S, Z, I ve M harfleri

Görünüşleri birbirlerinden farklı olan bu dört harfin aynı ortak kökten türediğini tahmin etmek oldukça zordur. Orhon kitabelerinde görülen S1 harfi kalın sesli harflerle bir arada seslendirilir. Bu işareti SA, AS, SU, US, SO, OS, SI, IS şeklinde okumak mümkündür. S2 işareti ise Sİ, İS, SE, ES, SÖ, ÖS, SÜ, ÜS olarak okunabilir. Yakın ilişkisi bakımından Orhon Z harfini de ekledim. Finike abecesinde Z sesini veren harf I şeklinde olup adı Zayn idi. Erken Yunan abecesindeki S harfinin S1 harfinden küçük uzantının eksilmesi sonucu oluştuğunu görmekteyiz. Daha sonra köşeler yuvarlak hale dönüşerek Latin S harfi ortaya çıkmıştır. İnce seslerle uyum sağlayan S2 damgası büyük olasılıkla İS şeklinde seslendiriliyordu ve “kendim/ben/özüm” anlamını taşıyordu. Finike abecesindeki Zayn harfi ile Yunan abecesindeki erken S ve Iota harfleri doğrudan S2 damgasıdırlar. Hem “s” hem de “i” sesine neden olduğu için, S2 damgasının adı “is” olması gerektiği sonucunu çıkarıyoruz.
Fakat, her Ön-Türk damgası bir anlam içerdiğinden “is” sözünün de anlamı olması gerekir. Bu kök sözcüğün anlamını en genel anlamda “varlık/var olan ” şeklinde yorumlamak gerekir. Halen bu kök sözcüğü Almanca’da “ist” ve İngilizce’de “is” (okunuşu ‘iz’) olarak bulmaktayız. Türkçe’de önceleri “oz”, sonraları “öz”, özüm = kendim sözcükleri S ile Z ilişkini gösterirler. Nitekim, erken Yunan S harfi ile sonraki şekli olan Zeta harfine ve nihayet Latin Z harflerinin başlangıcı S1 damgasıdır. Ön-Türkçe ‘is’ sözcüğü günümüz Türkçesinde “-iz” takısı olarak varlığını sürdürüyor. ‘Biz’ sözü dahi “birçok ben” anlamında bu sesi içeriyor. Aynı şekilde ‘siz’ sözü de “birçok sen” demek oluyor. Yunanca “esi” sözünün de ‘sen’ demek olduğunu hatırlatmak isterim.
“Var olan insan” kavramını aktaran düz ve dik çizgi ile artı işareti şeklinde OK damgası arasında ufak fakat önemli bir fark vardır. Yönetici olan OK kollarını iki yana açmış iken tek bir insanı simgeleyen düz çizgide bu özellik yoktur. Çünkü, yönetici tüm toplumu kucaklamak için kollarını iki yana açarken, yönetici olmayan insanın böyle bir sorumluluğu yoktur. Bu bakımdan onun simgesi düz ve dik bir çizgi şeklinde ortaya çıkmıştır. Böylece “dik duran insan” kavramı da simgeleşmiş olmaktadır. Orhon abecesindeki Z harfine bakarsak ne derece OK “+” damgasına benzediğini görmekteyiz. Bu benzerliğin nedeni her iki simgenin insana işaret etmesidir.
Ön-Türk damgalarından bir diğeri de “su” damgasıdır. Bu damga, bildiğimiz göl veya denizin dalgasından mülhem kırık bir çizgidir. Türkmen halı deseni olarak, su damgası halen varlığını sürdürür. Antik Mısır yazısında MU olarak okunan işaret üst üste binmiş üç adet su damgasıdır. Anlamının da “su” olduğu biliniyor. Yunan Sigma harfi ile Latin M harfi aynı damganın farklı yönlere dönmüş halleridir. Bu bakımdan M ile S ilişkisi de ortaya çıkmaktadır. Su, mu, süt, myölk, milk sözcükleri bu unutulmuş ilişkiye işarettirler. Süt bebekleri süt emerler. “Em” kök sözcüğünde M sesinin bulunuşu bir tesadüf olmadığı görüşündeyim. Nitekim, İngilizce “me” (okunuşu “mi”) sözcüğü ile Fransızca “moi” (okunuşu “mua”) sözü de “ben” demek olup her ikisi de M harfini içermektedirler. Farsça “men” de ben demek olduğuna göre, tüm bu ilişkilerden S, Z, I ve M harflerinin Ön-Türk imgelerinden dönüşerek simgeleştikleri sonucuna varmaktayız.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 6249 defa okundu

Sibel Atasoy
Yeni yorum gönder