Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Mimar Sinan’ın Mektubu

delete

Birkaç yıl önce Süleymaniye Cami'nin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı anlaşılmış. Bir çözüm bulunamazsa koca cami kısa bir zaman içinde yıkılacak. Caminin tüm taşıyıcı yükü kemerlerinde. Bu kemerlerin ortasında bulunan kilit taşları zamanla aşınmış ama elde yazılı bir belge olmadığı için nasıl değiştirileceği bilinmiyor.
Hemen Türkiye'nin en yetkin mühendis ve mimarlarından oluşan bir heyet oluşturulmuş. Ortaya bir sürü fikir atılmış, her kafadan bir ses çıkmış ama sonuç alınamamış. Tartışmalar sürerken caminin içinde büyük bir karmaşa sürüyormuş. Ülkenin çeşitli bilim kuruluşlarından bir sürü mimar mühendis kemerleri inceliyormuş. Bu adamlardan biri ortalarda dolanırken kazara gizli bir bölme bulmuş. Bölmede üzerinde eski yazı olan bir not varmış. Uzmanlara inceletilen kağıdın orijinal olduğu belgelenmiş. Bu kağıt parçası bizzat Mimar Sinan'ın imzasını taşıyan bir mektupmuş. Mektupta yazılanlar tercüme ettirilince ortaya şöyle bir metin çıkmış. "Bu notu bulduğunuza göre kemerlerden birinin kilit taşı aşındı ve nasıl değiştirileceğini bilmiyorsunuz.
Koca Sinan kademe kademe kilit taşının nasıl değiştirileceğini anlatıyormuş bu notta ¨Her kim bu taşı eskidiğinde değiştirmek isterse eski taşın yerine takılacak yeni kilit taşının iki tarafından yağlı iple taşı bir taraftan sokup öteki taraftan çeksin ve sonra ipin dışarıda kalan kısımlarını kessin¨ Heyet Sinan'ın söylediklerini aynen yapmış Süleymaniye cami böylelikle kurtarılmış. O mektup şu anda Topkapı sarayında saklanıyor...


İşte, bir dahi neden dahi

canu -- 10.10.2008 - 11:07

İşte, bir dahi neden dahi olurun cevabı.. Adam yüzyıllar sonrasının da sorumluluğunu alarak eser bırakıyor ve tabi evrensel oluyor.
Konuyla ilgisi yok gibi görünüyor ama yukarda ki yazı veya çok benzeri bana e-mail olarak gelmişti. Altında da Mimar Sinan'ın Sirius gezegeninden geldiğinin kanıtıdır gibi bir şeyler yazıyordu. Ne bileyim öyle hatırladım yazdım;).


Bu mektubu gören

xenix -- 10.10.2008 - 17:32

Yada fotoğrafını çeken var mı? Yada topkapı sarayında ziyaret eden...

xenix: Şunu söylemek istiyorum, bu hikaye bana biraz hikaye gibi geldi...


Mimar Sinan

statik -- 11.10.2008 - 08:48

ile ilgili bir hikaye daha var sevgili (X'e-nicks),
Sinan Süleymaniye'yi tamamlar ve tüm ahali, padişah, sadrazam, dönemin tüm ekabir takımı açılışa katılır (bu günde olduğu gibi), tam bu esnada 6-7 yaşlarında bir çocuk bağırır;
- Bunun minaresi yamuk!!
Herkes şaşkın; çocuğa bakarlar.
Sinan hemen adamlarına seslenir;
- Evet doğru söylüyor, hemen urganları hazırlayın!!
Urganlar gelir ve çocuğun işaret ettiği minarenin üst kısmına bağlanır, Sinan çocuğa sorar;
- Ne tarafa yamuk oğlum?
- Bu tarafa der, çocuk
Sinanın adamları aşağıdan sözde yamuk tarafın tersine doğru urganı çekmeye başlarlar, Sinan çocuğa sorar;
- Düzeldimi?
- Evet evet tamam, şimdi iyi oldu...
Sinan ordakilere,
- Çocukda olsa, yapılan işe hiç kimse gölge düşürememeli..

Alıntı değildir..


İşte gerçek bir hikaye

xenix -- 11.10.2008 - 11:50

Bu ikinci hikaye gerçektir. Mimar Sinan'ın zekası, olayın sadeliği ve olabilirliği bakımından incelendiğinde son derece gerçek bir hikayedir.

Kendimi Mit Avcıları gibi hissediyorum bazen. Şu internette dolaşan çakma hikayeleri yakalamak üzere gelmişim sanki.

xenix


Taştan sağlam minare hemen

Toltek -- 22.10.2008 - 19:51

Taştan sağlam minare hemen 5 dakikada urganlarla düzeltilebilir mi? Bence mümkün değil.


Şaka

xenix -- 23.10.2008 - 15:24

Şaka yapıyosun değil mi toltek?

xenix


Toltek haklı!

statik -- 25.10.2008 - 10:40

"Taştan sağlam minare hemen 5 dakikada urganlarla düzeltilebilir mi? Bence mümkün değil."

bencede mümkün değil! hele 5 dakkada!! vede urganla!! yok artık!!


Aşk olsun !

canu -- 25.10.2008 - 10:55

Sevgili statik , hadi başkaları yapıyor, yok işte sözüm ona sen anlamazsın, bunu hakaret kabul ederim vs. ufak espirileri bile sana zeka notu vermek için kullanıyor(!!) da ya sen! Yani körle yatan şaşı kalkıyor mu diyeyim :)). İnsanların çelişkileri olabilir, aceleyle bir şeyler karalayıp çıkabilir, çıkmayabilir her neyse ama ... ne bileyim statik(cim) sen ince ruhlusun anlamışsındır ne dediğimi;).


O zaman bir zeka sorusu :)

xenix -- 25.10.2008 - 15:16

Atılan bir paranın rastgele gelme olasılığı nedir?

xenix: Aşk olmazsa, meşk olsun.


hikaye

Misafir -- 16.11.2008 - 16:19

bu sinanın adını kötülemek için kurulan minare yamuk dedikodusundan gelir ve sinan bunu söyleyen çocuklara minareyi çektirir çocuklar kan ter içinde kalınca sorar mimar şimdidüzeldi mi?hepsi düzeldi der ve sinan bu dedikoduların önüne geçmiş olur(aslı budur)


Sahte mi değl mi bilemem

canu -- 26.04.2010 - 06:25

Sahte mi değl mi bilemem ama.. güzel bir hikaye geçti elime Mimar Sinanla ilgili ... Paylaşmak istedim .
Hoş ! Sevgili xenix'in sahte hikayeler başlığına koyduklarının çoğu bana sahte falan gelmiyor ya.. farketmez :)


"Osmanlı'nın büyük cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın ve büyük aşkı Hürrem Sultan'ın bir kız çocuğu gelir dünyaya.
Efsane bir aşkın meyvesidir bu çocuk ve bu yüzden belki efsane aşkların en temeline, en masalsı olanına ithafen ismi Mihrimah konulur. Mihr-ü Mah Farsça da Güneş ve Ay demektir.
Zaman hızla geçmiş Mihrimah Sultan büyümüş 17 yaşına gelmiştir ki; o zamanlar için evlendirilmesi uygun olan bir yaştadır. İki talibi olur; biri Diyarbakır valisi Rüstem Paşa'dır, diğeri ise sarayın baş mimarı Mimar Sinan.
Padişah biricik kızını Rüstem Paşa ile evlendirir, Sinan evlidir ve 50 yaşındadır, ama bilinen odur ki Mihrimah Sultan'a deliler gibi aşıktır.
Mimar Sinan o derece derin bir tutku ile aşık olduğu Mihrimah Sultan'a kavuşamamıştır fakat ona olan aşkını olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.
İstanbul'un en güzel yerlerinden birine, Üsküdar'a Mihrimah Sultan adına bir cami yapması istenir kendisinden.1540 yılında inşa etmeye başladığı camiyi 1548 yılında tamamlar. (Üsküdar Meydanına bakan, şimdiki vapur iskelesinin tam karşısındaki cami) Cami inşa edilirken bir yandan kendi aşkını anlatır hiç şüphesiz ve eserine sanki "eteklerini giymiş bir kadın" siluetini verir.


Mevzubahis cami iki minareli olup, padişah fermanı ile yaptırılan bir eserdir ama Sinan'ın söyleyecekleri bununla bitmemiş olacak ki bu eserden 14 yıl sonra o güne kadar ilk defa, padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı'da surların yakınına pek kimsenin ilgilenmediği ıssız, yalnız ama İstanbul' un en yüksek tepesi olan bir yere, sanki aşkının gizli, ıssız ve yalnızlığını ama bir o kadar büyüklüğünü haykırmak istermişcesine ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan'a.
Derler ki; cami Mihrimah Sultan'ın o duru, gösterişsiz ve bir o kadar asil güzelliğine istinaden küçücüktür ve sadece 38 metrelik bir minareye sahiptir. Bir adet incecik kubbesinin üzerindeki 161 pencere ise iç güzelliğinin ne kadar aydınlık ve berrak olduğunu temsil eder, bu sayede gün ışığının her köşede adeta dans ettiği kadınsı edalı. (O tarihte bu açıklıktaki ve bu kalınlıktaki bir kubbeye o kadar pencere, dünya üzerinde sadece Mimar Sinan tarafından yapılabilirdi) cami içindeki pandatiflerde ve minare kenarlarındaki upuzun işlemelerde de Mihrimah Sultan'ın o çok güzel ayak topuklarını döven, upuzun saçları tasvir edilmiştir.
Yine denir ki Mihrimah Sultan'ın statüsü iki minareli cami yaptırmaya yetmesine rağmen, yalnızlığını simgelemesi anlamında tek minareli yapılmıştır bu cami.
Ama Sinan aşkını öyle sihirli bir tılsımla mühürlemiştir ki, bu sırra şaşırmamak, o sevdaların naifliğine imrenmemek elde değil. Sinan Usta'nın aşkının vesikasıdır sanki; iki caminin de yeri özenle seçilmiştir.
Güneşin doğum ve batım yerleri tespit edilerek yapılmış camilerdir. Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan Camii'ni aynı anda görebileceğiniz bir yer tespit edin. Günbatımında (elbette, yılın sadece bir gününde ki o gün 21 Mart günüdür; yani gece ile gündüzün uzunluğunun birbirine eşit olduğu gündür ve tabii daha enteresanı, o günün Mihrimah Sultan'ın doğum günü olmasıdır) göreceğiniz muhteşem manzara şudur: Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii'nin tek minaresinin arkasından güneş batarken, Üsküdar'daki Mihrimah Camii'nin minareleri arasından ay doğacaktır!
Bu nasıl bir hesaplama, nasıl bir estetik anlayışıdır! "




Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -