Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

PARADOKSLAR

delete

∞, sadece matematikçilerin değil, düşünen herkesin ilgisini ve merakını çekmiştir. ∞'u sayı olarak düşünürsek; aklımızı zorlayıp "en büyük sayı"ya ulaştığımızı kabul edelim. O sayının mutlaka 1 fazlası olacağından yeni sayılar elde ederiz.

Meselâ sayı doğrusunda 0 ile 1 arasında sonsuz adet reel sayı vardır. 0 ile 10 arasında da sonsuz adet sayı olduğuna göre bu iki sonsuz da birbirine eşit olamaz. Bu yüzden matematikte "∞/∞" ifadesi tanımsızdır. Aynı şekilde 1 ifadesi de henüz tanımlanamamıştır. Hâlbuki 1'in tüm üsleri 1'e eşit olmalıdır.


Socrates'in

nurcihan -- 16.10.2008 - 16:54

Socrates'in paradoksu
"Bilidiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir."


Güzel konu

xenix -- 16.10.2008 - 19:20

Paradokslar özel ilgi alanıma girerler. Evet en başta sonsuzu sayı olarak düşünemeyiz. Sonsuz bir sayı değil, bir durumdur.

Ama ikinci durumda, yani 0-1 ile arasındaki reel sayılarla, 0-10 arasında ki reel sayıların sonsuzlukları birbirine eşittir. Daha doğrusu birinin sonsuzluğu diğerinden fazladır gibi bir durum söz konusu değildir. Bu problem üzerine epey uğraşılmış ve epey tür farklı büyüklükte sonsuzluklar ortaya atılmıştır. Ama sonsuzun bir sayı olmadığını düşünürseniz her hangi bir eşitlik olmadığınıda farkedersiniz.

∞/∞ ifadesi tanımsız değil, belirsizdir. Yani eşitliğin diğer tarafına istediğiniz sayıyı yazabilirsiniz ve eşitlik sağlanmış olur.

Paradoks diye aratırsanız daha önce yazılan kaynaklara ulaşabilirsiniz bu konuyla ilgili.

Bir kaç sevdiğim paradokslara örnek vermek gerekirse,

Zenon un hareket paradoksları,
Russell ın Kümeler paradoksu,
Russell ın Tanrı paradoksu,
Mu paradoksu


xenix: Aklıma geldikçe eklerim.


Mu paradoksunu bulamıyorum

eren15 -- 20.12.2008 - 22:23

Mu paradoksunu bulamıyorum acaba nasıl birşey olduğunu anlatır mısınız?


Mu Paradoksu

xenix -- 14.01.2009 - 15:08

Genç zen öğrencisi, hocasına sorar.
- Köpekte buda yaratılışı var mıdır?

Yaşlı hoca, ne evet ne hayır, hem evet hem hayır anlamına gelen;
- Mu
der.

xenix


Epimenides paradoksu

Bilgisev -- 15.01.2009 - 22:29


Giritli Epimenides dedi ki:

"Bütün Giritliler yalancıdır. Ben de Giritliyim"

Soru: Epimenides doğrucu mu, yalancı mı?


Hehe :)

oik0s -- 15.01.2009 - 22:53

Cevaba aşağıdaki linkten bakmak olası, fakat benim yanıtım şudur: Yalancının mumu yatsıya kadar yanar...

http://tr.wikipedia.org/wiki/Epimenides_paradoksu


Paradoks anlaşılmamış

Bilgisev -- 16.01.2009 - 07:16

Yukarıda önerilen sitede deniyor ki:
1"Bütün Giritliler yalancıdır" önermesinin tersi
2"bütün Giritliler doğrucudur" değildir. doğrusu
3"En az bir Giritli vardır ki, doğrucudur" olması gerekmektedir

Çözüm olarak önerilen en az bir Giritlinin doğrucu olması matematik mantığa göre mümkün değildir. Şöyle kanıtlayayım:
Bir A küme'si olsun. Matematik küme tanımında kümeyi oluşturan tüm elemanlar aynı özelliğe sahip olmaları gerekir. Bunda istisna olmaz. Şu halde "tüm Giritliler" dendiğinde Epimenides dahil tüm Giritli olan elemanlar (kişiler) dahildir. En az bir eleman farklı ise o zaman "tüm" tanımı bozulmuş olur.

Bu bakımdan "Bütün Giritliler yalancıdır" önermesinin tersi "Yalancı olan hiç bir Giritli yoktur" olmalıdır. Eşdeğer olarak "Tüm Giritliler doğrucudur" olur ki paradoks devam eder. Bu paradoksun (çelişkili önermenin) nedeni Aristo mantığı kullandığımız içindir. Matematik mantık ve Küme kuramı da aynı Aristo mantığı ile çalışır. Yani, "bir şey (eleman veya küme) ancak kendine eşit olabilir" şeklinde ifade edilen Özdeşlik ilkesine olan katı inançtır. Oysa ki yeni bir mantık gerekir. Bu mantığa ben "Hem-hem mantığı" adını verdim. Bu yeni mantığa göre bir şey (nesne veya kavram)hem kendi hem de karşıtından oluşur. Ayırım söz konusu değildir.

Bu konuda açıklayıcı bilgi içeren ve yakında tüm (tüm değil bazı :=))kitapçılarda bulunacak olan "Kuantum Bilgeliği ve Tasavvuf" adlı kitaba bakmanızı rica edeceğim.


:=))

nurcihan -- 16.01.2009 - 10:46

Pardon bu kitabın yazarı kim sorabilir miyim?Sordum bile :)
Ben tahmin ediyorum ama...


İşte Nötr

oik0s -- 16.01.2009 - 11:40

Herşeyi bir zıtlıklar dünyası değil de, pozitif/negatif/boşluk(nötr) olarak ele aldığımızda, zıtlığı ortadan kaldıran içiçeliğin en doğru mantık olduğunu varsayabiliriz.
Doğru neye göre doğru, yanlış neye göre yanlıştır önermesi zaten kendi içinde paradokstur. Paradoks ancak nesne veya kavramın kendisine döndüğü an bir anlam kazanır.

Buna göre :

Tüm giritliler hem yalancı hem doğrucudur. Önermesi doğrudur.

Oik0s: "Doğrudur" ama neye göre? Mutlak olan paradoksun bitmeyeceğidir.


Kitabın yazarı

Bilgisev -- 16.01.2009 - 12:50

Haluk Berkmen, nam-ı diğer Bilgisev. Egomu ortaya koymak istemediğim için adımı bildirmedim. Anlayana sivrisinek saz.

Tebrikler oikos "Tüm giritliler hem yalancı hem doğrucudur. Önermesi doğrudur." işte Hem-hem mantığı budur.


Anlayan :)

nurcihan -- 16.01.2009 - 18:25

Bunun egoyla bir alakası yoktur.Eser hakkında bilgi veriliyorsa en azından yanında yazarının da isminin olması,o esere emek vermiş yazara bir saygıdır.Büyüklerimden böyle öğrendim :)
Ayrıca zaten isminiz ve değerli çalışmalarınız bu sitede bulunuyor.Şimdi isminizi vermemeniz tuhaf geldi gerçekten:)
Kitabınız Ankara'ya da ulaşırsa -inşallah ulaşır-ben de zevkle okurum.Anlayamadığım yerler mutlak olacaktır,zira bilgi birikimim sizler kadar yoktur.Burdan da yazarı olan siz ile paylaşabileceğim için kendimi şanslı adledeceğim.
Saygılar efendim.


Yazarın adından

Bilgisev -- 16.01.2009 - 21:15

söz etmeyişim sadece kendi reklamımı yapmak durumuna düşmek istemeyişimdendir. Bu bakımdan "egomu ortaya koymak istemedim" dedim.

Kitap yakında Ankara'ya ulaşacaktır. Okuduğunuzda eminim birçok sorularınız olacak. Çünkü işlenen konular ve yorumlar bilinenlerden biraz farklı bakışlar ve şaşırtıcı sonuçlar içeriyor.

Bu sitede onları tartışıp farklı görüşleri paylaşmaktan zevk duyacağım.


ödev-1

nurcihan -- 16.01.2009 - 21:59

Okumak bana ödev olsun.
Bu sitede onları tartışmak haddime değil.Ben sadece kafama takılan yerlerde size baş vurmaktan onur duyarım.Konunun uzmanı sizsiniz.
Ayrıca yazar olmanız reklam yapmamanızı gerektirmiyor kanısındayım.Kim nasıl değerlendirirse değerlendirsin.Tabiki de emek harcanmış bir göz nurunun okuyucusuna ulaşmasını istemek suç değildir.Yoksa niye yazılsın bunca kitap.
Siz varınız yapmayınız isterseniz de, ben bu kitabın reklamını yaparım:)
Saygılar ve bu sefer sevgiler de size efendim:)


EPİMENİDES

KENZEN -- 18.04.2009 - 10:48

YANIT KESİNLİKLE: "MU"


Sevgili Nurcihan, kitap

medisis -- 19.04.2009 - 07:54

Sevgili Nurcihan, kitap Ankaraya ulaştı ve dostkitabevinde bulabilirsiniz. Okunması gereken harika bir kitap...


mu paradoksunu

nLy -- 02.05.2009 - 13:20

mu paradoksunu acıklayabılırmısınız :S


zaten

yalanci_zerre -- 07.12.2009 - 21:57

bütün hayat bir belirsizlik durumu (anı) olduğu ve trilyonlarca yıl içinde yeniden belirli hale geleceğinde yani yokolacağından(doğada belirlilik yokluktur) bu tip paradokslar normaldir ve sınırsızlık zaten olması gerekendir.bir başlangıç bir son bir sınır arayanlar hayatı henüz kavrayamayanlardır.


hem hem mi?

Maitre -- 07.01.2010 - 18:30

bu mantigi nasıl turetebildiniz anlayamadım.matematikte var olan basit baglac kalıpları turetiliyormuydu(?) turetiliyorsa o zaman bende duzinelerce tureteyim.yapmayın lutfen bilim dilini siz yapmadınız sadece konusuorsunuz.hem hem denilen benım bildigim matematikte lise 1 de basitce anlatılan mantik dersındeki ANCAK ve ANCAK cift yonlu gerektirim baglacıdır.simgesi <=> dur.ayrıca matematik bolumunde soyut cebir ile baslayıp cogu ispat yollarında kullanılan bir baglactır.burdan yola cıkarsak o ispatlarıdamı siz buldunuz hem hem mantıgınıza gore?????kimin bulduguna gelincede bu sekilde ben buldum denildiginden dolayı ANONİM.


İlgisi yok

Bilgisev -- 07.01.2010 - 20:50

İnsan nasıl da yeni görüşlere kapalı olabiliyor. Hem-hem mantığı ile "ancak ve ancak" bağlacının ilgisi yok. Hem-hem mantığında karşıtların birliği var. Dialektik (eytişim)mantığın daha ileri bir şekli, çünkü baştan itibaren karşıtları kabul etmez.

Eytişimde tez-antitez-sentez adımları varken hem-hem'de tez-antitez bir ve tektir. Hem-hem mantığını kavrayabilmek amacıyla birkaç örnek öneri sunayım:

Zaman hem ileri hem geri gider.
Zaman ve uzam hem süreklidir hem de süreksiz.
Nesneler hem vardırlar hem yokturlar.
Nesneler hem sınırlı hem sınırsızdırlar.
Işık hem fizik hem metafizik âleme aittir.
Işık ve her nesne hem dalgadır hem parçacık.
İnsan hem tin hem bedenden oluşur.
Her insan hem iyidir hem kötü.
Kavramlar hem insan ürünüdürler hem insan ürünü değildirler.
Canlılar için evrim hem vardır hem yoktur.
İnsan ile evren hem bir bütündür hem değildir.
Özgür irade hem vardır hem yoktur.

anlayana


Bilgisev üstad

kutadgubilig -- 07.01.2010 - 21:26

Bilgisev üstad katılıyorum size. Yaratılanların ve maddelerin simetrik ve çiftli yaratıldığını göstermiyor mu bu bize?

Yani her kavramın ve yaratılanın çifti, zıddı, karşılığı vardır;

siyah beyaz, erkek dişi, iyilik kötülük, arka ön, kısa uzun, gibi. Ayrıca yaratıklarda çoğu organlar iki tanedir. insanda kaşlar, kulaklar, ayaklar, eller iki tanedir..


http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm


ilginc

Maitre -- 16.01.2010 - 09:55

sizin sozunuzden alıntı olarak aynen ;
''Oysa ki yeni bir mantık gerekir. Bu mantığa ben "Hem-hem mantığı" adını verdim. Bu yeni mantığa göre bir şey (nesne veya kavram)hem kendi hem de karşıtından oluşur. Ayırım söz konusu değildir.''
sizin ben buldum ben kurguladım diyerek bi taraftanda;
''Haluk Berkmen, nam-ı diğer Bilgisev. Egomu ortaya koymak istemediğim için adımı bildirmedim. Anlayana sivrisinek saz.

Tebrikler oikos "Tüm giritliler hem yalancı hem doğrucudur. Önermesi doğrudur." işte Hem-hem mantığı budur.''
tavrınız cok hos olmus.
Simdi vericegim cevaba gelelim.uzatmıcam zaten alıntılar bir miktar acıklamıstır kimin neyi anlayıp neyi anlamadıgını.bu da 'anlayana' diyerek bitirdiginiz yazınız icindi.
simdi cok basit bir sey isticem bu sizin bunun adınıda ben koydum dediginiz mantıgı sekıl olarak goruceksınız ve kullanım tarıhını biliosunuzdur tahminimce.bu sayafanın en ustunde benım gordugum bir simge var(avatar).her iyiligin icinde bir kotuluk her kotulugun icinde bir iyilik ifadesini anlatan simge.buna siz su yorumu katmıssınız
her insan hem iyidir hem kotudur
madem ole biraz bunu benım soyledıgım mantıkta kullanalım yanlız unutmayın benım soyledıgım matematıkte var olan bısey ben buldum diyemem bulmuslar zaten...kullanılmıs daha dogrusu buluncak bisey yok.matematik ortaya cıktıgında bulunmus bu +, - vs.
İyilik vardır ancak ve ancak kotuluk vardır
acıklama ihtıyacı duymuyorum bu sozu bende aynı sekılde atıfta bulanayım ''anlayana'' mı desem...
bu sekılde davranarak kim egosal davranıslarda bunuda farkederiz.
sozun ozune gelirsek basit mantikları var olanlar icinden yeni bir isim vererek kullanmak bulmak degildir.madem bulmak istiorsunuz ki bunu soylemedınız ama tavırlardan anlasılıyor 9 problem kaldıyanlıs hatrlamıyorsam cozulmemıs, istersenız ilgilenebilirsiniz birisi ile o zaman dersınızki buldum...
sanırım suan anlatmak istedigim net olarak anlasılmıstır.son olarak atlamısım savunma yazıcaksınız acık bıraktım o nedenle eklıyorum ad (isim) vermek bir bulus yaptıktan sonra olur...



aynı durum

Maitre -- 16.01.2010 - 10:06

degerli arkadasım kutadgubilig sizede ufak bi cvp atomun yapısına bakarsanız, bakıcagınızı sanmıorum cunki kesin biliyorsunuzdur.ben farklı bıseylerden bahsetmıorum olan bir kavram bulunmaz zaten var,demek istemıstım.lutfen ozenli okuyalım.


Kuvvetle muhtemeldir ki,

gamaro -- 16.01.2010 - 12:47

Kuvvetle muhtemel ki, matematikten sizin kadar,hatta belki zerreniz kadar bile anlamıyorumdur.

Söyleyebileceğim herşey, bugüne kadar okuyup öğrendiklerimin üzerinde serpilen sezgisel bir kavrayış (tabi ki kendi öznel kavrayışım)olarak tanımlanabilir.

Sanırım çok büyük ve çok küçük değerler söz konusu olduğunda işler bir çıkmaza giriyor.

Genel göreliliğin "sonsuzlu" boyutlarda sunabileceği önermeler anlayabildiğim kadarıyla bir hayli "sınırlanıyor"

Buna karşın atom altı boyutlarda kuantum tekeli başlıyor, ama o da bir portakal hacminde olup bitenlere dahi uzanamıyor.

Burada belki biraz da cehaletin verdiği cesaretle sormak istiyorum,

Sorun matematiğin kendisinde olmasın?

Eğer birisi bana sıfırın..
ya da sonsuzun..
ya da bir üzeri sıfır ve sonsuzun
ve de sonsuz bölü sonsuzun nasıl bir fiziki gerçeklikle örtüşebileceği konusunda..
ya da bu kavramlara neden ihtiyaç duyduğumuz hususunda "maddi" olmasa bile "sezgisel" bir izahatte bulunabilirse sevinirim.


gamaro

Bilgisev -- 17.01.2010 - 09:37


Matematikte sorun bulunduğu görüşüne katılıyorum. Nitekim Kurt Gödel bu konuyu incelemiş ve her ikili-mantık içeren sistemin bu tür çelişkiler içereceğini ve her türlü soruya yanıt bulunamayacağını kanıtlamıştır. İkili mantık var-yok mantığı olarak tanımlanabilecek Aristo mantığıdır. Bu mantığa göre bir "şey" yalnızca (ancak ve ancak) kendine eşit olabilir. Bu özelliğie "özdeşlik özelliği" denir.

Bu mantık sonsuzu kavrayamaz ve sonsuz içeren önermelerde çelişkiye düşer. Her çelişki belirsizlik içerdiğinden ve evrenin temel yapısında belirsizlik bulunduğundan yeni bir mantığa ihtiyaç vardır. Bu mantık da Kuantum kuramının önerdiği Hem-hem mantığıdır. Çünkü Kuantum kuramı her nesnenin hem dalga hem parçacık olduğunu söyler ki bu özel durumu ikili mantık ile kavramaya olanak yoktur.

Yukarıda sorduğun soruların yanıtını hem-hem mantığını kullanarak yanıtlarsan çelişkiye düşmekten kurtulursun. Şöyle ki, sıfırda ve sonsuzda hem varlık hem de yokluk bulunur. Bu durumu ikili mantık kullanarak kavramaya olanak yoktur.



matematik

toro -- 17.01.2010 - 09:52

matematiğin yanlızca formel mantık(aristo mantığı) üzerine kurulu olduğu düşünülmemelidir.Aristo mantığı daha geniş mantıkların sadece bir alt kümesidir.
Bulanık mantık(fuzzy logic) önermelere sonsuz tane doğruluk değerinin verildiği mantıktır ve bilgisevin hem hem mantığına denk düşer.Bence matematiğin tek sorunu zamandır.
ancak mutlağa matematikle de ulaşamayız ama matematik olmadanda mutlağa yaklaşamayız


Matematik üzerine ortalama

gamaro -- 17.01.2010 - 10:32

Matematik üzerine ortalama bir insan ya da az biraz daha bilgili bir büyük edebiyatçının, adı matematik olan ve kahramanları da matematiksel kavram ya da tanımsızlıklardan oluşan bir roman yazmasını herşeyden çok isterdim.


toro

Bilgisev -- 17.01.2010 - 17:24

Bulanık mantık veya fuzzy logic sonsuzluklar karşısında çaresizdir. Aynı şekilde çelişkili önermeleri de (paradoksları) bu tür bulanık bir mantıkla çözemeyiz. Bulanık mantık yüzdelerle iş görür. Eğer bir değer beklenen belli bir yüzde orana yakınsa veya belli bir yüzde aralığın içindeyse bu tür bulanık mantık faydalı olabilir.

Oysa ki sonsuzluk ve çelişkili önermeler söz konusu olduğunda karşıtların birliğini kabullenmek gerektiğinde Hem-hem mantığının yararlı olacağı görüşündeyim. Hem-hem mantığına en yakın düşen mantık türü eytişimli (diyalektik) mantıktır. Ancak eytişimli mantık dahi karşıtların varlığını kabul ederek işe başlar. Hem-hem mantığında ise karşıt kavramların varlığı (gerçekliği) baştan itibaren geçersiz kabul edilir. Karşıt kavramlardan söz etmek bir kolaylık, alışa geldiğimiz bir yanlış pratik olarak görülmelidir.


guzel terimler

Maitre -- 17.01.2010 - 19:25

kullanılan terimler guzel olmus kanaatindeyim.yanlız hepinizde biliosunuzki tanimsızlık ve belirsizlik ayrı kavramlardır.bahsedilenler belirsizlik durumlarıdır.belirsizlik tek veya iki katlı turevler ile matematikte cozum bulur.tanımsızlık ise cozum bulamaz.caresizlik yoktur aslında sadece tanımsızlık durumunu tanımlayamazsınız.(tanım boslugu)bunun nedenıde cok basıt aslında 'neden sıfır,neden 1 degil' diye sormak yeterlidir.
simdi birde su konuya gelelim sozu gecen hem hem mantıgını buldugunu iddaa eden Sn.bilgisev artık sunu soylemelidir: 'kendime ait diyerek bahsettigim hem hem mantıgı zaten var olan bir mantıktır,ben bulmadım yeni isim vermis olabilirim...'neden diye sorarsaniz alıntı olarak 'evrenin temel yapısında belirsizlik bulunduğundan yeni bir mantığa ihtiyaç vardır. Bu mantık da Kuantum kuramının önerdiği Hem-hem mantığıdır. Çünkü Kuantum kuramı her nesnenin hem dalga hem parçacık olduğunu söyler ki bu özel durumu ikili mantık ile kavramaya olanak yoktur.'

ayrıca sozu gecen mantikla ilgili su soylenmis: 'Hem-hem mantığında ise karşıt kavramların varlığı (gerçekliği) baştan itibaren geçersiz kabul edilir.'
madem durum bu o halde sunu da soyleyebiliriz canlılar hem erkektir hemde disidir (galiba bu sırtlanda mumkundu...)neyse bunuda gecelim karsitlar yani zit kutuplar olmadan dunya donemez.bunuda bir kenara bırakalım.basit bir ifade sorayım.
gecenin karanlık oldugunu gunduzun aydınlık oldugundan anlamadıkmı gozlemlerle?
simdi nasıl karsıtların gercekligi kabul edilemiyor?

