Soliton dalgalar
İnsanların düşünce sistemi kendi iç yapılarından türediğine göre, varsayımları da gene kendi iç yapılarının eseridir. Önemli bir varsayım şudur: “Eğer bir yaratılmış olan varlık varsa mutlaka onu bir yaratan olması gerekir”. Bu önermede iki önemli varsayım bulunmaktadır.
Yaratılmış vardır varsayımı. Daha önce dedim ki her var olan nesne (canlı veya cansız) bir enerji yumağıdır. Enerji de sürekli dönüşür. Şu halde “yaratılmış” sözü yanıltıcıdır. Doğrusu “dönüşmüş” olmalıdır. Şu halde yukarıdaki önermeyi şu şekilde ifade etmek gerekir: “Eğer bir gözlenen nesne varsa yoktan var olmamış, dönüşmüş veya yoğunlaşmış enerji olması gerekir”.
Yaratan vardır varsayımı. Varlık dönüşmüş enerji ise onun dönüştürücüsü olmalı mıdır? Benim görüşüme göre varlık “var olmaya devam etmesi için” mutlaka dönüşüm içinde olması gerekir. Bu dönüşümün bir ilk nedeni olması gerekmez. Varlığın oluşmasını sağlayan “acayip çekici nokta” adını verdiğimiz sanal bir noktadır. Bu sanal noktaya “irade, bilinç, istek” gibi insani özellikler yakıştırmaya gerek yoktur.
Peki ama, yaratılmış yoksa ve yaratan da yoksa bu evren neden vardır? Neden yokluk yerine varlık oluşmuştur? Sebebi örgü alanın non-lineer (çizgisel olmayan) yapısıdır. Bu yapı içinde oluşan herhangi bir kıpırtı (vakum titreşimi) sönümlü olmak yerine artan bir enerji birikimi özelliği göstermektedir. Evrende ve çevremizde bu tür yapılara “müstakil tek dalga” anlamına gelen “soliton” adı verilmiştir. Soliton, örgü alan içinde yerel olarak oluşmuş ve dağılmadan varlığını sürdüren dalgaya verilen isimdir. Solitonların var oluş nedeni doğrudan örgü alanın çizgisel olmayan yapısıdır.
Solitonlar 150 yıldır bilinmelerine rağmen, onların Kuantum kuramına uygulanmaları oldukça yeni bir yaklaşımdır. Bu konuda matematiksel yanıt getiren bir site önereyim.
http://physics.usc.edu/~vongehr/solitons_html/solitons.pdf
Sitesinden bir alıntıyı çevirerek aktarıyorum: "Lineer olamayan kuram için soliton çözümü sinüs dalgası kadar temeldir. Son zamanlarda, yüksek boyutlu kuramlarda solitonlar bulup onları kuantize etmek konusunda önemli gelişmeler olmuştur. Kuantum Mekaniği yaklaşımında klasik görüşlerden çok farklı ve beklenmedik derin anlamlar taşıyan solitonlar bulunmuştur". (yukardaki bağlantı Giriş 1.1 in en son paragrafı).
Solitonlar bildiğimiz klasik dalgalar gibi davranmıyorlar. Kuantize edilebiliyorlar fakat çizgisel olmadıkları için bildiğimiz dalgalar gibi sönümlü değiller. Bu bakımdan yok olmayıp var olmakta devam ediyorlar.
Evren soliton özelliği içeren bir dalga paketidir fakat tümüyle tek başına da değildir. Çünkü onun var olmasını sağlayan Takiyon evren ile sürekli etkileşmektedir. Her ikisi birden “örgü alan” adını verdiğim bir yapıdan ortaya çıkmışlardır. Bu noktada insan sorabilir: “Örgü alanı yaratan var mıdır?” İşte, insan aklının ulaşacağı noktaya geldik. Örgü alanın yaratıcısı kimdir, nedir, hangi ilkedir? Gibi sorulara yanıt getirmek bugünkü bilgilerimizle mümkün değil. “Örgü alan hep vardı” demek de ne derece tatmin edici bir yanıt olabilir ki?
Ancak, fizik kuramları çerçevesinde, örgü alanın varlığından hareketle, yapısındaki temel özellikten dolayı, tüm var olanların ortaya çıktıklarını görebilmek de önemli bir aşama olduğu kanısındayım. Hala “ilk neden” bilinmiyor. Belki de hiçbir zaman bilinemeyecek. Fakat, sönümlü olmayan soliton dalgalar hakkında daha ayrıntılı bilgiler ortaya çıktıkça anlayışımızda bir derinleşme ve bir berraklaşma olacağı da şüphesizdir.
İnsanlar da birer soliton dalga değil midirler? Her biri hem tek başına bağımsız hem de örgü alan sayesinde tüm varlık içinde bağımlı. Ayrıca parçacık olmayıp birer dalga olduklarının bilincine vardıkları gün farklı davranışlar içinde bulunacaklarına inancım tamdır.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 2071 defa okundu

Sibel Atasoy
Yeni yorum gönder