Eğer öleceğimiz zamanı bilseydik.
Eğer insanlar öleceği günü biliyor olsalardı acaba hayat daha mı kolay yoksa dahamı zor olurdu. Tam öleceğimiz tarihi biliyor olsaydık neler değişirdi hayatımızda?
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 3095 okuma
Sonsuz UsUs'unuzun sınırlarının, sonsuz'la zorlandığı alan... |
|
~ Nietzsche ~ |
|
AraGezintiKullanıcı girişiKimler çevrimiçiŞu an 7 kullanıcı ve 416 ziyaretçi çevrimiçi.
Çevrimiçi kullanıcılarsonsuz hakkındaRastgele YazılarDurumsonsuz AnaSayfada ki yazılar artık son yoruma göre diziliyor. 2 saat ago Sohbet KutusuDelişey:
merhaba arkadaşlar Hüseyin AKTAŞ:
gamaro merhaba Hüseyin AKTAŞ:
burada görünüyorsun burada mısın? Hüseyin AKTAŞ:
"Hiç bir şey göründüğü gibi değil":) Delişey:
merhabaya cvp veren olmadığına göre bu kısımda arkadaşım yok herhalde :( Hüseyin AKTAŞ:
Delişye ben yeni gelmiştim, kusura bakma:) Delişey:
Sağol Hüseyin Hüseyin AKTAŞ:
Ve çıkıyorum gamaro gelirse selam söyle, ona bir mesaj yazdım:) Delişey:
gamaro ya mı? o beni sevmiyo ki. hep kızıp duruyo bana. dinlerse sölerim Hüseyin:( Hüseyin AKTAŞ:
elçiye zeval olmaz sen söyle:) hem belki de sevdiğinden kızıyordur "daha iyi bir deri" çıkarmaya çalışıyordur:)) Delişey:
evet belkide haklısın Hüseyin. zaten son yorumunda kızmamışş hehehe Gamaro:
selamlar hüseyin bey, bilmukabele:) Gamaro:
aramızdan ayrılan arkadaşlarımız oluyor, saygı üzerine tuttuğumuz notları ispatlarcasına gidiyorlar hem de.. Gamaro:
kalanlara selam olsun, Delişey sana da selamlar, öcü yaptın beni be:) Delişey:
eee artık yapmıyom alıştım sana=)) hepimize selam olsun ... SponsorlarArama Etiketleri Bulutu666 SIRRI kuantum aşk amway telepati ve 6his zeka soruları özlü sözler enerji nedir türkçenin kökeni holografik yaklaşım dua materyalizm ölümsüz türkçenin zengin bir dile örnekler spiritüel özgür irade üzerine enerji dönüşümleri özdeşlik kavramı Zina özdeşlik nedir youtube karmaşa kuramı FNietzsche evlilik narin dejavu canu Allah bilgisev horbilayf sorular enerji otokontrol 2 xenix öntürk özgür irade şamanizm felsefe ruh eşi matematik algı tanrı hologram zaman satranç sokrates spinoza holografik lilith DNA şizofren karma gödel büyücü tesadüf sahte hikayeler kuran Evrim Oyun Agnia ilişkiler yunus emre bitkiler matrix v for vendetta Hiper Küp simge geleneksel biyokütle nasıl oluşur eskizler karia
Sonsuz.Us GünlükGenel UyarıBu web sitesi, canlı bir sistemdir. İnsanların duyguları, düşünceleri, fikirleri ile yaşayan bir sistem. Bu sitede yazı yazan kişiler, yazdıkları yazıların her türlü sorumluluğunu aldıklarını kabul ederler. Siteden istediğiniz yazıyı alabilirsiniz, fakat alıntıladığınız yazılarda kaynağı www.sonsuz.us şeklinde gösterirseniz etik açıdan doğru birşey yapmış olursunuz. |
Eğer öleceğimiz zamanı bilseydik.
sonsuz tarafından Cum, 02/02/2007 - 21:20 tarihinde gönderildi.
Eğer insanlar öleceği günü biliyor olsalardı acaba hayat daha mı kolay yoksa dahamı zor olurdu. Tam öleceğimiz tarihi biliyor olsaydık neler değişirdi hayatımızda? »
|
Siteye bağışta bulunabilirsiniz
![]() ChessMoon Kullanıcı listesine tıklayarak en son aktif olan kullanıcıdan itibaren listeyi görebilirsiniz. Kopyala/YapıştırSitemizde siyasi/politik yazılarda ve yorumlarda kopyala/yapıştır yazılara izin verilmeyecektir. Özgün yazıların ve yazarların artmasını amaçlayan bu uygulamaya destek olduğunuz için teşekkür ederiz. PaylaşımSitemizde beğendiğiniz yazıları başkaları ile paylaşabilirsiniz. Mail olarak veya facebook benzeri sitelerde paylaşmak için yazıların altında bulunan TemaAlternatif temayı seçmek için; Hesabım linkine veya kendi nikinizin üstüne tıklayıp, Düzenle sekmesiden Tema Yapılandırması bölümünden işaretlemeniz ve ardından kaydetmeniz yeterlidir. Fatal ErrorSon zamanlar da sitemizde ki aktiviteler arttığından, sitemizin bulunduğu sunucuda bellek taşması durumu ile sıkça karşılaşmaya başladık. Bu durumdan dolayı özür dileriz, en yakın zamanda sunucunun bellek kapasitesini arttırmayı planlıyoruz. Bu hata ile karşılaştığınızda bir iki dakika sonra tekrar girmeyi deneyiniz. Yorum OylamaSitemizde yorum oylama sistemi başlamıştır. Beğendiğiniz yorumların sağ alt köşesinde bulunan (+) ile beğenmediklerinizi ise yine sağ alt köşesindeki (-) ile oylayabilirsiniz. MSNSonsuz.us la ilgili canlı yardım almak veya sohbet etmek için mgroup38469@hotmail.com adresini msn listenize ekleyin ve bir titreşim gönderin. Gelen uygulama davetini kabul etmeniz sisteme girmeye yeterlidir. Sitemiz yazarları ile tanışabilir, sohbet edebilirsiniz. *Kesinlikle adres bilgileriniz ve görüntü resminiz görünmemektedir. AbonelikSonsuz.Us da abonelik sistemi başlatılmıştır. Dilediğiniz yazının veya yazarın abonesi olabilir, eklenen içeriği, eposta yoluyla alabilirsiniz. Sonsuz WikiSonsuz Wiki sayfası yayına başlamıştır. Genel tanımlamaların yapılacağı bu projede sizlerin de desteklerini bekleriz. TürkçeSitemizin yazılarını her kesimden insan okuduğu için, lütfen Türkçe yazım kurallarına ve anlam bütünlüğüne dikkat ediniz. SatrançSitemize satranç soruları eklenmiştir. Dileyen projeler menüsünün alt menüsünden ulaşabilir. GeçmişSitemizde geçen ve önceki yıl bugün yayınlanan yazılar, AnaSayfanın aşağısında yer almaktadır. Etiket UzayıAnketEn son ağ günlüğü gönderileriYeni forum konuları
Aktif forum başlıkları
Son yorumlar
|
cıksss
bence hayat daha yaşanılası olmazdı..
yani düşünüyorumda ölüm vaktimi doğduğumda biliyor olsaydım bir şekilde, ve mesala o an bu akşam saat 21.00 olsaydı..
yarım saat sonra..
bunu bile bile yaşamak..
buna yaşamak denilirse..cıkss
Zaten hayata zor tutunuyorum, o zaman hiç bir bağım kalmazdı..:)
Tuhaf olanı ise, İnsanın bir gün muhakkak öleceğini bile bile bu dünyaya çok bağlanması aslında..
ımm...İfrat tefrit arası gitgeller..
Bu gitgeller bizi "insan" yapıyor sanıırm..
Ama
Hayatımızı ona göre planlardık. Yapmak istedklerimizi yapardık. Şimdi size 3 ay sonra öleceğiniz söylense kimbilir bu üç ayı ne dolu dolu yaşayacaksınız. ama şimdi hiçbişey yapmıyosunuz, sevdiklerinize onları sevdiğinizi söylemiyorsunuz, hep bişeyleri erteliyorsunuz. Peki neden? Ölümsüz olduğumuzu mu sanıyoruz acaba..
kolayı var
Mesala her gece 12'yi öleceğimiz saat olarak düşünelim..
Ve günümüzü dolu dolu geçirelim, o zaman her günün kıymtide artar sanırım..
Düşünmekle olmaz deme, belkide her şey düşüncede...
Dediğim gibi
Verdiğim 2 cevaba bakarsak..
İnsan İfrat tefritlerin arasında İnsan..:)
Carpediem
Yarın ölecekmişsin gibi yaşa,hiç ölmeyecekmişsin gibi çaliş.(anonim)
Bu bir çözüm olamaz.
Eğer ben gece 12 de öleceğimi düşünürsem ne işe giderim, nede başka bişey yaparım. Muhtemelen bankadan yüklü bir kredi çeker akşama kadar da yemeye çalışırım. :)
Peygamberin şu hadisini
Peygamberin şu hadisini hatırlattı bu anonim bana: “Ebedi yaşayacakmışsın gibi dünyan için, yarın ölecekmişsin gibi ahiretin için amel et.”
sizde gelgitlerdesiniz anlaşılan:)..
""""Hayatımızı ona göre planlardık. Yapmak istedklerimizi yapardık. Şimdi size 3 ay sonra öleceğiniz söylense kimbilir bu üç ayı ne dolu dolu yaşayacaksınız. ama şimdi hiçbişey yapmıyosunuz, sevdiklerinize onları sevdiğinizi söylemiyorsunuz, hep bişeyleri erteliyorsunuz.""""
"""Eğer ben gece 12 de öleceğimi düşünürsem ne işe giderim, nede başka bişey yaparım."""
ikisinde de
aynı şeyi söylüyorum aslında.. Yapmak istediklerimizle yaptıklarımız birbirini tutmuyor. Bir film vardı Kemal Sunalın Bombacı mülayim, hatırlarsınız. Doktor bir yıl sonra öleceğini söylüyordu. Sonrası malum, o na göre yaşamaya başlıyordu. Hayatı birden değişiyor, pısırık adam gidiyor, yerine cesur ölümden korkmayan bir adam geliyordu. Belki bilseydik ölümden korkmazdık.
Hayırdır
Sonsuz abi hayırdır, ölüm falan ne iş;)
hı?
merak ettim şimdi
Ne zaman öleceğimi bilmek
Ne zaman öleceğimi bilmek istemezdim
Ölümden korktugumdan değil
Dün
Bir arkadaşımla geçti mevzusu. Belki öleceğimizi bilmemiz faydalı olurdu diye bir teori attı ortaya. Bende gördüğünüz gibi hemen taşıdım foruma, açtım tartışmaya. Böyle günlük hayatınızdan olayları, fikirleri tartışalım isterim.
////
http://www.deathclock.com/
ne zaman öleceğinizi
ne zaman öleceğinizi bilebilirsiniz
eğer olasılıklar tanrısı planınızdan önce kafanıza bir yıldırım düşürmezse yada enteresan bir trafik kazası yada başkaca bir olasık olmazsa ölüm anı size kalmıştır
seçme özgürlüğümüz olduğunun ispatı intihardır
planlarınızı yapın zamanınızı belirleyin ve ona göre yaşayın zamanı gelincede kendi seçtiğiniz şekilde ister kül ister toprak olun
hayattan ne istediğinizi belirleyin
sınırrlarınızı çizin
gün sizi beklemesin siz günü bekleyin
ama unutmayın ki insan ömründen bahsediyoruz hayallerinizi sınırlayın 500. yaş gününüzü beklerseniz olasılık tanrısı işinizi bozabilir
hem çok yaşamanın da pek anlamı yok
ve en önemlisi intiharınızı süsleyin
hayatın oyununlarına inanmadığınız hani o dipsiz kuyularına düşmediğiniz dayanamıyorum dediğiniz bir an olmasın ölümünüz
kendinizi ve ölümünüzü kutsayın
hatta mutluluk denen şey varsa tam onu bulduğunuzda
yada en polyana halinizle ödüllendirin yaşamınızın son anını
korku filmi
yaa başlık zatenn korkutucuyduu ama bide suskunkul un yolladıı adrese bakma gafletindee bulundumm,korkunnçç,acaipp kötü hissettimm kendimi,adamlar korkalım kolestrolümüzüü kontrol edelim sigarayı bırakalım falan diee yapmışlar ama ben hemen yakktım bii sigara.. ziraa insan ölee deil işte..herangi bişeii kendin deneyimlemeden anlayamıoosun, başkalarının tecrübelerinden faylalanmak falan hikaye..illaa gidipp o sobaya bide sen dokunacaksın..ölüceinii bilse de insan yaşama içgüdüsüyle -dooru bile olsa- bence buna inanmazdı..ziraa zatenn bilmioomuyuzz herann hatta suann ölebileceiimizii..ama naapıooruzz yinede kafamızın dikine gidio, saaalıksız yaşıoo sevdiklerimizi kırıooruz..
korkuu filmi senaryolarına gerek yok sadece biraz daa farkındalıı yüksek yaşayalım bence yeter...
lalennia
Öleceğin zamanı bilmemek
Öleceğin zamanı bilmemek her an ölünebileceği anlamında değilmidir.Madem bir sn. sonrasına herşey belirsiz, her konuda anı dolu dolu yaşamak gerekmez mi?Öleceğimiz günü bilseydik nasılsa zamanı var deyip ertelemek ki bu ilerki bir tarihse doğru olurdu belki ama, heran ölümün yanıbaşımızda olduğunu bilip ertelemek ne kadar doğrudur?
Son nefesimde seni seviyorum demişim ne olacak onunla sevgimi yaşayamadıktan sonra...Neden sürekli birşeyleri bahane edip yapacaklarımız,söyleyeceklerimizi erteliyoruz ki?
Bana göre tam ölüm tarihini bilmek sadece boşvermişliğe ve karmaşaya yol açardı.Bilmemek daha temkinli olmayı gerektiriken ve biz hala böyleyken...
benim tahminim insan baya
benim tahminim insan baya yaşlanınca ölümün nefesini hissediyor. gençlik yıllarında her an ölebileceğimizi bilsek bile, ölüm bize hep uzakmış gibi zannediyoruz. insanın öleceği zamanı bilmesi iyi olmazdı bence. dünya tam bir kaosa dönüşebilirdi.
öleceğin anı bilmek...
öleceğin günü bilmek...
kutlama havasında geçmezdi sanırım hayat.
sonlu olma gerçekliğiyle bu kadar yüzleşmişken davranışların tümüyle değişebilirdi.
herşey hesap kitap olurdu belki de...
belki mehmet amca ayşe teyzeyle ölüm günlerine göre evlenirdi.
aşk evlilikleri yerine ölüm saati mantık evlilikleri olurdu belki de...
evin haylaz oğlu kemal kavga ettiği babasının öleceği güne belki de seyahat planları yapar ve biletlerini önceden alırdı sırf gıcıklığına...
aha derdi, ben gidiyorum sen ölürken olmayacağım burda.
bu kadar hesap kitap olur da hesapsızlık olmaz mı hiç?
malum dualite durumları:)
alabildiğine artardı hesapsızlıklar da:)))
yaşamlarını öleceği güne göre planlayan pek çok insan olurdu.
mecburen olurdu bu plan.
belli gün, belli saat...
plansızlığın keyfinden mahrum kalınırdı yazık yahu:)
sırf bu yüzden istemezdim işte ben:)
plansızlık gibisi yok:)))
hem ne diye sonlu olmaya zorluyoruzki kendimizi...
belki de başka bişeyiz biz bi düşünelim bunu da:)))
Gün Saymak
Yazılanlardan anladığım kadarı ile kimse ciddi bir "gerçeğe dönüş"e benzer bir olayı yaşamamış veya ciddi ciddi yaşamayı da düşünmemiş.Ben ölümü "gerçeğe dönüş" olarak adlandırıyorum, Çoğu yazılanların tam tersi, daha planlı ve daha çalışkan oluyorsunuz. Hiç görmediğiniz bir ülkeye tatile çıkıyor gibi heyecanlanıyorsunuz, hep merak ediyor, acaba acaba sorularını beyninizden hiç silemiyorsunuz. Gazetelerde okuyupta çok ciddi görünen bir sürü habere gülüyorsunuz, basit konular kendiliğinden sıralanıyor, kim? neyin kavgasını veriyor? diye soruyor ve bu kavgalar size çok anlamsız geliyor, yaşadığınız duyguları herkese anlatabilme telaşı içinde oluyorsunuz, Savaş çıkaranlara ulaşıp, neden böyle aptallıklar yapıyorsunuz? diye sormak ve sonrada nasıl olsa onlarda benim yaşadığım duyguları bir gün yaşayacaklar, ancak çok geç olacak diye hayıflanıyorsunuz. Ölümden korkmuyorsunuz, bilakis ona hazırlanıyorsunuz, insanların ne kadar fazla yanlış yaptıklarını düşünüyorsunuz, çok iyi ve kalıcı şeyler yapmak, arkanızdan anılmak istiyorsunuz yani unutulmamak. Unutulup gitme korkusu insana çok acı veriyor. Eğer dünyayı, 1 yıl ömrü kaldığını bilenler yönetse hayat gerçekten çok güzel olurdu.(Bendeki düşünceleri yaşama dökme şartı ile) Ertesi yıl yine öleceğini bilenler ve aynı duyguyu yaşayanlar seçilerek yönetecek ve bu hep böyle sürüp gidecek.Böyle bir sistemi düşünebiliyormusunuz? İsterseniz bir düşünün.
Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
Deli Dumrul isminde bir er vardır. Deli Dumrul kuru bir çayın üstüne köprü yaptırmıştır. Geçeninden 30 akçe geçmeyeninden döve döve 40 akçe alırdı.Bir gün köprüsünün yayına bir bölük oba yerleşir. Bu obada bir yiğit ölür ve feryatlar üzerine Deli Dumrul atıyla oraya gelir. Feryatların nedenini sorar bir yiğidin öldüğünü öğrenir. Azrail'e kızar ona meydan okur. Onunla dövüşmek için Allah'a yalvarır. Sonra evine döner.
Deli Dumrul bır toy düzenler ve bu toyda Azrail gelir. Deli Dumrul ilk basta direnir, Azrail ise ona bir can bulursa yaşamasına izin vereceğini söyler. Deli Dumrul annesine ve babasına gider ama onlar canlarını vermezler. Can bulamadığı için karısına gider. Karısı da onsuz bu hayatın hiç bir önemi olmadığını söyler ve kendi canını vermeye razı olur. Deli Dumrul Allah'a yalvarır ya ikimizin canını al ya da ikimizi de bağışla diye. Bunun üzerine Allah onları bağışlar, 140 yıl ömür verir ve annesinin, babasının canını alması için Azrail'e emir verir. Deli Dumrul ve eşi 140 yıl ömür sürerler.
yaşam gerçek değil mi statik?
ilginç bir tanımlama oldu "gerçeğe dönüş"
yaşamı gerçekliğin dışında tutmak gibi bir şey mi bu?
yaşam gerçek değil mi statik?
bilinen tek gerçeklik ölüm müdür?
cibran'ın bir sözü çağrıştı hemen şu an; "ancak sevgi ve ölüm her şeyi değiştirebilir" diyordu.
eğer bir dönüştürücü arıyorsak sevgi de var, hem de pırıl pırıl gülümsüyor.
zaman zaman ölümün hatırlanması yaşamı başkalaştırıyor buna katılıyorum.
örneğin deprem...
pek çok kişinin hayatını değiştirdi.
dönüştürdü çok kişiyi...
taze yıkılmış evlerin aralarından yol bulmaya çalışırken, gitmek istediğim ve ulaşmayı düşlediğim tek bir şey vardı. kendi gerçekliğim, belki yumuşak karnım, her ne dersek diyelim buna... ona dokunduğumda hissettiğim "işte bu" duygusunun yerini tutabilen bir başka şey olmadı. hala yok.
müthiş bir kırılma noktasıydı o gece...
değer varsayılanların değersizliği, aptallıklarımız, saçmalıklarımız, acı giysileri giydirdiğimiz duygularımız, yığın yığın yüklerimiz, yüklendiklerimiz v.s.
ertesi güne çok insan değişmişti.
dönüşebilenler şanslıydı.
bu gece şu satırları yazıyor olmak ayrı bir duygu yükledi bana...
bir vesileymiş herşey...
yüklendiğim duyguyu özümseyebilirsem günün şanslısı olacağım yine:)
bu halimle bile şanslı kediyim :)))
ve teşekkürler:)
Acaba
ölüm diye bir şey var mı? Enerji yok olmaz, sadece dönüşür. Insanın da bir ruhsal enerjisi vardır ki ne şekle dönüşeceği hakkında hala kesin bir bilgi yoktur. Kimi, tümden yok oluş vardır der, kimi de yeniden bu dünyaya döneceğiz der. Bu bakımdan sorulan soru bir önyargı içeriyor.
Eğer ben tümden yok olmayacağımı bilirsem neden üzüleyim veya korkayım ki? Ama, tümden yok oluş varsa elbette ki ANLAMLI ve FAYDALI birşeyler yapıp da bu dünyadan gitmek isterim. Hani, Aşık Veyselin dediği gibi:
Ben giderim adım kalır, dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir, dostlar beni hatırlasın.
Can kafeste durmaz uçar, dünya bir han konan göçer,
Ay dolanır yıllar geçer, dostlar beni hatırlasın.
Can bedenden ayrılacak, tütmez baca yanmaz ocak,
Selam olsun kucak kucak, dostlar beni hatırlasın.
MUAMMA...
"ölüm diye bir şey var mı? Enerji yok olmaz, sadece dönüşür. Insanın da bir ruhsal enerjisi vardır ki ne şekle dönüşeceği hakkında hala kesin bir bilgi yoktur. Kimi, tümden yok oluş vardır der, kimi de yeniden bu dünyaya döneceğiz der. Bu bakımdan sorulan soru bir önyargı içeriyor."
Sanırım bu bilinmezlik yada bildiğimizi zannettiğimiz, aslında bilmediklerimiz bizi korkutan!!Fiziksel olarak bir ölüm var peki sonrası? İnanıyorsak inançlarımıza göre tekrar dönüş var..ee neden o zaman bu korku(korkanlar için).Bu durumda inanıyormuyuz yoksa kendimizi inanmaya mı zorluyoruz?
Sn.Statik gerçeğe dönüş olarak adlandırmış ölümü...Gerçek olabilir ama o gerçeğe gidiş var dönüş yok bana göre.Ne yaşanacaksa gidilen yerde yaşanacak.Ve merak ettim "hiç görmediğiniz bir ülkeye tatile çıkıyor gibi heyecanlanıyorsunuz" derken gerçekten öyle bir heyecanı duyduğunuz için mi böyle bir benzetme yapmışsınız.
Ben hep şunu derim;sorun gerçekten sorun mudur yoksa sorun haline getiren bizlermiyiz? o misal ölüm ve sonrası bir muamma mı yoksa onu muamma olarak gören bizlermiyiz?
"ilginç bir tanımlama oldu
"ilginç bir tanımlama oldu "gerçeğe dönüş" demiş lilith, ve devam etmiş;
"yaşamı gerçekliğin dışında tutmak gibi bir şey mi bu?
yaşam gerçek değil mi statik?"
Evet, yaşamın gerçek olduğuna inanmıyorum, geçmiş olarak adlandırdığımız herhangi bir olayı bir daha yaşayamıyoruz, geleceğinde neler getireceğini bilemiyoruz, o zaman gerçek olan burda ne? bu yazdıklarıma felsefi itirazlar gelebilir ancak, tek söyleyebileceğim şey; dünya dünya yalan dünya.. iyi yaşa, faydalı ol.. ha 5 yıl sonra, ha 15 yıl sonra hiç bir şey değişmez
"bilinen tek gerçeklik ölüm müdür?"
Evet, çünkü bildiğimiz tek ve doğru olan şey; herkes bir gün ölecek.
"Sn.Statik gerçeğe dönüş olarak adlandırmış ölümü...Gerçek olabilir ama o gerçeğe gidiş var dönüş yok bana göre.Ne yaşanacaksa gidilen yerde yaşanacak.Ve merak ettim "hiç görmediğiniz bir ülkeye tatile çıkıyor gibi heyecanlanıyorsunuz" derken gerçekten öyle bir heyecanı duyduğunuz için mi böyle bir benzetme yapmışsınız."
Bunu bire bir yaşayan ve 6 ay ömrü kaldığını öğrenen canım annemin yaşadıklarıydı. aynı evde ikimiz yaşarken ölümle ilgili her türlü detayı konuşuyorduk, onu anlayabilmem için sanki onunla ölecekmişim gibi hissetmeye başlamış, işimi gücümü bırakarak 6ay boyunca bütün günümü nerede ise onunla geçirmiştim. 15 yıl önce olan bu olay, günlük tutulsaydı çok iyi bir roman olurdu.
:((
Sizi anlıyorum demek bütün bunları birebir yaşan bir insanda sadece buruk bir tebessüm oluşturur herhalde....Allah sabır versin demekten başka da elden birşey gelmiyor malesef :( Gerçekten yaşadıklarınız zor bir durum ve bu zor durumun sizin hayata ve ölüme bakış açınızı etkilediği aşikar.
Ölüm bir gerçek bunu kimse inkar edemez.Ama şöyle bir etrafa baktığım zaman gözlemlediğim şu, zaten çoğumuz hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz!!!
Teşekkürler narin. Evet
Teşekkürler narin. Evet katılıyorum malesef "çoğumuz hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor!!! " bu yaşayış şekli insanlığı küçültüyor, insanoğlunun içindeki o müthiş potansiyeli kötüye kullanmasına neden oluyor.
Dursunla Temel uçağın içinde, uçak arıza yapıyor ve irtifa kaybetmeye başlıyor, Dursun düşeceklerini anlıyor.
- Temeeel!! uçak düşüyo!!..
- sanane uşağım uçak seninmi??
Mezarlıkta
Ölülerin yattığı bahçeyi ziyaret etmeyi severim. Geçip giden yaşam karşısında, hücrelerimize işlenmiş, onları yaşlanmaya götüren, böylece Dünya üzerindeki varoluşumuzun süresini belirleyen zaman karşısında, kalıcılığın bekçisidir o.
Mezarlık düşünmeye davet eden ağır bir yerdir. Taşlar üzerinde adları görünenler biz daha yokken yaşıyorlardı. Bugünün canlıları yarın burada olacak. Yüzleri değiştirmeye bir yüzyıl yetiyor.
Mezarlık artık kimsenin gömülmediği eski kısmında taşlar çıplak. Kimi ağır ağır yere doğru eğiliyor. Kimiyse çoktan yerle bir olmuş. Sarımtırak liken tabakaları altında taşların yazıları neredeyse silinmiş. Yer yer çok eski olmayan tarihler okunuyor. Bu yolları arşınlamak bile, gerçek yokoluşumuzun aşamalarını göstermeye yetiyor.
İnsanlar ölüyor, ama yaşam hiçbir şey olmamış gibi bir biçimde devam ediyor. Ölümü bir bitiş olarak değil, olimpiyat ateşini sönmeden başkasına aktaran koşucu örneği, bir bayrak yarışı aşaması olarak görmek gerek. Yaşamımız kısa, ama türümüzün uzun süreli. Hepimiz zincir halkalarının sorumluluğunu taşıyoruz.
Anneme mırıldanarak "Göreceksin... iyileşeceksin" derken yalan söylediğimi hissediyordum. Ona tam tersini söylemem gerekiyordu: "Öleceksin; onu konuşalım!"
Ölümle ilişkimiz temelde ikilidir. Onu olabildiğince uzun süre geciktirmek, ama bir yandan da yaşamın normal bir parçası olarak kabul etmek. Yaşam güçlerinin kazanmaya çalışması gerekir, ama yenilmeleri de gerekir. Varlığını sürdürmek için canla başla savaşmak ve ölümü bilinmeyene doğru doğal bir geçit olarak karşılamak. Belki hiçlik. Belki değil. Nihayet bilme noktasında olmanın getirdiği merak son anlarımıza güç verebilir mi?
xenix: Ölüm bana gülerek gel, ölümü öp ne olur.
Ölüm
Siz bunun gerçeğini kendiniz bileceksiniz.Siz bunu en geç ölümün yaklaştığını hissettiğinizde bileceksiniz. Ölüm siz olmayan her şeyin soyuLup gitmesidir.
Yaşamın sırrı,ÖLMEDEN ÖLMEK ve
ÖLÜM DİYE BİR ŞEYİN OLMADIĞINI GÖRMEKTİR.
(E.TOLLE-Şimdinin Gücü)
Acaba insanlar ölümün bir
Acaba insanlar ölümün bir son olmadığını, her sonun yeni bir başlangıcı hazırladığını bilselerdi öleceği günü bilmelerinin bir anlamı ve önemi olur muydu?
dünaya geliyorsun ve
dünaya geliyorsun ve ölüceğin günü biliyorsun.bu insanları mutsuz ederdi bence. bir anne düşünelim oğlu askere gidio oğlu şehit oluyor o anne o olayı zaten bir ömür boyu unutmuyor bir de oğlunun daha önceden ölceğini bilse nası olur anlatılmaz . insanın yasama zevkimi kalır.
okadar önemlimi
inanın öleceginizi bilmek sizi daha çok hayata bağlamaz aksı takdırde sizi intara götürür...
Yapacağınız hicbir işden mutlulık duymazsınız cünkü aklınızınbir köşesinde ''nasılsa yarın ölecem '' gibi düşünceler olur ve yaptığınız her iş size anlamsız mantıksız ve boş gelir
Örneğin bi düşünün şuan size son model bi mercedes verseler dünyalar sizin Olur okadar mutlu olursunuzki aklınızda ölmek düşüncesi yokdur cünkü ama hanqi günde öleceginizi bilmek size şunu söyletir 'nasıl olsa ölecem napıyım arabayıda evide ' KISACASI YAŞAM MUTLULUĞUNUZ SÖNER
Çok ilginç
Eee, hepimiz öleceğimizi bilmiyor muyuz?
xenix
KEND''MİZDEN KAÇIŞ
Kaçardım kendimden en alasından
Ölüme çeyrek kala sezersem ölecegimi,
Bırakırdım kendimi, yüzü koyun yataklara
Alabildigine uzaklara
çooook uzaklara kaçardım.
Belki son kaçışım olurdu
Belkide bir bahar sabahı
geri gelirdim
Kısacası ben en çok akşam üstü
ölmeyi yeglerdim
Hani birde bedenimle geçersem perdenin öbür tarafına
Bun dan iyisi şamda kayısı be güzelim....
Serçenin ölmesinde bile
Serçenin ölmesinde bile bir bildigi vardır kaderin. Şimdi olacaksa bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa bugün olmaz. Bütün mesele hazır olmakta. Madem hiçbir insan bırakıp gideceği şeyin gerçekten sahibi olmamış, erken bırakmış ne çıkar, ne olacaksa olsun! (Hamlet'ten)
William Shakespeare
ne zaman öleceğimi bilmeden şuan verseler mercedesi benzin parasını düşünürüm ,vergisini ,vizesini .ya çalınırsa diye kaskosunu ,aman çalınmasın diye kulağım onda ,gözümün önünde dursun vs vs vs...nasıl mutlu olunur ki böyle ?cinsim heralde:) fakat iki gün sonra ölüceksin diyip arabayı verseler heralde sevdiklerimi toplarım arabaya bas gaza aşkım şarkısını da son ses bağırtırırım şen şakrak güle oynaya sahile giderim .:)
enerjisini arayan madde bağımlılığı
görüyorum da arkadaşların çoğu para pulla ilgili ulaşamayacaklarını düşündükleri tatminkarsızlıklarını, öleceklerini bilseler kendileri için yapamayacaklarını düşündükleri herşeyi yapmaya adamışlar.nasıl olsa şu tarih ve saatte öleceğim dediğimde somut emellerimi düşünmezdim ben.son zamanlarda arkadaşlarımın hepsine söylediğim bi cümle var "iki gün sonra öleceksin":)bu okuduğunuz anda zamanı daraltmışım gibi görünse de aksine tamamen genişletmiş oluyorsun!
acelesiz,sakin ve mutlulukla arkamda bırakacağım ve ulaşabildiğim herkese pencereler açmak ve onları kalan hayatlarında nasıl mutlu olabileceklerini ,korkularından ve endişelerinden nasıl arınabileceklerini göstermeye çalışırdım.
bir gün sınava gireceğim bi pazar sabahı saate bakmayı unuttuğum bi gün yani:)cıktım evden sallana sallana okula vardım içim rahat ama sınavı ciddiye almıyorum çünkü!okula vardığımda her zaman erken cıkıp geç kalmama rağmen gördüm ki daha 10 dk var...ah bu jetonlar ne kadar da hayat dolular...ne kadar işgal altına almış insanoğlunu!
zamanı sıkıştırmanın yararı yok ki bunu her şekilde hissederek anlayabilirsiniz.bizim yoğun bakım ünitesindeki hastalar gibi insanlar...bedenen yaşıyorlar ama ruhen yoklar?nerde bu ruhlar?enerjisini arayan madde bağımlılığı...
ahhhhh ölmek ve yaşamanın arasında sadece mitral kapak kadar fark olduğunu söylesem ölmeyi mi yaşamayı mı tercih ederlerdi insanlar merak ediyorum...
fakat para pulla ulaşamamak
fakat para pulla ulaşamamak değil burdaki nokta ulaştıklarının keyfini sürememek olmak .sorumluluklarının olmasıdır kısıtlayıcı .yakın zamanda öleceğini bilmek aslında maddenin gelip geçiciliğini sana tokat gibi hatırlatır ve bunların bağlayıcılığının olmadığını farketmek seni özgürlüğe kavuşturur.zaten günümüzün sorunu bu değilmidir?3g cep telefonlarını hayatımızın amacı yapmak ! medya bunun için çabalamıyor mu?medyanın görevi haber vermekmidir ,hoş zaman geçirtmekmidir sizce? yoksa bağımlı yapmak için hertürlü nesnenin ağırlığının altına sokmakmıdır ?
^^Dünya çok değişik bir
^^Dünya çok değişik bir yer olurdu..
Yeni yorum gönder