Son olarak eklemek istedigim bu mantık yerine gore 'ancak ve ancak' baglacı ile yerine gore 've' baglacı ile neden ortusmektedir?es anlamlı kalmaktadır?
cevap icin simdiden tesekkurler birde 0<=>1 bu onermemin bana yanlıslıgını ispat ederseniz sevinirim.


bilgisev

gamaro -- 18.01.2010 - 04:13


Hem-Hem mantığı kuantum ile ilişkilendirildiğinde zaten olayın en önemli ve "kilit" detayı devreden çıkmış olmuyor mu?

yani "ZAMAN"

Benim şu ana kadar anlayabildiğim kadarıyla "hem-hem" mantığı ile sunulan önermeler ve sorulan sorulara verilen cevaplar ancak "zamansız" bir mekanın (ya da zamana ihtiyaç duyulmayan bir evren modeline ait nesne ve durumların) tanımlanmasına hizmet ediyor.

(Yanılıyorsam lütfen düzeltiniz)

Dünya hem sıcak hem soğuk bir gezegendir.
Türkler hem yalancıdır hem değildir.
İnsan hem iyidir hem kötü.

vesaire, vesaire..

Ama "zamanın" anlam ve önem kazandığı her durumda, ya da zaman ile mekanın soru gereği kesişmek durumunda kaldığı koşullarda bu tür önermeler nasıl bir kılığa bürünecek ve ne tür cevaplar sunabileceklerdir bizlere?

Ayrıca bir önermenin "doğruluğu" bazen hiç birşey ifade etmeyebilir.
Örneğin ben diyorum ki, "Bu yıl kuzey yarımkürede bir yerlere yağmur yağacaktır"

Dünya'da yağmurla seyreden atmosferik olayların varlığını araştıran olası uzaylıları saymazsak (bu bilgi belki onlar için çok önemli olabilir), ama aynı önerme kuzey yarımkürede yaşayan herhangi bir insan için (nerdeyse mutlak bir kesinlik taşımasına rağmen) ne ifade edebilir? Daha doğrusu ne işe yarar?

Bilgisev, lafı fazla karıştırdıysam kusuruma bakma.

Eğer diyorsanız ki, İNSAN ormanı ve büyük resmi görmek istiyorsa "hem-hem"e muhtaçtır, tamam derim ben de, doğrudur.

Ama ormanı görmek dışında hemen önünü ve önündeki durumları da görmek durumunda değil midir aynı zamanda insan?

Hadi "zamanı" bir kenara bıraktım, peki ya "mekan" ?

Önümde bir çukur var mıdır?
Bir sonraki adımımı atacağım yer bataklık mıdır?
Şu prizde elektrik var mıdır?
Çakmağı çakayım mı, tüpte kaçak var mıdır?

önümde hem çukur vardır, hem yoktur.
Bir sonraki adımımı atacağım yer hem bataklıktır hem değildir.
Şu prizde hem elektrik vardır hem yoktur.
Tüpte hem kaçak vardır hem yoktur.

Şimdi ben adımımı atayım mı?
Elimi prize sokayım mı?
Ya da çakmağı çakayım mı Bilgisev?






Açıklamam gerekli

Bilgisev -- 18.01.2010 - 06:05

Hem gamaro hem de maitre hem-hem mantığının nerede kullanılması gerektiği konusunu tam kavrayamamış gibi geldi bana. Şöyle ki: Hem-hem mantığı ikili Aristo mantığının geçersiz olduğu ve çelişkiye düştüğü noktalarda başarılıdır demek istedim. Yani matematik ve kavramsal sonsuzlukları ve çelişkileri kavrayıp çözmeye yardım eder.

"Sıfır birden farklıdır" önermesinin yanlış olduğunu iddia etmedim. Çünkü bu önermede herhangi bir çelişki veya sonsuzluk söz konusu değil. Aynı şekilde gamaronun sorduğu:

Şu prizde elektrik var mıdır?
Çakmağı çakayım mı, tüpte kaçak var mıdır?
Önümde bir çukur var mıdır?
Bir sonraki adımımı atacağım yer bataklık mıdır?
sorularında da herhangi bir çelişki veya sonsuzluk yok.

Ama "her nesne hem dalgadır hem parçacık" önermesi çelişki içerdiğinden Hem-hem mantığına gerek vardır.


gamaro diyor ki: "Benim şu ana kadar anlayabildiğim kadarıyla "hem-hem" mantığı ile sunulan önermeler ve sorulan sorulara verilen cevaplar ancak "zamansız" bir mekanın (ya da zamana ihtiyaç duyulmayan bir evren modeline ait nesne ve durumların) tanımlanmasına hizmet ediyor."

Hem-hem mantığını zamana da uygulamak mümkündür. Şu önerme:
"zaman hem ileri gider hem de geri" gündelik algılarımıza göre çelişkilidir. Çünkü zamanı sadece ileri gittiğine inanıyoruz. Oysa ki Kuantum kuramına göre zaman geri dönüşümlü olup hem ileri gider hem geri. Yani tek yönlü geçmişten geleceğe akan zaman sadece bizim yorumumuzdur. Şu anda hem geçmiş vardır hem de potansiyel olarak gelecek. Kesin bir gelecek olmasa da şu anın oluşumunda döngüsel bir zamandan türeyen gelecek de bulunmaktadır.

Zamanın döngüsel olduğunu her boyutta gözlemek mümkündür. Atomlarda elektronlar çekirdek etrafında döner, gezegenler güneş etrafında döner, dünya kendi etrafında döner, güneş de samanyolu galaksisi ile birlikte döner.

maitre de diyor ki: "karsitlar yani zit kutuplar olmadan dunya donemez.bunuda bir kenara bırakalım.basit bir ifade sorayım.gecenin karanlık oldugunu gunduzun aydınlık oldugundan anlamadıkmı gozlemlerle?simdi nasıl karsıtların gercekligi kabul edilemiyor?"

Gece-gündüz tanımı da bizim bulunduğumuz durumun sonucu olduğundan temelde olan döngünün sonucudur. Karşıtları kabul etmenin sonucunda çelişkiye düşülmüyorsa ikili Aristo mantığı geçerlidir. Buna itirazım yok. Ama döngünün asıl nedenine inildiğinde bir çelişki ile karşılaşılıyorsa, işte o zaman Hem-hem mantığı imdadımıza yetişebilir.

Zaten bilge kişiler karşıtların birliğini her zaman kabul etmişlerdir. Zahir ile Batın vahdetten yani birlikten türer. Bunu kavramak bile bizi ikili mantığın kıskacından kurtarır.


Bu arada önceki sorumu da

gamaro -- 18.01.2010 - 09:36

Bu arada önceki sorumu da tekrarlamak isterim.

Sıfırın, sonsuzun, bir üzeri sonsuz ya da sonsuz bölü sonsuzun..ayrıca belirsizlik ve tanımsızlık gibi tanımların varlığına,

kültürel, sanatsal, edebi, felsefi ya da imani alanlarda demiyorum, ama matematiğin kendi dünyası ve dili içerisinde neden ihtiyaç duyulmuştur?

Örneğin matematik denilen şey, sonsuz bölü sonsuzun "ne" olduğu sorusundan ne umar?

Ya da karekök x eşittir eksi bir denklemindeki x'in nasıl bir sayı olacağı sorusu üzerinden nerelere atlamanın hayallerini kurar?

Uzun lafın kısası;

Bazı matematiksel çözümsüzlüklerdeki "artistik" hareketler bu işin bir nevi "sanat sanat içindir" boyutu mudur , yoksa konu benim gibi matematik cahillerinin anlayamayacağı kadar derin bir kuyu mudur?

Ya da bir üçüncü ihtimal, söz konusu belirsizlik ve tanımsızlıklar matematik denilen tasarımın kendi yazılımındaki noksanlıklarından kaynaklanmış "error" durumları mıdır?

oyun oynanıyor ama ara sıra takılıyor, ama yine de oynanıyor..der gibi yani.

Matematik üzerine edebiyat yapacak kimse yok mu?:-)


Ayrıca "zaman hem ileri

gamaro -- 18.01.2010 - 14:43

Ayrıca "zaman hem ileri gider hem de geri" ifadesinin hem-hem mantığının zamana uygulanmış hali olduğunu düşünmüyorum.

Çünkü bu ifade bana, içinde zaman kelimesini taşıyor olsa bile zamanın "zamansız" bir ortamda tanımlanmasını çağrıştırıyor sadece, yani zaman burada sadece herhangi bir kelime.

Ek olarak sormak istediğim bir diğer husus da şu;

Şimdi diyorsunuz ki Bilgisev, " Ben demek istedim ki, hem-hem mantığı ikili Aristo mantığının geçersiz olduğu ve çelişkiye düştüğü noktalarda başarılıdır"

Ama bu insana daha başka birşeyler çağrıştırıyor.

Genel görelilikle şunları şunları, kuantumla da şunları şunları açıklayabiliyoruz demekten farklı birşey değil ki bu?

Şimdi nasıl fizikçiler bu iki kuramı daha büyük bir potada eritip, hem atom altı dünyadaki ,hem de büyük cisimler, gezegenler ve gökadalar dünyasındaki soruları tek bir elden cevaplayabilecek bir kuramın hasretini çekiyorlarsa...

ben de diyorum ki, aynı hasreti "bütün mantık dünyası" adına çekenlere ne önerirsiniz?

Yani bana öyle bir mantık söyleyin ki, hem aristo mantığının geçerli olduğu noktalarda, hem de onun geçerli olmayıp çelişkiye düşülen tüm durumlarda kullanabilecek bir mantık olsun.

Bunun için de bir öneriniz var mıdır?


Mantık üzerine

Bilgisev -- 18.01.2010 - 15:52


Mantık şöyle tanımlanır: "Doğru düşünmenin yolu ve yöntemi". Şimdi "doğru düşünce" denince ne anlıyoruz? Belli kurallara ve ilkelere sadık kalarak geliştirilen önermeler, olarak anlıyorum. Peki ama bu "kurallar ve ilkeleri" kim koyuyor?, kim diyebilir ki: "eğer şu kurallara uyarak önermeler üretirsen doğru düşünmüş olursun".

Kurallar ve ilkeler pratik nedenlere "gündelik gözlemlere" dayanarak üretilmiştir. Nesnelerin birbirlerinden bağımsız oldukları varsayımına ve gözlemine dayanarak "özdeşlik ilkesi" konmuş ve Aristo bu ilkeden hareketle ikili mantığı ileri sürmüştür.

Kuantum Kuramı (KK) ise bu mantığın geçersiz olduğunu söylemekle kalmamış, ayrıca kanıtlamıştır da. Şimdi hem klasik fiziği hem de Kuantum fiziğini içeren ortak bir mantık kurulabilir mi? Kanımca kurulamaz. Çünkü bu iki kuram farklı dünya görüşüne sahipler. Birbirleriyle her zaman olmasa da birçok bakımdan çelişirler.

Klasik fizikte "bağımsız nesne" vardır, KK'da yoktur.
Klasik fizikte "yerellik ilkesi" geçerlidir, KK geçerli değildir.
Klasik fizikte "gözleyen-gözlenen" ayırımı vardır, KK'da yoktur.
Klasik fizikte "zaman tek yönlü akar ve tersinmez", KK'da döngüseldir ve tersinir.

