Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

İnsan İradesinin Özgürlüğü (1)

delete

Varlıklar (insan da dahil) erk’i ile orantılı olarak, iradelerini kullanmakta tamamen özgürdür. Bu özgürlük hem mümkündür, hem de onların gelişmişlik derecelerine göre bir hak’tır. Bir varlık neyi düşünebilirse / düşleyebilirse, daha doğrusu neyi isteme gücünü gösterebilirse, iradesini o yolda kullanma özgürlüğüne sahiptir. Evrensel Yönetici Mekanizma Kanunları, bunu evrimin bir yolu olarak, tüm varlıklarda daima ileriye doğru yürütmeyi amaçlamaktadır. Burda, Evrensel Yönetici Mekanizma Kanunları bizim Tabiat Kanunuları dediklerimizi de kapsayan tüm evren ve boyutlarının bir kaos yerine bir düzen içinde olmasını sağlıyan kanunlar olarak anlamalıyız. Bu kanunlar hiçbir nedenle veya güçle değiştirilemiyeceği gibi hiç bir kişiye farklı şekilde uygulanmaz. Birbiriyle çelişen bazı kanunlar olduğunu varsaymak, bilgisizlik ve yeterli evrim seviyesine ulaşamadığımızın bir nedenidir. Büyücü (b), bu Evrenesel Yönetici Mekanizma Kanunlarını sıradan insandan daha yüksek bir seviyede bulunduğundan çok daha kapsamlı olarak kullanabilmektedir veya tersten gidersek Evrensel Yönetici Mekanizma Kanunlarını daha iyi kullanabilen kişilere büyücü denir.

Ancak, bir şeyi istemekle, iradeyi o yolda kullanmak arasında fark ile bir şeyi istemenin zannedildiği gibi kolay ve her zaman mümkün olmadığını don Juan’ın (a) öğretisinden de gayet açık olarak biliyoruz. Herkes bir anda pek çok şey istediğini zannedebilir ama istemenin gerçek anlamını bilen büyücü bu insanların isteyebilme erkinden çok uzak olduğunu bilir / görür. İsteme ediminin temelini “inanmak” oluşturur ki bu da irade ve düşünce / düşleyebilme ile ilintilidir. İnsanın ruhunda doğan istekten yönünü alan irade tam bir özgürlüğe sahiptir, bu iradeyi herhangi bir engelin durdurması halinde bu olayın kökeninin dış nedenlerde değil, insanın kendi iç şartlarında aramak gerekir.

İrade özgürlüğünü, evrimin ilerleme yolu olarak yorumladığımızda, iradesini kendi kullanmayan bir varlık ve / veya iradesini bir başkasına bırakmış biri, ilerlemiyor yalnızca arkadan itiliyor demektir ki evrimleşmek için itilmek değil yürümek, dolayesi ile bir gayret sarfetmek, emek vermek gerekmektedir. Ancak bir çaba sarfetmek sonucunda bir kazanç olarak evrimleşme yaşanır. Eğer evrim itilerek olsaydı yerdeki bir taş da evrimleşirdi ve bu durumda insanın bir taş’tan veya bir ot’tan farkı olmazdı. Bir varlığın kendi iradesini kullanmak yerine, bir şekilde daha kolay olduğunu düşündüğü, bir başka iradeye teslim olması veya tesiri altına girmesi mükelleşmenin değil ancak ilkelleşmenin nedeni olabilir. Satranç tahtasındaki taşlar gibi bir sonuca ulaşmak için itileni bir “varlık” olarak tanımlamak bile gereksizdir.

Var oluş evrime doğru bir hız alıştır. Hen an, bir öncekine kıyasla gelişmenin bir adımıdır / adımı olmalıdır. İnsanın evrimleşmek için Evrensel Yönetici Mekanizma Kanunlarına uyma zorunluluğu ve özgürce iradelerini kullanma zorunluluğu aynı hedefe ulaşmanın iki farklı yönden görünüşüdür. Bir hedefe ulaşmanın birçok farklı yolu bulunduğundan, ki bazısı daha kısa veya daha zor olabilir, bunlardan birini veya birkaçını seçmek, özgür irademizi kullanmamız ile ilgilidir.

