Kuş figürleri
Ön-Türkler gittikleri her bölgede damgalar kazımakla kalmayıp kutsallık yükledikleri simgeleri küçük heykeller haline de getirmişlerdir. Böylece kutsal kavramları mağara duvarlarından evlerine taşımışlardır. Heykelleri küçük yapmalarının nedeni sadece evlerinde bulundurmak için değil, aynı zamanda bu kutsal figürlerin koruyucu enerjiye sahip oldukları inancı ile üzerlerinde taşımak istemelerindendir.
Fransa’nın güney bölgelerinde (OK ülkesinde) Lascaux adı verilen bir kasabada çok ilginç bir mağara bulunmuştur. Bu mağaranın duvarlarında birçok hayvan resmi ile birtakım anlamı bilinmeyen işaretlerin çizilmiş olduğu ortaya çıkarılmıştır. Yukarıdaki resmin sol üst köşesinde Lascaux mağarasından bir ufak bölüm görülüyor. Altta açıkça bir Y harfi ve oradan yükselen bir çizginin ucunda bir kuş görülüyor. Burada görülen Y harfi ile bir önceki yazımda görülen “çe” sesini veren damga ve U, Ü, Y ve N harfleri başlıklı yazımda görülen U sesini veren Y damgası tıpatıp aynıdır. Üzerinde bir de kuş çizilmiş olması her türlü tereddüdü ve belirsizliği ortadan kaldırıyor. Demek ki Lascaux mağarasında binlerce (bir görüşe göre 14,000) yıl önce yaşamış olan insanlar kuş resminin altına UÇ damgasını çizerek ruhun kuş gibi uçarak (ozlaşarak) özüne döndüğüne inanıyorlardı. UÇ damgasının hem 3 kollu oluşu hem de kanatlanmış kuşa benzemesi bu insanların Ön-Türk oldukları görüşüne kanıt olmasa da destek veriyor.
Nitekim, Asya’da bulunmuş olan kuş-kadın figürleri (resimde ortada) hem dişi tanrıça hem de şaman ve yönetici kutsal kadınlar olarak yorumlanabilir. Kanatlı oluşları onların kuş gibi manevi uçuşlar yapabildiklerine işarettir. Bu kuş-kadın figürleri M.Ö. en az 3,000 olarak tarihlendiriliyor. Resimde ayrıca bugünkü Pakistan bölgesinde kalmış olan Harrapa ve Mahenjo-Daro şehirlerinde bulunmuş olan kuş-kadın figürleri görülüyor. Bu pişmiş toprak figürlerin de en az 3,000 yıl eski oldukları kabul ediliyor.
Keza Girit’te Minoan devri iki adet sikke üzerinde kuş-kadın figürleri bulunmuştur. Bilindiği üzere para yerine geçen madeni sikkeler üzerine sadece yönetici kralın adı ve resmi konuyordu. Asla anlamsız bir motif çizildiği görülmemiştir. Bu bakımdan, bu madeni sikkeler üzerinde görülen kuş-kadın resimleri o dönemin yönetici kadınını simgeliyor. Kolların yukarı doğru kıvrılmış olması hem uçma eylemini simgeliyor, hem de “uç” damgası olan V şeklini belirtiyor.
Resimde, Anadolu İkiztepe adlı bir bölgede bulunmuş olan kadın figürleri görülüyor. Bunların kolları kısa ve kanat gibi üzerlerinde çizikler var. Başın yan kısımlarında görülen deliklerden biri kulak deliğini simgelese de ikinci delik içinden sicim geçirip boyuna asılmak amaçlı olduğu kanısındayım. Böylece o dönemin insanları, kutsal kadın figürlerini boyunlarına asıp dolaşabiliyorlardı. Bu davranışta süs düşüncesinden çok kutsal enerji ile korunma düşüncesi bulunmakta idi. Aynı zamanda o dönemin toplumlarının anaerkil oldukları görüşü de ortaya çıkmaktadır. Ayrıca bu küçük toprak figürlerde dikkate değer bir ikinci özellik bulunmaktadır. Kadın göğüslerini simgeleyen iki yuvarlak çıkıntının dışında göbek hizasında bir üçüncü çıkıntı bulunuyor. Bu üçüncü çıkıntı ile ne simgelenmek amaçlanmıştır. Kanımca 3 çıkıntı ile “üç/uç” imgesi simgeye dönüşmüş oluyor. Yani, bu küçük heykelcikler “uçan şaman kutsal kadın” simgesi olmaktadır.
Anaerkil toplumlarda kadınlar manevi uçuşlar yapabilen şaman kişiler olduklarından toplumda kolaylıkla yönetici durumuna çıkmakta idiler. Kuş figürlerinin bu derece geniş bir coğrafyada bulunması tesadüf değildir. Aynı dil, düşünce yapısı ve kültüre sahip bir toplumun tek bir merkezden dünyaya yayılması sonucu ortak görüşler oluşmuştur. Bu merkez de bereketli topraklar içeren BMAC bölgesidir (Bkz. Asya kültürü başlıklı yazım).
Amuderya ile Siriderya arasında kalan esas bölgede ön-Türkler ileri bir kültüre sahip idiler. Zaten Amuderya nehrinin eski adı OXUS, yani OK-SU idi. Bu isim dahi o bölgede OK’ların yerleşmiş olduklarına işarettir. Geniş denizlere verilen isim olan OKYANUS sözünün Yunanca “Oceanos” sözünden türediği sanılır. Oysa ki Yunanca sözcük dahi OK-YAN-SU kök sözcüklerinden türemiştir. Anlamı da “OK’ların yanında duran geniş su” demektir.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 3846 defa okundu

Sibel Atasoy
Yeni yorum gönder