Güneş simgeleri

Ön-Türk toplumlarında yönetici tanrı-kral özel yeteneklerle donanmış bir kişi olduğunu belirtmek için özel takılar takınır ve özel kıyafetler giyerdi. En belirgin takı da başındaki başlık ve boynundaki kolye idi. Güneş-tanrıdan aldığı gücün simgesi olarak başı etrafında güneş ışınlarını simgeleyen çizgili bir başlık takardı. Üstteki resimde, sol üst köşede görülen heykel güneş-tanrı ile bütünleşmiş yönetici kralı (firavunu) simgeliyor. Sfenks olarak bilinen bu heykel halen Mısırda büyük Khafra ehramının önünde duruyor. Sfenks aslan vücutlu ve insan başlı bir varlık olup başındaki özel örtü onun güneşle olan ilişkisini simgeliyor. Anlında da bir yılan kafası bulunuyor.
Sağ üst köşede ise Mısır firavunu Tutankamun’un maskesi görülüyor. Aynen sfenks gibi başında güneş simgesi ve anlında hem bir akbaba kafası hem de bir yılan (kobra) kafası var. Bu iki hayvan ise yer altı ile göğü simgeliyorlar. Böylece başlığın iletmek istediği mesaj: “Yerin ve göğün hakimi olan yönetici kişi” olmaktadır.
Sol alt köşede kızılderili Vaşak reis görülüyor. Başındaki kartal tüylerinden yapılmış başlık güneşi simgeliyor ve bu takıya sahip kişinin kuş gibi göklere yükselip manevi uçuşlar yapabilen şaman bir kişi olduğunu belirtiyor. Boynundaki daire şeklindeki takı da ayrıca güneşin simgesidir. Oğ damgası başlıklı yazımda görülen UTU da elinde bir halka tutuyor. Bu halka da güneşi simgelemektedir. “Boyun” sözü dahi “BO’ya yani tanrıya ait olan” anlamını taşıyor ve boğaz sözündeki boğ hecesi ile boğa sözünün yakın bir ilişkisi vardır. Bu ilişkiden OĞ damgası başlıklı yazımda söz ettim. Nitekim, Türklerin eskiden tanrı adı olarak BOG veya BOĞ adını kullandıkları da biliniyor.
Yukarıdaki resmin orta bölümünde görülen kişi güneş-tanrı veya tanrıçadır. Bir güç ifadesi olarak başlığı miğfer şeklindedir ve boynundaki takı güneşi simgeliyor. Omuz hizasında görülen yılanı daha ayrıntılı olarak resmin alt kısmında gösteriyorum. Bu madeni eser Thrak halkına aittir ve Bulgaristan’da Sofya arkeoloji müzesinde bulunmaktadır. Yılan güneş tanrının yakıcı gücünü de ifade eder. Onun altında ata binmiş bir kişi, elinde bir boynuz tutuyor ve güneş tanrıya yemin ediyor. Boynuz şeklindeki kaba Türkler “tolu” (dolu) derlerdi ve yemin etmek için kullanılırdı. Batıda bunlara “ryton” deniyor.
Trak adı Tur-Ok sözünden türer. Trakya da “Tur okların bölgesi” demektir. İtalya yarım adasının batı kısmındaki denize Tyrran veya Tyrren denizi denir ki bu isim de “Tur-han” ile ilişkilidir (bkz. OKların ülkesi başlıklı yazım). Demek ki Tur-Ok’lar Türk halkı idiler ve dilleri de Türkçe idi. Zaten Türk adı dahi Tur-Ok adlarının birleşimi sonucu oluşmuştur. Etrüsk adı da birleşik bir sözcük olup E-TUR-OSK yani, Tur ve Osk (Okh) halkı demektir. Baştaki E Türkçe "ve" bağlacından başka bir şey değildir, ancak ortadan öne geçmiştir.
Ön-Türkler güneş ve yılan simgelerini Amerika kıtasına da götürmüşlerdir. Maya tanrısı Kukulkan tüylü bir yılan olarak çizilmiş ve simgeleştirilmiştir. Resimde görülen Kukulkan’ın başında ve vücudunda tüyler olup iki bacağı yılan şeklindedir. Kukulkan adı dahi OKLU-KAN sözünden Kuklukan veya Kukulkan şekline dönüşmüş olabilir. Oklu oluşu hem vücündaki tüylerle hem de yılanın ok gibi acı veren özelliği ile belirtiliyor. Ancak, ok sözü sadece fiziksel ok olmayıp OKH halkını da simgeliyor.
Resimde sağ alt köşede görülen atmaca başlı Horus elinde bir ON-OKH (ankh) taşıyor ve başının üzerinde yılanın sardığı bir güneş bulunuyor. Horus’un başlığı ile Tutankamun’un başlığı bire bir aynıdır. Güneş, Kuş ve yılan simgelerinin bir arada bulunuşu yeterince bilgi veriyor. Ayrıca, boynunda dairelerden oluşan bir göğüslük ve iki kolunda halkalar bulunması güneş-tanrı simgesini açıkça ifade ediyor. OKH hecesi pekala KHO veya HO şekline dönüşerek okunmuş olabilir. Unutmayalım ki günümüzden binlerce yıl öncesine ait bir kavramdan söz ediyoruz. Eğer böyle bir dönüşüm söz konusu ise Horus adı Okhus, yani Oğuz, sözünden türemiş olabilir.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 4567 defa okundu

Sibel Atasoy
Yeni yorum gönder