Tavuk Fırlatıcısı

TÜYLER UÇUŞACAK!

Günün birinde, Internet’te, Federal Havacılık İdaresi’nin (FHİ) tüm yeni uçak motoru tasarımlarının geçmesini zorunlu kıldığı tuhaf bir test hakkında absürd bir öykü okuduğunuzu düşünün. Buna göre bir top aracılığıyla motorlara tavuklar fırlatılacaktır.

Böyle çılgınca bir Öykünün gerçek olmasının imkansız olduğunu bilseniz bile biraz araştırırsınız. Bu öykünün Internet üzerinde bir süredir dolaşmakta olduğu ortadadır. Sonunda hayal kırıklığı içinde araştırmaktan vazgeçer ve bu hikayenin palavra olduğuna kanaat getirirsiniz.

Ertesi akşam, televizyonun karşısına geçmiş zap yaparken, inanılmaz bir şekilde, bambaşka bir gerekçeyle, bir uçağın motoruna fırlatılan tavukları görüyorsunuz. Böyle bir şeyin gerçekten yapıldığını kanıtlayan bir görüntü kaydı.

Eh, hayat böyle tuhaf rastlantılarla dolu işte. Bu olay benim başıma geldi. Böylesine akıl almaz bir meselenin iki gün üst üste karşınıza çıkma olasılığı nedir ki?

Bu noktaya nasıl geldiğime dair girizgahı okuduktan sonra eminim ki Tavuk Fırlatıcısı işini merak ediyorsunuzdur.
Anlatmaya başlıyorum o halde…

Hiç yolda arabanızla giderken ön camınıza şanssız bir kuş tosladı mı?

Pat!

Ama arabalar uçaklara göre çok daha yavaştırlar. Mach l (yani ses hızı) ile giderken bir kuşa çarptığınızı düşünün. Hasar çok daha fazla olacaktır. Eğer uçağınızın tasarımında bazı sorunlar varsa ciddi bir zarar görebilirsiniz.

Burada bahsettiğimiz hiç de önemsiz bir konu değil. Amerikan Hava Kuvvetleri her yıl uçaklarına 2500 ile 3000 arasında kuş çarptığını tahmin ediyor. Bunun maddi karşılığı da yılda elli ile seksen milyon dolar arasında bir rakama tekabül ediyor. Kimi durumlarda bu kazalar can kaybıyla bile sonuçlanabiliyor. (Bu konuyla ilgili bazı okuyucularımın göndermiş olduğu kanlı fotoğrafları burada sizinle paylaşmamayı tercih ediyorum.)
Bu zararın önüne geçmenin bir yolunu bulmak gerektiği ortadaydı.

Tavuk Fırlatıcısı’nın ilk nasıl ortaya çıktığını kesin olarak tespit etmek mümkün değilse de, aletin ilk olarak 1970’lerin başlarında Vietnam Savaşı sırasında popüler olduğu anlaşılıyor. Hava Kuvvetleri’nin F-111 uçaklarının donanımı arazi-gözleme radarlarıydı ve bu yüzden yerden ancak birkaç yüz metre yükseklikte uçabiliyorlardı. Bunun nasıl bir soruna yol açtığını anlamışsınızdır. Alçak irtifada seyrediyorsanız, çok sayıda kuşa çarpıp ciddi hasar görmeniz kaçınılmazdır.

Vietnam Savaşı sırasında meydana gelen bu zararın sonucunda, dünya çapındaki sivil uçuşlar için de geçerli olmak üzere, uçak üreticileri tasarımlarının kuş darbelerine karşı dayanıklılığını kontrol etmeye başladılar.
Bir kuş darbesinin sebep olacağı hasarı tespit etmek için gerçek bir uçağa yüksek hızla gerçek bir kuş fırlatmaktan daha iyi bir yol olabilir mi?

Aslında test uçaklarına herhangi bir kuş fırlatabilirlerdi. Ördek veya hindi kullanabilirlerdi mesela. İnsanın aklına kuğu veya pembe flamingolar da geliyor ama bu birçok kişinin tepkisini çekerdi. Kabul edelim, iş en uygun kuşu seçmeye geldiğinde, ilk akla gelen değersiz tavuklar oldu. Çünkü tavuklar hem ucuz hem de boldu. Bu yüzden de kuş testi için idealdiler.

Hayvanlara nasıl eziyet edildiği hakkında bağırıp çağırmaya başlamadan önce, testlerde sadece ölü hayvanları kullandıklarını belirtmeme izin verin. Birilerinin sofrasına gidecek bu kuşlar önce Tavuk Fırlatıcısı için roket oluyorlardı.

Evet, bunlar kesinlikle kahraman tavuklardı. Sadece birilerinin karnını doyurmakla kalmayıp, aynı zamanda hayat kurtarıyorlardı. (Ne yazık ki kurtardıkları kendi hayatları değildi.)

Anlaşılan bu tavuk toplarının çoğu sıkıştırılmış hava ile çalışıyordu. Ne yazık ki, kuşlar topun içine ufak geldikleri için, sabot adı verilen (Fransızca’da ‘ayakkabı’ anlamına gelen bir kelime) bir kaba yerleştirilirlerdi. Silah ateşlendiğinde, sabot (genelde tahta, köpük veya fiberglastan yapılırdı) mekanik olarak serbest bırakılır ve kuş tehlikeli bir rokete dönüşürdü.

Ördek! Üstümüze geliyor!

Tavuk Fırlatıcısı’nı kullanmanın kesin kuralları vardı. Öncelikle, kuşun ya iki kilo (askeri testlerde) ya da dört kilo (FHİ testlerinde) ağırlığında olması gerekirdi. İkinci olarak, buzları çözülmüş veya taze olmalıydı, İnternet’teki bazı saçma hikayelerde anlatıldığı gibi donmuş değil. Üçüncü olarak, tüyleri yolunmuş olmamalıydı -mümkün olduğunca gerçekçilik sağlamak için.

Tavuklar sabota yerleştirilip büyük bir hızla toptan fırlatılırlardı. Bir tavuğu fırlatabilecek kadar büyük olan her araca havan topu denebilir bence. Farklı toplar farklı süratte fırlatırlardı ama hepsinin hızı saatte 225 ile 300 kilometre arasında olurdu. Saatte 900 kilometrenin üzerinde hızlara ulaşıldığına dair raporlar da var ama bu rakamları doğrulamak mümkün değil.

Tavuklar uçağın çeşitli bölgelerine fırlatılırdı. Hedefler de çoğunlukla ön camlar, kırılgan kanat parçalan ve motorlar olurdu.

Motorlar için yapılan denemelere insan kendi gözüyle görmeden inanamıyor. Tüm yeni motorlar FHİ belgesi almak için bu ‘tavuk testini’ (ve daha birçok testi) geçmek zorundaydılar. Tavuk pervaneye çarptığı an un ufak olurdu. Parçalanan tüyler ve vücut parçaları her yöne dağılırdı. Kulağa ne kadar iğrenç geldiğini biliyorum ama türbin bıçağının aynı şeyi yapıp birçok insanın hayatını sona erdirmesinden iyidir.

Bir daha tatil için tropikal bir cennete gitmek üzere uçağa bindiğinizde, sizlerin can güvenliği için kendi hayatını feda etmiş olan o kahraman tavuklara teşekkür etmeyi unutmayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Abonelik için e-posta yazmalısınız. Yorumda html etiketleri kullanabilirsiniz.

Gönderen: sonsuz -->

Kategori: Kısa Devre, Öykü - Etiketler:, , ,