Özgür irade, Kader oyununda varlıkların kısmetlerini seçme yeteneğidir. Eğer Kader oyununun, değiştirilemeyen, kesin ve tek bir yolu olsaydı, varlıkların herhangi bir sorumluluğunun olması söz konusu dahi olmazdı. Sonu belli olan bir oyun, evrenlerde değil ancak tiyatro sahnelerinde oynanabilir. Kaderi bir istikamet, kısmetleri ise buraya ulaşan yollar olarak tanımlıyabiliriz, bu durumda evrimleşmek kader, evrimleşmeye gider yolların ise kısmetlerdir. Varlıklar önlerindeki kısmetleri kendi özgür iradeleri ile seçer, tabi ki bazısı en kısa olan yolu, bazısı ise uzun veya zor olanı seçer. Bu seçim varlığın erk’i ile doğrudan ilintilidir, kısa gözüken bir yol çıkmaz olabilir ve varlık burdan geri dönüp başka bir yol seçmek zorunda kalabilir.

Çok güçlü bir rakibe, mesala Kasparov’a karşı satranç oynayan acemi hatta iyi oyuncunun berabere kalmak ihtimali dahi nerdeyse imkansızdır. Bu durumu Kader olarak tanımlayan bir varlık, aslında kazanmak için yeterli erk’inin olmadığını, dolayesi ile bilgi eksikliğinden kaynaklandığını, erk’in bilgi ile eşdeğer olduğununu ve elde etmek için gayret sarfetmek ve emek vermek gerektiğini düşünememektedir. İşin kolay tarafı, kayıplar için Kader’e sığınıp emek harcamamak ve sorumluluk almamaktır.

(a)Don Juan Matus, Yaqui kızılderlisi, Meksikada yaşamış, antropolog Carlos Castaneda’nın doktora tezi olarak yazılmış ve 12 kitap halinde dünyaya tanıtılmış bir şaman.
(b)Şaman, görüçü, savaşçı, avcı, vs gibi kelimelerle de ifade edilen kişi. Ben aslında şaman’ı tercih ederim.


Varlıklar (insan da dahil)

Agnia -- 04.11.2008 - 08:52

Varlıklar (insan da dahil) erk’i ile orantılı olarak, iradelerini kullanmakta tamamen özgürdür

Harika bir cümle Aki, gerçi içerik oldıkça ironik. Sanırım Annunakiler de bu durumu kader ve kısmet olarak açıklıyorlardı, onlar bireysel iradeye kısmet demişlerdi.


http://sibelatasoy.com/


sevgili aki...

lilith -- 04.11.2008 - 14:16

yazdıklarınızı okurken ilk aklıma gelen soru şu oldu;
"Evrensel Yönetici Mekanizma Kanunları'nı kim yaptı?"

insanın evrimleşme/ilerleme sürecinden bahsetmişsiniz.
"evrimleşmek için itilmek değil yürümek, dolayesi ile bir gayret sarfetmek, emek vermek gerekmektedir." demişsiniz.

ardından söylediğiniz şeyse; "Bir varlığın kendi iradesini kullanmak yerine, bir şekilde daha kolay olduğunu düşündüğü, bir başka iradeye teslim olması veya tesiri altına girmesi mükelleşmenin değil ancak ilkelleşmenin nedeni olabilir." olmuş.

gerekli alıntılamaları yaptığıma göre kendi fikrimi de yazabilirim artık.
başka bir iradeye teslim olmak, islamlıktaki tasavvufcuları anımsattı bana. pir dediğimiz pek çok isme baktığımızda, (örneğin hacı bektaşi veli, mevlana vs)etraflarında toplanan pek çok isim görüyoruz. bu insanlar dergah tabir edilen yerlere kabul edilmek için çok çaba sarfeden, ve kabulden sonra da tam bir teslimiyet içerisinde olan varlıklar. (varlık sözcüğünü özellikle kullandım, siz bu insanları varlık olarak tanımlayamayız demişsiniz ama ben tanımlıyorum)ve bütün bunların yapılma amacıdır asıl önemli olan. amaç, özle bütünleşme, enelhak konumuna gelme, bir'lik bilincine ulaşma v.s.

ve bir dergah/çatı altında toplanan bu varlıkların, göstermiş oldukları çabaları, emeklerini yok saymak ne derece doğrudur?

bir başka varlığa gönülden biat etmek, onu sevmek, onun yolunda yürümek için kendi egolarından sıyrılmak herkesin yapabileceği bir şey midir? (bakın bu noktada aşkı anımsadım. aşk da kendi varlığını karşısındakiyle birleştirme hali diye adlandırılabilir çoğu zaman)

bu doğrultudan baktığımda sizin teslimiyet konusundaki keskin ifadeniz bana bir hayli önyargılı geldi. sonuçta amaç aynı...


Teşekkürler, Evet ironi

aki -- 04.11.2008 - 16:38

Teşekkürler,
Evet ironi gibi gözüküyor ama bana göre çok da değil, erk'in yoksa özgürlüğün de yok, hayatın her noktasında zaten durum böyle değil mi?
Annunakilerin kısmet dediğine tam olarak katılıyorum.


