İNSANIN EVRİMİ ÜZERİNE
Dr. Polat HAS
İnsan hücre denen küçük canlılardan meydana gelen, canlılar içinde en mükemmel olarak yaratılmış bir varlıktır. İnsanın bir santimetrekare sinde 250.000 tane hücre vardır. Eğer erişkin bir insandan her saniye “otomat” gibi bir hücre düşmüş olsa idi bütün hücrelerin boşalıp tükenebilmesi için 900.000 sene geçmesi gerekecekti. Bir insanda her saniye 8 milyon hücre doğar. Elektron mikroskopla 500.000 büyüterek dahi yapı sına tam manasıyla vakıf olamadığımız; çatışma prensiplerini henüz anlayamadığımız bir yapıyı tanzim eden büyük kudret karşısında insan iki büklüm olur.
Çok eski jeolojik devirlerde hücrenin tesadüfen oluştuğu iddia edilmektedir; tıpkı bir maymun daktilo başına oturup devamlı tuşlara basmasıyla, tesadüfen manalı bir cümle meydana geldiği gibi.
Bu durum imkân haricidir; Yale Üniversitesinden Dr. William Bennet in yaptırdığı kompüter hesaplarına göre milyar kere milyar tane maymunu birer daktilonun başına geçirsek ve bu maymunlar milyar kere milyar sene devamlı olarak tuşlara bassalar içlerinde belki manası olan bir paragraf çıkabilir; öyle de bir hücrenin tesadüfen meydana gelebilmesi de bu misal gibi ihtimalden uzaktır.
Hücrenin yapı taşı aminoasitler, temel direği ise aminoasitlerin birleşmesinden meydana gelen protein denilen kimyevi maddelerdi r. Bir proteini oluşturan aminoasitlerin belirli bir “pozisyon”u sadece belirli bir protein ihtimalini ifade eder, 20’de 1’dir. Bu yerleşmenin yanında diyelim ki başka bir çeşit, mesela Leucin yer alsın. Öyleyse bu iki çeşidin yan yana gelme ihtimali 20x20=400’de 1’dir. Belirli 3 asidin yanyana gelme ihtimali ise 20x20x20 = 8000’de 1 olacaktır. Hakeza...
Protein denen dizicik tesadüfî bir oluşumdur demekle, yani 20 çeşit aminoasidinden her biri bütün yerleşme şanslarını kullanıp birer protein molekülü (diziciği) oluşturdukları takdirde ki; dizicikte 100 ayrı yerleşme olduğunu düşünürsek, 20100 çeşit ihtimal karşımıza çıkıyor. Demek ki her proteine rastlama ihtimali1/20)^100~(1/10)^130i kadardır.
Yani 10’u 130 defa artarda çarpmakla çıkan rakamda bir ihtimalle bir proteine rastlanabilir.
Bu durumda proteinin tesadüfen meydana gelmesinin ne derece güç olduğu görülmektedir. Burada proteinin hücrede iş görebilen bir durumda veya öldürücü olup olmadığını göz önüne almadık...
Şimdi enzimlerin meydana geliş ihtimalini ele alalım. Enzimler, hücrede kimyevi reaksiyonlarda aracılık eden proteinden yapılı maddelerdir. Şimdiki mevcut aminoasit sayısı 20’dir. İddia edilen tesadüfî hücre zamanında yani milyonlarca sene önce 11 aminoasit olduğu söyleniyor.
Prof. W. Caplan’a göre bir enzimin tesadüfen meydana gelme ihtimali şu formülle hesaplanır:
f=(Z/P)^n. Burada, Z=11, iddia edilen tesadüfî hücre zamanındaki protein sayısı, P, bugünkü protein sayısıdır. Bu 20’dir. Yerleşme sayısıdır. İş yapabilmek için 100 üyeli olunması zaruridir. Yani, n=100. Bu durumda f=(11/20)^100=10^-26. Yani 100 üyeli olup fonksiyon yüklenebilecek kadar faydalı proteinlere rastlama ihtimali 10’un 26 defa kendisiyle çarpılması kadar ihtimalde bir ihtimaldir. Bir karaciğer hücresinde 1000 enzim olduğu düşünülürse bir hücrenin sadece enzim yönünden tesadüfen olmasının imkânsız olduğu görülür.
