10.Bölüm
Tyler kemerini çözerken, asansörü kat arasinda durduruyorum. Asansör durunca, çorba kaselerinin sangirdamasi da duruyor. Tyler büyük çorba kasesinin kapagini açinca, çorbanin dumani mantar seklini alip, asansörün tavanina dogru yükseliyor.
Tyler kendininkini disari çikarirken, “Bana bakma. Bakarsan yapamam.” diyor.
Kasede istiridyeli domates çorbasi var. Ikisinin kokusu varken, kimse içine koyacagimiz bir seyin kokusunu alamaz.
Çabuk ol diyorum ve omzumun üzerinden bakinca, Tyler’in son santiminin de çorbaya girmek üzere
oldugunu görüyorum. Gerçekten çok komik görünüyor, sanki garson gömlegi giymis ve papyon takmis uzun boylu bir fil hortumuyla çorba içiyormus gibi.
Tyler “’Bakma’ dedim” diyor.
Asansörde, servis koridoruna bakan küçük bir pencere var. Asansör kat arasinda durdugu için,
görüntüm, yesil musambanin üstünde duran bir hamamböcegi gibi ve hamamböcegi seviyesinden yesil koridor, kaybolma noktasina kadar uzaniyor ve yari açilan kapilardan titanlar ve onlarin dev karilari görünüyor, fiçilarla sampanya içiyorlar ve hissettigimden daha büyük elmaslar içinde birbirlerine bögürüyorlar.
Geçen hafta Empire State Avukatlari’nin Noel partisinde, seyimi hepsinin portakalli kremasina
soktugumu söylüyorum Tyler’a.
Geçen hafta Junior Ligi’nin çayinda, asansörü durdurup, Boccone Tatlisinin üstüne osurdugunu söylüyor Tyler.
Tyler kremalarin kokuyu nasil emdigini çok iyi biliyor.
Hamamböcegi seviyesinden, titanlar kuzu pirzolalarindan, domuz büyüklügünde isiriklar alirken, her birinin agzi parçalayan fil disleri gibi görünüyor ve tutsak olmus bir harpçi, titanlara müzik yapiyor.
Hadi bitir artik sunu diyorum.
“Yapamiyorum” diyor Tyler.
Çorba sogursa, geri gönderirler.
Gerçi titanlar herhangi bir yemegi ortada hiçbir sebep olmadan da mutfaga geri gönderirler. Verdikleri para karsiliginda seni ortalikta kosustururken görmek hoslarina gider. Böyle yemeklerde ve resmi ziyafetlerde bahsisin zaten faturaya eklendigini bildikleri için garsonlara pislik muamelesi yaparlar. Geri
gönderdikleri yemekleri gerçekten geri götürdügümüz yoktu. Pommes Parisienne’i ve Asperges
Hollandaise’leri tabakta düzeltip, baskasina veriyorduk ve hiçbir sorun çikmiyordu.
Niagara Selalesi diyorum. Nil Nehri. Okul zamaninda, uyuyan birinin elini sicak su dolu kaseye sokunca, yatagi islatacagini bilirdik.
“Ohhh” diyor Tyler. Arkamdan Tyler’in “Ohhh, evet. Ohhh, yapiyorum. Ohh, evet. Evet” sesleri geliyor.
Servis koridorunun sonundaki açilir kapanir kapinin ardindaki balo salonunda, eski Broadway
Tiyatrosu’nun altin sarisi kadifeden perdesi kadar uzun, sari, siyah, kirmizi etekler saliniyor. Ön camin yerinde ayakkabi bagciklari olan, siyah deri kapli sedan Cadillac’lar geliyor sürekli. Arabalarin üstünde, kirmizi kemerli ofis kuleleri ile dolu bir sehir var.
Çok fazla iseme, diyorum.
Tyler’la, servis endüstrisinin gerilla teröristleri olduk. Parti sabotajcilari. Otel, yemek davetlerine yemek temin ediyordu ve birileri yiyecek istedigi zaman otel, sarap, Çin porselenleri, bardak takimlari ve garson da yolluyordu. Bunlarin hepsi bir faturada toplaniyordu. Seni bahsisle tehdit edemeyeceklerini bildikleri
için, onlarin gözünde bir hamamböceginden öteye gidemiyordun.
Tyler, bir seferinde bir ziyafet partisinde çalismisti. Bu, Tyler’in hain garsona dönüstügü partiydi. Bu ilk ziyafet partisinde Tyler, bir yamaca çelik bacaklarla tutturulmus ve sehrin üzerinde yüzüyormus gibi görünen bu beyaz ve camdan bulut tarzi evde balik servisi yapiyordu. Baligin bitmesine yakin, Tyler makarna servisinden kalan kirli tabaklari yikarken, ev sahibesi elinde bayrak gibi sallanan bir kagit parçasiyla mutfaga girmisti, elleri o denli titriyordu. Birbirine kenetlenmis olan dislerinin arasindan, garsonlarin, evin yatak odasi bölümüne giden koridorda misafirlerden herhangi birini görüp görmedigini
soruyordu. Özellikle kadin misafirlerden birini. Ya da ev sahibini.
Mutfakta, tabaklari temizleyip, yerlestiren ve yemek hazirlayan Tyler, Albert, Len ve Jerry, ve ayrica karides ve salyangoz ile doldurulmus enginar göbeklerine sarimsakli yag süren Leslie vardi.
“Evin o bölümüne gitmemize müsaade edilmiyor” diyordu Tyler.
“Garajdan giriyoruz. Görebildigimiz yerler garaj, mutfak ve yemek odasi.”
Ev sahibi karisinin ardindan mutfaga girip, titreyen elindeki kagit parçasini çekip almisti. Hersey yoluna girecek” diyordu.
“Bunu kimin yaptigini ögrenemezsem, o insanlarin suratina nasil bakarim?” diyordu Madam.
Ev sahibi, Madamin evin rengi ile uyumlu olan beyaz parti elbisesinin sirtina elini koyuyordu ve Madam birden diklesip, omuzlarini kaldirip, sessizlesiyordu. “Onlar bizim misafirlerimiz” diyordu adam, “ve bu parti çok önemli.” Bu durum, bir vantrologun kuklasini canlandirmasi gibi görünüyordu ve gerçekten komikti. Madam kocasina bakmis ve biraz yardim ile kocasi onu yemek odasina geri götürmüstü. Not yere düsmüs ve mutfagin açilir kapanir kapisinin salinimi ile Tyler’in ayagina gelmisti.
Albert “Ne yaziyor?” demisti.
Len balik servisini toplamak için çikmisti.
Leslie enginar göbeklerinin oldugu tepsiyi firina sürerken, “Ne yaziyor?” diye sormustu.
Tyler notu eline bile almadan, direk Leslie’ye bakarak, “’Seçkin parfümlerinizden en az bir tanesinin içine bir miktar ürin koydum’ yaziyor” demisti.
Albert gülümsüyordu. “Parfümüne mi isedin?”.
Hayir demisti Tyler. Notu siselerin arasina birakmisti. Banyodaki etajerin üstünde yaklasik olarak yüze yakin sise vardi.
Leslie gülüyordu. “Gerçekten yapmadin yani, öyle mi?”.
Hayir demisti Tyler, “ama O bunu bilmiyor.”
Gökyüzündeki beyaz ve camdan partinin oldugu o gecenin geri kalani boyunca Tyler, soguk
enginar,soguk Pommes Duchesse ile servis edilen soguk dana eti ve soguk Choufleur a la Polonaise tabaklarini temizlemeye ve Madamin sarap bardagini doldurmaya devam etmisti. Madam bütün gece kadin misafirlerinin yemek yiyisini gözlemisti ve sorbe tabaklarinin temizlenmesi ile kayisi tatlisinin servisi arasinda, Madam’in masanin basinda bulunan yeri aniden bosalmisti.
Misafirler gittikten sonra, bulasiklari yikayip, sogutuculari ve Çin porselenleri otelin kamyonetine yüklerken ev sahibi mutfaga gelerek, Albert’tan agir bir seyin tasinmasinda yardimci olmasini rica etti.
Leslie, Tyler’in belki de biraz fazla ileri gittigini söylüyordu.
Hizli ve yüksek bir sesle Tyler, bir mili litresinin altindan fazla para ettigi o parfümü yapmak için balinalari katlettiklerini söylemisti. Pek çok insan hayatinda hiç balina görmemisti. Leslie’nin, bir otobanin yanindaki
apartmanda yasayan iki tane çocugu vardi ve ev sahibi Madam’in, onun bir yilda çalisip da kazanacagi paradan daha fazlasi, banyodaki etajerin üstünde, siselerde duruyordu.
Albert ev sahibine yardim edip döndükten sonra, 9-1-1’i aramisti. Ahizeyi eliyle kapatip, tanrim, Tyler o notu birakmamaliydin demisti.
Tyler “O zaman gidip durumu yiyecek müdürüne anlatin. Kovdurun beni. Bu boktan isle evli degilim” demisti.
Herkes yere bakiyordu.
“Kovulmak” diyordu Tyler, “ basimiza gelebilecek en iyi sey. En azindan suyun üstünde kalmaya
çabalamaktan vazgeçip, hayatlarimiz için bir seyler yapariz.”
Albert telefona adresi söyleyip, bir ambulans çagirmisti. Hatta beklerken, ev sahibesinin su anda gerçekten berbat bir halde oldugunu söylemisti. Albert onu tuvaletin yanindan kaldirmak zorunda kalmisti.
Bu isi ev sahibi yapamamisti, çünkü Madam parfüm siselerine iseyenin o olduguna emindi, gelen
misafirlerden biriyle iliskisi oldugunu ve asil amacinin kendisini delirtmek oldugunu söylemisti. Yorulmustu, arkadaslari olarak kabul ettikleri bütün insanlardan yorulmustu.
Ev sahibi Madam’i kaldiramamisti çünkü beyaz elbisesi ile düstügü yerden elindeki kirik parfüm sisesini salliyordu. Ve eger dokunmaya kalkarsa, adamin bogazini kesecegini söylüyordu.
Tyler “Sahane.” diyordu.
Ve Albert kokuyordu. Leslie “Aybert, tatlim, sen kokuyorsun” diyordu.
O banyodan kokmadan çikmanin imkani yok diyordu Albert. Tüm parfüm siseleri kirilmis vaziyette
yerdeydi ve bir kismi da tuvalete atilmisti. Buz gibi görünüyorlar diyordu Albert, otelde yapilan en iyi partilerde klozete doldurdugumuz buzlar gibi. Banyo kokuyordu ve yerler erimeyecek olan buz parçaciklariyla doluydu. Albert, beyaz elbisesi sari lekeler içinde kalan Madam’i kaldirmaya çalisirken, Madam elindeki kirik siseyi ev sahibine dogru sallamis, islak ve cam kirigi içindeki zeminde kayip, ellerinin üstüne düsmüstü.
Tuvalete dogru bükülmüs vaziyette duruyordu, elleri kaniyor ve agliyordu. Kokuyor diyordu. “Ah, Walter, kokuyor. Çok kötü kokuyor.” diyordu Madam.
Parfüm, elindeki kesiklerden sizan ölü balinalar, kokuyordu.
Ev sahibi Madam’i ayaga kaldirmisti, Madam dua eder gibi ellerini havada açmisti, ama kan avuç
içlerinden bileklerine ilerliyor, elmas bir bilezigin üzerinden dirseklerine akiyor ve yere damliyordu.
Ev sahibi “Her sey yoluna girecek Nina” diyordu.
“Ellerim, Walter” diyordu Madam.
“Her sey yoluna girecek.”
“Bunu bana kim yapmis olabilir? Kim benden bu kadar nefret ediyor olabilir?” diyordu Madam.
Ev sahibi Albert’a “Bir ambulans çagirir misin?” demisti.
Servis endüstrisinin teröristi olarak bu Tyler’in ilk göreviydi. Gerilla garson. Asgari maas soyguncusu.
Tyler bunu yillardir yapiyordu ama bu tür faaliyetler paylasildiginda daha eglenceli olur diyordu.
Albert’in anlattigi hikayenin sonunda Tyler gülümseyip, “Çok iyi!” demisti.
Kat arasindaki asansörün içinde Tyler’a, dermatolojistlerin konvensiyonunda garnitürlü alabaliga hapsurdugumu ve üç kisinin yemegi çok tuzlu buldugunu ve bir kisinin çok lezzetli dedigini söylüyorum.
Tyler seyini çorbadan çikarip sallarken, hiç çisinin kalmadigini söylüyor. Bunu soguk çorba veya sefin taze olarak hazirladigi gazpacho ile yapmak çok daha kolay. Ama içinde erimis peynirli ekmek kirintilari bulunan sogan çorbasi ile yapmak imkansiz. Eger burada yemek yiyecek olsaydim, siparis edecegim tek sey sogan çorbasi olurdu.
Tyler’le fikir sikintisi çekmeye baslamistik. Yemeklere bu tür seyler yapmak sikici olmaya baslamisti.
Sonra ben bir doktordan, yada avukattan, her neyse, hepatit böceginin paslanmaz çelikte alti ay yasayabildigini duydum. Bu böcegin Romlu Kremali Pastada ne kadar uzun yasayacagini tahmin bile edemezsiniz.
Ya da yumurtali som baliginda.
Doktora bu hepatit böceklerinden nerede bulabilecegimi sordum. Gülecek kadar sarhostu.
Her sey tibbi atik çöplügüne atiliyor demisti.
Ve gülmüstü. Her sey.. Tibbi atik çöplügü, dibe vurmak gibi geliyordu kulaga.
Tek elim asansörün dügmelerinde, Tyler’a hazir olup olmadigini soruyorum. Elimin üstündeki yara, Tyler’in öpücügünün seklindeki bir dudak gibi kirmizi ve parlak.
“Bir saniye” diyor Tyler.
Domates çorbasi hala sicak olmali çünkü Tyler’in pantolonuna tiktigi sey, jumbo karides gibi
kaynamaktan pembe olmus.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 881 defa okundu

Sibel Atasoy
Yeni yorum gönder