Tüm bu önemli farklardan dolayı tek bir mantık geçerli olamaz. Ama gündelik yaşamın ötesinde "bilgelik yolunda" ilerlemek isteyenler için Hem-hem mantığı yardımcı olur ve çelişkilerin girdabına düşmeyi önler.


sn gamaro

toro -- 18.01.2010 - 20:29

matematikte nesnelerin ne olduğunun bir önemi yoktur önemli olan şey tutarlılıktır(ancak mutlak tutarlılık değil(ispatı Gödel)) yani şunu demek istiyorum örneğin karmaşık sayılar doğada bir anlam ifade etmeye bilir(ki ediyor) ancak bunlar bir tutarlıklık meydana getiriyorsa artık onlar matematiğin nesneleridir.
Bundan dolayı matematiğin doğada var olmak gibi bir gayesi yoktur ancak matematiğin temellerinin doğa tarafından meydana getirildiğide bir gerçeketir.örneğin kroneckerin doğal sayılar ile ilgili şu sözü bunu çok iyi açıklıyor "tanrı doğal sayıları yarattı gerisini insanlar" ve burda bir geriye dönüşte söz konusudur.örneğin euclidiean geometri doğadaki sezgilerimizi ilk bakışta betimleyen iyi bir yapıdır .Ancak soyutlama gücünün bir ürünü olan riemann geometriside doğada yerini bulmuştur.YANİ matematik yüz yıl sonrasının resmini çizmektir bir nevi
diğer sorularınıza cevap yazacağım...


teşekkürler toro

gamaro -- 18.01.2010 - 21:00

Toro sen benim sorularımı yanıtla, ben de ikinci büyük savaşa ait bütün kütüphanemi paylaşırım seninle, zahmetin için teşekkürler:-)


matematik

Bilgisev -- 18.01.2010 - 21:18

aynen formel mantık gibi kurallar çerçevesinde geliştirilmiş olan bir dildir. Bu dil de diğer tüm diller gibi belli bir öğrenim sonrası anlam kazanır. Nasıl ki Türkçe bilen insanla bilmeyen insan karşılıklı anlaşamazsa, matematik bilen insanla bilmeyen matematik diliyle anlaşamaz.

Şimdi ben sana desem ki "e üzeri i pi eşittir eksi bir" sana bu önerme çince gibi gelebilir ve bana "e nedir?", "i nedir?", "pi nedir?" diye sormaya başlayabilirsin. Ama ben de sana "Bu dili öğrenmeden bu tür sorular sormanın anlamı yoktur" diyebilirim. Bu konuyla ilgili bir fıkra:

İki arkadaş İngiltereye gitmişler ve bir lokantaya girip yemek yemek istemişler. Biri diğerine demiş ki: "İkimiz de ingilizce bilmiyoruz nasıl yemek ısmarlayacağız?". Diğeri cevap vermiş: "Sen hiç merak etme ben biliyorum. Bunlar her sözü 'şın' ile bitirirler". Garson gelince bildiğini iddia eden "Bana çobayşın ve tavukşın lutfen" demiş. Biraz sonra çorba ve tavuk gelmiş. "Gördün mü" demiş yemek ısmarlayan "nasıl da benim dediğimi anladı". Bunu duyan garson "Ben Türk olmasaydım siz b.kmeyşın yerdiniz".

Matematik bilmek de bunun gibi birşey.


sesimi duyan???

Maitre -- 18.01.2010 - 21:35

oncelikle saygılar tekrar dusuncelerınız ve kavramlarınız ayrıca terımlerınız cok guzel oluyor.okurken zevk alıorum aynı dılde ve sevıyede konusan bırılerını bulmak hos tabi bu insanın beyninde yeni odacıkların olusmasına neden olur ki en gerekli olan seydir benım icin.

Yazılarımın biraz daha ozenli okunmasını Sn bilgisevden rica edicem.ben anlatımlarımda ozetle bilgisev'in 'hem hem mantıgının adını ben koydum ben buldum' sozlerını gerı alması icin ugrastım var olan bir mantiktir diyerek.bir matematikci olarak yerine gore 'ancak ve ancak' ile yerine gore 've' ile örtüsebilecek sekilde cogu yerde kullanabilirim.ama su kadarını bilemem 'hem hem' mantigi kuantum fizigine gore nerede kullanılmıstır.bunu bir fizikci ile ilk sohbetimde net olarak ogrenicem.mantıgını cok iyi tarif etmissiniz yazılarınızda ancak benim icin kesinlik onemlidir ehiline sormakta fayda var.
Sn. gamaro su yazınız dikkatimi cekti 'Bazı matematiksel çözümsüzlüklerdeki "artistik" hareketler bu işin bir nevi "sanat sanat içindir" boyutu mudur , yoksa konu benim gibi matematik cahillerinin anlayamayacağı kadar derin bir kuyu mudur?

Ya da bir üçüncü ihtimal, söz konusu belirsizlik ve tanımsızlıklar matematik denilen tasarımın kendi yazılımındaki noksanlıklarından kaynaklanmış "error" durumları mıdır?'
bu dusunceleriniz hos.ancak cahillik hos degil kullanmayın lutfen konusmalarınız etkileyici.(zamanın 4 uncu boyut oldugunu düsünebilmektesiniz)ufak bir ornekleme kullanıcam.oturdugunuz bina yada ev, sayet ana kirisini cıkarıp atarsanız ne olcaktır? Galiba sonuc kesin cokucektır.bilimlerde boyledir herzaman.Bazı kiris yapısına sahip önermeler, teoremler ve kanunlar vardır.cogu celiskiye dusulen yerde aslına bakılırsa o dusuncelerin teorem yada onerme oldugu gorulur. cunki teorem yada onerme evrensel olarak kabul gormemistir yani birisi cıkıp 'arkadas bunun su yanlısı var' diyebilir.zaten iste o yuzden bunlar birer kanun olamaz.teorik olarak kalırlar.YANİ demek istedigim biz bazı teoremlerin yanlısını bulabiliriz ama bunu cıkarıp atamayız yoksa bina coker.Sadece yapabilcegimiz onun ustunu kapatmaktır.yoksa bu domino tasları gibi sıra ile cogu bilimin cokusune neden olur.Felsefeden once matematık daha sonra fizik ve sonrasında alt dallar ortaya cıkmıstır.(yanlısım varsa bu bilgimi duzeltebilirsiniz.)biz dersek ki matematikte o yanlıs bu yanlıs Reaksiyonu baslatırsınız tabi bunu yapabilcek olanlar biz degiliz hayatını bilime adamıs ınsanlar bunu yapabilir.galiba ustunu ortuyoruz diyerek kastedilen net olarak anlasılmıstır.
Matematik yasıyan bir dildir sayıların kendi arasında sevismeleridir.birbirlerini tamamlamalarıdır.tamamen soyuttur ama zaman icinde somuttur.matematigi mukemmel derecede iyi bilmeden(mumkun oldugunu sanmıorum) kimse tutupta matematik konusunda acıktır bosluk vardır soyledır boledır dıye konusma hakkını kendınde bulmamalıdır.eger bu hakki kendınızde gorebiliorsanız ne diyim size ordinaryus matematikci unvanı vermek gerekir.o nedenle artık lutfen hangi bilimle ugrasmamız gerektigini iyi secelim.aslında bilimlerle degil fesefik acıdan tartısalım.bilim uzerinden degil ve KİMSE VAR OLAN ONERMELERİ BEN BULDUM ADINADA ... DEDİM tavırlarında konusmasın.yerimizi bilelim...
yazıma baslarken soylediklerim son yazdıklarımla denk olmayabilir ben baslarken felsefik acıdan bu konusmalar zihnimizi acar diyerek basladım ancak en son matematige yapılan ufak tefek hakaret sayabilcegim dusuncelerden kaynaklı tepki verdim.
Arada bahsettigim matematik tamamen soyuttur ancak zaman icinde somuttur ifadesi aslında matematikcilerin cıkıs yoludur ama diger bilimlerin bir cıkısı deildir.diger bilimlerde soyutluk kavramı bilgilerim kadarı ile kullanılmıyor.
fizikciler dalgaları yada ısıgı ıncelemeyı cok sever genelde nedeni:bilimlerin ortak kullanımı yardımlasmasıdır.bir noktadan sonra sonsuz salınımdan dolayı ifadelerinde sonsuzu somutlastıramıyor olmalarından topu matematige paslamaları gerektigini fark ederler.peki matematik bu noktada ne yapar Sn. Bilgisev' in bahsettigi matematigin cagresizligi(hala nasıl olur diyorum) dewreye girer zaman fizik icin durdurulur(fizigin ne kadar degerli oldugunuda atlamayalım) ve o noktada yakınsaklık incelemesine girilir neden cunki sonsuzda kim islem yapabilir ki(?) yinede orda yakınsamadan bir sonuc bulunur ve zaman tekrar akmaya baslar bulunan sonuc fizige aktarılır ve bu senkronize surekli devam eder.

tekrar saygılarımla...


Hem hem mantığı

oik0s -- 18.01.2010 - 22:23

Hem hem mantığı sadece olasılıklardan biridir. Olasılıkların hepsi değildir. Hem hristiyanım hem yahudiyim hem müslümanım diyebilirsiniz ama bir mantıksal doğru içermez.

Genellikle üç ana mantık ilkesinden söz edilmektedir.

1) Özdeşlik İlkesi:

"Bir önermenin doğruluk değeri,anlamı değişmediği sürece hep aynıdır." biçiminde ifade edilir.

Buna göre akıl yürütmeyi oluşturan önermelerin belli değişmeyen doğruluk değeri taşımaları için akıl yürütmenin başında her bir terime verilen anlam ne ise o terim hep aynı anlamı taşımalıdır. Böyle bir durum akıl yürütmenin tutarlılığının zorunlu koşuludur.

Özdeşlik ilkesine uymayan bir zihin için "çelişmezlik" ve "üçüncü halin imkansızlığı" ilkeleri anlamsız kalır.

Özdeşlik ilkesi A , A’dır. biçiminde ifade edilir. Yani "her şey kendisinin aynıdır, kendisinden başka bir şey olamaz." demektir.

2) Çelişmezlik İlkesi:

"Bir önerme aynı zamanda ve aynı koşullar içinde hem doğru hem yanlış olamaz." biçiminde ifade edilir. Buna göre, bir önerme aynı zamanda ve aynı koşullar içinde birden çok doğruluk değeri taşıyamaz.

Çelişmezlik ilkesi, " A ,A’ dan başka bir şey değildir." biçiminde belirtilebilir.( A -A )

- Çelişmezlik ilkesi sonradan kazanılmış, yani toplumsal evrimin herhangi bir anında ortaya çıkmış değildir. İnsanla birlikte varolan ve her toplumda geçerli olan evrensel bir ilkedir.

- İnsan zihninin çelişmezlik ilkesine karşı duyarlılığı özdeşlik ilkesine göre daha çoktur. İnsan, bu ilkeye uyma zorunluluğunda olduğunun bilincine daha açıkça sahiptir.

3) Üçüncü Halin İmkansızlığı İlkesi:

" Bir önerme ya doğru ya da yanlıştır,bu iki değerin dışında üçüncü bir hal yoktur. " biçiminde ifade edilebilir. ( A V -A )

--------------------------------------------------------------------------------------

Bu üç mantık ilkesi birlikte şöyle ifade edilebilir: " Bir önerme doğru ile yanlış doğruluk değerlerinden birini ve yalnız birini taşır. "


Bu üç ilkeye dayanan mantığa "iki değerli mantık" denir.
---------------------------------------------------------------------------------------
4) Yeter Sebep İlkesi:

" Yeter sebep olmadıkça hiçbir olgu varolamaz, hiçbir yargı doğru olamaz." biçiminde ifade edilir.
"Bir yargının doğru olduğu sebepsiz iddia edilmemelidir. Bir yargının doğruluğunun sebebi ise başka bir yargıdır."

Örnek: "Bütün insanlar ölümlüdür." önermesi,
"Bu insan ölümlüdür." önermesini temellendirir, yani, onun nedenidir

- Yeter sebep ilkesi önceki üç ilkeden özce farklıdır.Diğer üç ilke birbirine bağlı oldukları halde, bunların yeter sebep ilkesi ile bir bağlantısı yoktur.


Bilgisev

gamaro -- 18.01.2010 - 23:02

Ben de şöyle cevap vereyim.

Ben almanca öğrenirken (aşk nelere kadir, üç ayda almanca öğreniyor insan) bir tercüman alman kız vardı çalıştığım kurumda.

Ama ben bu işi bir ara o kadar abartmıştım ki, bir almanın bile kurmakta zorlanacağı düzeyde cümlelere dalmıştım.Ve bu cümleleri doğru kurup kurmadığımı da o kıza sorarak anlayabileceğimi sanmıştım.

Lakin yanılmışım.

Çünkü ortaya şöyle bir sorun çıkmıştı.
Onun anadili almanca ama türkçesi ortaydı.Benimse anadilim türkçe ve almancam orta.

Hal böyle olunca, ben ne demek istediğimi biliyordum ve bunu ona türkçe olarak söylüyordum.Ama o bu cümlenin gramerindeki ağırlıktan dolayı benim söylemek istediğim şeyin ne olduğunu tam anlayamıyordu.Tam anlayamayınca yapabileceği tercümeyi de yapamıyordu.

Ya da tersi oluyordu, ben ona kurduğum o zor cümleyi almanca söylüyordum, o anlıyordu ve ben de diyordum ki hadi söyle ne dedim..e söyleyemiyordu yine garibim:-) Sonra son bir çare diye bu kez de cümlenin türkçesini söylüyordum,olmuş mu diyordum, o zaman da ben anlamıyor sen ne dedin:-))

Eğer dün seni karşılamış olsaydım, belki de bugün böyle bir sorunumuz olmayacaktı.

Şimdi böyle bir baba cümleyi benim diyen almancı çeviremez de, ben çeviririm:-)

Ama ben bu işi o tercüman kızla değil, başka şekilde becerdim.İkimizde kendi ana dilimizin profesörleri olmakla birlikte bu sorunu çözememiştik işte.

Hadi ben cahilim beni geçin.
Ama mesela mevlana celaleddin rum-i de gelip sorsaydı size pi nedir diye, ona da tavuk ve çorbayla mı cevap verecektiniz Bilgisev?

Los Alammos'ta da sadece fizikçiler mi çalıştıydı sahi?

Daha ne diyeyim, ya da daha da birşeyler diyeyim mi gerçekten?

anlaşmak için en az iki kişi gereklidir, ama anlaşamamak için de en az iki:-)

not:
Edwinn A.Abbot
Flatland (YASSI ÜLKE)

Romanının türkçesi yok sanırım,ama ingilizce ya da almancası okunabilir:-)




Önkabuller

Bilgisev -- 19.01.2010 - 07:36

Burada yazan oikos ve gamaro alınmasın ama her ikisinde de önkabullerin etkisini gördüm. oikos mantık ilkelerinden söz ederken belki farkındadır belki değildir ama ayırımcı ikili mantıktan söz ediyor. Bu ilkeleri her mantık kitabında bulabilirsiniz. Benim sözünü ettiğim Hem-hem mantığını ise hiç bir kitapta okuyamazsınız. Yeni fikirler ileri sürüldüğünde nasıl da tutucu önkabul ve önyargı ile karşı çıkıldığını ibretle görmekteyim.

Keza gamaro ille de "bana matematiği basit sözcüklerle anlat" diye israr ediyor. Eğer ben "anlatılamaz" dersem, o zaman da ben iletişim özürlü, bildiğini aktaramayan, konuyu sulandıran biri olarak yargılanıyorum. gamaro Mevlana Celaleddin Rumi'den söz ediyor. Ne kadar da ilginç..Mevlana'nın kendisi "anlamak istemeyen veya önyargı ile karşı çıkanlarla boşuna uğraşma" demiştir. Onun Mesnevi adlı eserini okuyanlar "günümüzün Ezop'u" diye alay edip yanlış yorumlamışlardır. Ona önfikir ve önyargı ile yaklaşmışlardır.

Mantık konusuna geri dönecek olursak bir diğer örnek de Friedrich Hegel'dir. Hegel Diyalektik (Eytişimli) mantığı ilk olarak ileri sürdüğünde pek çok insan, ki bunların birçoğu kendi meslektaşları idi, karşı çıkmışlar "durup dururken yeni bir mantık uyduruyorsun" demişlerdir. ama bugün herkes eytişimli mantığın öneminden söz ediyor ve onun farklı olduğunu biliyor. Marx'ın Diyalektik Materyalizm felsefesi de Hegel'in Eytişimli mantığına dayanır.

Kanımca Hem-hem mantığı farklı bir bakış açısıdır ve ne Aristo mantığına ne de Hegelin eytişimli mantığına benzer. Onların yerine geçmek gibi bir iddiası yoktur. Gündelik yaşamda da pek fazla kullanılacağını sanmıyorum. Ama sonsuzluk ile çelişki içeren önermelere çare olarak bakılabilir. Bir de evrenin bütünsel (global) bir yapı olduğunu, her var olanın (canlı veya cansız) bir büyük enerji alanı içinde birbirlerine bağlı enerji yoğunlukları olduğunu, gözleyen-gözlenen ayırımının bizim kendi yorumumuz olduğunu anlamak ve kavramak istersek bu mantığın gerekli olduğunu söylüyorum. Onaylamak veya ret etmek size ait.


Ben matematiği basit

gamaro -- 19.01.2010 - 09:07

Ben matematiği basit kelimelerle anlatın filan demedim.

Bilakis gerekirse anlaması son derece zahmetli ve güç olsun, ama eğer becerebilirseniz ve de zahmete değer görürseniz bir resim çizin de seyredebileyim dedim.Ben sizin sanatçı tarafınıza seslendim,ve belki bir yankı gelir diye bekledim,hepsi bu.

Ama bir soru daha sorabilir miyim?:-)

Onlar ki, asla birleşmez, asla ayrışmaz ve asla karışmazlar ifadesi hem hem'e uyar mı Bilgisev?

Yoksa fikir yürütebilmek için "onlar" ın ne olduklarını bilmek durumunda mıdır insan?




Pi sayısı

Bilgisev -- 19.01.2010 - 11:31

Matematiğin hem çok zor hem de çok kolay olduğunu söyleyebilirim. İşte size hem-hem. Örneğin pi sayısı basit bir tanıma sahip olsa da tanımlanması imkansız olan bir irrasyonal sayıdır.

Pi sayısının tanımı basit olup bir dairenin çevre uzunluğunun çapına olan oranıdır. Ama gel gör ki bu sayıyı açıkça yazıp ifade etmek istendiğinde karşımıza büyük bir zorluk çıkar. Pi sayısı iki tam sayının oranı değildir. pi = 3.141592.... şeklinde kendini tekrarlamayan sonsuz sayıda basamaktan oluşur. Bu sayı gerçekten sonsuz basamaklıdır. En güçlü bilgisayarlarla yakın tarihte yapılan hesaplar 40 milyon basamağa kadar uzandığını ve hiç bir tekrar içermediğini göstermiştir.

Pi sayısı en az 5000 yıldır bilinmesine rağmen hala gizemini korumaktadır. çünkü insan beyni sonsuz olanı kabullenmek istemez. İlle de bir son bulmak ister. Çünkü yaşamı sonlu kabul eder, evreni sonlu kabul eder, ama irrasyonel sayıların sonsuzluğunu bir türlü kabul edemez. gamaro'nun sorduğu:

"Onlar ki, asla birleşmez, asla ayrışmaz ve asla karışmazlar ifadesi hem hem'e uyar mı Bilgisev?" bu pi sayısına uyar gibi geliyor bana. Pi sayısının basamak sayıları asla birleşmez. Çünkü birleşselerdi bir sonlu ve tanımlı bütün oluşturacaklardı ama oluşturmuyorlar. Fakat onlar asla ayrışmaz, çünkü pi sayısı belli bir tanımdan türer. Onlar asla karışmaz çünkü tekrar etmezler.

İşte bir taşta iki kuş, hem matematiğin karmaşıklığından söz ettim hem de soruya yanıt verdim. Umarım anlaşılmıştır.


Olmadı Sn. Bilgisev

oik0s -- 19.01.2010 - 13:31

Zira, mantık hatası var.

Zira, 3 negatif argüman üzerinden yanıtladınız. Herhangi bir dilin olabilirliği kadar negatif argümanı yanyana koyabilirdiniz. Veya pozitif veya çelişkili...

Zira, dilin gereği her yere "hem" koyabilirsiniz. Ama hem orada hem burada olamazsınız. Diğer yandan henüz bir sona ulaşmamış kuantum'a göre olabildiğinizi varsayabilirsiniz. Ki varsayımlarla her konuda HEM sonucuna ulaşabilirsiniz. Buna rağmen hala "hem körüm hem görüyorum" diyemezsiniz.

İngilizcede karşılığı "both" olan "hem" sözcüğü sadece insan aklının ikili düşünme yetisinin sonucudur. Lineer olaylar için ne kadar doğruysa logaritmik olaylar için o kadar kompleks bir tanımdır.

Mesela pi sayısının sonsuzlukta bir eğri çizip başlangıç noktasına gelebileceğini varsayabiliriz. Böylece birleşen oluverir. Tanımsızlık üzerinden bir tanım...


Hangi mantığa göre?

Bilgisev -- 19.01.2010 - 14:25

oikos mantık hatası var diyor. ama, hangi mantığa göre? Eğer ikili Aristo mantığına göre diyorsa, doğrudur, kabul ederim. Çünkü birkaç kere söyledim ama tekrarlayayım. Hem-hem mantığı Aristo mantığının yerine geçmek iddiasında değildir. Karşıtların temelde bulunmadığı kabulünden hareket eder. Bu bakımdan karşıt kavramlar sonradan insanın günlük yaşamını kolaylaştırmak için tanımlıdırlar. Hem-hem mantığı "hem körüm hem görüyorum" önermesini kabul eder ve tüm çelişkili önermelere çözüm getirir.

En güzel örneği Aşık Veysel'dir. Kendisi hem kördü hem de pek çok göz sahibi insandan daha iyi olayları görüp yorumlayabiliyordu. Keza Yunus Emre ikiliği terketmenin ve birliğe ulaşmanın önemini şöyle fade ediyor:

Dost esriği bir deliyim,
Aşıklar bilir ben neyim,
Devşiririm ikiliği
Birliğe yetmeye geldim.

İkili düşünceyi terk edip birlik düşüncesine uzanırım, diyor.


Sn bilgisev ...

Maitre -- 19.01.2010 - 19:24

bir terim kullanmıssınız: pi sayısı ve bunun oranını vermıssınız.ben konustugumuz konudan bir parca farklı bir ifade rica edicem bana net olarak pi sayısının dokumanını bahsedebilirmisiniz.hangi oranlama sistemine gore ele alınmıstır gibi.devamında bir iki ifade daha kullanıcam cevap vermenız halınde.
ayrıca ya anlasılmıyor yada goz ardı edip durmaktasınız.baska bir sorum daha vardi.cevap alamadım hala.
hem hem mantıgı sizin urununuz mu?

hos tabi yazdıklarınız celismese bunu sormam ancak hala ozen gosterip okumadıgınız acık.yazılarınızda celisen; hem hem mantıgının ne üzerine kurulu olması degil.tekrar bu mantıgı anlatmanıza gerek yok.

son olarak matematikte kullandıgımız ikili aristo mantigini tutup birlestirirseniz sizin acılımınıza gore o zaman ne topolojik uzaylar kalır ne de metrik uzaylar.soyleminize gore sayı dogrusunu tutalım 0 uzerinden simetrik katlayalım.burda yaptıgımız sayılar hem negatiftir hem pozitiftir kabulu.simdi sunuda belirtelim pozitiflik vardır bunu doguran negatiflerin bulunmasıdır.zaten pozitifin olmadıgı yerde negatif olamazki!sizi bilemem ama ben burdan su sonuca ulasıyorum
( + ) vardır <=> ( - ) vardır

ayrıca unutmadan hem hem mantıgı sizin urununuzmu?
'hem evet hem hayır' gibi bir cevap sanırım kabul gormicektir...


Cum, 16/01/2009 - 09:16 tarihinde ki yazınızdan alıntı
''Oysa ki yeni bir mantık gerekir. Bu mantığa ben "Hem-hem mantığı" adını verdim. Bu yeni mantığa göre bir şey (nesne veya kavram)hem kendi hem de karşıtından oluşur. Ayırım söz konusu değildir.''
yanlis bilmiyorsam bu mantigi; kuantumda Heisenbergin belirsizlik ilkesi olarak 35 40 yıla yakın bir surecte kullanan degerli fizikciler var.orada da kordinat-momentum; enerji-zaman ; acısal momentum-acısal yerdegistirme, gibi kavramlar ciftinin eş zamanlı olarak istenilen duyarlılıkta belirlenemeyecegini soylemekte.


Yazmışım

Bilgisev -- 19.01.2010 - 20:20

işte Maitre (GS lisesi öğretmeni misiniz?), siz de aktardınız. Hem-hem adını ben verdim. Eğer başka bir kaynakta aynı adı bulursanız öncelik o kişiye aittir. Ama ben daha önce ne bir kitapta okudum ne de bir şahıstan duydum.

Fakat şunu da söyleyeyim, adı konmamış olsa da bu mantık yeni değil. Binlerce yıldan beri bilgeler, şairler, mistikler, tasavvuf ehli bu mantık ile düşünüyor ve konuşuyor. Ancak bu tür bir düşünce sistemine kimse bugüne kadar "farklı bir mantık" dememiş.

Hani şu gezgin kişiler vardır, örneğin captain Cook, bu şahıs eskiden beri insanların yaşadığı bir ada görmüş ve adına Cook adası demiş. O gün bu gün hala adaya Cook adası denir. Kimse de "yahu bu adanın yerlileri ne isim verirlerdi adaya?" diye sormaz. Hem-hem mantığı da vardı ama kimse isim vermemişti.

"son olarak matematikte kullandıgımız ikili aristo mantigini tutup birlestirirseniz sizin acılımınıza gore o zaman ne topolojik uzaylar kalır ne de metrik uzaylar", diyorsunuz ama kim size birleştirin dedi ki? Yukarda yazdım ama kaç kere tekrarlamam gerek, bilmem ki.. insan görmek istemeyince görmüyor işte. oikos'un dediği gibi "hem gözü var hem de kör".

Hem-hem mantığı Aristo mantığının yerine geçmek iddiasında değildir.


Pi kaynağı

Bilgisev -- 19.01.2010 - 20:38

Maitre diyor ki: "bana net olarak pi sayısının dokumanını bahsedebilirmisiniz." Size kaynak vereyim:

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=13412241

Bu habere göre "Daha önce 2.5 trilyon basamaklı olan pi sayısının basamak sayısını 124 milyar daha arttırarak 2.7 trilyona yakın basamağa sahip bir Pi sayısı elde eden Bellard, bu işlemin sadece süperbilgisayarlar aracılığıyla yapılabileceğine vurgu yaptı." Ben 40 milyon dedim ama doğrusu tam 2 buçuk küsur trilyon. Yani 2.700.000.000.000 adet basamak. Hangi metoda göre bu sayıyı hesapladılar bilmiyorum. Fabrice Bellard'a yazıp sorabilirsiniz.

Je crois que vous connaissez Français.



sn bilgisev mantık hatası

Marsseh -- 19.01.2010 - 21:05

sn bilgisev mantık hatası yapıyorsunuz lütfen literer dilinizi gözden geçirin zira

"Fakat şunu da söyleyeyim, adı konmamış olsa da bu mantık yeni değil. Binlerce yıldan beri bilgeler, şairler, mistikler, tasavvuf ehli bu mantık ile düşünüyor ve konuşuyor. Ancak bu tür bir düşünce sistemine kimse bugüne kadar "farklı bir mantık" dememiş."
diyorsunuz.

Binlerce yıldan beri bilgeler, şairler, mistikler, tasavvuf ehli bu felsefe ile düşünüyor ve konuşuyor.Ancak bu tür bir düşünce sistemine kimse bugüne kadar "farklı bir felsefe" dememiş olmalı. düşünce sisteminizin felsefe alanı olduğu su götürmezken siz hem matematik, fizik ve mantığın sınırlarında yürüyecek hem de kendinizi doğrulamak (mantık) gerektiğinde felsefeye varacaksınız. İçgeçerlilik nerede peki.

100 derece su hem sıcak hem soğuk olur mu? sorusuna bir vakit sıcak bir vakit soğuk olmuştur, gönül bu bir zaman hem kafeste hem o aşkla özgür olmuştur (marsseh) mi yazacaksınız? bu ilginç değil de mantıksız.


sn bilgisev

toro -- 19.01.2010 - 21:25

aristo mantığı: önermenin doğruluk değeri ya 0 dır yada 1 dir
bulanık mantık: önermenin doğruluk değeri [0,1] aralığındadır
yani %25 siyah %75 beyaz olabilir
hem hem mantığı:önermenin doğruluk değeri {0,1}
doğrumu?


pi örneği için

gamaro -- 19.01.2010 - 21:53

pi örneği için teşekkürler.

Ama şimdi benim elimde iki küme var.Önerme şu ki, bu iki küme birbirleriyle asla birleşmez, asla ayrışmaz ve de karışmaz.

Bu önermenin matematiksel olarak ifade edilmesi (yazılması) mümkün müdür?

(Maitre,nezaketiniz için teşekkürler.Ama konu matematik olunca cahil değilim desem bile, bilge adamla konuşmak isteyen çoban olurum ben en fazla.Lakin her bilge de her çobanla konuşmuyor her zaman, o da ayrı mevzu:-)





toro, doğruluk değeri

Bilgisev -- 19.01.2010 - 22:14

deyince, {0,1} önermesinin sözel ifadesi "ne sıfır ne bir" şeklinde mi anlamak gerekir? Eğer öyle ise katılmıyorum. Çünkü 0 ile 1 olmasa da bir üçüncü değer olabilir, ki bu eytişim (diyalektik) mantığa eşdeğer olur. "Hem sıfır hem bir" ifadesinin karşıtı acaba 0U1 olabilir mi? (sıfır union bir)

gamaro, "Ama şimdi benim elimde iki küme var. Önerme şu ki, bu iki küme birbirleriyle asla birleşmez, asla ayrışmaz ve de karışmaz." diyorsun ama bu tür bir küme matematik formel mantık ile ifade edilemez. Çünkü önerme formel mantık kurallarına aykırıdır. Ama farklı bir mantık ile, örneğin hem-hem mantığı ile, ancak sözel olarak ifade edilebilir. Sembollerle ifade edilebileceğini sanmam. Zaten Hem-hem mantığının sembolleri henüz geliştirilmiş değil. Arzu edenler bu semboller hakkında önerilerde bulunabilirler.


Bu ifade, isa'nın tanrısal

gamaro -- 19.01.2010 - 22:29

Bu ifade, isa'nın tanrısal ve insani özelliklerini tarif etmek için kullanılmış bir ifadeydi:-)

teşekkürler.


EPR deneyi

Bilgisev -- 20.01.2010 - 04:01

Maitre diyor ki: "yanlis bilmiyorsam bu mantigi; kuantumda Heisenbergin belirsizlik ilkesi olarak 35 40 yıla yakın bir surecte kullanan degerli fizikciler var.orada da kordinat-momentum; enerji-zaman ; acısal momentum-acısal yerdegistirme, gibi kavramlar ciftinin eş zamanlı olarak istenilen duyarlılıkta belirlenemeyecegini soylemekte."

Evet, katılıyorum. Zaten Hem-hem mantığını Kuantum Kuramının sonuçlarına uygun olduğu için önerdim. Sözü edilen çiftler birbirleri ile bağlantılı olup her ikisi aynı anda ve aynı kesinlikle gözlenemez. Birini kesin olarak bildiğimizde diğerinin kesinliği kaybolur. Aynı terazi kefeleri gibi düşünün. Biri yukarı çıktığında diğeri aşağı iner. Çünkü ikisi tek bir kolun iki ucunda en baştan ve ayrılmaz şekilde bağlanmışlardır.

Ayrılmaz bağlantıya bir diğer örnek EPR (Einstein Podolsky Rosen) düşünce deneyidir. Einstein KK'nın mantığını kabul etmemiş ve şu düşünce deneyini diğer iki fizikçi ile birlikte yayınlamıştır:

Başta birbirleriyle korele (bağlantılı) iki parçacığı ayırsak ve biri üzerinde bir değişiklik yapsak diğer parçacık bu değişiklikten ışıktan-daha-hızlı bir hızla haberdar olabilir mi?

Onun Aristo mantığına göre bağımsız nesneler uzaktan birbirlerini etkileyemezler. Bu bakımdan KK eksik hatta yanlış olmalıdır. Fakat yıllar sonra 1982 yılında Alain Aspect bu deneyi gerçekleştirdi ve gerçekten uzaktan ve ışık hızından daha hızlı bir şekilde parçacıkların haberleştiklerini saptadı.

Ancak, unutmamak gerekir ki bu deney tek bir parçacık çiftiyle değil, pek çok parçacıkla yapıldı ve sonuç statistik olarak anlamlı oldu. Yani KK ve onun önerdiği uzaktan anında etkileşme statistik olarak doğrulandı. Daha sonra çok daha hassas Laser ile tekrarlanan deney yine KKnı onayladı. Oysa ki Görelilik kuramı hiç bir etkinin ışık hızından daha hızlı bir şekilde bir noktadan diğerine ulaşamıyacağını söyler.

