Küçük kıyamet
“Kıyamet” sözü her ne kadar dini bir anlam kazanmış olsa da bilimde de yeri vardır. Eğer bir sistemi oluşturan birimlerin arasında düzen biter ve sistem üst kritik noktaya ulaşırsa sistemde Küçük kıyamet denebilecek bir değişim olur. Bu duruma fizik biliminde “katastrof” adı verilmiştir ve Katastrof kuramı adı ile bilinen bir matematik yaklaşım da vardır.
Katastrof veya “Küçük Kıyamet” kuramı hakkında ilk bilimsel görüşleri Fransız matematikçi Henri Poincare (1854-1912) ileri sürmüştür. Hareketli sistemlerin denge durumu hakkında ileri sürdüğü fikirler “deterministik karmaşa” kuramının temelini oluşturmuştur. Poincare’nin yaklaşımında bir sisteme etki eden kuvvetlerin niceliği önemli değildir. Yani, sistemlerin özel durumu bu yaklaşımı ilgilendirmez. Hareketli sistemlerin genel özellikleri incelenerek geliştirilen matematik dalına “niteliksel dinamik” adı verilmiştir.
Niteliksel dinamik kuramı ile karmaşa kuramı yakından ilişkilidir. Çünkü her ikisinde “çatallaşma noktası” ve “acayip çekici nokta” önemlidir. Her iki kuramda, zaman içindeki gelişimi saptayabilmek için “an” göz önüne alınır. Belli bir andaki durumun bir sonraki anda ne şekilde değişeceği hem geçmişten hem de gelecekten etkilenir. Yani, gelecek tümüyle belirsiz değildir. Eğer sistemin hareketini tayin eden bir “acayip çekici” varsa ve sistem bu “çatallaşma” noktasına doğru gidiyorsa, sistemin geleceği de belli demektir.
Dolayısıyla, sistemin her an içindeki durumu hem geçmişin hem de geleceğin sonucudur. Bu görüşü insanlara uygularsak, insanların da kaderlerinde ölüm gerçeğinin bulunduğu bellidir. Çünkü çok parçacıklı sistemler doğal yapıları itibariyle karmaşa içerirler. Onların varoluşları karmaşa sayesinde olmuştur ve yok-oluşları da karmaşa sayesinde olacaktır.
Karmaşa kuramının bir diğer açılımı olan “Küçük Kıyamet (katastrof) kuramı” bir diğer Fransız matematikçi Rene Thom tarafından ileri sürülmüştür. Bu kuramın yaklaşımı benim ileri sürdüğüm “Üst kritik nokta” görüşü ile yakından ilişkilidir. Herhangi bir sistem, üst kritik noktasına ulaştığında ani bir değişiklik ve süreksiz bir sıçrayışla yeni bir yapıya dönüşür.
Her canlının doğumu ve ölümü bu yaklaşıma göre bir küçük kıyamettir. Hatta yaşarken dahi ani verilen refleksler bile küçük kıyametler olarak görülebilir. “Refleks” denilen davranış şekli bir dış etkiye verilen ani bir tepkidir. Yani, sistemin bir an içinde gelen etkiye tepki vermesi için sistemi oluşturan birçok düğümün (bölümün) hep birlikte işbirliği yapması ve üst kritik noktaya ulaşması gerekir.
Örneğin, bir tenis maçında saatte 200 küsur kilometre hızla gelen topu karşılaması için, oyuncunun raketini anında uygun yere uzatması ve üstelik topun tekrar istediği yere doğru geri gitmesini sağlaması için raketini belli bir açıda tutması gerekir ki bu tümüyle bir refleks sorunudur. Bunu sağlayabilmek için hem göz hem el, hem kol, hem bacak hem de tüm beden anlık işbirliği içine girmeleri gerekir. Bedenin bu şekilde anlık tepki verebilmesi böbrek üstü bezlerinden salgılanan “adrenalin” denen salgının artması sayesindedir.
Ani durumlarda, üst kritik noktaya ulaşıldığında, insanda salgı artışı olur. Salgı artışının en önemli kaynağı da safra kesesidir. Halk dilinde safra kesesine “öd” diyoruz. Anlık etkinin çok güçlü olması durumunda safra kesesi mideye bol miktarda asit yollar. Bu asit aslında yiyecekleri hazmetmek içindir. Fakat midede yiyecek olmadığında aynı durum oluşursa mide tepki verir ve bulanır. Aşırı öd salgısı durumunda insan ölebilir de. Aşırı korkudan ölen insanlar için “ödü patladı” diyoruz.
Bu durumu küçük kuşlarda izlemek mümkündür. Eğer serçe boyunda bir küçük kuşu avucunuza alırsanız korkudan ödü patlar ve ölebilir. Yani salgı bezlerinden veya beyinden çıkan ve "neurotransmitter" denen uyarıcıların etkisiyle sistem üst kritik noktaya öyle hızlı ulaşır ki ani kırılma oluşur. İnsanlarda “panik atak” denen durum veya ani bayılmalar sistemin bu kırılma noktasına ulaşması ile ilgilidir.
İnsan için kırılma noktasına ulaşmak her zaman kötü sonuç vermez. “Kıyamet” ayağa kalkmak olduğuna göre, ayağa kalkan sistem yeni bir güç kazanmış ve mücadeleye devam etmek için hazır duruma gelmiş demektir. Küçük kıyamet bazı durumlarda faydalı da olabilir.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1444 defa okundu

Sibel Atasoy
Yeni yorum gönder