Davranışların kökeni
Tekrarlanan hareketler başlıklı yazımın başında dedim ki: “Gizli Kritik noktaya doğru çekilen sistem 3 farklı davranış gösterebilir. a) Sabit bir kritik noktaya doğru gittikçe küçülen adımlarla yaklaşır ve noktasal sonsuzluğa ulaşır. b) Kritik noktaya hiç ulaşamaz ama onun etrafında peryodik (tekrarlanan) salınımlar yapar. c) Karmaşık bir düzen içinde kritik nokta civarında dolanır.”
Bu 3 durumu nesneler için yorumlayıp birçok örnekler verdim. Fakat bu 3 durumun insanlar için de geçerli olduğundan söz etmedim. Gizli kritik nokta her sistemin davranışında bulunur. İnsan kendi hareketinin nedenini bilirse, neden = “gizli kritik nokta” olur. Yani, çekici nokta gizli olmaktan çıkıp, bilinen ve belirgin bir amaç şekline dönüşür. Fakat, hareketin nedeni her zaman bilinmeyebilir. Bu durumda gizli kritik noktadan haberdar olmasak dahi o vardır. Bu “varlık” durumu düşünce boyutunda, matematiksel, bir varlık değildir. Tümüyle gerçek, belki de gerçek-ötesi bir hakikattir.
Yukarıdaki a) şıkkında tanımladığım yaklaşma durumu tasavvuf ehlinin ve sufilerin benlik boyutlarındaki değişimi tanımlar. Kendini tanımak için gösterilen gayret her yeni boyutta insanı gizli kritik noktaya doğru yaklaştırırken, aynı miktarda harcanan enerjiye karşı kat edilen yol gittikçe küçülür. Yani, birinci mertebeden ikinci mertebeye yükselmek için x miktarda enerji harcamak gerektiyse, ikinci mertebeden üçüncü mertebeye x’in birkaç katı enerji harcamak gerekir. Dolayısıyla eşit miktarda enerji harcayan insan için kat edilen yol gittikçe zorlaşır.
Bu durumu sarp bir dağa tırmanmaya benzetebiliriz. Yükseklik arttıkça oksijen azaldığından her adımı atmak daha fazla enerji harcamayı gerektirir. Çünkü her nefeste alınan oksijen azalmaktadır. Aynı miktarda oksijen almak için nefeslerin sıklaşması ve sarf edilen gayretin artması gerekir.
İkinci şık olan b) şıkkı ise iman sahibi insanların durumudur. Onlar asla kritik noktaya ulaşmazlar. Ancak hareketleri hep bu kritik nokta etrafında tekrarlanan salınımlara benzer. Ne yaparlarsa yapsınlar kritik noktanın varlığından haberdar olarak bilinçli hareketler yaparlar. Onların bilinci gündelik yaşam içindeki bilinç gibi görünse de, daha derin bir hakikatin bilincidir. Hareketlerinde ve genel tavırlarında belli bir tekrar, bir biteviyelik vardır. Belki ilk anda bu tekrar ve biteviyelik insana monoton (tekrenkli veya renksiz) bir yaşantı gibi görünebilir. Fakat, tepkileri ve özellikle zorluklara göğüs germe dirençleri diğer insanlara göre çok daha ileri bir boyuttadır.
Üçüncü şık olan c) şıkkı genel olarak ortalama insan davranışlarını tanımlar. Genelde insanlar gizli kritik noktadan haberdar değildirler. Pek çoğu da kritik noktanın asla bulunmadığını ve hareketlerinin tümüyle kendi iradeleri tarafından yönlendirildiğini sanırlar. Oysa ki gizli kritik nokta olmasa varlıklarını dahi devam ettiremezler. Ancak, hareketleri karmaşa içerdiğinden, bu karmaşık durumun dahi bir gizli kritik nokta civarında dolanmak olduğunun bilincine ulaşamazlar.
Karmaşa kuramı sayesinde birçok sistemin davranış şeklini anladığımız gibi, şimdi de insan davranışlarını dahi açıklayabiliyoruz. Eğer her davranışın gerisinde gizli bir kritik nokta varsa tesadüften söz edilebilir mi? Daha da önemlisi özgür iradeden söz edilebilir mi? Özgür irade başlıklı yazımda “özgür irade hem vardır hem yoktur” dedim. Vardır çünkü kritik nokta civarındaki hareketler belli bir düzen ve tekrar içermezler. Dolayısıyla, her bir harekete tek tek bakıldığında her birinin özgürce gerçekleştirilmiş olduğu kanısı uyanabilir. Oysa ki “gizli kritik nokta” bilinci uyandıktan sonra aynı hareketleri incelediğimizde, özgür irade kavramının sadece bir yanılgı olduğu, aslında tüm özgür sandığımız hareketlerin gizli bir kritik nokta civarında dolanmaktan ibaret olduğunu anlarız. Bu açıdan bakıldığında özgür irade yoktur.
Aynı yazıda dedim ki: “İnsanın özgür iradesi tek başına iken daha fazla, toplu halde iken daha azdır. Toplu halde iken birtakım kurallar devreye girmekte, bu kurallar da özgür irademizi kısıtlamaktadır.” Bu ifade doğru olmakla birlikte asıl özgür irade insanın tek başına iken kendine koyabildiği kısıtlamalardır. Yani aklına estiği gibi davranmayıp davranışlarında karmaşa yerine düzen ve dengeyi esas alan insan özgür irade sahibidir. Çünkü özgür irade sahibi insan kendi kendini sınırlayabilen insandır.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1888 defa okundu

Sibel Atasoy
Yeni yorum gönder