Şu halde şu sonuç ortaya çıkmaktadır.

Işıktan hızlı haberleşme hem vardır hem yoktur. :=))


Gamaro matematiğin resmini,

kutadgubilig -- 20.01.2010 - 05:19

Gamaro matematiğin resmini, haritasını istiyorsan Oktay Sinanoğlu'nun kitaplarında bolca var.

Kendisi matematiğe son derece önem veren biridir. Kimyaya ve moleküler biyolojiye matematiği sokan kişidir.

Matematiğin haritası diye kitabı var.

http://www.sinanoglu.net/


Yukarıdaki DE-VE-DE imiş!

kutadgubilig -- 20.01.2010 - 05:25

Yukarıdaki DE-VE-DE imiş! Aşağıdaki kitabın hediyesi oluyor.





Elli yıllık moleküler biyolojinin temellerini sarsan sorunlar ve gereken yeni ufuk Prof. Sinanoğlu Yıldız T. Ü.´deki bir seminerinde "Fizik tabiatın müziği" dediğinde İ.T. Ü`den Metin Bey de "öyleyse notası da matematiktir." diye eklemişti. İnsanlığın belki de en büyük buluşu Matematik. Bilimlerin dili, muhakemenin mesnedi. Tarih boyu devletler yok oluyor ama matematik duruyor. Matematik zihnin idmanıdır diyen Sayın Sinanoğlu, matematik ve moleküler biyoloji biliminin dününü, bugününü ve geleceğini birbirine bağlayarak gençleri bilime heveslendiriyor. Bir bilim üstadının tatlı sohbetiyle bilimde nasıl yeni gelişmeler, ufuklar yaratılır göreceksiniz. Okurken tarihteki bazı bilim şahsiyetleri birden gözünüzün önünde canlanıverecek, onlara bilime katkıları dolayısıyla içinizden teşekkür edeceksiniz. Matematik Tabiatta mı? Akıl ve Matematiğin yerini Bilgisayarlar alabilir mi? Moleküler Biyolojide yeni bir devrim geliyor; hazır olun! Ayrıca moleküler biyoloji ile İktisât arasında neden ve nasıl benzerlik kurulabilir? Aritmetiğin atomları olan Asal sayılar ve Riemann varsayımının hâlâ çözülememe sırları, Matematiğin temelleri sağlam mı? Oktay Sinanoğlu´ndan Yeni Bilim Ufukları Serisinin ilk kitabında.


sn bilgisev

toro -- 20.01.2010 - 10:32

hayır öyle değil. {0,1} önermenin doğruluk değerinin hem 0 hem 1 olmasıdır.ama sizin anlattıklarınıza göre(sizin mantığınız bulanık mantığa denk düşüyor dediğimde itiraz etmiştiniz) burda önemli olan şey bu kümenin elemanlarının mutlak karşıt uçlarda olması gerekiyor.yani %100 siyah ve %100 beyaz. yoksa bulanık mantık da da kısmen hem hem mantığı vardır.


sn gamaro

toro -- 20.01.2010 - 10:33

sitede "aklın isyanı" isminde bir kitap var onu incelemeniz faydalı olabilir.


isim verme...

Maitre -- 20.01.2010 - 18:08

arkadaslar hepinizin saygıdeger dusuncelerini okumak buyuk haz verdi.
Sn bilgisev bir akademisyen olarak,aslında kıyıda kosede duran bir mantigi veya bilgiyi tutup ortaya koymak buna bir bulus muamelesi yaparak yeni bir isim verme gereksinimine kapılmak bunada inanmak dogrumudur degilmidir.madem yeni bir isim verdiginizi soylediniz ve bir hikaye kahramanından bahsettiniz bilim uzerine soylesilerde tutup lafontende de su olay bu sekilde olmustu dersek sadece alıcamız tepki tebessumdur.


sn gamaro

toro -- 20.01.2010 - 18:09

"Bu arada önceki sorumu da tekrarlamak isterim.
Sıfırın, sonsuzun, bir üzeri sonsuz ya da sonsuz bölü sonsuzun..ayrıca belirsizlik ve tanımsızlık gibi tanımların varlığına,
kültürel, sanatsal, edebi, felsefi ya da imani alanlarda demiyorum, ama matematiğin kendi dünyası ve dili içerisinde neden ihtiyaç duyulmuştur?
Örneğin matematik denilen şey, sonsuz bölü sonsuzun "ne" olduğu sorusundan ne umar?
"

sayın gamaro matematiksel üretim genelde bir hayalin gerçekleştirilmesi üzerinden ilerlemez.Matematiğin ilerlemesi sorunların cevabı üzerinden olur. örneğin bildiğimiz tek sayıların doğal sayılar olduğunu düşünelim ve 3.x=5 denklemini ele alalım .Bu denkleme elimizdeki bu olanaklarla bir çözüm getiremeyiz.Bu durumda yeni bir yapı oluşturmak gerekir.(rasyonel sayılar).
Sonsuz kavramına gelince bu kavram meşakatli bir kavram ,ancak matematiğin bu konuda hiç bir yorumuda yok değildir.Örneğin artık çeşitli sonsuzların var olduğunu biliyoruz(Cantor)
Sizin bahsettiğiniz sonsuz/sonsuz , bir üzeri sonsuz gibi kavramlarda bir hayal ürünü olarak değil bir sorunun çözümünde oluşmuştur.Limit işlemlerinde karşımıza çıkarlar ve işlemi yapmamıza engel olamazlar ,bir şekilde giderilirler.
Ayrıca "sonsuz" kelimesi bir sıfattır(ona sadece genelleştirilmiş reel sayılar kümesinde sayı gibi davranılır)


pi icin...

Maitre -- 20.01.2010 - 19:15

pi sayısına verdiginiz link dokuman olarak deger alırmı bilmem ancak bu dokumanı istemem aslında pi sayısının tarihi hangi uygarlıklar ve bilim adamları pi icin neler yapmıslar neler bulmuslardır anlamak icindi.(belki net olarak bahsedileni farketmek)yani kısa ve oz size gore pi sayısı ''hem belirlidir hem belirsizdir.''
bunu soyleyebilirmiyiz?


merakınız icinse :

Aşağıdaki formüller, pi sayısını bilgisayar ortamında istenen duyarlılıkta hesaplamak için kullanılmıştır.


1-) Ayrıştırılamadı (bilinmeyen fonksiyon\artan): \frac{\pi} {64} = \frac{3} {4} \artan \left(\frac{1}{18} \right) + \frac{1}{2} \artan \left(\frac{1}{57}\right) - \frac{5}{16} \arÂâÎtan \left(\frac{1}{239}\right)
2-) Euler'in bir formülü:
Ayrıştırılamadı (bilinmeyen fonksiyon\artan): \frac{\pi}{4} = 4 \artan \left(\frac{1}{5}\right) - \artan \left(\frac{1}{70}\right) + \artan \left(\frac{1}{99}\right)

3-) En Kolay Bulunma Formülü
Çevre/Çap)=Pi sayısı Arhimedes e göre kolay yolu 22/7


ek

Maitre -- 20.01.2010 - 19:23

alıntıdır...''Evet, katılıyorum. Zaten Hem-hem mantığını Kuantum Kuramının sonuçlarına uygun olduğu için önerdim. Sözü edilen çiftler birbirleri ile bağlantılı olup her ikisi aynı anda ve aynı kesinlikle gözlenemez. Birini kesin olarak bildiğimizde diğerinin kesinliği kaybolur. Aynı terazi kefeleri gibi düşünün. Biri yukarı çıktığında diğeri aşağı iner. Çünkü ikisi tek bir kolun iki ucunda en baştan ve ayrılmaz şekilde bağlanmışlardır.''

raslantı ve kaos gibimi?


Öyle değil

Bilgisev -- 21.01.2010 - 03:36

Bu bağıntı daha çok Kaos ve Kozmos gibi. Kaos karmaşayı ve Kozmos düzeni simgelediklerinden biri olduğunda diğeri ortadan yok oluyor. Raslantı ile Kaos aynı anda mevcut olabilir, çünkü karmaşada raslantısal olaylar da bulunur ama düzende bulunmaz.

Evrende her oluşum bu tür bir döngü içindedir. Yani, Kaos Kozmosa ve Kozmos Kaosa yer verir. Bunlar birbirlerini izlerler, böylece varlık ile yokluk, yaşam ile ölüm sürekli dönüşür ve yeni yapıların oluşumuna neden olur. Daha da önemlisi biri olmadan diğeri de olamıyor veya hem Kozmos hem Kaos ayrılmaz olarak aynı temel birliğin iki farklı görüntüsü.


Pi nin gizemi

Bilgisev -- 21.01.2010 - 06:28

Size pi sayısını yaklaşık olarak verecek birkaç ilginç seri sunayım. Maitre'in sunduğu yaklaşım anlaşılmıyor ama bu serileri hepimiz bilgisayarda deneyebiliriz.
Birinci örnek: Çarpımı devam ettirin

Pi = 2x[(2x2)/(1x3)]x[(4x4)/(3x5)]x[(6x6)/(5x7)]...

İkinci örnek: Seriyi devam ettirin

Pi = 2xKök(3)x[1-(1/3x3)+(1/3x3x5)-(1/3x3x3x7)+.....]

Üçüncü örnek:

PixPi = 6x[(1/1x1)+(1/2x2)+(1/3x3)+(1/4x4)+....]

Dördüncü örnek: Sadece iki terim

Pi = 4x[5xArctan(1/7)+2xArctan(3/79)]

Beşinci örnek: Oldukça yakın 11 basamaklı

Pi = (9x9+19x19/22)^(1/4)

Daha karmaşık formüller de var.
Kaynak: Pi, David blatner, Penguin Books, 1997.


sn bilgisev

toro -- 21.01.2010 - 09:02

Bence siz en kolay yolu şeçiyorsunuz.Tam bir günümüz profesör davranışı,tahtaya gelirler kendi kendilerine konuşup giderler(kendilerinin anlaşılmıyacağı kanısındadırlar, ama kendileri neyi anlamışlardır kimse bilmez)
Şimdi Einstein bildiklerini "zaten kimse beni anlayamaz deyip"(buna hakkı var gelmiş geçmiş en zeki adam)bahşetmeye bilir miydi?
İlla ki anlatılan herşeye herkes anlamaya bilir.Çünkü birinde yılların tecrübesi ve bilgi birikimi vardır.
Ancak şunun kanısındayım ki diğer insanlara ulaşmak için en azından bir çaba sarf edilmelidir.
Yoksa kendi bilgilerimizle mezara mı gidecez


Kuantum ve Evren

Bilgisev -- 21.01.2010 - 09:30

toro, neden söz ettiğinizi anlamadım. Ben ne zaman "anlaşılmam" dedim ki? Elimden geldiğince ve dilimin döndüğünce görüşlerimi aktarmaya çalışıyorum. Eğer anlaşılmayan bir nokta varsa lütfen açıkça sorunuzu sorun. Pi hakkındaki formülleri kastediyorsanız onları Maitre'in sorusuna yanıt olarak sundum.

Bu arada Kuantum ve Evreni konu alan yeni bir söyleşi alttaki sitede yayınlandı. Bağlantıyı altta sunuyorum.

http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/metafor/k30.htm


sn bilgisev

toro -- 21.01.2010 - 09:50

benim bahsettiğim şey pi formülleriyle ilgili değil.gamaro ya yaptığınız yaklaşımdı.Ancak dönüp bir daha baktımda gözümden kaçan bir şey olmuş."matematik diliyle" demişsiniz,bunu görünce size biraz haksızlık yaptığımı düşündüm doğrusu
Yani sn bilgisev demek istediğim şuydu ;
bilgiyi sevmek kadar bilgiyi sevdirmekte önemli,ben buna inanıyorum tabiki de siz de istediğiniz şeye inanacaksınız ama önemli olan inandığımız gibi davranmamız.


Bu sitede

Bilgisev -- 21.01.2010 - 10:29

yazdığım her konuda inandıklarımı ve bildiklerimi savunuyorum. İnsan hem bilgisiyle hem de inancıyla vardır. Sadece bilgi insanı kısıtlar, bilinmeyene doğru yelken açmasını önler ve sadece inanç insanı nakilci ve tutucu yapar, bir bakıma yeni gelişimlere kapalı olmasına neden olur. Önemli olan bilgi ile inancı (fikri) dengeli bir şekilde harmanlayabilmektir.

Uğur Mumcu "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın" demişti, ama fikir sahibi olmadan yeni bilgiler üretemezsiniz.


Sn Bilgisev

Maitre -- 21.01.2010 - 21:34

bilgileriniz ve mantıgınız ile cok guzel fikirler one surdunuz.benim soylemek istedigim suydu aslında var olan bir mantıgı modifiye ederek yeni model gibi kullanmak tuhaf geldi.heleki buna isim verilmesi.ben sahsen bir akademisyene hatta iyi bir arastırmacıya layık degil diye yorumladım.
''Bu bağıntı daha çok Kaos ve Kozmos gibi. Kaos karmaşayı ve Kozmos düzeni simgelediklerinden biri olduğunda diğeri ortadan yok oluyor. Raslantı ile Kaos aynı anda mevcut olabilir, çünkü karmaşada raslantısal olaylar da bulunur ama düzende bulunmaz.''

bu sunum uzerinde durucak olursak

dusunceler hem kaos hem kozmostur.(bunu okuyan zati kaos a duser)

burdan anladıgım su kumesel gosterimde elemanlardan bahsedersek {.,.,...} seklinde anlatırız.o halde hem hem mantıgınız iki elemana sahip olan raslantı fonksiyonunun alt ve üst limitleridir.yani {0,1}kısaca ASIL RASTLANTI ARALIGINDA
DEGER ALMAZ.0<=P(a)<=1 anlasılmıcak olabılır o yuzden [0,1]seklinde belirteyim.ancak sizin bir ifadeniz vardı:
''{0,1} önermesinin sözel ifadesi "ne sıfır ne bir" şeklinde mi anlamak gerekir? Eğer öyle ise katılmıyorum. Çünkü 0 ile 1 olmasa da bir üçüncü değer olabilir, ki bu eytişim (diyalektik) mantığa eşdeğer olur. "Hem sıfır hem bir" ifadesinin karşıtı acaba 0U1 olabilir mi? (sıfır union bir)''

burda da sunu kullanmak istiyorum (sıfır union bir) bu kullanım kümelerin iceriginde sıfır veya bır olarakta ongorulur.


son olarak eklemek istedigim oncedende belirtmistim hem hem mantıgı yerine gore ancak ve ancak yerine gore veya baglacı yerine gecebiliyor.(sizin kullanımınızdaki ifadelere gore)ancak asıl kullanım yeri ''ve'' baglacının yeridir.(saymanın temel ilkesine gore)

var olanları dogru yerde kullandıgımızda yeni isim vermek icin herhangi bir gerek duyulmayabilir...

saygılarımla


Maitre

Bilgisev -- 22.01.2010 - 05:19

Siz hâla bu Hem-hem mantığını gündelik sonlu nesnelere uygulamaya çalışıyorsunuz. Oysa ki bu mantık sadece çelişik ve sonsuzluk içeren önermeler için geçerlidir. Yani, Kuantum kuramının mantığıdır denebilir. Çünkü KK gündelik algılarımızla büyük çapta çelişen görüşlere sahiptir.

Şu sözünüz beni gülümsetti: "dusunceler hem kaos hem kozmostur.(bunu okuyan zati kaos a duser)". Hem-hem mantığına karşı çıkarken Hem-hem kullanmanız hoş. Demek ki konuyu kavramaya başladınız. :=))


ancak

Maitre -- 22.01.2010 - 18:37

yazılarımda sizin mantıgınıza ters yorumlar hissetdirmis olabilirim ancak bu dusuncenize karsı cıkmıyorum zaten.o dusunce var olan bir dusunce bicimidir yorumunu degistirmissiniz diyerek bahsetmistim.benim yazılarımdaki ana dusuncenın bu mantık zaten vardı ''ve,veya ancak ve ancak'' vb.baglamaların bu mantıgı zaten kapsadıgını gundelik yasamda yada sonsuz kuramının yapısında yerine gore dogru bir sekilde kullanıldıgında hem hem mantıgına gerek kalmıyacak ve bu nedenle bu mantık var olan bır mantıktır diyerek sözlerimi tamamladım.
bir alıntıda gulumsediginizi soylemissiniz.(galiba bu onceden yazdıklarıma bir atıf).sayet o yapıyı farklı bicimde de belirtebilirdim.
dusunceler kaos ve kozmoz dur

aslında burdaki mantıkta es deger yapıdadır.ayrıca altını cizmek istedigim bi nokta, ozellikle mantıgınıza gore kurgulanmıs ifadenın devamı

.(bunu okuyan zati kaos a duser)
belirsizlik uzerine karmasa kurarak bir yol alabilirmiyiz?

son olarak hem hem mantıgınızı anlamamıs olsam sizinle bu sekilde gunlerdır iletisimde olabilirmiyim?
yanlıs anlamayın ama (asla kastedmıorum ole birsey)

düsmanını tanımassan onu yenemessin seklinde bir savas mantıgı vardır.tehlikeli bir cumle kurdum ne siz benim dusmanımsınız nede ben sizi yenmeye calısıyorum.lutfen bunu yanlıs anlamayın.demem o ki ben sizi anlamasam nasıl iddaalarımı sunabilirim?
tekrar saygılar sakın yanlıs anlamayın beni.


Bence farklı

Bilgisev -- 23.01.2010 - 04:13

Şu iki ifade birbirlerinden farklıdır:

1. Düşünce hem Kozmos hem Kaostur.
2. Düşünce Kozmos ve Kaostur.

Birinci önerme Kaosun ve Kozmosun ayrılmaz bir bütün oluştukduklarını ve temelde eşdeğer olduklarını ima ediyor. En azından Hem-hem mantığının en temel iddiası budur. Bu önermeye göre Kaos ve Kozmos düşüncenin ürünüdür.

İkinci önermede Kaos Kozmostan ayrıdır ve düşüncede bir araya gelmektedirler. Bu önermeye göre düşünceyi Kaos ve Kozmos oluşturmaktadır.

Gördüğünüz gibi önemli anlam farkları var. Birinci önermeden şu anlam da çıkarılabilir: "Doğada var olduğunu sandığımız Kozmos ve Kaos aslında düşüncemizin ürünüdürler. Çünkü biz ikili Aristo mantığı ile düşünmeye alışmışız. Dış görünüşlerin altında yatan, gizli gerçek, ki buna ben Hakikat diyorum, bütünsel bir tekliktir.

Bütünsel teklik var olanların tekliğine benzemez. Bütünsel tekliğe "ehad" denir, var olanların tekliğine ise "vahid". Bütünsel tekliği kavramak için şöyle bir örnek vereyim. Bedenimizi bütünsel teklik olarak düşünürseniz ellerimiz ve bacaklarımız bu teklikten ayrı olmayan ama ayrı imiş gibi hareket edebilen uzantılardır. İşte bu örnekte beden "ehad", kollar ve bacakların ve onların her bir parmağı "vahittir".

Fizik bilimi kavramlarıyla aynı durumu yorumlarsanız, bütünsel teklik "bütünsel enerji" alanıdır, var olanların tekliği ise bu enerji alanının "yerel yoğunlukları".


İki yıl önce

Bilgisev -- 23.01.2010 - 07:04

Bu konuyu Hiper Küp başlığı altında anlatmıştım. Bağlantısı:

http://www.sonsuz.us/?q=hiper_kup

olup tam yazıyı okumak isterseniz 15/01/2008 tarihinde saat 07:57 deki yazıya bakmanızı rica edeceğim. Hiper Küp tartışması bu sitenin en değerli ve özgün tartışması olarak bence kaynak olarak okunması gerekir.


Kozmik radrasyon

sonsuz -- 02.08.2011 - 18:20

Kozmik radrasyonun sıcaklık açısından inanılmaz derecede eşdağılımlı olması bir paradoks mudur?




Büyük şişme bunun için

gamaro -- 02.08.2011 - 18:36

Büyük şişme bunun için yok mu?


Gece gece yıllar önce

Patience -- 02.08.2011 - 21:47

Gece gece yıllar önce yazılmış yorumları ilgiyle bir bir okurken aklıma nurcihan'ın ilk yorumu Socrates in sözü geliverdi. "Bildiğim tek şey hiçbirşey bilmediğimdir." Bunu kendime hep şöyle açıklamışımdır;

Dünya güneşin etrafın 124513km/h ile dönüyor.

Vücudumuzda ortalama 125364521253 tane hücre vardır.

Kuşlar hayatları boyunca insanlardan daha fazla besin tüketirler.

Yukarıda görüldüğü gibi 3 adet "bilgi" cümlesi var ve bu bilgiler şu an benim uydurmam ile oluştu. Yukarıdakiler "doğru olmayan" bilgiler.

Bundan asırlar önce insanlar dünyayı öküzün boynuzlarında düşünüyorlardı, gelelim biraz beriye tepsi gibi demeye başladılar, hadi onuda geçtik dünya ve uzayın 3 boyutlu olduğu anlaşıldı, iyice yaklaştık bir adam çıktı dedi ki hayır 3 boyutlu da değil zamanda aslında bir boyut, 4. bir boyut çıktı ortaya. Kimbilir daha niceleri insanlık tarihinde gelip geçecek. Sahip olduğumuz bilgiler sadece şuanki gözlemlerimizin bize söyledikleri. Yanlış diyebileceğimiz birçok bilgi hala okullarda öğretiliyor. Tüm bunlardan sonra dünya güneşin etrafında dönüyor demek bile aslında bir doğruluk, kesinlik içermiyor.

Yani " Bildiğimiz tek şey hiç bir şey bilmediğimiz"dir.

Asıl konuya bağlayacak olursak bu paradoksu oluşturan "bilgi" kavramıydı. Matematikçileri ilgilendiren kısmı "sayı" kavramı.

Aralarında ilişki kurunca sanki sorun işin kökünde yani soyut olan bu kavramlardaymış gibi geliyor bana.

Matematikle özellikle hiç aram yoktur bu yüzden farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak istedim.


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -