Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Twist in my sobriety ....

delete

Mustafa filmi aklımdan çıkmıyor.Atatürk'ten bir kez daha çok etkilendim ama tarihin o döneminde yaşamak hiç istemezdim öylesine yokluk ve cahillik (ki demek istemiyorum değil)...
Kanada'da mısırlı bir arkadaşım vardı müslüman , biz laik beyaz Türklerden nefret ederdi çünkü onlardan biri ile evliydi ve iki çocuktan sonra boşanmıştı.Kocası ondan tesettüre girdiği için boşanmıştı.kendisi ile 8 ve 10 yaşlarındaki kızları tesettürlüydü.ben de bu insanla sık sık laiklik müslümanlık ve türklük hakkında sohbetler yapardım. sohbetlerimiz genelde onun beni dine döndürme çabaları , onun Atatürk'ü yerme konuşmaları şeklinde geçiyordu.Ben de, gençlik işte, inatla ve şiddetle laiklik ve Atatürkçülük savunmaları yapıyordum.artık hiç kimseyi ve hiç birşeyi değiştiremeyeceğimi biliyorum.beni üzen ve kızdıran insanlardan uzak durmayı tercih ediyorum.sonra bizim ortama biri müslüman-türk,biri alevi-türk biri de arap-türk üç alie katıldı.Tabi benim mısırlı arkadaş hemen müslüman-Türk arkadaş ile samimi oldu. Birlikte Atatürkten nefret ile bahseden ve müslümanlığın bu derece ayaklar altına alındığı Türkiye konulu sohbetler yaptılar.Neden sonra bir gün mısırlı arkadaşım beni kahve içmeye çağırdı.Gözlerimin içine baktı ve neden söylemedin dedi . Çok şaşırmıştım.Neden Atatürk'ün yahudi olduğunu söylemedin dedi ve Selanik'ten geldiğini...Ben o anda anladım işte. Ne farkederdi Yahudi,Ermeni,Kürt ya da Türk...O Atatürktü benim için . Hayatı ve hayalleri Türkiye Cumhuriyetinin temelleri olmuştu.Gerçenten ne farkederdi ki.
İnsanlar birbirlerini damgalamayı çok seviyorlar sanırım bu sevmedikleri insanları kafalarında kategorilere ayırmalarına yarıyor.yardımcı fiil gibi birşey..


Yahudi miymiş?

xenix -- 02.11.2008 - 20:23

İlk defa duyuyorum.

Bu arada haklısınız, insanların bir müddet sonra inançları kimlikleri olmaya başlıyor. Yani müslümansa daha iyi anlaşabileceği halde alevi-türk yerine müslüman-arabı tercih etmeye başlıyor.

xenix


ilginç

Misafir -- 03.11.2008 - 10:39

çok çelişik bir yazı bu?atatürkten ve yaptıklarından bahsettiğin yazıya ingilizce bir başlık atmak hiç bir şekilde sırıtmıyor sanırım?bu şekilde bir başlık atarak mısırlı arkadaşınızı nasıl eleştirebiliyorsunuz?siz amerikanlaşmayı çağdaşlaşmakla karıştırdınız sanırım.diğer arkadaşın yorumuna gelince.inanç sadece din değildir ki bunda hem fikir olabiliriz sanırım.kültür asimilesi ve mc donalts bir zihniyette inanç olabiliyor ki atatürkten çoşkuyla bahsederken ingilizce bir başlık atıveriyoruz...kaygı verici


Sevgili Hesna, bu değerli

Agnia -- 03.11.2008 - 10:49

Sevgili Hesna, bu değerli deneyimi paylaştığınız için teşekkürler. Tabi konu hep kimlik arayışı ile ilgili, sanırım hepimiz bunu biliyoruz fakat yine de yapmadan duramadığımız anlar oluyor.
Kimlik kartınızı alın (nüfus cüzdanıydı bir zamanlar) şöyle sıradan bir bakın; ülkeniz en büyük damgayı vurmuştur, ardından numaranız adınız soyadınız baba ve ana adınız ve doğum yeri/tarihiniz gelir. Ve tabi bunları hemen medeni haliniz ve dininiz takip eder.
Şimdi bu sıralama Türkiye cumhuriyetinin bakış açısıdır, diğer devletlerinki de üç aşağı beş yukarı bu sıralamaya benzer.
Bu özellikler olmadan Dünya'da varolmakta büyük sıkıntı çekilir, bu konuda bazen düşünürüm de, bu derece kimlik edinme telaşımızın aslında kaybolup gitme endişesinden kaynaklandığını anlarım; fakat bu gerçekten bizde doğuştan var mıydı yoksa azmettirilmiş bir ihtiyaç mı emin değilim.
Tabi işin bir de güvenlik kısmı var; topluluk halinde yaşamak için düzeni hakça korumak adına polisiye tedbirler de kimlik kartının oluşmasında büyük rol oynuyor. Fakat işin ironisi de burda, "kötü adamlar" kimlik kartına hiç aldırmıyorlar, kolayca sahte kimlikler ediniyor, kendilerini bir yere aitmiş gibi gösteren bu kartları hiç umursamadan yaşayabiliyorlar.
Bu durumda kimlik kartı sadece iyi vatandaşları (ya da kendini iyi sanan) bağlayan/enterese eden bir unsur haline geliyor.
Kimliksizsen suçlu olma potansiyelin çok yüksek demektir!
Neden? Çünkü seyyalsin, hareketlerin izlenemez, üzerine maskeler geçirilemez! Kimliksiz biri ile karşılaştığınızda ona gerçekten BAKARsınız, onu tanımak için başka şansınız olmaz. Bi zahmet efor harcayıp ona bakarsınız. :)


Kanada'da farketmez ama,

statik -- 03.11.2008 - 11:50

Türkiye sınırları içinde çok farkeder.

"Ne farkederdi Yahudi,Ermeni,Kürt ya da Türk...O Atatürk'tü benim için"

Atatürkle ilgili bir anı olarak böyle bir paylaşım kabul görebilir ama, "uydurma yakıştırmaların" yazılmasınında çok gerekli olduğunu düşünmüyorum..Böyle bir bilgiye nerden, nasıl ulaşılmış? ne derece doğru? Biz Türkiye'de bunca yıldır duymadık da dünyanın öbür ucundakiler nasıl duymuş?.. Bunun altından çıkarılmak istenenleri ben çok iyi anladım da... enteresan..


statik

Misafir -- 03.11.2008 - 12:38

Türkiye sınırları içinde çok farkeder.

"Ne farkederdi Yahudi,Ermeni,Kürt ya da Türk...O Atatürk'tü benim için"

Atatürkle ilgili bir anı olarak böyle bir paylaşım kabul görebilir ama, "uydurma yakıştırmaların" yazılmasınında çok gerekli olduğunu düşünmüyorum..Böyle bir bilgiye nerden, nasıl ulaşılmış? ne derece doğru? Biz Türkiye'de bunca yıldır duymadık da dünyanın öbür ucundakiler nasıl duymuş?.. Bunun altından çıkarılmak istenenleri ben çok iyi anladım da... enteresan..


1.zaten arkadaş kanadadan bahsediyor (yani olay kanadada geçiyor)
2.atatürkü herkes iyi tanımak yada tanımak zorunda değil
3.zaten türkiyede böyle bir inanç yok

yani sırf yorum yazmak için yazılmış...yani yorum çok saçma sapan :) üzgünüm ama


cevap veriyorum

hesna -- 03.11.2008 - 14:46

herşeyden önce bu sadece bir anı...
1.yurtdışında insanlar Türkiye hakkında oldukça özgür düşünebiliyorlar, yani burada söyleyemezsin Atatürk karşıtı olduğunu ama orada kimsenin umrunda olmaz.
2.müslümantürk dediğim hanım s. g. (isim yazmak istemedim bilinen bir cemaat) diye bir cemaate mahsupmuş ki İstanbul'daki siyah çarşaflı hanımların çoğu bu cemaattenmiş söylediğine göre.Atatürk hakkında söylediklerini bir duysanız, yazmaya gerek bile duymam ama herhalde çok şaşırırdınız.bu cemaate dahil olan hanımın gündelik hayat içinde oldukça enteresan görüşleri vardı.Atatürk musevi olsaydı bu saklı kalmazdı ancak mahalle aralarında geçen konuşmalar bunlar.Hurafelerden oldukça çok vardı onda.
3. yurtdışında karşılaştığım ortadoğu ülkelerinin vatandaşları iran,(azerbeycan kuzey ve güney kısmı dahil),Kerkük,Irak başta olmak üzere Atatürk ten nefretle bahsetmeyen pek yoktu.bu insanların eğitim düzeyi pek yüksek değildi çoğu okuma yazma bile bilmiyordu.ama üniversite mezunu olanlarda da durum pek değişmiyordu.
4.Xenix'e ; cemaat mensubu insanlar arkadaşlık ederken bunu cemaate dahil edebilir miyiz şeklinde yaklaşıyorlar bu derece beyinleri yıkanmış yani.
5.Misafir'e ; başlık ingilizce olabilir , yurtdışında geçtiği için öyle bir başlık attım .Amerikan emperyalizmi macdonald kültürü falan bayağı öngörüde bulunmuşsunuz.falcı olduğunuzdan şüpheleneceğim geldi.beni en çok korkutan da sizin gibiler.kimliğini saklayarak Atatürk ile ilgili yeni bir şekilcilik anlayışı geliştirenler. Atatürk'ten ingilizce olarak da bahsedebilirim ki konuşmalar ingilizce idi.ne alakası var yaniii.Yeter artık bu düşünmeden düşünülmüşleri sahiplenmeyi bırakın lütfen use your noggin tak tak.....
6.Agnie... düşünen insanlar hakkında söyleyecek birşey yok.onlar kendini anlatıyor.
7.Statik; Atatürk'e musevi denmesi bir bilgi değil karalama mahiyetinde söylenmiş bir yaftalama biçimi idi orada. müslüman cemaatleri biraz tanırsan ne demek istediğimi anlayacaksın.ben senin neyi anladığını anlamadım ama sonuçta biz ne anlatırsak anlatalım siz anlamak istediğinizi anlayacaksınız insanın doğası gereği. o yüzden çok da önemli değil.

burası Türkiye Cumhuriyeti; hepimiz türküz; Atatürk milliyetçiliğinin özü budur,benim inandığım ve savunduğum da budur.


hesna'ya

statik -- 03.11.2008 - 15:15

"Atatürk'e musevi denmesi bir bilgi değil karalama mahiyetinde söylenmiş bir yaftalama biçimi idi orada."
Bunun karalama olduğundan şüphe yok zaten,
"ben senin neyi anladığını anlamadım ama sonuçta biz ne anlatırsak anlatalım siz anlamak istediğinizi anlayacaksınız insanın doğası gereği. o yüzden çok da önemli değil."
demişsin ya.. neyi anladığımın seninle hiç alakası yok. Alınganlık gösterecekler neyi anladığımı da anlamışlardır.
Böyle karalamanın içinde, heleki uydurma karalamaları buraya taşımak, senin düşüncelerinden çok karalayanların hoşuna gideceğini bildiğimden tartışmak istemedim. Senin temiz ve gerçek duygularını en azından çok iyi anlıyorum, bu yeterli değil mi?


Aslında seni anladım ben.

hesna -- 03.11.2008 - 17:16

Aslında seni anladım ben. ama bir şekilde konuşmak zorundayız tartışmak zorundayız. onların hoşuna gider diye susmamalıyız. Yani bir evde birisi kötü birşey yapmış , söylersek diğerlerinin de aklına gelir yaparlar gibi birşey ne derece doğru ben bilmiyorum.
temiz ve gerçek duygularımı anladığın için ayrıca teşekkür ederim sevgili statik.


Evet hesna

xenix -- 03.11.2008 - 17:54

Uzun dönem bende kimlik sorunu yaşadım. Halaa da yaşıyorum. Beni ben yapan şeyler bazen beni ele geçirip, sanki onlar benmişim gibi bir hale geliyor.

xenix: Bazen parçaların toplamı mı olduğumu, yoksa parçaların hiçbiri mi olduğumu düşünürüm.


Bu bir kimlik sorunu

oik0s -- 03.11.2008 - 21:17

Bu bir kimlik sorunu mu?

Aydınlanmanın temeli bilgidir ve işin garibi bu çok ufak bir bilgi dahi olabilir. İnsan sürekli gelişir ve kendini geliştirir, değişmeyenler dogmalar ve kutsal kitaplardır.

Değişmezleri önümüze koyanlar ışıktan nefret ederler, hedefleri inançları sömürmektir. Bir düşünün şeriat gelse hükümleri kim verecek? Elbette gene insan, tanrı varsa bile sessizce orada durmayacak mı? (Üstelik defalarca yapılan söyleme göre hiç kimse kitabın özünü anlayamamaktadır, eee kim anlayacak ta doğru hüküm verecek?)

En çok anlamadığım; neden tanrıyı mutlu etme kaygısı taşıdıkları, tanrının böyle bir şeye ihtiyacı olabilir mi?

Her koyunun kendi bacağından asıldığı bir dinde, tüm bu gayret niye?

Biraz arogan olacak ama, sorunun temelini toplumda yer bulmak oluşturuyor, bir nevi entellektüalizm oyunudur oynanan... 21. asırda bir çok olanak içinde kapanmayı kabul ediş bir görüş değil sadece yer bulma gayretidir, hamleler tanrıya doğru değildir. TÜM HAMLELER ATATÜRK CUMHURİYETİNİ ve ONUN KAZANIMLARINI HEDEF ALMAKTADIR. Yer buluş ancak ve ancak cahillik ordularının nefretinde olgunlaşıp kendine bir yer bulabilir. Tarikat Öğretilerinin içinde yalan ve riya vardır. Bugün ak olan yarın kara olabilir, kaynağı bilgi değildir. Şuursuz kesimlerden güya din entellektülleri yaratıp ortaya salmaktır. Bunun en büyük örneği tecavüzcüdür, aydın bir gazeteciyi öldürmeye teşebbüs edip yaralamıştır, bununla övünür, bir kazanım olarak görür, güya tanrıya hizmet etmiştir.İşin ilginci bu adam gazeteci kisvesiyle yazılar yazmaktadır. İki arapça lafı yanyana getirip bir söylem yarattığını düşünen bu karanlık ordular, gerçek bir tehdittir. Tarikat bu tecavüzcüyü hemen dışlamıştır, o halde dün dışlanmayan bugün niye dışlandı? Sebebi basittir, AHLAK... Çarşaf altında kalması gereken su yüzüne çıkmıştır. Ahlak baronları din kisvesi altında her haltı yiyebilirler, tanrı onlara bu gücü vermiştir. Ve idealleri olan Atatürkçü düşünceyi yoketmek ancak çarşaf altında mümkün olabilmektedir.


Evet

lilith -- 03.11.2008 - 21:35

evet...
bu bir kimlik sorunu oik0s..
bahsettiğiniz ve ardından öfkeli çıkışta bulunduğunuz insanların davranış modelleri "kimlik sorunu"na örnek olarak gösterilebilir.

ve hayır...
tanrı'nın mutlu edilmeye ihtiyacı yoktur.
tanrı'nın kimlik sorunu da yoktur.


Pavlus'un Efes'te Artemis

oik0s -- 03.11.2008 - 22:22

Pavlus'un Efes'te Artemis ile Meryem anayı yer değiştirmesi bir kimlik sorunuysa eğer bu da bir kimlik sorunudur. Öte yandan sosyolojinin alanına girmek gibi bir niyetim yok.

Mesela iyi bir dindar olan ve istanbul'un Fatih semtinde yaşayan dedemin bu tür bir kimlik sorunu yoktu...(Ne Atamıza laf eder ne de şeriat çığlıkları atardı)


Sevgili Oikos, sanırım

Agnia -- 04.11.2008 - 09:04

Sevgili Oikos, sanırım dedeniz kendini tanıtırken/tanırken dindarlığını ilk plana koymazdı değil mi? Hatta aklına bile gelmezdi bana kalırsa; çünkü eğer bu bir kimlik sorunu değilse kendini dinle, milletle, Atatürkle, bilimle vs ile belirlemeye çalışmazsın.
Şu psikolojik kuralı hatırlayalım lütfen; bi şeyin kullanım içinde olması onu söylemden çıkarır. İlk insanlar, kabile yaşamında dini yaşıyorlardı bu sebeple "din" kavramından yoksunlardı. Ne zaman ki yaşamları yozlaştı o zaman "inanç/din" kelimesi sözlüklere girdi, bişeyin kendi yoksa SÖZü vardır!
Şimdi ben durduk yerde "nefes alıyorummmmm" diye bağırır mıyım?
Ama eminim birileri nefes alıyorummm diye çığlık atmaktalar Dünyada bir yerlerde, belki bir kalp ameliyatından çıktılar, belki de bir deprem göçüğünden kurtarıldılar; kaybetmiş olduğumuz şeyin çığlığını atarız biz :)

http://sibelatasoy.com/


Unanimizm

Agnia -- 04.11.2008 - 09:27

"Bizim çocukluk ve gençlik günlerimize rastlayan “bireyselleşme” çılgınlığı Batı kültüründen ülkemize doğru kuvvetli bir saldırı yaptı ve kısmen de başarılı oldu. Ancak daha çok Doğulu olan genlerimiz yine bütünüyle bu akıma tutsak olmamızı engelledi sanırım. Belki de bireyselleşme, unanimizme geçişte gerekli bir basamaktı. Çünkü birey olmayan kişilerin içinde bulundukları topluluklar fanatikleşme eğilimi gösteriyorlar, ümmet oluyorlar. Unanimizm, birey olma basamağından geçip hala kendi bireyselliğini evrensel BİR den kopuk zannetmeyenlerin ikinci basamağı olabilir."

Aslında bu yazının tamamı konumuza oldukça uygun düşüyor, göz amak isteyenler için:
http://sibelatasoy.com/?p=225



Bilginin kaynak teşkil

Marsseh -- 05.11.2008 - 22:38

Bilginin kaynak teşkil ettiği her düşünce dogma’dan net bir çizgiyle ayırır kendini..bilimsel kuşkuculuk dogma’nın karaladığı "inançsız insan" atfında bulunduğu bir metod olmaktan çok düşünmenin kendisidir. kuşku duymazsanız soru sormazsanız düşünce üretemezsiniz...dogmanın tasarladığı-hedeflediği insanın septik olması mümkün değildir..din dışı sayılma gereğidir bu doğma için. ‘kimliğim nedir’e gelebilecek sorular temelde septik bir sorguyla ele alınmalı ve ‘kimlik nedir’ le araştırılmalı. Kimlik aidiyet olgusuyla betimlenir, ait olma ve ait oldukları içinde betimlenme, tanımlanma isteği gösterir ve kimlik söylemi varlığı gereği ayrıştırmacıdır. Söylem; ayrışma isteğiyle-ki bu çoklukla kollektif bir bilinçaltı hareketidir- varlık bulur. Hal böyleyken siyahlar, beyazlar, yeşiller, maviler ve paletteki tüm renkler varlık tanımı söylemleri olan ‘kimlik’le otaya çıktıklarında artık, beyazlar beyaz olduğu için siyahlar siyah olduğu için mutlu değildir. Herkes “bir diğeri olmadığı için mutludur” bir diğerinden farklılığını –ki bu vandal ve komik bir çabadır yazık ki trajik sonuçlar doğurur-vurgulayan argümanları ise ırk, dil, din, kültür daha özelde cinsiyet, görünüş, düşünüş vs dir.
Din çıkışlı kimlik söylemlerinin ayrılıkçılığa yaptığı vurgu ritüellerle varlık bulur. Sorun islamiyet değildir-hali hazırda, dinsiz misiniz kardeşim söylemleriyle felsefi ve sosyolojik irdelenecek bir konuyu ısrarla psikolojik bir hezeyana temellendirme isteği duyabilecekler bulunabilir-hristiyanlık, yahudilik, paganlık vs. ritüele aitseniz mutlu etmek istediğiniz bir tanrının olmadığı fikrini bir düşünmenizi önerebilirim. “tanrının mutluluğa ihtiyacı yoktur” “kimlik sorunu yoktur” diyor ve bir ritüele ait davranış örneği sergiliyorsanız örneğin, bayramlar, defin törenleri,”iyi dileklerde bulunmayı ifade eden cümlelerinizin seçimi”-ki bu seçimin neredeyse dile yerleşik bir sıradanlıktan başka bir şey olmayışı” vs. inancınız varlığından kuşku duymadığınız yaratıcınıza ise ritüele ihtiyacınız yoktur. Peki din ritüelsiz inşa edilemeyecek bir şeyse.. “inanıyorum evet” demeye gerek duymaksızın inanmanın insanları mutlu etmediği açık. “Ritüel, bireyi toplumda yaşamak için toplumun gerektirdiği düzen bağının sıkılığına acı çekmeye hazırlar, bu yolda onu eğitir” (Metin And,Osmanlı şenliklerinde Türk sanatları) sorun, kimliğin suni, zorlama varlık tanımlarıdır, bu tanımlarla kimlik sahibi olma hevesinin havarileri, vahşileri, yıkıcılarıdır geleceği yalnız “insan” inşaa edecektir.


sevgili Marsseh

lilith -- 05.11.2008 - 22:54

Metin And'ın cümlelerini aktarma nedeninizi sezinlemekle birlikte, sizin bu konudaki öz cümlelerinizi duymak isterim.

öz cümlelerinizi dökün ortaya...

ve konuşalım...


öz cümle derken? alıntı

Marsseh -- 05.11.2008 - 22:57

öz cümle derken? alıntı sadece “Ritüel, bireyi toplumda yaşamak için toplumun gerektirdiği düzen bağının sıkılığına acı çekmeye hazırlar, bu yolda onu eğitir” (Metin And,Osmanlı şenliklerinde Türk sanatları) budur. tamamı özcümlelerimdir.


özcümle ne demekse bu

Marsseh -- 05.11.2008 - 22:58

özcümle ne demekse bu arada ..kendi cümleleriniz falan demek istiyorsunuz sanırım..bana aittir yazdıklarım.


özcümle nedir?

lilith -- 05.11.2008 - 23:02

özcümle; özümsenmiş cümle...
hem size ait, hem de özümsediğiniz oranda anlaşılır demek efendim.