Hâlbuki hücrede enzimden başka daha pek çok üniteler vardır. Mesela hücrede irsiyetle alakalı genler bulunur. Bir gen için mevcut baz çeşitlerini n sayısı 4’dür. Dizicikte üyelerin sayısının en azından 300 olması gerekir. Bu durumda gen ihtimallerinin sayısı 4300=10120 oluyor. Yani belirli bir gene (baz diziciğine) rastlamanın nispi ihtimali 10’un 120 defa kendisiyle çarpılması neticesinde ortaya çıkan sayı kadar ihtimalde bir ihtimal ile (gen) olabilir Bir enzim için 10’un 130 defa kendisiyle çarpımına eşit bir rakam bulmuştuk.
Gerek protein, gerekse iş gören nükleik asitlerin takımındaki bütün iş gören molekül tiplerini gruba sokacak olursak, problemin gayesi olan obje yani grup-ki genetik (irsiyetle ilgili) mekanizmaya sahip olması gerekiyor ve isteniyor fonksiyon tiplerinin bütününü içine alır. Bunun için şu formül uygulanır, W=(1-1/e)^(2+n). Burada “yeniden üretim” mekanizmalarında fonksiyonel protein sayısı P=80, fonksiyonel nükleik asit sayısı n=100 olursa, W=(0,63)^180 eder.
O halde basit ve iş gören hücrenin bir bölümünün meydana gelme ihtimali imkânsız gibidir.
Bir proteindeki basit molekül atomlarının birleşebilme ihtimali, 10^48 olarak hesaplanmıştır; bir basit protein molekülünün meydana gelme ihtimali ise l0^l60dır.40 000 atomlu proteinin meydana gelmesi ise; okunmaz rakam!..
Hayat için önemli olan bazı temel elementlerin büyük molekül yığınlarından, mesela proteinlerin tesadüfen ortaya çıkma ihtimali başka müelliflere göre 2,O2x10^321’dir.
Dünya 2 milyar seneden beri var. Hayatın ortaya çıkması bir milyar sene içerisinde mümkün olmuştur. 2,02x10^321 ihtimalinin gerçekleşmesi için zaruri cevherin hacmi 1082 ışık yılı mesafesidir. Bu ise hacim itibariyle Einstein’ın kâinat modelinden 60X60X60 defa daha büyüktür.
Hücrede “Koloidal vasatta” zerreler birbirlerine çarparak hareket ederler, bu çarpışmalar saniyeler içersinde ve milyarlarca atom arasında olmakta ve şaşırmadan, bozulmadan ve bir gayeye uygun olarak sevk ve idare edilmektedir ve milyonlarca atom ise devamlı yer değiştirmekte, karışmakta, saniyeler içerisinde değişik pozisyonlara girmekte ve en mükemmel bir vaziyeti alabilmektedir. Demek ki hücreyi var eden ve mucizevî idare eden bir zat bize kendini zamanın her aşiresinde hissettirmekte ve ilim diliyle, hücrede bile bir “Evrim’’in bir değişmenin mümkün olamayacağını, tesadüfün parmak karıştıramayacağını hatırlatmakta ve “En mükemmel” surette yarattığı insanı dosdoğru düşünmeye ve kendisini tanımaya davet etmektedir.
Muhal farz hücre tesadüfen oldu. Sadece beyni ele alalım. Beyinin yerleştirme organizasyonu nasıl olacak? Beyindeki hücrelerin bağlantı sayısı 56X1012 dir. Bu bağlantılar nasıl sağlanacak? Bir sinir saniye de beyine 2500 haber götürür. Beyin hücrelerden, hücre de atomlardan yapıldığına göre şuursuz atomlar bir saniyede 2500 habere göre nasıl cevap verebilecek?
Akıllı bir insan saniyede 3–4 iş yapamazken bu şuursuz atomlar bunları nasıl ayarlayabilecek? O halde bu atomu yöneten birisi var. Göz bir anda beyine 1,5 milyon bilgiyi iletir, şuursuz moleküller bu kadar çok bilgiye göre durumlarını nasıl ayarlayabilirler?
Dr. Calloway, tek bir hücrede 1500 reaksiyon görülebileceği gibi bir hücrenin en az 1500 bozulma türü de olabilir demektedir.1’den başlayıp her sayıyı kendisi ile çarparak 1X2X3X4... Bu işleme 1500 rakamına varıncaya kadar devam eder- sek bir hücrenin bozulma sayısı matematik olarak takriben 500 milyonun 500’üncü kuvveti olur ki en azından 22000 sıfırlı bir netice çıkar, yani böylece her hücre birbirinden farklı bir mekanizma ile bu sayı kadar temel değişikliklere uğrayabilir demektedir. Bu şartlar altında bir hücrenin bütün hücrelere söz geçiren bir zat tarafından idare edildiği anlaşılmış olmaz mı?
Bir hücre, kendi kendine meydana gelemez.
Hiç bilmediğimiz bir dilde tesadüfen bir cümle yazmaya çalışınız. 30 harflik bir dilde 10 harfli bir cümlenin tesadüfen olma ihtimali 590 trilyon 490 milyar ihtimalde birdir.
Bir hücrede 10 katrilyon atom olduğuna göre, bir de bu atomların dizilme ihtimalini göz önüne alacak olursak, Burada tesadüfün, tesadüfen bile hakkı olmadığı anlaşılmaz mı?
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1527 defa okundu

Sibel Atasoy
Olasılık, Tesadüf ve Hücre
Yazının başından itibaren okuduğumuzda aslında söylenmek istenen tek şeyin "olasığı çok düşük olayların tesadüfen gerçekleşmeyeceği" üzerine olduğunu görürüz. Tabii bu normal insan için böyledir. Biraz olasılıktan anlayan birisi için görünen tek şey tesadüf ve olasılık kavramlarının yazıyı yazan tarafından kavranamadığıdır.
Önce çok büyük sayılar yazılır ve bunların gerçekleşme olasığının ne kadar düşük olduğundan dem vurulur ve daha sonra yazı asıl bağlanılmak istenilen noktaya, yani bunların hiç birinin tesadüf olamayacağına bağlanır. Şimdi birde biz yapalım bakalım hesaplarımızı, maymunlara anlamlı paragraf -belkide kitap- yazdırabilecek miyiz.
Önce proteinlere bakalım. Ne denmiş? 10130 ta bir denmiş. Biraz daha karıştırılmış hesaplar 2,O2x10321 gibi bir rakam elde edilmiş. Her neyse bunlar çok büyük sayılar evet. Zorlanırsa daha büyük rakamlarda elde edilebilir.
Bu arada yazıda bir iki hata vardı onlara da değinelim hemen. Dünyanın yaşı 2 milyar yıl değil 4.5 - 5 milyar yıldır. Canlılığın ortaya çıkışı ise 2 milyardan fazladır. Bu ufak düzeltmelerden sonra hesaplarımıza geçelim.
Efendim şimdi kimya dersinden biliyoruzki moleküller uygun şartlar sağlanırsa ve uygun enerji verilirse oluşurlar. Bu fiziksel bir gerçekliktir. Aminoasitlerde bu fiziksel gerçeklik ışığında bir birileri ile reaksiyona girmektedirler. Şimdi gözlerimizi kapayalım ve ilk hücre oluşmadan önceki ortama bir göz atalım. Ortamda hiç canlı olmadığı için besinin tüketilmesi de söz konusu değildir. Yani bütün malzeme besin olarak denizlerde mevcuttur.
Yazının başında denmiş ki, bir insanın cm3 nde 250.000 hücre bulunur. Ve her hücrede trilyonlarca amino asit bulunur. Bu bir cm3 te olan aminoasit sayısı. Birde okyanusların tamamını bu rakam ile carparsak, canlılık oluşmadan önce dünya üzerindeki aminoasit sayısını buluruz. Bunu hesaplarken biraz zorlanabiliriz bizde yazıdaki gibi rakamları hafif kafadan atalım.
Şimdi dünya üzerinde ne kadar su vardır? Hemen bakalım, " 1.393.500.000.000.000.000 ton. " yani 1018 ton su. Tabii bunu hemen cm3 e çevirelim 15 sıfırda ordan gelir 1033 cm3 su var demektir. Her cm3 te 250.000 hücre, ve her hücrede trilyonlarca protein, her proteinde milyonlarca aminoasit bulunur. Bu amino asit sayısınıda eklersek denizlerdeki suyumuza karşımıza 1059 civarında bir aminoasit sayısı çıkar.
Şimdi biz biliyoruz ki bu hücre içi reaksiyonlar oldukça hızlı gelişir. Saniyede 2500 reaksiyon gerçekleşsin diyelim. (bu rakamıda yazıda bi yerde gördüm) Bir dakikada 2500x60 bir saatte 2500x60x60, bir günde 2500x60x60x24, bir yılda 2500x60x60x24x365, bir milyar yılda 2500x60x60x24x365x1.000.000.000 reaksiyon gerçekleşir.
Şimdi ilk bulduğumuz dünya üzerindeki aminoasit sayısı ile bu ikinci bulduğumuz zamanı çarpalım bakalım bu kadar sürede bir canlı hücre oluşabilmek için kaç olasılık denenmiş oluyor görelim böylece. İşlemi size bırakıyorum.
Problemi maymunlar üstünde denersek, 1059 maymunun bir milyar yılda 2500x60x60x24x365x1.000.000.000 adet bir paragraf yazı yazdığını düşünürseniz, anlamlı bir paragraf bulamama olasılığınızın ne kadar düşük olduğunu hesaplamamıza gerek var mı?
Yapılan en büyük yanlış olasılığı düşük bir şeyin gerçekleşemeyeceği anlayışıdır. Çok basit bir örnek verirsek bir göktelenin üstüne çıkıp ileriye doğru bir taş attığınızda taşın düştüğü yere bir çarpı koyup sonra da oraya düşme olasılığını hesaplarsanız milyarda bir den bile daha düşük çıkabilir. Ama o taş oraya düşmüştür. Çıkıp aynı yerden binlerce taş atsanız hiçbirini aynı noktaya düşüremezsiniz, ama her birinin olma olasılığı milyarda birdir. Yani her taş attığınızda milyarda bir olasılık gerçekleşmiş olur.
xenix: Yeterli zaman var ve yeterli deneme yapılırsa olasılığı 0 dan büyük olan herşey gerçekleşir.
matematiksel
veriler doğrudur veya değildir. Benim anlamadığım, bunların tesadüf olduğunu kim iddia etmiş? bu kadar olasılık hesaplarını, yahu bu tesadüf olamaz demek içinmi yapmış? tesadüf olmadığını anlayınca ne düşünmüş? halbuki milyarlarca oluşumun tesadüf olmadını herkes biliyor ve nedenleri üzerinde bilim adamları araştırmalarını sürdürüyor. Herkes için önemli olan, tesadüf olmayanların nedenleri değilmidir.
Bir hesapta benden
Şimdi içinize derin bir nefes alın... Ve bırakın.
Gelin şimdi az önce içinize aldığınız havada bulunan atomların bir arada bulunma olasığını hesaplayalım. Evrende yaklaşık 1080 atom vardır. Az önce aldığınız nefeste ise 1022 tane atom vardır. Bu 1022 atomun bir arada bulunma olasılığı 1080!/(1080!-1022!) dir. Yani 1080 den başlayarak 1022 defa geriye doğru birer azaltıp kendisiyle çarpımından oluşan bir sayıdır. Buda bırakın yukardaki hesaplanan sayıları 10500 lerin bile yanında çok küçük nokta gibi kalacağı bir sayıdır.
Şimdi bana birisi açıklayabilir mi? Olasılığı bu kadar düşük bir şeyin her nefesimizde nasıl tekrarlandığını..
:)
sanırım arkadaşımız insanın evrimle değil de bir defada bu kadar kusursuz bir şekilde yaratıldığını söylemek üzere hazırlık yapma aşamasında ve de olasılığın ne demek olduğunu anlamamış henüz.
Her hangi bir birşeyin olma olasılığı çok düşük de olsa olabilir demektir. Olmaz demek değildir.
Biraz şaka yapacak olursak Murphy kurallarına göre ilk kezinde gerçekleşecektir. :)
Hücre bir kez oluştuktan sonra protein molekülleri DNA direktiflerine göre hiç şaşırmadan hatasız tekrar ve tekrar sentezlenir.Her defasında yeniden olasılık hesabı yapmaya gerek kalmaz.
RNA
Bence tek hücreden önce, RNA sentezleyen ribozomlar gelişmiş olabilir.
Geçen yıl
Geçen yıl da evrim tesadüf rastlantı konuları tartışıyormuş.
Yeni yorum gönder