Sevgili lilith, Birtakım

aki -- 04.11.2008 - 18:36

Sevgili lilith,

Birtakım kavramlarımı açmaya çalışayım;

"Evrensel Yönetici Mekanizma Kanunları'nı kim yaptı?"
Tanrı dersem olmaz, onu anlamaya ve/veya açıklamaya çalışmanın bu boyutta bizim için zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. O nun altında yüksek rehber ruh olarak da adlandırabileceğimiz varlıklardan bir Yönetici Mekanizma var (tabi görmedim ama benim düşüncem bu :-) bu sistem onlar tarafından kuruldu. (Sibel'e not: Anu'nun başlangıç bölümü, Oyun'nu kurguluyanlar ve kaidelerini koyanlar)

insanın evrimleşme/ilerleme sürecinden bahsetmişsiniz.
Evet, evren denen bu sistemin fiziki ve sonlu olan insan denen varlığın öylesine takılması için yapıldığını düşünmek bana büyük bir israfmış gibi geliyor. Bunu da birilerinin etkisi ile yaparsak zaten böyle bir şeye gerek olmazdı.
Bir de "bu sistem evrensel bir satranç maçıdır, biz de piyonlarız" olarak düşünebiliriz tabi.
Tabi orda "ilkelleşme" sanırım fazla ağır oldu.

Geri kalanı zaten sizin düşünceleriniz ki onları yargılamak ve/veya değiştirmek gibi bir niyetim hem yok hem de olamaz, çünki herkes özgürdür.
Sevgiler & Selamlar
Aki




Evrimleşmek

xenix -- 04.11.2008 - 19:08

Evrim konusunda, yahova şahidlerininde yapageldiği bir yanlışlığı sizin yazıda da gördüm sn. Aki. Bu yanlış evrimin ileriye doğru gittiği yönünde olan bir inançtan kaynaklanıyor. Bu şekilde düşündüğümüzde, evrimleşmek için çaba harcamaktan daha önemli olan konu çevre şartlarının oluşmasıdır.

Doğal seleksiyon evrimin en seçici (hatta tek seçici) özelliğidir. Ve eleme yaparken kişisel erke göre değil değişen ortama olan uyuma göre yapar.

Şüphesiz dinazorların memelilerden çok daha fazla kişisel erkleri vardı. Ama oluşan şartlar bu sınavdan memelilerin geçmesine izin verdi.


xenix


Sevgili xenix, Doğal

aki -- 04.11.2008 - 19:46

Sevgili xenix,
Doğal seleksiyon bence de tek seçicidir, bu da açıkça evrimin ileriye doğru bir hareket içinde olduğunu gösterir, ama biz burda yalnızca doğal'dan bahsetmiyoruz, daha çok doğaüstü ile ilgiliyiz.
Dinozorlara gelince, fiziksel güç, iri olmak vs gibi şeyleri erk olarak algılamamak lazım. Aslında bu fiziksel güç ve irilik onların doğal seleksiyonda oyunu kaybetmelerine sebep oldu.
Burdaki değerlendirmenin en zor yanı çok fazla değişkenin olması, ve maalesef biz bunları bilmiyoruz.
Nasıl ki ışık bir süre önce yalnızca ve tartışılmaz şekilde dalga boyu idiyse ama şimdi quantum fiziği ile hem dalga hem de parçacık olarak tanımlanıp ispat da ediliyorsa, belki gelecekte bir üçüncü formu da ispat edilecek, aslında bilim dediğimiz bir yanlışlar toplamıdır, bilim tek doğru olsaydı, bilimsel ilerleme mümkün olmazdı. Acaba böyle bir son zaman içinde olacak mı?
Sevgiler & Selamlar
Aki


İleriden kasıt?

xenix -- 04.11.2008 - 20:16

Doğanın ileri geri anlayışı yoktur sevgili aki. Erk ten tam olarak fiziksel güç kastetmediğinizi bende kabul ediyor ve anlıyorum. Ama söylemek istediğim, diyelim ki bir anda tüm ozon tabakası kaybolsa. (Bir takım olaylar sonucu) Dünya üzerinde yaşayan canlılar radrasyona dayanıklı (böcekler, bazı bakteriler, bitkiler vs) kalacaktır. Ama insan ırkı ve bir çok hayvan türü yok olacaktır.

Şimdi bunların erkleri olmadıkları için mi yok oldular? Yoksa evrim ileri yerine geriye mi işledi?

xenix


Doğaüstünde de

xenix -- 04.11.2008 - 20:26

İleri geri gibi bir dualitenin olduğunu sanmıyorum. İleri-geri kavramları bana insan zihninin ürünleri gibi geliyor. İleriye gittiğimiz yanılgısına da burdan yaklaşıyorum.

xenix


Doğal seleksiyon evrimin en

Agnia -- 04.11.2008 - 21:17

Doğal seleksiyon evrimin en seçici (hatta tek seçici) özelliğidir. Ve eleme yaparken kişisel erke göre değil değişen ortama olan uyuma göre yapar.


Ya değişen ortama uyum sağlayabilme ERK sahibi olmak demekse???

http://sibelatasoy.com


Demek mi? Bakalım...

xenix -- 04.11.2008 - 21:25

Değişen ortama en hızlı uyum sağlayanlar demek aslında en çok üreyebilenler demektir. Bildiğimiz anlamda evrim nicelik olduğu kadar nitelik bakımındanda önemlidir. Bu durumda değişen ortama bakterilerin daha hızlı uyum sağlaması insanlardan daha fazladır.

O zaman;
Ya değişen ortama uyum sağlayabilme ERK sahibi olmak demekse???
Bakteriler bizden daha fazla erke sahip demektir ki. Bu da ilk yazıyla çelişmektedir.



xenix


Bakteriler mi? Neden

Agnia -- 04.11.2008 - 21:27

Bakteriler mi? Neden olmasın? :)


Olabilir zaten

xenix -- 04.11.2008 - 21:31

Benim sn. aki nin yazısında katılmadığım noktaya geldi konu.


xenix


Özgür irade ?

canu -- 04.11.2008 - 21:48

Sevgili xenix, evrim değişen çevresel koşullara göre canlıların bulundukları ortama uyum sağlamaları (adaptasyon) olduğuna göre korkarım sn agnia haklı. Erk ne demek , bilmiyorum bana güç çağrışımı yaptı ya da iktidar falan gibi bir şey.
Evrim kelime anmamıyla ilerleme demek zaten. Koşullara uyum sağlayamayan canlının gücünde söz edilemez. Çünkü seleksiyon gereği yok olur.
Benim asıl soracağım sorular şunlar:
1. Konunun özgür irade ile ilgisi nedir?

2.Bir şeyi isteyen kişi neden iradeyi o yolda kullanmakta zorluk çekiyor?
3.Bahse konu olan büyücü ne işlev yapmaktadır? ( takdir edersinizki bu deyimler her yerde karşımıza çıkmıyor)
4.Büyücüler seçilmiş kişiler midir ya da sonradan büyücü olunur mu?
5.Bu konular günlük kullandığımız dille anlatılrsa kendi adıma minettar olacağım ;).
Saygılarımla...


evrimleşme, ileri/geri gitme...

lilith -- 04.11.2008 - 21:53

evrim konusu almış yürümüş.
doğal seleksiyon konusunda yazılanlara katılıyorum. katılmadığım "ileri gitmek" kavramı.
ileri ve geri kavramları, "yer değiştirme/hareket etme" yi anlatmak için kullanılıyor. olagelen hareketin ileri mi geri mi olduğunun, gözlemleyenin konumuyla yakından ilgisi vardır. bu nedenledir ki "ileri/geri" kavramlarına uzak kalıyorum ben. "durağan olmama" hali benim için daha doyurucu bir kavram oluyor bu noktada.


ileri ve geri kavramları,

Agnia -- 04.11.2008 - 21:55

ileri ve geri kavramları, "yer değiştirme/hareket etme" yi anlatmak için kullanılıyor. olagelen hareketin ileri mi geri mi olduğunun, gözlemleyenin konumuyla yakından ilgisi vardır. bu nedenledir ki "ileri/geri" kavramlarına uzak kalıyorum ben. "durağan olmama" hali benim için daha doyurucu bir kavram oluyor bu noktada.


Mükemmel...

»
http://sibelatasoy.com


ve evet:)

lilith -- 04.11.2008 - 21:55

canu'nun sorduğu soruların yanıtlarını ben de merakla beklemekteyim :)


Bu arada, belki dinazorlar

Agnia -- 04.11.2008 - 22:02

Bu arada, belki dinazorlar yalnızca Dünya'dan gitmişlerdir! Yok olduklarını pek de bilmiyoruz doğrusu.


Mu'dan örnek,

statik -- 04.11.2008 - 22:04

Mu kıtası, on binlerce yıl önce Büyük Okyanus’da yer aldığı ileri sürülen hipotetik bir kıtadır. Mu kıtası konusu Batı’da 1930’lu yıllarda İngiliz albay James Churchward’un (1852-1936) kitaplarıyla gündeme gelmiştir.
A.B.D.’nde “uyuyan peygamber” lakabıyla anılmış Edgar Cayce’in “akaşik okumalar”ına göre, Atlantis gibi Mu kıtası'nın da batmasına neden olan etken, Atlantisliler'den satanik yol mensuplarının, ellerindeki nükleer güçleri yıkıcı amaçlarla kullanmaları yüzünden yerkabuğunun dengelerini bozmalarıydı. İleri geri kavramında xenix'e katılıyorum.


Özgür İrade ?

aki -- 04.11.2008 - 23:58

Sevgili Canu,
Her ne kadar doğrudan bana yazılmadıysa da yazınızın ilk bölümüne tamamen katıldığımı belirterek sorularını açıklamaya çalışayım;
1. Yazının başlangıcı idi ama tartışma nasıl olduysa evrime döndü.
2. Bence çekmemesi lazım.
3. Büyücü yerine şaman kelimesini koyarsak aslında daha anlaşılır olu. Şaman'ın birçok farklı işlevi olmakla beraber, bulundukları çevreye göre değişmektedir, sibirya şamanlarının hastalıkları iyi etme gücü olduğuna, gelecekten haber verebildiklerine inanılır, amerikan yerlilerinin şamanları bitkisel tedavi yöntemleri uygular, sıradan insanların göremediklerini gördüklerini (enerji veya astral bedenleri) yapamadıkları yaptıklarına inanılır (bir anda iki farklı yerde bulunmak gibi). Ben spiritualizm ile çiddi bir yakınlık içinde olduklarına inanıyorum kısaca.
4. Sibiryada şamanlar seçilmiş kişilerdir, amerikada ise baştan varolan bir yeteneği kullanarak sonradan da şaman olunur.
sevgiler & selamlar
Aki


aki...

lilith -- 05.11.2008 - 00:04

canû'nun sorduğu ilk iki soruya verdiğiniz yanıtları ben pek anlayamadım.

1. Konunun özgür irade ile ilgisi nedir?
yanıtınız; "Yazının başlangıcı idi ama tartışma nasıl olduysa evrime döndü."

2. Bir şeyi isteyen kişi neden iradeyi o yolda kullanmakta zorluk çekiyor?
yanıtınız; "Bence çekmemesi lazım."

biraz daha açar mısınız???



evrimleşme, ileri/geri gitme...

aki -- 05.11.2008 - 00:06

Sevgili lilith,
Zaten "durağan olmama" hareketi belirtir, ileri veya geri, aşağı veya yukarı, ben özgür irademle ileriyi seçtim.
Doğrunun tek olmadığını, kişiye, zamana ve mekana göre değiştiğine inanırım.
Sevgiler & Selamlar
Aki


seçim sizin:)

lilith -- 05.11.2008 - 00:14

seçim sizin aki:)

biz mi seçeriz yoksa seçtiğimizi sandığımız şeyler mi bizi seçer diye sorup duran bir "varlık" olarak, özgürce seçme ve seçilme iradenizi kullanmışsınız. buna bişey dediğim yok zaten...

kaldı ki doğrunun tek olmadığı konusunda sizinle hemfikirim. ve herhangi bir doğruyu "dayatma" gibi bir niyetim de yok. tıpkı sizin gibi ben de fikir paylaşımında bulunuyorum.

konu ilgimi çekti.
sorularımı sordum.
yanıtlamak ya da yanıtlamamak konusundaki seçim sizindir.


İlginç

xenix -- 05.11.2008 - 20:29

Sevgili xenix, evrim değişen çevresel koşullara göre canlıların bulundukları ortama uyum sağlamaları (adaptasyon) olduğuna göre korkarım sn agnia haklı.

1. Neden korkuyorsunuz?
2. Zaten bende aynı şeyi söylüyorum.
3. Buda yazıyla çelişiyor.

Sevgili Canu,
Her ne kadar doğrudan bana yazılmadıysa da yazınızın ilk bölümüne tamamen katıldığımı belirterek sorularını açıklamaya çalışayım;


Herkes aynı şeyi söylüyor ve aynı şeye hak veriyor. Ama ben kesinlikle lilith e hak veriyorum.

olagelen hareketin ileri mi geri mi olduğunun, gözlemleyenin konumuyla yakından ilgisi vardır

Yani doğada ileri-geri yoktur. İleri-geri bizim dualitik zihinlerimizdedir.

xenix


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -