Rüya Efsaneleri

Baku: Japon efsanesinde Baku rüya yiyen bir varlıktır – gece yarısı evleri ziyaret edip, uyuyan insanların kabuslarını yiyen bir ruh. Efsaneye göre, tanrılar bütün canlıları yarattıktan sonra, arta kalan malzemeyle Baku’yu yaratmışlar. Bunun için bir ayının bedenine, bir kaplanın pençelerine, bir öküzün kuyruğuna ve bir gergedanın gözlerine sahiptir. Rüya ruhları içinde, Baku insanları kötü rüyaların dehşetinden koruyan iyi bir ruhtur; küçük bir çocuk bir kabustan uyandığında, üç kere “Baku-san, gel de rüyamı ye” der. Ama Baku’yu çağırırken dikkatli olmak gerekir, çünkü aç bir Baku tek bir kabusla yetinmeyip beraberinde güzel rüyaları ve hayalleri de mideye indirebilir.

Mara: Germen folklorunda Mara, uyuyan kişinin göğsüne oturup hava geçişini zorlaştıran ve rüyaları kabuslara çeviren kötü bir ruhtur. Adı ve tasviri biraz değişiklik gösterse de bütün Germen kültürlerinde vardır. İngilizcede “kabus” anlamına gelen nightmare kelimesindeki mare de buradan gelir. Türk kültüründeki karabasan da benzer bir fenomendir. Mara, uyuyan kadın ve erkeklerin üstüne yatıp onlarla cinsel ilişkiye giren incubus ve succubus adlı mitolojik varlıklarla da benzerlik gösterir.

Morpheus: Yunan mitolojisinde rüya tanrısıdır. Uyku tanrısı Hypnos’un oğlu olan Morpheus, ölümlü insanların rüyalarına girip onlara tanrılardan mesajlar verir. Yazılı olarak geçtiği ilk yer Ovidius’un Dönüşümler’idir. İnsanlara mesaj iletirken her şekle girebilen Morpheus’un aslen büyük siyah kanatları vardır ve bu kanatlarla rüya alemini hızla kat eder.

Phobetor: Yunan mitolojisinde rüyaların değişik veçheleri farklı tanrılarla temsil edilir. Morpheus rüya elçisiyken, kardeşi Phobetor kabuslardan sorumluydu. Nitekim adı da Yunancada “korkutucu” anlamına gelir. Morpheus gibi o da kanatlı olarak resmedilir ve her gece karanlıklar aleminden uçarak gelip insanların rüyalarına dadanır. Phobetor, Yunan mitolojisindeki yeraltı dünyasının bir parçası olan Erebos’ta yaşayan rüya tanrıları panteonunun en önemli figürlerinden biridir.

Rüya Kapanı: Amerikan Kızılderilisi olan Ojibwe kabilesinin inanışına göre, çok eski zamanlarda Asibikaashi (örümcek kadın), her sabah ördüğü ağla kabileyi ve çocukları kötülüklerden, kötü düşüncelerden ve kabuslardan korurdu. Ama Ojibwe halkı Kuzey Amerika’nın uzak köşelerine dağılmaya başladığında, Asibikaashi artık herkese yetişemez oldu ve insanların kendi “ağlarını” örmelerine izin verdi. Böylece bu rüya kapanları, kötü rüyaları ve kabusları yakalayıp iyi rüyaların geçmesine izin vererek çocukların ve yetişkinlerin huzur içinde uyumasını sağlayacaktı. Aslen Ojibwe kabilesin ait olan bu efsane zamanla diğer Kızılderili kabilelerine yayıldı ve nihayetinde tüm dünyada popülerleşti.

Uyku Perisi (Sandman): Batı folklorunda, uyuyan çocukların gözlerine sihirli bir kum serperek onlara güzel rüyalar gördüren bir peri. Çocuklar uyandığında gözlerinde oluşmuş olan çapakların bu kumların kalıntısı olduğu söylenir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Abonelik için e-posta yazmalısınız. Yorumda html etiketleri kullanabilirsiniz.

Gönderen: sonsuz -->

Kategori: Antropoloji, Felsefe, İnsan ve Toplum, Psikoloji -