"metin and'ın cümlelerini aktarma" lafı özellikle seçilmişti tarafımdan.


cümlelerimin özümsenmiş

Marsseh -- 05.11.2008 - 23:11

cümlelerimin özümsenmiş olup olamayacağı bilgisine duyduğunuz merakı ve isteği yazık ki doyuramıycam. tarafınızdan seçilen laf gereksizdir. düşüncelerinizi koyun tartışalım diyosunuz. düşüncelerim onlar diyorum -ki sanırım siz yazıyı önce tümüyle alıntı falan sandınız- eeee....bulunuş sebebim sizinle polemik ya da düşüncelerimin özümsenmişliği -gittikçe içi boşalıp komik ve saçma bir hal alıyor bu cümle-değildir... bir fikriniz varsa buyrun..


açlık duygusuyla dile getirilmemişti zaten...

lilith -- 05.11.2008 - 23:25

sayın arkadaşım,
sizin yazdığınız başka yazıları da okudum.
kullandığınız dile de az çok aşinayım.

benim kurduğum cümlelerin size komik gelmiş olması ne hoş.. en azından eğlenmişsiniz de bir şekilde işe yaramış. hoş, asıl işlevini yerine getirememiş ya neyse.

yeniden özümsenmiş cümle konusuna döneceğim. özümseme konusu bana hep cem yılmaz'ı anımsatmıştır. "kaynak gösterir misiniz?" sorusuna "gösteremeyeceğim üzerinde oturuyorum" şeklinde verdiği yanıt. çok belden aşağı bir espri gibi görünüyor değil mi? ama hadi felsefesini yapalım, nasılsa bu ülkede bize ait olmayan bütün doğulu batılı düşüncelerin felsefesi yapılıyor, nasılsa onları yaparken çok önemli insanlar gibi görünüyoruz öyle değil mi? cem yılmaz'ın üzerinde oturduğu için göstermeme felsefesini düşündünüz mü hiç?
işte özümseme budur.
kısaca; "ben, bütün kitapları devirdim, yedim, yuttum, sindirdim, sindirimimin bütün detaylarını da hallettim, işte o kadar özümsedim." tabii cem yılmaz direkt bunu söylemiyor, felsefe yaptık ya o yüzden kendimize göre süsledik özümsedik biz de durumu...

yeniden konuya dönmek gerekirse;
varsayın ki ben bir "gerizekalıyım".
ve hadi ana fikrinizi, öz fikrinizi, benim gibi salakların anlayabileceği şekilde söyleyin.

olur mu?


Lilith

oik0s -- 05.11.2008 - 23:37

Konuyu anlamadıysanız sormak ve irdelemek yerine neden polemiğe aldığınızı anlayamadım.

Sorun nedir?

Önceki algınız gayet açık ve net ... Alıntı zannettiğinizi her forumsever gayet rahat anlayabilir.

Alıntı olmadığı söylendikten sonra Özür dilemek ve sormak yerine tavrınız oldukça ilginç ve nazik değil.

Ayrıca Cem yılmaz konumuz değildi....Ve ayrıca kimse size hesap vermek zorunda değil.


sebep? anlaşılmaz olan

Marsseh -- 05.11.2008 - 23:38

sebep? anlaşılmaz olan bişey yok ki..neyse..iyi geceler..kendinize haksızlık etmemelisiniz.


allah allah...

lilith -- 05.11.2008 - 23:49

kendimi ifade edemiyorum demek bu gece...
belki yarın durum farklı olur.

ve oik0s...
önceki algım gayet açık ve net değil. en azından sizin baktığınız taraftan.
konuyu anlamadığımın açıklığını vurgulamışsınız, oysa ben daha anlaşılabilir bir platforma getirme çabasındayım şu an.
özür dilemem gereken yerde dilemişimdir, zira bu alçaltıcı bir durum değildir, bence erdem işaretidir. bu gece erdemli davranmıyorsam, özür dilenecek bir vurgu yapmadığımı düşündüğüm içindir.

kaldı ki, marsseh'in yazdığı pek çok yazının takipçisiyim. çünkü okumaktan keyif alıyorum. sizinle ilgili bir durum yok ortada...


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -