Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Sevmek Hissetmektir...

delete


Mavi, yeşil ,siyah, kahverengi,ela... Pırıl pırıl parlayan hüzünlü gözler.Her hareketimi kaçırmak istemezcesine, bana ilgiyle ve merakla bakan gözler…. Daima onlar tarafından takip ediliyordum. Nereye gitsem arkamdan benimle birlikte gelirler ve evde kapımın önünde sabahtan akşama kadar oturur bekleşirlerdi. Tüm boş zamanlarında ve okul saatlerinde dahi, teneffüs aralarında koşarak gelirler , benim bahçemde veya evimin etrafında zamanlarını geçirirlerdi sevgili minik dostlarım…. Bahçem onların oyun alanı olmuştu. Muhtar ve bazen köyün ileri gelenleri beni rahat bırakmalarını söylemelerine rağmen, onlara benim bahçemde oynamalarına müsaade ettiğimi belirtmeme sevinmişler ve bu tavrım onlara cesaret vermişti. Yaşlı muhtar başını sağa sola sallayarak bilgiç bir edayla ''bunlara fazla yüz verme hemşire hanım kızım yoksam baş alaman ‘ demişti. Ona gülümseyerek ‘ sen üzülme muhtar amca sorun yok, ben çocukları çok seviyorum ve bana faydaları da çok. Bana zazaca öğretiyorlar, tercüme ediyorlar '' diyerek bu vefakâr adamı rahatlatmaya çalışmıştım. Bu insanlar beni onlar için bulunmaz bir nimet olarak görüyorlar ve rahatımı sağlamak için ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlardı. Hatta aralarında ''yönünü şaşırmış kanatları kırılıp, gökyüzünden yeryüzüne düşmüş bir melek olduğumu'' söylediklerini de minik dostlarımdan duymuştum.

Bahçemde kuş cıvıltılarıyla çocuk sesleri birbirine karışarak yalnız dünyamı benimle paylaşıyorlardı. Tek eksiğim bahçemde o çok sevdiğim çicekler. Toprak taşlı ve yeşillik yoktu. Bir gün elime kazmayı alarak kazmaya başladım ama her darbede bir taşa rastlıyordum. Minik dostlarımda her zaman olduğu gibi beni seyrediyorlar aralarında konuşarak gülüşüyorlardı. İçlerinden biri ''şıle sen napayon'' diye sordu. Bu çabalarıma anlam verememişlerdi. Eski dergilerden çiçek resimlerini göstererek ''işte bunlardan bahçemde olsun istiyorum'' dedim. Heyecanla bana bu çiçeklerin benzerlerinin dağlarda çok olduğunu ama yenilecek bir şey olmadığını söylediler. Onların küçük dünyasında bir şey ekmek için yenilmesi gerektiği düşüncesi hakimdi:))) Onlara her sabah uyandığımda, penceremi açtığımda bu rengârenk çiçekleri görmek ve kokularını koklamak istediğimi söyleyerek tabiatı korumanın, çevreyi güzelleştirmenin önemini anlattım. Hepside başlarını sallayarak beni anladıklarını ifade ediyorlardı. Fakat taşlı toprağın ekim için uygun olmadığı da bir gerçekti ve ben bu sevdadan vazgeçmeliydim.

Ertesi sabah uyandığımda kepenklerimi açınca görmüş olduğum manzara karşısında hissettiğim duygular, gözlerimin yaşlarla dolmasına sebep oldu. Benim minik dostlarım, sabah erkenden kalkmışlar köyün hemen arkasındaki dağdan ve çevrelerinden topladıkları pembe, sarı, beyaz, kırmızı rengarenk kır çiçeklerini bahçemdeki taşların arasına sıkıştırmışlardı. Bütün bir yaz boyunca her sabah solan çiçekleri yenileriyle değiştirmeye devam ettiler. Yırtık pırtık ve yamalı elbiseler, çıplak ya da yıpranmış çarıklar içinde ayaklar, hayat dolu gözler... Minnacık ellerindeki çiçekleri taşların arasına ekerlerken anlamışlardı benim tabiata olan tutkumu ve sevgimi… Onlarda bana olan sevgilerini bu şekilde ifade ediyorlardı.
Anladım ki benim o minik dostlarım da taşların, kayalıkların arasında yaşama tutunmaya çalışan sevgi çiçekleriydi...

''Sevmek hissetmektir''

4 Eylül 1985 Yaydere köyü / Bingöl




kesinlikle:) ne güzel bir

Delişey -- 07.10.2011 - 10:44

kesinlikle:)

ne güzel bir meslektir öğretmenlik... hele hele köy öğretmenliği:)

hep olmak istediğim ama olamadığım:(


Sevgili Delişey

medisis -- 15.11.2011 - 23:02

Evet haklısınız ama ben öğretmen değildim.


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -