntüsü...

Bunun
farkına ilk kez 1954 yılında varılmış.
Gölgeyi ilk gören, Yukarı Gündeş köyünden Adıgüzel Kırmızıgül adında bir vatandaşımız.

Gölgenin
ilk fotoğrafını da Erdoğan Kumru çekmiş
(neler öğrendim, işte size araştırmacı gazetecilik.)

O
günden beri de her yıl törenlerle kutlanıyormuş bu olay. Şenliğin adı, "Atatürk'ün izinde ve gölgesinde"...

Yani
muasır medeniyet seviyesinde gölge ibadeti.

Daha
önce Atatürk siluetinin bulutlarda oluştuğu çok görülmüştü ama bu başka...

Bu
yıl şenlik 5 Temmuz'da yapılacakmış ama siluet
kendini geçen gün göstermiş...

Vatandaşlar olayı davul ve zurna çalıp halay çekerek kutlamışlar.

Çocuklar da "Türkiye laiktir, laik kalacak" sloganını atmışlar.

Şenliği
düzenleyen belediye başkanı Gülcemal Fidan. Kendisi CHP'li.

Ben
fotoğrafa baktım, evet, Atatürk'e benziyor.
Ama herhangi bir ortayaşlı erkeğe de benziyor.

Örneğin
bana sorarsanız Atatürk'ten çok,
"Ölümsüz Sevgili" filminde Beethoven'in sekreteri Schindler'i oynayan Jeroen Krabbe'ye benziyor.

Merhum
Ercüment Behzat Lav'ı da andırmıyor değil.

Zarar yok,
bu da Loch Ness yaratığı ya da Van Gölü canavarı gibi bir yerel atraksiyon.

slm.




Herkez, herşeyi diyebilir

metalized -- 26.12.2009 - 18:15

Herkez, herşeyi diyebilir ama uygulamaya bakmak lazım. Başkomutanlık yetkilerini, sürekli uzatan Can DÜNDAR'mıydı ? "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir" demesine rağmen, ölene dek "tek şef", sonrada, "arka plandaki tek şef" olarak egemenliği elinde sımsıkı tutması neyi ifade eder ? Birinin gelip gerçeği söylemesi mi vatan hainliğidir ? Yoksa gün gibi açık olan gerçekleri, süslü laflarla, yalanlarla çarpıtıp, bu ülkenin düşünen, gören insanlarını hain ilan etmek mi ? Tek partili rejimin ne demek olduğunu, ilkokuldaki çocuğa sorsanız size söyleyecektir. Nedense, kendinize sorduğunuzda, bir türlü gerçeği duyamamanızın nedenini araştırmanızı tavsiye ederim...


engin ARDIÇ'tan yapılan

metalized -- 26.12.2009 - 18:17

Engin ARDIÇ'tan yapılan keyifli alıntı için, Ebubekir'e teşekkürler...


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -