3.Bölüm
Uluslararasi Air Harbor Havalimaninda uyanirsin.
Her kalkista ve iniste, veya uçak bir yöne yattiginda, çakilmasi için dua ettim. Çünkü zavalli bir sekilde
ölecegimiz ve cesetlerimizin bir uçagin gövdesinde tütün gibi paketlenecegi düsüncesi, narkoz etkisi yapar
ve uykusuzluguma iyi gelirdi.
Tyler Durden’la böyle tanistim.
O’Hare’de uyanirsin.
LaGuardia’da uyanirsin.
Logan’da uyanirsin.
Tyler yarim gün bir sinemada makinist olarak çalisiyordu. Yapisi geregi, Tyler sadece gece islerinde
çalisabiliyordu. Bir makinist hastalandiginda, birlik Tyler’i ariyordu.
Bazi insanlar gece insanidir. Bazilari gündüz insani. Ben sadece gündüzleri çalisabilirim.
Dulles’te uyanirsin.
Eger is seyahatinde ölürsen, hayat sigortasi üç misli para öder. Rüzgarin uçaga biçak etkisi yapmasi için
dua ettim. Uçagin türbinlerinin pelikanlari yutmasi, vidalarin gevsemesi ve kanatlarin buz tutmasi için dua
ettim. Uçagin kalkis pistinde yol almaya basladigi ve flaplarin açildigi ve koltuklarimizin dik pozisyona ve
servis sehpalarimiz kapali duruma getirildigi ve tüm kisisel bagajlarimizin tepedeki kompartmanda yer
aldigi ve sigaralarimizin söndürüldügü ve kalkis pistinin bittigi kalkis esnasinda uçagin çakilmasi için dua ettim.
Love Field Havaalaninda uyanirsin.
Eger sinema yeterince eskiyse Tyler makinist odasinda degistirmeler yapardi. Degistirme yapabilmek için,
biri çalisir vaziyette iki tane projektör olmasi gerekir.
Bunu biliyorum, çünkü Tyler bunu biliyor.
Ikinci projektörde bir sonraki film makarasi hazir bulunur. Çogu film, belli bir sira ile gösterilen alti veya
yedi adet küçük film makarasindan ibarettir. Yeni sinemalarda, tüm makaralar, bes fitlik bir makaraya
aktarilmistir. Böylece iki tane projektör olmasi ve degistirme yapilmasi, bir ileri bir geri makara takilmasi,
birinci ve ikinci makarayi hazirlayip, birinci makara bittikten sonra ikinci projektörü çalistirip, birinci projektöre üçüncü makarayi yerlestirmek gerekmez.
Makara takmak.
SeaTac havaalaninda uyanirsin.
Tek yaprakli uçus koltuk kartindaki insanlari incelerdim. Okyanusta yüzen bir kadin, kumral saçlari arkasinda uçusuyor ve koltuk yastigi gögsüne baglanmis. Gözleri kocaman açilmis, ama kadin ne gülüyor,
ne de somurtuyor. Baska bir resimde, Hindu inekleri kadar sakin olan insanlar, tavandan sarkan oksijen
maskelerine dogru uzaniyorlar.
Bu acil durum olmali.
Aman Tanrim.
Kabin basincini kaybediyoruz.
Aman Tanrim.
Willow Run Havaalaninda uyanirsin.
Eski sinemalar, yeni sinemalar, filmlerin bir sinemadan ötekine tasinmasi, Tyler filmi orijinal alti yada yedi
makaralik haline döndürüyor. Küçük makaralari iki adet çelikten yapilmis altigen çantaya yerlestiriyor.
Çantalarin üstünde kulpu var. Bir tanesini kaldirinca, insanin omzu yerinden çikiyor. O kadar agirlar.
Tyler ayni zamanda bir garson, sehir merkezinde bir otelde masalari bekliyor ve sinema makinistleri
birligine bagli olarak makinistlik yapiyor. Uyuyamadigim bütün o gecelerde Tyler ne kadar çalismisti
bilmiyorum.
Iki projektörle film oynatan eski sinemalarda, makinist tam zamaninda makaralari degistirebilmek için
projektörlerin basinda bekler, böylece izleyiciler makara degisimini fark etmezler. Perdenin sag üst
kösesindeki beyaz noktalara bakmalisiniz. Bu uyaridir. Filmi izlerken dikkat edin, bir makaranin sonunda
perdedeki iki beyaz noktayi göreceksiniz.
Bunlara sinemacilikta “sigara yanigi” deniyor.
Ilk beyaz nokta, iki-dakika uyarisi. Ikinci projektörü çalistirirsin ki, istenilen hiza ulassin.
Ikinci beyaz nokta, bes-saniye uyarisi. Heyecan. Içine bakinca seni kör eden ksenon ampullerinden
dolayi acayip sicak olan odada, iki projektör arasinda dikilirsin. Perdede ilk nokta çakar. Filmin sesi,
perdenin arkasindaki büyük hoparlörden gelmektedir. Makinistin odasi ses geçirmezdir, çünkü içerde
filmi lensten saniyede alti fit, bir fitte on çerçeve, altmis çerçeveyi bir saniyede geçiren bir zincir dislisi
raketi var, ve eski model mitralyöz gibi gürültü yapiyor. Çalismakta olan iki projektörün arasinda durup,
ikisinin de kapatma kolunu tutarsin. Gerçekten eski olan projektörlerde, makara verici çemberinin
üstünde bir alarm olur.
Film televizyonda oynatildiginda bile, beyaz noktalar hala orada olurlar. Uçakta gösterildiklerinde bile.
Filmin çogu alt film makarasina aktarilirken, alt film makarasi yavas yavas, verici makara daha hizli döner.
Bir makaranin sonunda, verici makara öyle hizli döner ki, alarm çalmaya baslar ve kisa bir süre sonra bir
degistirme yapilmasi gerektigini ikaz eder.
Karanlik, projektörlerdeki ampullerden sicaktir ve alarm çalmaktadir. Çalismakta olan iki projektörün
arasinda durup, ikisinin de kapatma kolunu tutarsin ve perdenin kösesine bakarsin. Ikinci nokta parlar.
Bese kadar sayarsin. Kapatma kollarindan birini kapatirken, ayni anda digerini açarsin.
Degistirme.
Film devam eder.
Izleyicilerden hiçbirinin ne oldugu konusunda bir fikri yoktur.
Verici makaranin üstünde alarm vardir, çünkü böylece makinist uyuklayabilecektir. Film makinistleri
yapmalari gerekenden çok daha fazlasini yaparlar. Her projektörün alarmi yoktur. Evde, bazi geceler
karanlik yatagindan firlar ve makinist odasinda uykuya dalmis oldugun ve bir degistirmeyi kaçirdigin
korkusuyla uyanirsin. Izleyiciler sana küfür ediyordur. Çünkü izleyicilerin filmle ilgili hayalleri yikilmistir, ve
müdürün sinema makinistleri birligini aramaktadir.
Krissy Field havaalaninda uyanirsin.
Gittigim her yere seyahat etmenin güzel yani, küçük hayatlardan ibaret olmasidir. Bir otele giderim, küçük
bir sabun, küçük sampuanlar, tek kisilik margarin, küçük bir lavabo ve tek kullanimlik dis firçasi. Standart
uçak koltuguna yerlesirsin. Bir dev gibisindir. Tek problem omuzlarinin çok büyük olmasidir. Alice
Harikalar Diyarinda türü bacaklarin birden öyle uzar ki, önde oturan kisinin ayaklarina deger. Aksam
yemegi gelir, minyatür bir kendin pisir Cordon Bleu hobi kiti, bir seylerle oyalanip, vakit geçirmen için
verilen bir kartondan ev yapma projesi gibidir.
Pilot kemerlerimizi baglamamiz için tepedeki kemer ikazini açar, ve kabin görevlisi dolasip durmamamizi
rica eder.
Meigs Field havaalaninda uyanirsin.
Bazen Tyler karanlikta uyanir ve makara degistirmeyi unuttugunu, yada filmin bozuldugunu yada filmin
projektörün içine kaçip, zincir dislisinin soundtrack’e delikler açtigini düsünerek korkudan titrerdi.
Film zincir dislisinden geçtikten sonra, ampülün isigi soundtrack’in içinden parlar ve her bir disli
deliginden isik saçildikça, konusma yerine,vop vop vop seklinde helikopter pervanesi sesi gibi bir ses
duyulur.
Bir makinistin yapmamasi gereken daha neler vardir: Tyler bir filmin en iyi sahnelerinden slaydlar yapar.
Herkesin hatirlayabilecegi, önden çirilçiplak çekilmis bir sahnenin bulundugu ilk filmde, çiplak aktrist
Angie Dickinson vardi.
Bir zaman sonra filmin bir kopyasi Bati Yakasindan Dogu Yakasindaki sinemalara gönderilmisti, ve
çiplak sahne gitmisti. Bir makinist bir kare çikarmisti. Digeri baska bir kareyi. Herkes Angie Dickinson’in
çiplak bir slaydini yapmak istemisti. Porno sinemalara girmisti ve bu makinistler destansi koleksiyonlar
yapmislardi.
Boeing Tarlasinda uyanirsin.
LAX’de uyanirsin.
Bu geceki uçusumuz hemen hemen bos, kolçaklari kaldirip, gerinmekten çekinmeyin. Gerinirsin, zigzag,
dizler bükülmüs, bel bükülmüs ve dirsekler üç dört koltuk ileriye uzanmis. Saatimi, Pasifik, Dag, Merkezi
veya Dogu zamanina göre iki saat önceye veya üç saat ileriye ayarliyorum; bir saat kaybedersin veya bir saat kazanirsin.
Bu senin hayatindir ve zamanin birinde bir dakika içinde sona erecektir.
Cleveland Hopkins’te uyanirsin.
Tekrardan SeaTac havaalaninda uyanirsin.
Makinistsen, yorgun ve sinirliysen, ve özellikle de sikilmissan, senden önceki makinistler tarafindan
toplanip daha sonra odaya saçilmis pornografik kareleri alirsin ve ataga geçmis olan kirmizi bir penis veya
esneyen islak bir vajinadan ibaret olan bu kareleri, baska türden bir filmin içine eklersin.
Seyahat eden bir aile tarafindan geride birakilan ve evlerine dönmek zorunda olan kedi ile köpegin
hikayesinin anlatildigi hayvan maceralari türünde bir film bu. Üçüncü makarada, kendilerine insan sesi
verilmis olan ve birbirleriyle konusan kedi ile köpek çöpten yemek yedikten hemen sonra, bir saniyelik bir
ereksiyon sahnesi görülür.
Bunu yapan Tyler’dir.
Tek bir kare perdeden saniyenin altmista biri hizla geçer. Bir saniyeyi esit altmis parçaya böl. Iste
ereksiyonun süresi o kadardir. Sinemanin dört katli bina yüksekliginde uzanan perdesi büyüklügünde,
kaygan, kirmizi ve igrenç, ama kimse onu fark etmiyor.
Tekrar Logan havaalaninda uyanirsin.
Bu seyahat etmek için berbat bir yol. Patronumun katilmak istemedigi toplantilara gidiyorum. Notlar
aliyorum. Size geri dönüyorum.
Nereye gidersem gideyim, her zaman ayni formülü uyguluyorum. Bozulmamis sirri sakliyorum.
Basit bir aritmetik.
Problem hikayesi.
Sirketim tarafindan üretilen bir araba Chicago’dan ayrilip, saatte 60 mille batiya giderken, yan difransiyel
kilitlenip, araba kaza yaparsa, ve içeride sikisan herkes yanarsa, sirketim geri alim yapar mi?
Alandaki araçlarin sayisi alinir (A), olasi hata orani ile çarpilir (B), çikan sonuç, mahkeme disi bir anlasma
saglanmasi için gereken ortalama giderle çarpilir (C).
AçarpiB çarpiC esittirX . Geri alim yapmazsak,X bu isin bize kaça patlayacagidir.
EgerX geri alim maliyetinden yüksekse, arabalari geri aliriz, kimse de yaralanmaz.
EgerX geri alim maliyetinden düsükse, geri alim yapmayiz.
Gittigim her yerde, yanmis veya tarumar olmus bir arabanin kasasi beni bekliyor olurdu. Iskeletlerin
nerede olacagini bilirdim. Bunun benim is emniyetim oldugunu varsayin.
Otel zamani, restoran yemegi. Gittigim her yerde, Logan’dan, Krissy’e, ordan Willow Run’a yanimda
oturan insanlarla küçük arkadasliklar kurardim.
Yanimda oturan tek kullanimlik arkadasima, geri alim kampanyasi koordinatörü oldugumu, fakat aslinda
bulasikçi olarak kariyer yapmayi hedefledigimi söylüyorum.
Tekrar O’Hare’de uyanirsin.
Ondan sonra Tyler her filmin içine bir penis koymaya basladi. Özellikle kapanislara, veya Grand
Kanyon’a bir vajina yansimasi, Sinderella Prensi ile dans ederken dört kat uzunlugunda ve basinçtan
sismis bir penis, ve insanlar izliyordu. Kimse sikayet etmiyordu. Insanlar yiyip içiyorlardi ama gece olunca
hersey ayni olmuyordu. Hastalaniyorlar veya aglamaya basliyorlardi ama nedenini bir türlü çözemiyorlardi.
Tyler’i ancak bir sinekkusu yakalayabilirdi.
JFK havaalaninda uyanirsin.
Inis aninda bir tekerlek piste degip gümbürtü çikartinca, uçak o yana yatip, düzelmekle, yuvarlanip
gitmek arasinda kararsiz kaldigi anlarda erir, siserim. O anda, hiçbir seyin önemi yoktur. Yildizlara
bakarsin ve kaybolup gidersin. Bavulunun hiçbir önemi yoktur. Hiç bir seyin önemi yoktur. Agzindaki
kötü kokunun önemi yoktur. Pencereden disarisi karanliktir ve türbin motorlari geriye dogru kükrer.
Kabin, türbinlerin kükremesi altinda yanlis bir açida bulunmaktadir ve bundan sonra bir masraf listesi daha
vermek zorunda degilsindir artik. Yirmi bes dolarin üstündeki harcamalar için fatura alman
gerekmemektedir. Bir kez daha saçini kestirmek zorunda degilsindir.
Bir gümbürtü daha ve ikinci tekerlek asfalta vurur. Yüzlerce emniyet kemerinin kisa ve kesik seslerle
açilmasinin ardindan, neredeyse birlikte ölecegin tek kullanimlik arkadasin der ki:
Umarim baglantiyi koparmazsin.
Aa evet ben de umarim.
Ve iste bu hayatinin tekrardan ne kadar uzadigidir. Ve hayat devam eder.
Ve her nasilsa, kaza ile, Tyler’la tanistik.
Seyahat zamaniydi.
LAX’de uyanirsin.
Tekrar.
Tyler’la, çiplaklar plajina gittigimde tanistik. Yaz sonuydu ve çok uykuluydum. Tyler çiplakti ve
terliyordu, her yani kum içindeydi. Saçlari islakti, tel tel olmus ve suratina yapismisti.
Tyler bizim karsilasmamizdan çok öncedir buralardaydi.
Sörfle denizden gelen kereste parçalarini çekiyordu ve onlari kumsala sürüklüyordu. Islak kumda
kerestelerle neredeyse yarim bir daire yapmisti ve kerestelerin arasinda sadece yarim inçlik mesafe vardi.
Dört tane kütük vardi ve uyandigimda Tyler besinci kütügü plaja sürüklüyordu. Sonra kütügün bir ucunda
bir çukur kazdi ve digerin ucundan kaldirip, kütügü bu çukura kaydirdi, kütük hafif egimli bir sekilde duruyordu.
Plajda uyanirsin.
O sirada plajda bir tek biz vardik.
Tyler eline aldigi bir çubukla kuma birkaç fitlik düz bir çizgi çizdi. Sonra da, yan duran kütügün altini kumla besleyerek kütügü iyice diklestirdi.
Bunu izleyen tek kisi bendim.
“Saatin kaç oldugunu biliyor musun?” diye seslendi Tyler.
Her zaman saat takardim.
“Saatin kaç oldugunu biliyor musun?”
Nerede , diye sordum.
“Tam burada” dedi Tyler, “su anda.”
Ögleden sonra 4:06’ydi.
Bir süre sonra Tyler kuma diktigi kütüklerin gölgesine bagdas kurarak oturdu. Birkaç dakika oturduktan
sonra, kalkip yüzdü, sonra da bir tisört ve pantolon giyerek gitmeye hazirlandi. Sormak zorundaydim.
Ben uyurken, Tyler’in ne yaptigini sormak zorundaydim.
Farkli bir yerde ve farkli bir zamanda uyanmis olsaydim, farkli bir insan olarak mi uyanirdim?
Tyler’in sanatçi olup olmadigini sordum?
Tyler omuz silkti ve kuma diktigi bes kütügün tabaninin daha genis oldugunu gösterdi. Kuma çizdigi
çizgiyi gösterip, her bir kütügün yaratacagi gölgeyi bu çizgi ile nasil hesapladigini söyledi.
Bazen uyanirsin ve nerede oldugunu sorman gerekir.
Tyler kütüklerle, dev bir el gölgesi yaratmisti. O anda parmaklar Nosferatu kadar büyüktü, fakat
basparmak digerlerine göre çok küçüktü, ama saat dört otuzken el mükemmel görünüyordu dedi. Dev gölge el bir dakikaligina mükemmeldi ve o bir dakika boyunca Tyler kendi yarattigi mükemmelligin ayasinda oturmustu.
Uyanirsin, hiçbir yerdesindir.
Bir dakika yeterli dedi Tyler, insanin bunun için çok çalismasi gerekebilir ama bir dakikalik bir mükemmellik için harcanan çabaya deger. Mükemmellikten bekleyebileceginin en fazlasi bir dakikadir. Uyanirsin, ve bu yeterlidir.
Adi Tyler Durden’di, birlige bagli olarak sinema makinistligi ve sehirdeki bir otelde garsonluk yapiyordu ve bana telefon numarasini vermisti.
Biz iste böyle tanismistik.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 926 defa okundu

Sibel Atasoy
Aslında
Aslında hiç uyumuyorsan, hiç uyanmıyorsun demektir.
Yeni yorum gönder