Bilim ve Toplumun Krizi

Daha düne kadar, bilim dünyası kapitalizmin genel çürümesinden uzak duruyor görünürdü. Modern teknolojinin harikaları, adeta sihirli niteliklerle donatılmış gibi görünen bilimcilere muazzam bir prestij sağlıyordu. Teorileri eğitimli insanların çoğunluğu için bile giderek anlaşılmaz hale geldikçe, bilimsel topluluğun sahip olduğu saygı da aynı oranda arttı. Bununla birlikte bilimciler de, tıpkı bizim gibi aynı dünyada yaşayan sıradan ölümlülerdir. Bu halleriyle alındığında, kimi kez söz konusu olan çok muazzam maddi çıkarlar bir yana, hakim fikirlerden, felsefelerden, politikadan ve önyargılardan etkilenebilmektedirler.
Uzun zamandır bilimcilerin –özellikle teorik fizikçilerin– zımni olarak, sıradan insanlığın üzerinde duran ve evrenin sıradan ölümlülere yasaklanmış sırlarına vakıf özel türden insanlar oldukları varsayılıyordu. Bu 20. yüzyıl miti, dünyanın uzaylı yabancılarca her daim yok edilme tehdidi altında olduğunu anlatan eski bilim-kurgu filmlerince enikonu yayıldı (gerçekte insanlığın geleceğine yönelik tehdit çok daha yakın bir kaynaktan gelir ya, bu başka bir hikâyedir). Her seferinde son anda beyaz ceketli bir adam çıkagelir, kara tahtaya karmaşık bir denklem yazar ve problem birdenbire çözülür.

Oysa gerçek hayli farklıdır. Bilimciler ve diğer entellektüeller toplum içinde işleyen genel eğilimlerden bağışık değildirler. Bunların çoğunun politikaya ve felsefeye kayıtsız olduklarını ilân etmeleri, sadece onların kendilerini sarıp sarmalayan mevcut önyargıların daha kolay kurbanı oldukları anlamına gelir. Bunların fikirleri çok sık olarak en gerici politik tutumları desteklemek için kullanılabilmektedir. Bu, özellikle, başta Birleşik Devletler’de olmak üzere tam bir karşı-devrimin gerçekleştiği genetik alanı için doğrudur. Sözde bilimsel teoriler, suçun nedeninin toplumsal koşullar değil “suç geni” olduğunu “kanıtlamak” için kullanılmaktadır. Siyahların ayrımcılıktan dolayı değil, genetik yapılarından dolayı dezavantajlı oldukları iddia edilmektedir. Benzer iddialar yoksul insanlar için, yalnız yaşayan anneler için, kadınlar için, homoseksüeller için, vb. kullanılmaktadır. Elbette “bilim”in böylesi, refah harcamalarını acımasızca kısmaya odaklanmış Cumhuriyetçi ağırlıklı Kongrenin gayet işine gelmektedir.

Bu kitap felsefe hakkındadır; daha kesin söylemek gerekirse Marksizmin felsefesi diyalektik materyalizm hakkında. Bilimcilere ne düşünmeleri ve yazmaları gerektiğini söylemek felsefenin işi değildir, en azından bilim hakkında yazdıkları zaman. Ama bilimciler her konu hakkında –felsefe, din, politika– fikirlerini açıklamayı alışkanlık edinmişlerdir. Bu hakları sonuna kadar var. Ama kusursuz derecede sağlam bilimsel bir onay belgesi olabilecek şeyleri son derece batıl ve gerici felsefi görüşleri savunmak için kullandıklarında, her şeyi yerli yerine oturtmanın zamanı gelmiştir. Bu duyurular bir avuç profesör arasında kalmamakta, arkalarını sahte bilimsel argümanlarla örtmeye çalışan sağcı politikacıların, ırkçıların ve dinci fanatiklerin eline geçmektedir.

Bilimciler sık sık yanlış anlaşıldıklarından yakınıp, mistik şarlatanlara ve politik sahtekârlara cephane sağlamak gibi bir niyetlerinin olmadığını söylerler. Olabilir. Ama bu durumda da, göz yummakla ya da en azından hayret verici bir saflıkla suçlanmayı hak etmektedirler Diğer yandan bilimcilerin yanlış felsefi görüşlerinden yararlananlar saflıkla suçlanamazlar. Onlar nerede durduklarını iyi biliyorlar. Rees-Mogg’a göre, “laik tüketicilik dini, paslı bir kuyruk kanadı gibi geride bırakıldığı ölçüde, içinde gerçek ahlâki ilkeler ve öfkeli tanrılar barındıran daha katı dinler geri gelecektir. Yüzyıllardır ilk kez bilimin göstergeleri yaşamın ruhani boyutunu zaafa uğratmaktan ziyade zenginleştirecek gibi görünüyor.” Rees-Mogg’un gözünde, din, ayrıcalıktan yoksun olanlara, polis ve hapishaneyle yan yana olan yerlerini bildirmek için faydalı bir silahtır.

Bu konuda takdire layık ölçüde açık sözlüdür: Yukarı hareketlilik [sınıf atlama -ç.n.] olasılığı ne kadar az olursa, yoksulun bilimdışı, hayal mahsulü bir dünya görüşünü benimsemesi o kadar rasyonel olur. Onlar teknolojinin yerine büyüyü koyarlar. Bağımsız incelemenin yerine ortodoksluğu seçerler. Tarihin yerine efsaneleri tercih ederler. Biyografi yerine kahramanlara tapınmayı yeğlerler. Ve onlar genellikle piyasanın gerektirdiği gayri şahsi dürüstlüğün yerine kan bağına dayalı sadakat davranışlarını ikame ederler.[4]

Piyasanın “gayri şahsi” dürüstlüğü hakkındaki düşünce yoksunu komik değinmeyi bir kenara bırakalım ve iddianın özüne yoğunlaşalım. Rees-Mogg en azından gerçek niyetlerini ve kendi sınıfsal bakış açısını gizlemeye çalışmıyor. Düzen savunucularından birinin en aşırı açık sözlülüğüyle karşı karşıyayız. Viran mahallelerde yaşayan yoksul, işsiz, çoğunlukla Siyah insanların varlığı, mevcut toplumsal düzen için potansiyel olarak patlayıcı bir tehlike oluşturmaktadır. Bereket versin yoksullar cahil oluyorlar. Onların, biz “eğitimli sınıfların” doğal olarak paylaşmadığımız cehaletleri muhafaza edilmeli, batıl inançları ve dinsel yanılsamaları teşvik edilmelidir! Mesaj elbette yeni değildir. Aynı şarkı zenginler ve güçlüler tarafından yüzyıllardır söyleniyor. Fakat önemli olan, Rees-Mogg’un işaret ettiği gibi, ilk kez dinin önemli bir müttefiki olarak addedilen bilime atıf yapılmasıdır.

Teorik fizikçi Paul Davies, insanlığın Tanrıyı ve ruhsallığı kavrayışını ilerletmede “olağanüstü özgünlük” göstermesi nedeniyle, geçenlerde 650.000 poundluk Templeton Dinde İlerleme Ödülüne layık görüldü. Ödülün daha önceki sahipleri arasında Aleksandr Soljenitsin, Rahibe Teresa, gayretkeş İncil vaizi Billy Graham ve Watergate hırsızlığından dönme vaiz Charles Colson var. Tanrı ve Yeni Fizik, Tanrının Aklı ve Son Üç Dakika gibi kitapların yazarı olan Davies, ısrarla kendisinin “geleneksel anlamda dindar bir adam olmadığını” (bu ne anlama geliyorsa) söylemekle beraber, “bilimin Tanrıya dinden çok daha emin bir yol sunduğunu” savunmaktadır.[5]

Eğer ve amalarına rağmen Davies’in, mistisizm ve dini bilime sızdırmaya çalışan belirli bir eğilimi temsil ettiği apaçıktır. Bu münferit bir olgu değildir. Özellikle, her ikisi de ağırlıklı olarak soyut matematik modellere bağımlı olan ve giderek artan ölçüde gerçek dünyanın ampirik incelemesinin yerine bir ikame olarak addedilen teorik fizik ve kozmoloji alanlarında büyük bir yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Bu alandaki her bilinçli seyyar mistisizm satıcısına karşılık, bu obskürantizmle özdeşleştirilmekten korkan yüzlerce namuslu bilimci bulunmaktadır. Ne var ki idealist mistisizme karşı yegâne gerçek savunma, bilinçli bir materyalist felsefedir; o da diyalektik materyalizmin felsefesidir.

Bu kitabın amacı, ilk kez Marx ve Engels tarafından geliştirilen diyalektik materyalizmin temel fikirlerini açıklamak ve bu fikirlerin modern dünyayla ve özel olarak da bilimle ilintisini göstermektir. Tarafsızlık maskesi takınmayacağız. Rees-Mogg temsil ettiği sınıfın çıkarlarını nasıl savunuyor ve bundan hiç çekinmiyorsa, biz de aynı şekilde açıkça, sözde “piyasa ekonomisinin” ve ondan yana olan her şeyin karşıtı olduğumuzu ilân ediyoruz. Bizler toplumu dönüştürme kavgasının aktif katılımcılarıyız. Ama dünyayı dönüştürmeden önce onu anlamak gerekir.

İnsanların zihinlerini, kökleri insan düşüncesinin karanlık tarihöncesine uzanan mistik inançlarla bulandırmaya dönük her girişime karşı tavizsiz bir mücadele yürütmek gereklidir. Bilim geçmişin birikmiş önyargılarına sırtını çevirecek kadar gelişmiştir. Saati dört yüz yıl geriye çevirmeye dönük bu girişime karşı sıkı durmalıyız. Giderek artan sayıda bilimci, sadece bilim ve eğitimin değil genel olarak toplumun mevcut durumundan da hoşnutsuzluk duymaktadır. Teknolojinin dev potansiyeliyle, milyonlarca insanın açlık sınırında yaşadığı bir dünya arasındaki çelişkiyi görüyorlar. Bilimin sistematik olarak büyük tekellerin çıkarına kötüye kullanımını görüyorlar. Bilimcileri dinsel obskürantizmin ve gerici toplumsal politikaların hizmetine zorla sürükleyen bu kesintisiz çabalardan derin bir rahatsızlık duyuyor olsalar gerek. Stalinizmin bürokratik ve totaliter karakteri bunların çoğuna itici gelmişti. Ama Sovyetler Birliği’nin çöküşü kapitalist alternatifin daha da kötü olduğunu göstermiştir.

Birçok bilimci kendi deneyimleriyle toplumsal, ekonomik ve kültürel çıkmazdan yegâne çıkış yolunun, bilimin ve teknolojinin özel mülkün değil insanlığın emrinde olduğu bir tür akılcı planlı toplum olduğu sonucuna varacaklardır. Bu toplum, tüm nüfusun bilinçli denetim ve katılımını içeren, kelimenin gerçek anlamında demokratik bir toplum olmak zorundadır. Sosyalizm doğası gereği demokratiktir. Troçki’nin söylediği gibi, “ulusallaştırılmış planlı ekonomi, tıpkı insan bedeninin oksijen istemesi gibi, demokrasi ister.” Dünyanın sorunları üzerine düşünmek yeterli değildir. Onu değiştirmek gerekir. Ama ilk önce
şeylerin neden öyle olduklarını anlamak gerekir. Yalnızca Marx ve Engels tarafından geliştirilmiş ve sonradan Lenin ve Troçki tarafından ilerletilmiş fikirler bütünü, bu kavrayışa varmamız için uygun araçları sağlayabilir. Bilimsel topluluğun en bilinçli üyelerinin, kendi çalışmaları ve deneyimleri aracılığıyla, tutarlı bir materyalist dünya görüşü ihtiyacının farkına varacaklarına inanıyoruz. Diyalektik materyalizm bu dünya görüşünü sağlamaktadır. Kaos ve karmaşıklık teorilerinin son atılımları, giderek artan sayıda bilimcinin diyalektik düşünme yönünde ilerlediğini göstermektedir. Bu muazzam önem taşıyan bir gelişmedir. Yeni keşiflerin bu eğilimi derinleştirip güçlendireceğine şüphe yoktur. Diyalektik materyalizmin geleceğin felsefesi olduğuna inancımız tamdır.

[1] Marx ve Engels, Selected Correspondence, Bloch’a Mektup, 21-22 Eylül 1890, bundan sonra
MESC olarak anılacak. [Seçme Yazışmalar, cilt 2, Sol Y., Ekim 1996, s.235-236]
* Obskürantistler: Gerçekleri karartıp anlaşılmaz kılanlar. (ç.n.)
[2] The Economist, 9 Ocak 1982.
[3] W. Rees-Mogg, The Great Reckoning, How the World Will Change in the Depression of
1990’s (Büyük Hesap, 1990’lardaki Çöküşte Dünya Nasıl Değişecek), s.445.
[4] W. Rees-Mogg, age, s.27, vurgu bizim.
[5] The Guardian, 9 Mart 1995.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş