Cinsel Enerji Aktarımı

Agnia kullanıcısının resmi

Cinsel enerjiyi ve aktarımını anlayabilmek için öncelikle ayırdına varmamız gereken önemli bir husus var:

Kadın olsun erkek olsun “insan” dediğimizde tek bir özneden bahsetmiyoruz.
İnsan bir bileşimdir. Bu sebeple anlaşılması zordur.
İnsan üç ayrı bölümden oluşur; akıl - beden – ruh.
Bu üç bölümün her birinin ortasına onları ikiye bölecek şekilde bir perde yerleştirilmiştir. İşte bu sebeple insana dair herşey bu ikiye bölünmüşlüğün bileşimi olarak anlaşılmaya çalışılmalıdır.

Konuya devam etmeden önce lütfen söylediklerimi bir öğrencinin kavrama çabaları olarak değerlendirin. Yaradılışa ait gerçeklik, gökteki yıldız sayısından bile çoktur. Hepimiz kendi genetik/ruhsal yapılanmamızın getirdiği argümanları kullanarak bu gerçekliğin bir parçasını aydınlatırız/karartırız.
Aklın bölünmüşlüğü:

Akıl ağacına inen perde onu ikiye ayırdı; bilinç ve bilinçaltı

Aklın bilinçli kısmı, hareketsiz olan erkek kısmıdır.
Aklın bilinçaltı kısmı ise, potansiyel vericidir ve dişidir.

Hikaye bilincin bilinçaltını kullanmasıyla başlar. Bu işlemin olması değişik katalizörler (vesile olan olay) gerektirir. Bilinç, katalizörler sayesinde potansiyel vericiden küçücük parçalar aşırmaya başlar. Ve aşırdıkları ile deneyim yaşar. Deneyim olmaksızın biz hiç birşeyiz. Her kadın ve her erkek yukarıda belirttiğim gibi bir bileşimdir.
Yani cinsiyeti her ne olursa olsun kişi kendi potansiyel vericisinden ivme almak durumundadır. Ta ki bu işlemler neticesinde akıl, gerekli dönüşümü gerçekleştirsin ve aydınlık ile karanlık arasında bir seçim yapsın.
Cinsel birleşim esnasında, erkek dişiye fiziksel enerji dejarjı yapmış olur. Fiziksel enerji canlılığı çok az olan dişi böylece kendini tazeler. Aynı anda dişi de depolamış olduğu zihinsel/duygusal enerjisini dejarj eder, doğası gereği bu bölgede daha az canlılık gösteren erkeğe ilham, şifa ve kutsama sunar.
Aklın bilinçaltı bölümü; dişidir ve potansiyel vericidir. Akıl bu bölümden döllenemediği takdirde bilinç hareketsiz kalır.

Enerji aktarımının en kolay, zahmetsiz ve dolaysız yapılabileceği alan olarak cinsellik çok önemli olmasına rağmen insanlık neden bunun farkına varamıyor? Çünkü çok basit olan mekanizma, ahlaki önermeler ile çoklukla gözden yitmiş durumdadır.
Mekanizmayı bozan davranış modellerinden örnekler:

Bildiğiniz gibi dişi erkeği seçer.
Erkek seçilmeyi beklemektedir ve bu sebeple, yani seçilebilmek için her türlü yeteneğini kullanır. Bu durumda eğer dişi, kendi eksiğinin/yeteneğinin farkında olsaydı, seçimi şöyle yapardı:
Kendi eksiği olan fiziksel canlılığı bulacağı en iyi erkeği seçerdi.
Oysa bu eksiğini bilmediğinden, aslında onda eksik olmayan başka kıstaslara göre seçim yapmaktadır; nedir bunlar? Hepimizin bildiği şeyler; statü, para, güvence...
Bunlarla zaman/uzayda ne yapılabilir ki! İş baştan sakatlanmaktadır. Üstelik dişi bu yanlış seçiminin sonuçlarını yaşarken kabahati de erkeğe yükleme eğilimine girer çoğunlukla. Eşinin işkolik olduğundan, ilgisizliğinden ve anlayış noksanlığından yakınır.
Bazen tesadüfen bu gereksiz özelliklerinin yanında fiziksel gücü yüksek bir erkek de bulunabilir tabii, evrende çareler tükenmez ama işi tamamen kazaya bırakmış oluyoruz.
Gelelim erkeğin seçimine;
Erkek kendinde olmayan ilham, şifa ve vizyonu alabileceği kadına mı kur yapıyor (onun tarafından mı seçilmek istiyor)? Çoğunlukla hayır.
Ne yapıyor? Dişinin fiziksel özelliklerine bakıyor!!!
İşin çarpıklığını görebiliyor musunuz?
Her biri kendindekini dışarda arıyor, eksik olanı değil!

Hangi hallerde cinsel enerji aktarımı yapılabiliyor?

Cinsel enerji, uzay/zamanla zaman/uzay arasında bir çeşit titreşimsel köprü kurulmasını sağlar. Köprü kurulduktan sonra oradan gelecekleri tahmin edemezsiniz ama şundan emin olabilirsiniz; gelenler, sizin hazır olduğunuz yeniler olacaktır.
Bunu tekrar açıkladıktan sonra bu tür köprünün kurulmasının şartlarına bakalım.

Cinsel birleşimde bulunan kişi, hem kendisinin hem de eşinin bir "birlikte yaratan" olduğunun bilincinde olmalıdır.

Bu enerji, köprüyü kurmak üzere kırmızı kök çakradan yukarı fırlar, sırasıyla turuncu ve sarı çakraları geçip yeşil yani kalp çakrasına ulaşması beklenir çünkü köprü orada kurulur. Fakat enerji merkezleri tıkalıysa ve yukarıda söylediğimiz birinci şart yani "birlikte yaradan" olma durumu eşlerden biri tarafından bilinmiyor/hissedilmiyor ise, enerji aktarımı ikinci yani turuncu merkezde kalır.

Peki köprünün kurulamadığı nasıl belli olur?

Yeşil ışın titreşimi başlamamış kişide (eşinde başlamış olduğunu varsayalım) tatminsizlik ve doyumsuzluk hissi görülür. Cinsel aktarım alamayan kişi günlerce aç kalmış birinin haliyle cinsel ilişkiye doyamaz hale gelir. Bu durum bedenin ulaşamadığı köprüye uzanmak için tamamen reflekssel çabası olarak görülebilir.
Enerji aktarımı, potansiyel farkının (kutuplar arasında) salıverilmesi ile oluşmaktadır. En güçlü olarak eşlerin aynı anda orgazm olması sırasında aktarılır. Fakat bu şart değildir; kendini diğerine sunma gayreti, isteği, onun yaratan olduğu bilinci, sadece dokunarak bile aktarım köprüsünü kurar.

Çakraların açılması için bazı basit meditasyon önerileri var. Fakat bunların muntazam yapılması daha önemli bir şart. Tensegrity hareketlerinin ve doğa yürüyüşlerinin de katkısı olacağını düşünüyorum. Aslında önce bir bioenerji uzmanı ya da reiki ustası tarafından hangi çakraların tıkalı olduğu tespit edilse ve yoğunlukla onlar üzerine çalışılsa daha da iyi olur.

Bazen çakraların hepsi açık olsa da uyumlu ve dengeli çalışmama durumları olabiliyor. Çevrenizde kimler var? Bunları dikkatle gözlemenizi tavsiye ediyorum. Çünkü auralar birbirine değiyor özellikle uzun saatler (hele bir de aynı mekanda uyunuyorsa) birlikte olan kişilerin aura karışıklıklarını birbirlerine bulaştırdıkları bir gerçektir.
Eğer böyle bir uzmana danışma imkanı yoksa, başka imkanlar da mevcut. isteyene evren herşeyi altın tabakta sunuyor.
Benim tavsiyem şu; hayatınızda şu anda aşık olduğunuz biri var mı? Varsa çok şanslısınız, mümkün olan tüm zamanları ona yakın geçirin. (tutku ya da sevgi adına kullanılan şeyleri değil gerçek aşk'ı kastediyorum)
Eğer şu anda böyle bir durum yoksa yine çaremiz var:
Yoğun olarak hayranlık duyduğunuz, eğer imkan olsa onun gibi olmak istediğiniz kişiyi tespit edin. Bu kişi tarihe mal olmuş biri de olabilir, dini bir lider, mahallenin çöpçüsü ya da babaanneniz, hiç farketmez. Ölmüş olması da hiç farketmez! Mesafeler geçersizdir, dünyanın öbür ucunda da olabilir.
Sizin için bu kişi kim?! Önce onu bulun.
Sonra, fırsat bulduğunuz her an onu düşünün, ona olan hayranlığınız ve sevginize odaklanın. Varsa resmine bakın, yazılarını okuyun, çevrenizdeki kişilere onun isminden sıkça bahsedin. Onun ismini, kulağınız, gözünüz, burnunuz ve deriniz sürekli olarak algılasın. Gece yattığınızda ona ait hayaller kurun.
Ve bunları yaparken kendinize zaman tanıyın.
Bir süre sonra inanılmaz şeyler olacak.
Birlikte Yaratan nedir?
Birlikte yaratan tanımlamasını burada metafizik anlamda biraz izah etmeye çalışacağım ama bu işin esası kuantum fiziğindeki;
gerçekliğin mükemmel doğası, bilinçli gözlemcinin katılımını bekler.
altın sözünde tam olarak kendini ifade ediyor.

Evrenin bir yaratıcısı, yani ilk olan bir gücün varlığını kabul etmeye yatkınız; çünkü daha iyi bi fikir aklımıza gelmedi. Buna bilim adamları zeki enerji diyor, ben BİR diyorum. Dini inanç sahipleri Tanrı diyor.
Bizim güneş sistemimizin yaratıcısı olan Bir'in sapmış bölümü (sevgi), işe önce ışığı yaratarak başladı, sonra gerisi geldi. Yaratma işlemi esnasında Sevgi (bir’in sapmışı olan bölümü) , yarattıklarına "özgür irade" verdi.
Özgür irade, seçim yapabilmek anlamına gelir basitçe. İnsanlar seçim yaparak yaratanın işlerine katkıda bulunmaya başladılar, yani birlikte yaratmaya başladılar.
Bu yetki, insan için bir onur/görev dir. Bunun farkında olmak, insanı hem sevince hem de sorumluluğa mahkum eder.
Konumuza dönecek olursak, insan kendisinin ve diğer insanların "birlikte yaratan" olduğunu hatırladığı oranda, farkındalığı gelişir (bileşim noktası hareket eder).
Birlikte yaratan olma durumu "sevgi" olduğunu hatırlamaktır.
Sonuç olarak, cinsel enerji aktarımı için etaplar basitçe şöyle olabilir:

1. En üst, nihai niyetim; farkındalığın yüseltilmesi olmalı.
2. Bunun bedava olmadığını bilmeliyim. Bana enerji gerekiyor.
3. Bu enerjiyi alabilmenin yollarından birinin (en önemli ve kolayı) cinsel birleşim olduğunu biliyorum.
4. Bunun için şartlarımı uygun hale getiriyorum; çakralarımın normal ve dengeli çalışmasını sağlıyorum.
5. Cinsiyetim ne ise "bende eksik olan unsurun" tamamlanması için uygun eşi seçiyorum, ya da seçilebilmek için çalışıyorum. (aşk varsa bu maddeye gerek yok, otomatik pilottayız demektir. Malum aşk, ışıktır ve o da BİR’in sapması sevginin ilk tezahürüdür.)
6. Seçtiğim eşin benim gibi "birlikte yaradan" olduğunu aklımdan/gönlümden çıkarmıyorum. Bu, onu seviyorum/saygı duyuyorum/benden en büyük faydayı sağlamasını ümid ediyorum demektir.
7. Birleşim süresince her iki taraf da kendini karşıdakine bağışlamalıdır (Kendinizden kurtulun derim). Zamanı unutup, ANda kalınmalıdır. Estetik, sonsuz bir danstır bu. Eğer kutsal olan bi şey varsa dünyada işte budur.
8. Bu disiplin korunursa bir zaman içinde, enerjinin kök çakrasından çıkışını, bütün çakraları kolayca kat ettiğini, an be an izleyebilirsiniz. Hedef 6.cı çakraya, yani çivit maviye kadar yükseltebilmektir. Çünkü o nokta, evrensel sevginin kucağı ve BİRe açılan kapıdır.
9. Her şey yolunda gitmişse, erkek uyumak isteyecektir; çünkü fiziksel enerji aktarımı yaptı. Fakat uykuya giderken yanında götüreceği bi kucak ilham, şifa ve kutsama olacaktır.
Eğer yolunda gitmemişse, bezginlik, boşunalık duyguları, doyumsuzluk, öfke, ihtiras vs vs vs...
Tabi anlattıklarım, sizler gibi bir "birlikte yaratan"ın kendi dünyasında derleyip toparladıklarıdır. Hekes kendi dünyasını güzelleştirmeye çalışıyor

İnsan aklına perde inmeden önce varlıkların en çok yaptığı şey şevişmekti. O zamanlar hiç bir şartı ayarlamak da gerekmiyordu; çünkü herkes bu şartlara sahipti. Enerji ganiydi. Biz o günlere cennet diyoruz. Sonra cennetten kovulduk ve aklımıza perde indi. Şimdi herşey için dışarıya/içeriye mahkum olduk.

Bir erkek sahip olduğu ilham ve şifa ile ne yapar?
Ne yaparsa yapar ben karışmam!

Belki sabah uyanır, aklına çöle gidesi gelir, orada kendi Don Juan Matus’unu bulur.

Sibel Atasoy
Ortaköy-11.06.05

Senin oyun: None Ortalama: 4.5 (2 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

Ra Bilgileri

Merhaba.
Yazınız bana Ra Bilgilerindeki bir bölümünün açılımı gibi geldi.Ancak o kadar güzel ifade edilmiş ki bu sayede bu kitabı okuyamayacak olanlar bile birkaç fayda sağlayacatır.

Yanlız yazınızın bir bölümünde" sevgi yarattıklarına özgür irade verdi" ifadesi kullanılmış,Ra Bilgileri 2.kitap sayfa 10 da ilk sapmanın özgür irade sapması ,ikinci sapmanın sevgi sapması olduğundan sözediliyor.

Sevgi hakkında söylenen bilgileri aynen aktarıyorum.
"Sevgi terimini bir odak olarak ,işe koyulma seçimi olarak,zeki enerjinin sonsuz zekanın potansiyelinden-filan şekilde-oluşmasına neden olan son derece yüksek bir enerji çeşidi olarak görmek mümkün olur.Bazılarınız bunu bir faaliyet değil de bir nesne(hedef) olarak görebilirler ve bütün sevgilerin kendisinden çıktığı Birlik ya da Bir'lik yerine ,bu son derece güçlü enerji odağına ,sanki Yaratan'mış gibi tapınabilirler.
Bahsettiğiniz enerji alışverişi için epey çalışmamız gerek sanırım.Belki kolay bir yol olarak bahsedilse de bence en zor yol bu devirde.En iyisi başka bir yol bulmak ulaşmak için.

Doğrudur

Evet Ra bilgilerindeki açılımlardan yola çıkmışım bu yazıda. Onu çok eski tarihlerde okumuş olduğumdan yaradılış sıralamasında hata olmuş gibi görünüyor. Düzelttiğiniz için teşekkür ediyorum. Evet ilk sapma Özgür irade sapmasıdır.

Biz burada, dünya gezegeni 3 boyutlu zamanında, sevgiyi isim ya da sıfat gibi tanımlama ihtiyacında olmuşuz, bu durumun bizi şaşırttığını düşünürüm hep. Oysa biz bizatihi sevgiyiz. Her yaptığımız ettiğimiz sevginin eseridir ve bu da özgür irade atamızın tezahürü olmakta.
Aslında zor gibi görünse de bir açıdan da çok kolay bu metodla beslenmek; çünkü otomatik pilota bağlanabiliriz: aşk...
Aşk pilotu yalnızca karşı cins anlamında değil, ilgimizi yönlendireceğimiz her türlü madde ya da kavramla ilgili olarak mükemmelen iş yapar, o an için mümkün olan en doğru kanalı bizim için bulur.

cinsel enerji

Evrenin bütünüyle enerjiden oluştuğu temel varsayımı ile başlarsak
sosyal yaşantıdaki ilişkilerimizin de genel olarak birer enerji alışverişi
olduğunu farkedebiliriz. Tabi, bu temel tanımlamaları biz yaptığımız için
sonrasında da kritik global ayarları biz değişitirebiliriz.
Bu satırlara yazdıklarım tamamen düşünsel denemeler mahiyetindedir.
Fikirleri yönlendirmek ya da yeni tartışma konuları açmak için değildir.
Hani bir söylem vardır. İnsanları tembellikten kurtarmak için erkekleri
bir adaya kadınları bir adaya koyuyorlar ve onlar da birbirlerine ulaşabilmek
için büyük özveriler ile çalışmaya başlıyorlar.
Yaşantımız süresince neden cinsel arayışlara girdik? Çoğu zaman bu
sadece bir şevkat arayışıydı. Bazen de salt dokunma isteği. Çünkü dokunarak
enerjinin akışına kanallık ediyor oluyorduk. Buna karşın hormonlarımızın
aşırı uyardığı zaman dilimlerinde salt dokunma yetmiyordu. Aslında ruh,
kendinde eksik olan enerjiyi ister karşı taraftan. Ama benliğimizi oluşturan
benliklerin yedi katmanı, yedi farklı bedeni oluşturur. Ve işin komiği /
garibi bu yedi katman aynı oranda ve aynı derecede ve aynı yönde cinsiyete
sahip değildir.
Bu yedi katman, farklı cinsiyetlerde, farklı huylarda ve farklı karakterlerdedir.
Birey olarak biz bu katmanların birer bileşkesiyiz. Tam olarak ne biri, ne
öteki. İşte bu yüzden de insanların davranış halleri bu kadar çeşitlidir.
Bu katmanlardan bazısı eril'ken, bazısı dişi'l olabilir. Bu da, otomatik
olarak değişik cinsel enerjileri taşımamıza ve onları duyumsamamıza
neden olur.
Sosyal yaşantılarımız açısından en temel bedenimiz fiziksel bedenimizdir.
Ve, sosyal yaşantı içinde cinsel kimliğimizi belirleyen ve vurgulayan da
fiziksel bedenimizdir. Daha doğar doğmaz o etiket hazırdır ve kafa-kağıdımıza
vurulur. Artık tüm yaşantımız boyunca bu temel kimlik bilgisi, temel davranış
kalıbı ile yaşamak durumundayızdır. Bu kalıpların dışına çıkan bireyler de
"sapkın" olarak mimlenebilir.
Burada bir "doğa hatası" yoktur. Tam tersine doğa, bireylerin multi-sexuel
olmasından yanadır. Yin-yang sembolünde olduğu gibi eril ve dişil figürler
iç-içedir ve bu iç-içelik iki ayrı bireyin oluşturduğu birliktelikten çok
tüm yaşamımız boyunca sırtımızdan çıkartıp atamayacağımız cinsel
kimliklerimiz açısındandır.
Elbette AŞK'ı olduğu gibi "cinselliği" de anlatabilmek beceri sınırlarımız
dışındadır. Ben burada dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum.
İfade hatalarım olursa, affınıza sığınırım.
Gelelim, sosyal yaşantı içinde karşı cinsten beklediklerimize. Genelde
hormonların desteklediği fiziksel dünya bazında, ilişkileri ve beklentileri
belirleyen fiziksel özelliklerdir. "Vücut"un güzelliği ve seksiliği karşı cinsi
cezbetmek için ilk sıradadır.
Sonrasında sosyal belirleyiciler gelir. Burada da sosyal statüler, kültürel
paylaşımlar, zevk ve aktüel beklentilerin uyuşması ilk sıraları alır.
Peki gerçekte nedir o cinsel çekim?
O cinsel çekim, bir çeşit (+) pozitif ve (-) negatif kutup enerjilerinin
birbirlerini tetiklemesidir. Bu, toprağı kurumuş bir bitkinin suyu arzulaması
gibidir. Tatma arzusu yerini doyma isteğine bırakmak neyilindedir.
Tabi ki evrenin her yerinde olduğu gibi dalgalanmalar burada da vardır.
İki temel fenomen vardır.
-DOYMA
-KIRILMA
İki ayrı cinsin buluşması ile "doyma" prosedürü işlemeye başlar. Süreç
içinde yerini "kırılma" prosedürüne bırakır. Bu ise bir meyvanın
oluşması, olgunlaşması ve sonrasında içinin geçmesi gibidir.
Sosyal yaşantılarda ikili cinsel birliklerin bozunuma uğraması
bu süreçlerin sonucudur. Tabi ki her birliktelik bu bozunumun
yıkıcı etkisini yaşamaz. Ama bu hususu araştırmak gerekir.
Birleşik kaplar misali, iki cinsiyetin bir-araya geldiği durumlarda
enerjiler karşılıklı olarak birbirine doğru akar ve bir zaman sonrasında
artık o cinsel beklentiler kalmaz olur. Çünkü aranan ve özlenen karşıt
enerji bulunmuştur ve ihtiyaçlar geçici olarak devre dışıdır.
Tabi ki bir sonraki "acıkmaya" kadar.

jumanji Hzr 16, 2005

sevgili agnia'ya sorular...

cinsel enerji aktarımı yazınızı ilgiyle okudum.
hemen aklıma geliveren bir kaç şeyi sormak istiyorum size..

-her şey yolunda gitmişse erkek uyumak ister demişsiniz. bu durumda gecede bilmem kaç kere sevişirim ben, performansım şöyle süper diyen biri yeterli alışveriş yapamamış diyebilir miyiz?

-isteriklik kavramını nereye oturtabiliriz? isterik bir kadın bir tür enerji vampiri gibi bişey olabilir mi? ve bu kadar enerjiyi neden almak ister?

-ve elbet ritüeller? ritüellerin artısı var mıdır? yalnızca bu konuyla ilgili olarak sormuyorum bunu... bu sorumu geniş anlamda yanıtlarsanız sevinirim.

merhaba

İlk iki soru aynı kapıya çıkıyor ve evet muhtemelen karşılıklı enerji alışverişi yapamamış olmanın açlığı artarak sürüyor olmalı. Çakralar açık ve faaliyette değilse, bir merkezin ihtiyacı diğer yakın merkezlerin enerjisiyle kapatılmaya çalışılıyor ve bu herşeyin birbirine karışmasına sebep oluyor.

Ritüellerin tek yararı, yapmak istediğiniz şeye karşı niyetinizi sağlamlaştırmak, yeni evrene karşı isteğinizde ne denli kararlı olduğunuzu göstermek, aslında bunun arka planında "kendinizi tam olarak ikna etmek/kandırmak" amacı yer alıyor.
Bilmem yeterince açık olabildi mi?

sevgili agnia

ritüellerin amacı niyeti sağlamlaştırmak, kararlılığı göstermek ve nihayetinde asıl amaç kendini ikna/kandırış...
buraya kadar anladım sanırım:)
ritüellerin yaşamımda önemli bir yeri vardır ve aslına bakarsanız bu soruyu sorma amacım da buydu. geniş anlamda yanıt isteme amacım da elbet buydu.
yanıtınızdan yola çıkarsam eğer kendimi ikna etmeyi seviyorum diyebilirim herhalde:))
ama bunun yararı ne onu şu an anlayabilmiş değilim açıkcası...
neden kendimizi ikna ederiz?
pastanın hangi payında acaba gözümüz?

Cinsel Enerji Aktarımı

Bu konu ile igili çok iyi bir eser olan "Evrenin Sevgi Bilinci"-John BAINES-Kozmik Kitaplar... öneririm...Sevgiler...

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş