Her erkeğin fantezisi
Her erkeğin fantezisi
Erkek, narsisistik psikoseksüel bütünlüğünün zedelenmemesi için reddetmeye çalıştığı, kadının çoklu cinselliğinden yansıyan tehditkâr güçle baş etmek için kadını çocuklaştırmayı gereksinir
29/02/2008 (18 defa okundu)
HANDE ÖĞÜT (E-mektup | Arşivi)
Atuan Mezarları'nın rahibesi öldükten sonra civar köyler dolaşılır, o gün doğan kız çocukları tespit edilip beş yaşına dek izlenir. Herhangi bir hastalığı ya da sakatlığı olmayan kız çocuğu O'dur; alıkonulup tapınakta büyük gün için eğitilir. Zamanı geldiğinde İsimsizler'e sunulur, İsimsizler onu yutar. O kız çocuğu adını ve çocukluğunu kaybeder; bir Yutulmuş'tur artık. Atuan Mezarları'nda kız çocuklarının, erkek tanrıların egemenliği ve ataerkil toplumun örgütlenmesinde nasıl iğdiş edildiğini ve arzu nesnesi haline getirildiğini metaforik biçimde anlatır Ursula K. Le Guin. Eril tahayyülü ve fantezi dünyasını fazlasıyla besleyen, oral döneme takılı kalmış erkeğin ilkel arketiplerini kışkırtan kadın modelidir çocuksu kadın. Çocuk bedeninde dişiliğini cömertçe sergileyen 'lolita'lar ya da büyümesine asla izin verilmeyen gayrımeşru kadınlar...
Şairin, Bir kadında bir çocuk hayaleti mi, bir çocukta bir kadın hayaleti mi mısraındaki gibi iki geçiş arasında bir belirsizlik vardır; çünkü erkek bir yandan, ensest yasağını çiğneyen bilinçaltında kız çocuklarına karşı erotik bir haz geliştirirken bir yandan da bilinç düzeyinde kadınları, kız çocuklarına indirgeyerek kendini korumaya alır. Çocuk-kadın uhrevi annelik rolü ile baştan çıkarıcı nesne rolü arasında, ne o ne diğeri olup 'yutulmuşlar' arasına karışır. Çocuk yaşta evlendirilen, tecavüze uğrayan, hatta Namık Kemal'in 1872'de İbret'te yazdığı gibi, ellerindeki oyuncak bebeklerin yerini sahici bebekler 'alıveren', tamamlanmadan eksilen, ya töre kurşunuyla, ya doğumhanelerde ya hasta yataklarında telef olan kızların sayısı giderek artarken kısa süre önce okuduğum Effi Briest üzerinden genellikle erkek yazarların yarattığı bu pedofilik imgelerin, eril toplumsal tahayyüle ve faşizme ne kadar hizmet ettiğini düşündüm. Erkek, narsisistik psikoseksüel bütünlüğünün zedelenmemesi için reddetmeye çalıştığı, kadının çoklu cinselliğinden yansıyan tehditkâr güçle baş etmek için kadını çocuklaştırmayı gereksinir. Ki Thomas Mann'ın "Bugüne dek yazılmış en önemli altı romandan biri" diye nitelediği on yedi yaşında, kendisinden yirmi bir yaş büyük bir adamla evlendirilen, çocuk yaşta anne olup mutsuz evliliğini genç bir erkekle renklendirmeye çalıştığı için günahının bedelini toplumdan dışlanarak, nihayetinde hayatıyla ödeyen Effi Briest'i ve 'lolitaları' romanlarının baş kahramanı ilan eden erkek yazarların eserlerini 'feminist olarak okumaya' tabi tuttuğumda kadını iğdiş etmenin edebi boyutundaki korkunçluk kadar, kadınlar tarafından yazılan eserlerdeki çocuk-kadınlar ile aralarında ne denli büyük fark olduğunu görmek pek de şaşırtıcı gelmedi aslında...
Kadınları evcilleştirmek, bastırmak, kimlik edinme çabasını budamak için onları bebek yerine koymak, patriarkayla birlikte başlar ve kapitalizmin de gönüllü katılımıyla kitle kültürü ve popüler kültür kadar edebiyatın da kullandığı bir 'leitmotive'e dönüşür. Bakan ama görmeyen, şarkı söyleyen ama konuşmayan bir taşbebek ister erkekler. Sadık Hidayet'in Perde Arkasındaki Bebek öyküsündeki kahramanın bir vitrin mankenine âşık oluşunun nedeni budur. Furuğ'un Kurulmuş Bebek şiirindeki gibi, "Saman doldurulmuş bir bedenle", "danteller ve pullarla" süslenmiş böyle bir kadınla sene be sene yaşayabilir erkekler. Eril imgeleme çekici gelen ve genellikle kadının ölmesiyle nihayetlenen erkek yazarların aksine kadın yazarlarda bu tarz bir motif, metnin kendisi tarafından bile desteklenmez. En tipik örnek Sevgi Soysal'ın Tante Rosa'sı ve Sylvia Plath'ın, Sırça Fanus'udur kanımca. Çocuksuluk ve 'gerçek kadın' olmak arasında aşılması güç bir uçurum var gibidir. Bu uçurumla baş etmenin yolu hiç büyümemek değil, gerekirse uçuruma yürüyerek gitmektir (ki Esther diğerlerine benzememek için uçurur kendini çatıdan). Füruzan'ın eserlerindeki 'küçük kızlar', öykülerinin bir yargılayıcısı, patriarkanın paratoneridir adeta. Leylâ Erbil, küçük kız çocukları ve cinsellikle şiddetin iç içe sunulduğu reklâmlar ya da filmler aracılığıyla erkek cinselliğinin kışkırtılışını kıyasıya eleştirir.
Çocuk kalmaya mahkûm olanlar
Louisa May Alcott'un 1867'de yazdığı Küçük Kadınlar'da da Victoria döneminde, kadın olmanın, kadınlığa geçiş aşamasının zorlukları ve mücadelesi anlatılır. Geçmişten günümüze hem yabancı hem yerli yazında bizzat kendileri de çocuk kalmaya mahkûm edilen Mary Wollstonecraft ve Nezihe Muhiddin'in hayatları bir ölçüde paralellik taşır. Her ikisi de kadın hakları ve özgürlüğü için mücadele vermiş ve eserlerinde erkeklerin kadınları boyunduruk altına alma, bir yandan da kendi zevk ve eğlenceleri için onları fetişistik imgelere dönüştürmelerini sorgulamışlardır. Genç yazarlar ise postfeminist bir bakışla, eril dilin kalıplarını kullanmakta beis görmeyerek, çocuk-kadın imgesine pornografik bir boyut katarlar. Genç yaşta fahişelik yapan Nelly Arcan otobiyografisinde şunları yazar:
"Erkekler, anneleri ve kızları düzmeyi hiç dert etmezler, hepsini becerebilmeyi isterler, hatta kendi annelerini ve kızlarını bile." İtalya'nın yeni lolitası Melissa P., anı kitabı Yatmadan Önce Yüz Fırça Darbesi'nde çağdaşı Arcan gibi köle-sahip oyunundan zevk alır, çünkü aşağılık dünyanın binlerce figüründen herhangi biri olmak yeteri kadar incitici bir durumdur. Marguerite Duras ise on beş yaşındaki bir kızın cinsel aşkı, kendinden iki kat yaşlı, zengin bir Çinliyle keşfediş öyküsünü anlattığı Sevgili'nin kendi yaşamından izlerle dolu olduğunu saklamaz. Hadım edilmiş kadın imajı üzerinden kendini korumaya alan fallosantrizme asıl darbeyi gerçeküstücü kadınlar indirir. Leonara Carrington "La débutante" adlı masalında küçük bir kızın acımasız oyunlarıyla burjuvaziye verdiği dersleri tahkiye eder. Burjuva ailesine saldıran bir başka yazar Giséle Prassinos'dur. Nelly Kaplan ise "Mémories d'une liseuse de draps"da ensest hikâyesini tersine çevirir, babasını sevgili olarak seçen kız çocuğudur.
Oyuncak bebekleri organlarına ayırıp iç içe sokarak düzenlediği kombinasyonlarda Sürrealizmin ne denli 'maço bir hareket' olduğunu ortaya koyan Cindy Sherman'ı rahatsız eden, kadınların kullanılma biçimlerinden çok 'güzelleştirilmeleri'dir. "Bu adamlar kendileri domuz gibi olmalarına rağmen" kadını bebek kadar kusursuzlaştırarak ideal bir stereotip yaratırlar. Lewis Carroll gibi ergenlik çağındaki kız çocuklarının cinselliğini resmederek ünlenen Balthus, bir Japon kız çocuğuyla evlenip ondan olan kızı ve bir çocukken model olarak kullandığı bir başka kızla birlikte yaşar. Yasunari Kawabata'nın Uykuda Sevilen Kızlar 'da, yaşlı adamların, el değmemiş kızları seyrettikleri genelev atmosferini M·rquez de yaratır Benim Hüzünlü Orospularım'da. Doksanıncı yaş gününde, el değmemiş bir kızla birlikte olmayı kararlaştıran yaşlı gazeteci, randevuevinde uyurken izlediği çocuk kadına âşık olur. Lolita kavramını literatüre ve pop kültüre kazandıran Nabokov'un pedofil Humbert'ı, "hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi" der ölüme sürüklediği Dolores Haze için.
Çünkü erkekler kadını daima verilmiş olanın 'iç'i (immanenz) olarak görür. "Kadın bir özne, bir dış varlık, yaratıcı güç değil, ışık yüklü bir nesnenin yansımasıdır" Simone de Beauvoir'nın belirttiği gibi. Heinz von Lichberg'in 1916 tarihli Lânetli Gioconda'sındaki Lolita adlı öyküdeki (ki Nabokov'un intihal ettiği söylenir) Lolita, bir oğlan çocuğunu andırır. Oğlansı kız çocuklarını, hikâyelerinin ve ilk romanı Yaz Çılgınlığı'nın kahramanı yapan Truman Capote'un Tiffany'de Kahvaltı'da yarattığı çocuk-kadın Holly Golightly, on dört yaşında, oldukça yaşlı biriyle evlendikten sonra evden kaçmıştır. Güçlü kadın maskesinin altında korunmaya ve şefkate muhtaç bu kadın, kısacık saçları ve uçarı tavırlarıyla oğlansı bir kızdır. Erkeklerin bastırılmış eşcinsellik, ensest ve pedofilik arzularını tatmin eden oğlansı çocuk kadınlar, pornografik gırtlak tarafından yutulurken, bir porno metaına evrildiğinin farkına varmadan 'hem çocuk, hem dişi' olma muradındaki kadınlar, bu illet temayülün nedeni mi nihayeti midir, yoksa arz-talep meselesi mi?
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 2901 okuma



Sibel Atasoy

butonunun üstüne gelerek yapmak istediğiniz işlemi seçiniz. Paylaşmak için sitemize üye olmanız gerekmez.
her erkeğin fantazisi mi?
biraz abartmamış mısınız başlığı?
yazıyı okudum. Hande Öğüt'ün araştırmalarını kendi bakış açısıyla yazmasıydı okuduğum. cinsel sapkınlık olarak nitelendirebileceğim bir durumdu ve de... gerçekten de irite edici bir yazı. iritasyon gerçekliğinin varlığından kaynaklıyor evet. ve biliyorum ki pek çok erkek arkadaşımız bu yazıyı okurken tıpkı benim hislerimi paylaşacaktır. onlar da irite olacaklardır.
asıl anlayamadığım sizin bunu her erkeğin fantazisi başlığı altında vermenizdi.
Her erkeğin korkusu
Erkeğin kadının Tanrısal gücüden korkusu,anlatılan..Ve de yeni bir hikaye değil...Günümüzdeki kadın profiliyle de görüldüğü gibi uzlaşmıyor...Eril bir egoyla yaşayan,dişil kalıptaki varlık...Günümüz kadının varoluş bunaltısı bu gerçekte...
Sonsuz'a beş kala...
Abartı hayatın bir argümanı değil mi?... Cinsel sapkınlık ta öyle...Zihinin kendisi hastalık olunca olağan bu yorumlar...
Şimdi
Böyle bir genelleme yapılmış ama ben erkek olarak buna katılamıyorum malesef. Demek ki burdan başlık bir darbe aldı. "Her erkeğin" iken "Bazı erkeklerin" oldu.
Bu kısmı geçtik, bahsi geçen yazarlara (özellikle genç yaşta fahişelik yapanlara dikkat çekmek istiyorum,) bakarsak gözlem sonucunun ne kadar sağlıklı olduğu da ayrı bir darbe almıştır. Ben Marque De Sade ın yazılarını kaynak göstererek, bütün kadınlar mazoşisttir, kendilerine köle gibi davranılmasını severler genellemesi yaparsam, sitede ki kadın hakları savunucuları elbette bana karşı çıkacaklardır.
Anlıyorum genelleme isteğinizi sayın Leyla ama malesef içinde bulunduğunuz durumun bir yansıması olarak ulaşıyor bana genelledikleriniz.
xenix: Keşke bu yorumları boş bırakmayıp astığınız yazıyla ilgili tartışabilseniz.
sayın xenix
Benim astığım konularla uğraşın benimle uğraşmayın. Bunun fazlasıyla size yettiği açıkça görülüyor. :)
başlık..
yazının bir bütünü..blok halinde astım, bu xenix neden acımasızca saldırıyor. böyle mi varoluyor. onu huzurlarınızda kınıyorum. kimseyle uğraşmasın ve işine baksın.
İşim bu
İşim birileriyle uğraşmak Leyla hanım. Böyle var oluyorum. :)
Astığınız konularla uğraşıyoruz zaten, tek eksiğimiz karşımızda konuyu asanı görememek.
xenix
...
Yorum için biraz geç oldu kusura bakmayın yeni gördüm. Bir erkek olmama rağmen başlığı sevdim.
Ataerkil yaşamı iyiden iyiye benimsemiş toplum bilinçleri için yürekli bir başkaldırma...
Kendimi dürüstçe ele aldığımda, Leyla arkadaşımızın "çocuklaştırma" imgesini bile hafif bulduğumu söylemeli ve "köleleştirme" olarak değişmesi gerektiğinin altını çizmeliyim.
Doğada dişinin erkek tarafından elde edilmesi kolay olmamaktadır. Doğal seleksiyon gereği, dişiler seçicidir. Seçilen ya güçlü ya güzeldir... Her erkek evrimin bu gereğini gizliden gizliye bilir. Basit bir kıyaslama ile kendi gerçeğini gören erkek, kadını yapının en altına iter. Artık kadını kapatmaktan başka çaresi yoktur. (Türban gerçeği) (Ataerkil yaşama geçiş)
Kısa oldu biraz ama fazla yer yok...
Sevgiyle kalın.
Ooo
Sitenin bir yıl önceki yazılarına bakarken oikos un daha üye olmadan yazdığı bir yorumu gördüm şimdi :)
Birde leyla hanım ile tartışmamızı...
xenix
Hehehe
Baya sarkastik bakmışım:)
Bu arada, fikir talebi nasıl kişisel algılanır'a oldukça güzel bir örnek...
Neden açıkca gözlerimizin
Neden açıkca gözlerimizin önünde bulunan gerçeklerin nedenlerini araştırmak yerine şiddetle karşı çıkıyoruz.Yazılanların hepsi şu anda içinde bulunduğumuz toplumda kanayan bir yara olarak yüzümüze tükürüyor. Maalesef bu tür sapkın ilişkiler sadece küçük kız çocuklarını değil, ( gerçi bayanlar daha çok cinsel istismara maruz kalmakta) artık erkek çocuklarını da tehtid ediyor. Cinsiyet ayrımı gözetmeden konuya bakmakta yarar görüyorum.
''Erkeklerin bastırılmış eşcinsellik, ensest ve pedofilik arzularını tatmin eden oğlansı çocuk kadınlar, pornografik gırtlak tarafından yutulurken, bir porno metaına evrildiğinin farkına varmadan 'hem çocuk, hem dişi' olma muradındaki kadınlar, bu illet temayülün nedeni mi nihayeti midir, yoksa arz-talep meselesi mi?''
Neden bazı erkekler ve kadınlar çocuk bedenlerde kendilerini tatmin etmek için arzu duyuyor?
Ve sevgili xenix başlıkta kesinlikle bir abartı yok. Almanyadaki polis kayıtlarında yapılan istatistiklere bakma şansınız olabilseydi eğer, bu başlığın abartı olmadığı gibi, çok hafif bile kaldığını görebilirdiniz.
Teşekkürler leyla çok güzel bir konuya parmak basmışsın.
Nasıl yok?
"Her" kelimesinin anlamına TDK dan bakalım hemen.
Gördüğünüz gibi, bir iki, bazı, çoğu vs değil. Tamamı, yani hepsi anlamında kullanılan bir sözcük. Almanya daki polis kayıtlarında bütün erkek alman vatandaşları varsa eğer başlık doğrudur ve abartı değildir demektir.
xenix:bu başlıktan daha fazla ne olur o nu anlamış değilim.
Sevgili xenix, bu kadar
Sevgili xenix, bu kadar tepki göstermenizi gerektirecek bir şey olduğunu sanmıyorum.
Sanırım
Her erkek dendiği için ve biri ben olduğum için üstüme alınmışımdır. Sizinde çevrenizde ki her erkek böyle miydi sayın medisis.
xenix
:))) Sevgili xenix tabiki
:))) Sevgili xenix tabiki hayır ama ben Neden bazı erkekler ve kadınlar çocuk bedenlerde kendilerini tatmin etmek için arzu duyuyor?dedim ama siz sadece erkek tarafına takıldınız. Fakat maalesef erkek tarafı ağır basıyor. Bunu sadece ben değil istatistiklerde kabul ediyor.
Ben erkek tarafına takılmadım
Ben sadece başlığa takıldım sevgili medisis :) Yoksa tabiki erkekler kadınlardan daha fazla cinsel isteğe sahip. Bunu kabul ediyorum. Burda ama yine sorgulanması gereken birşey var. Yazıda da bu belirtilmiş zaten. Bu erkekleri yetiştirenler kadınlar. Kadınlar neden bu şekilde yetiştiriyor erkekleri? Neden bu istekleri yaratıyorlar.
Bugün gazetede okudum. Irakta kadınlar, 11-12 yaşındaki kız çocuklarını 3 bin 5 bin dolara satıyorlarmış. Biraz daha büyük olanlar ise daha ucuza gidiyormuş.
xenix
xenix yanılıyor olabilir mi?
""Yoksa tabiki erkekler kadınlardan daha fazla cinsel isteğe sahip. Bunu kabul ediyorum.""
hangi istatistik bunu doğrulamış?(soru medisis'e)
Su akar.. xenix; "Bugün
Su akar..
xenix;
"Bugün gazetede okudum. Irakta kadınlar, 11-12 yaşındaki kız çocuklarını 3 bin 5 bin dolara satıyorlarmış. Biraz daha büyük olanlar ise daha ucuza gidiyormuş." demissiniz.
Irak ornegi ilginc olmus; cunku zaten bu dunyada genel olarak boyle; kiz cocuklari dunyanin her yerinde satiliyor maalesef. Genelevlerin yasal oldugu bi dunyada yasiyoruz.
Kadinlarin erkekleri neden bu sekilde yetistirdigine gelince; bu konuda haklisiniz; erkekleri bu sekilde yetistiren de bi nevi anneler; ama ne yazik ki olay bu kadar basit degil. Cevre faktoru "erkek" cocugun yetismesinde bence cok daha etkili. En basitinden bir annenin cocuguna mutfak islerini ogrettigini farzedelim ve o gun amca, buyukbaba vs eve geldi; diyecegi sey "Erkek cocugun mutfakta ne isi var" olur. Tabii bu olumlu bi ornek. en azindan bu ornekteki anne'nin beyin yapisi 'ataerkil'
degil. Durum boyle iken bile cok zor..
Benim bahsettigim burada cinsellik degil farkettiyseniz, once egitim, zaten insanlasan varlik durtulerini kontrol etmeyi bilir.
kocasından şikayet eden
Kocasından şikayet eden kadının,kendi oğlunu yine kocası gibi yetiştirmesi önemli bir faktör..zaten onun kocasını da annesi öyle eğitmişti ve o kadında kendi kocasından şikayetçi olduğu halde oğlunu yine kocası gibi yetiştirmişti..Ancak bu süreç önemli olmakla birlikte,lokal etkisi daha ağır basan bir süreçtir. Yani sadece bunu düzelterek genel kültür üzerinde anlamlı bir değişiklik yaratamazsınız.
Benzer bir örnek "pavyon" kültürü üzerine verilebilir.Tek başına sahneyi gözünüzün önüne getirdiğinizde,çirkin bir estetikle güzel görünmeye çalışan ve sadece şampanya içen bir konsimatris,benim aslında şu kadar arazim vardan başlayıp, yer yer hayat ne garip bir şeye kadar uzanan bir felsefe derinlik içinde çırpınan erkek, ve arada bir küçük makas almalar ve çimdiklemelerle bezeli bir sahne..Fonda ise dayanılmaz çelişkileri harmanlamakla meşgul bir müzik, ve onun da etrafında çatal bıçak ve bardak sesleri,ışıkların rengi de çingene mavisi..bazen de pembesi..
Az biraz entellektüel birikimi olan, ya da yaşamdan estetik beklentileri de bulunan hangi insan kendisini bu oyunun bir parçası olarak görmek ister? Gel gör ki,bu oyunu durmak bilmeden, yeniden ve yeniden oynamak isteyen yüzbinleri bulmak ve görmek her bi daim mümkündür.
Çünkü erkeğin herşeyi olabilir, işi gücü, parası pulu, ama evlenip barklanmadığı sürece, hangi kadınla nerde bir araya gelip de ne konuşabilecektir? Hangi kadına, "ben seni arzu ediyorum ve seninle birlikte olmak istiyorum"u kendine özgü bir estetik ve dürüstlükle söyleyebilecektir? Kadın ve erkek sosyal hayat içerisinde "evlilik" dışı amaçlarla da bir araya gelebilmeli, vakit geçirebilmeli ve evlilik dışı amaçlarla da sevişebilmelidirler.İnsanın doğasına uyan ve sağlıklı olan da budur, ve çok "ahlaklı" görünmese dahi,bunu da "ahlaklıca" yapabilmek mümkündür.
Şimdi hangi kadınla nerede bir araya gelip sosyalleşecek de erkek,(ve bir de, konsimatrislik yapmadığı sürece hangi "değerli" kadına bu anlamda onay verecektir yerleşik kültür, orası da madalyonun diğer yüzü), ondan sonra bir kadınla vakit geçirmenin inceliklerini deneyimleyebilecektir erkek? Pavyon bu biraya gelebilmenin öyle ya da böyle bir aracıdır işte erkek için.Ve onun içindir ki,ne pavyonları kapatarak kimsenin namusunu koruyabilirsiniz, ne de pavyon yokluğunda toplumsal ahlak yozlaşmaktan kurtulmuş olur.
Bu ülkenin erkekleri,gelişmiş pek çok ülkenin erkeğinden çok daha ciddi problemlere sahiptirler.Çoğu kez baskın ya da gaddar görünseler de, aslında ezilmiş ve itilmişlerdir,ve pek çok anlamda rehabilitasyona ihtiyaçları vardır. Hep söyledikleri gibi, içlerinde çok şey kalmıştır, onları nasıl ifade edeceklerini de bir türlü bulamazlar. VE Onun içindir ki, bir saç telinin hatrına romayı yakacak erkek en fazla bizden çıkar.
Bence doğru olan
Bence doğru olan şey,kadın ile erkeğin birlikteliklerinde (arkadaşlık, flört, tek gecelik ilişki, seks partneliği ya da evlilik, hiç farketmez) her iki cinsin de "kahramanı" ya da "mağduru" değil, sadece "sıradanı" oynamalarıdır..
Mağdur olmak iyi bir şey değildir, ama Kahramanlık hiç değildir..100 metre dünya rekorunun sahibi de olsanız, her koştuğunuzda aynı dereceyi yapamazsınız,hatta çoğu zaman en iyi derecenizin gerisinde kalırsınız. Ya da Kadınlar 100 metre dünya rekoru her zaman erkekler 100 metre dünya rekorundan daha yavaş olabilir, ama bunun da bir anlamı yoktur.Milyonlarca kadın 100 metreyi milyonlarca erkekten daha hızlı koşabilir.(denemesi bedava)
Hele bir de yatakta kahramanlık..tehlikeli bir çabadır..kafaya takarsanız verem eder, ince hastalığa yakalanırsınız..Hiç olmadı, gidip Romayı yakmaya kalkarsınız..Hadi o da olmadı, Tanrı firavun bile olduğunuza inansanız, arada bir sırtınız karnınız ağrır ,yataktan kalkamazsınız..
Bir büyük askeri dehanın dediği gibi; "En çok sıradan askerleri imrenerek izliyorum savaş meydanında..O korkudan kedi gibi titreyen, ama yine de yapması gereken şeyi yapmak için çabalayan askeri.."
Kadın ile erkek biraraya geldiklerinde "sıradan" olmalıdırlar..sağlıklı olanı da budur..
Yeni yorum gönder