OĞ damgası
Orhon abecesinde Ğ yerine geçen harf OĞ damgasıdır. Yunan ve Latin dillerinde bu gırtlaktan gelen OĞ kullanılmadığından Ğ yerine geçen bir harf gerekmemiştir. Şu halde OĞ damgası ve Orhon Ğ harfi tümüyle Ön-Türk kökenli olup bir alıntı değildir. Şimdiye kadar yazdıklarımdan anlaşılacağı gibi, tüm Orhon harfleri yerel bir kültürün üretimi olup hiçbiri alıntı değildir. Aksine, Ön-Türk damgalarını diğer kültürler alıp kendi tarzlarında kullanmışlardır.
OĞ damgası kanatlı bir varlığı andırıyor. Bu varlık insan olabilir, kuş olabilir, hatta herhangi diğer bir hayvan da olabilir. Üst sırada görülen kanatlı boğa bir antik Mısır tapınağının duvarında bulunuyor. Kanatlı hayvanın boğa olması bir tesadüf değildir. Kasıtlı olarak boynuzlu oluşundan dolayı seçilmiştir. Ön-Türk şamanları başlık giyerlerdi ve boğa veya koç boynuzu taşıyan başlıklar özel bir güç ifadesi idiler. Giritteki Minatorun boğa başlığı taşıdığından söz ettim (Bkz. T harfinin gelişimi başlıklı yazım).
Sol alt köşede Sümer tanrısal özelliklere sahip UTU’nun resmi görülüyor. Sümer inancında UTU güneş-tanrı idi. Kanatlı oluşu onun göklere uçuşlar yapabilen veya gökte yaşayan bir varlık olduğunu gösteriyor. Adını UÇTU olarak okursak, uçmak eylemi ile Türkçe “Uçtu” adı bire bir örtüşüyor ve Sümer dilinin Türkçe kökenli olduğu ortaya çıkıyor.
İlginç bir ilişki olarak, Babil tanrısı Marduk’un UTU’nun oğlu olduğunu biliyor muydunuz? Sümerce AMAR-UTU şeklinde yazılan sözcükte A harfi düşerek Martuk veya Marduk şekline dönüşmüştür. Bu sözün anlamı “Utu’nun buzağısı” olması ilginçtir. Buzağı yavru boğa olduğuna göre, boğa Utu olmaktadır. Nitekim, resimde görülen UTU’nun boynuzları bu yorumu desteklemektedir. Bu yaklaşımla Mısır tapınağının duvarında görülen kanatlı boğanın Güneş-Tanrı olduğu kanısındayım.
UT sözü İsveççe “dışarı” demek. İngilizce OUT ve Almanca AUS da dışarı demek oluyor. Hepsinde de U sesi bulunuyor. Dışarı ile kast edilen “dünya dışı” da olabilir. Bu durumda uçulan yer cennet olup Türkçe “uçmak” sözünün cennet olduğunu hatırlatmak isterim (Bkz. UC, UÇ, ÜÇ damgaları başlıklı yazım).
Resimde üst sağ köşede Asya şamanı, veya diğer adı olan KAM kişi görülüyor. Başlığı kuş tüylerinden yapılmış olup manevi uçuşlar yapabilen bir insandır. Asya şamanlarının ilk dönemlerde kadın olduklarını birçok bölgede bulunmuş olan kuş-kadın heykelciklerinden anlıyoruz (Bkz. Kuş figürleri başlıklı yazım). “OK-Ama” kök sözcüklerinin birleşmesi sonucu Kama veya Kam sözleri ortaya çıkmıştır. “Ama” sözü halen bile “ana” şeklinde dilimizde yaşamaktadır. Hind-Avrupa dillerinde “ama” sözü “mama” olmuştur. Bebek yiyeceğine “mama” diyorsak “anneden gelen süt gibi” kavramını aktarmak istiyoruz.
Resimde altta ortada görülen Hitit Tanrı-kral da ayrıca incelenmeğe değer. Başının üzerinde kanatlı bir Tengri damgası bulunuyor. Bu simge aynı zamanda Güneş-Tanrı simgesi olup ortadaki artı işareti yönetici OKH kişiyi ifade eder. Artı işaretinin dört bir yanında birer nokta bulunuyor. Bu noktalar dünyanın dört bir yanına işarettir ve verilen mesaj: “Güneş tanrı ile bütünleşmiş olan kutsal yönetici OKH Tanrı-kral, dünyanın dört bir yönüne hakim durumdadır”. Sol elinde tuttuğu haça benzer alet OKH yöneticisinin simgesi olmaktadır.
Sağ altta görülen bronz boğa heykeli başının üzerinde ortasında yılan olan bir güneş taşıyor. Yılan ile bütünleşmiş güneş simgesini antik Mısır resimlerinde çeşitli yerlerde görmekteyiz. Bu konuya ayrıca değineceğim. Burada ilginç olan “boğa” sözünde “oğ” sesinin bulunmasıdır. Aynı sesi OĞUZ kağan adında bulmaktayız. Oğuz kağan döneminde yöneticilerin güneşle bütünleşmiş kutsal kişiler olmaları ve boynuzlu başlıklar giymeleri bu ilişkilere güç veriyor. OĞ damgasının görüntüsü de ayrı bir destektir.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 2192 defa okundu

Sibel Atasoy
Yeni yorum gönder