53. Bölüm

sonsuz kullanıcısının resmi

Anne kızı evlerine bıraktıktan sonra Ortaköy’e doğru yola çıktılar. Alev’in merakla öğrenmek istediği şey, adamın evde ne bulduğu ile ilgiliydi.
“Evet var, hem de iki tane. Biri salonda diğeri yatak odasında. Son derece profesyonel aletler” dedi adam yüzünü buruşturarak. “Ayrıca üstünde İlhan’ın adı yazılı bu zarfı da içerde komedinin üzerinde buldum” dedi içi oldukça dolu görünen sarı zarfı kadına uzatırken.
“A bu İlhan’ın bahsettiği zarf olmalı, Erdem’in evinden kopya ettiği bilgiler”
“Öyle mi dedi?” diye sordu kinayeli bir sesle
“Evet, şimdi eve gidince bakarız, görürsün sende” dedi anlamazlığa vurarak.
“Seni bırakıp gideceğim ben, yapacak çok işim var”
“Tamam. Ha bu arada aklımda bir şey vardı bir türlü sana söyleyemedim. Hani şu Kır Çiçeği Otelindeki Amerikalı misafir, EA nın görüştüğü, onun ismini biliyor musun sen?”
“Evet o gece toplantıda olanların bir listesini almıştım. Araştırıyorum”
“A çok iyi o zaman. Belki tanıdık ya da şüpheli birisi olabilir diye düşünmüştüm ben de. Bir de şu dağ meselesi var, hani altında Toryum olduğu iddia edilen. Bence söylenilen yerde ne gibi bir faaliyet var, onu da tetkik etsen iyi olur diyorum”
“Emredersiniz küçükhanım!”
“Alay etme! Ama bu araştırma esnasında orada bulunanları tedirgin etmemelisiniz, bunu fark ettiğimizi anlamalılar değil mi?” cevap beklemeden ilave etti heyecanla “hani uydu fotoğrafı çekiliyormuş, bu teknoloji sizde de var mı?”
Hamit cevap vermeksizin alaycı bir bakışla süzdü onu.
“Affedersin, ukalalık ediyorum di mi?” uzanıp adamın kolunu okşadı “tamam sustum işte, uslu bir kız olacağım.”
“Duy da inanma!” dedi adam

Alev bütün akşamı İlhan’ın derlediği belgeleri okumakla geçirdi. Bunların büyük bir bölümü İngilizce yazışmalardı. Muhtelif Greenpeace merkezleriyle yapılmış yazışmalar, faaliyet duyuruları, İkitelli radyasyon kazası, Akkuyu Santral ihalesi vs. Kadının İngilizcesi ehh idare eder düzeyinde olduğundan, hiçbir detayı kaçırmamak için bir yanına kalın Redhouse sözlüğü almıştı, diğer yanında ise bittikçe tazelediği çay fincanı ile gözleri ufacık kalana kadar uğraşıp durdu.
İlhan’ın print ettirmiş olduğu bazı sayfalarda altlarını kalemle çizdiği paragraflar vardı. Acaba adam bunları belli bir amaçla mı yapmıştı, bu bir çeşit mesaj gönderme olabilir miydi? Bu sayfaları tekrar tekrar okudu;

Radyoaktif atık sorunu çözülmemiş miydi?
Nükleer gücün bu en büyük sorununu örtbas etme çabası içindeki reaktör şirketleri, bu soruya olumlu cevap vereceklerdir. Halbuki radyoaktif atık sorunu 50 yıl sonra hala çözülememiştir.
Nükleer şirketlerin broşürlerinde, radyoaktif atıklar için yeraltı son depolama alanlarının "idealize edilmiş" çizimleri bulunur. Fakat dünyanın hiçbir yerinde böyle bir tesis işletilmemektedir. Bunu nedeni ise jeolojik yapıların, depremlerin, su sızıntılarının ya da başka öngörülmeyen sorunların uzun vadede önceden kestirilemeyen özellikleridir. Hiçbir mühendis tasarımının 250,000 yıldan daha fazla dayanacağı garantisini veremez!
Ya radyoaktif atıkların "yönetimi" konusu?
Atom çağının başındaki bir kaç on yıl boyunca, orta ve düşük düzeyde radyoaktif atık varillerinin denizlere atılması sıradan bir olaydı; ta ki bu uluslararası bir anlaşma ile yasaklanıncaya kadar!
Yakıtların yeniden işlenmesi, tükenmiş yakıt çubuklarından nükleer silahlar için doğada bulunmayan plütonyumu ayrıştırmaya yarıyordu. Adına hızlı ürteken denilen ve plütonyumla çalışan çok sayıda özel reaktör kurulması fikri ise 1980lerde başarısızlığa uğradı. 1996 yılında dünyada atom bombası denemeleri yasaklandığına göre, artık plütonyum ayrıştırmak için mantıklı bir neden kalmamıştır. Bugün Fransa ve İngiltere'deki tesislerde, daha da büyük hacimli yeni radyoaktif atıklar yaratan, havayı ve denizleri radyasyonla kirleten ve atıkların oradan oraya taşınmasına yol açan bu tehlikeli uygulamaya son verilmelidir.
Mevcut insan-yapısı maddelerin en radyoaktif, en toksik ve en tehlikelisi olan plütonyum, nükleer enerji üretiminin kaçınılmaz bir sonucudur. Bir toz tanesinden çok daha küçük bir miktar plütonyumun yutulması ya da solunması, ölümcül kanserlere yol açabilir; portakal büyüklüğünde plütonyum ise bir atom bombası yapmak için yeterlidir. Plütonyumun ömrü pratikte sonsuzdur (250,000 yıl). Nükleer teknoloji dünyaya yayıldıkça, nükleer maddelerin yayılması riski de o denli artmıştır.
Sanılanın aksine, bir başka çevre sorunu olan kömür santrallerinden çıkan kül miktarlarını, nükleer santrallerden çıkan radyoaktif atıklarla karşılaştırmak pek de o kadar parlak bir fikir değildir. Nükleer şirketlerin yapmanızı istediği doğrultuda, bu atıkların hacimlerini karşılaştırmaya başlamadan önce, küçücük bir siyanür hapının bir insana ne yapabileceğini hesaba katmak akıllıca olacaktır!
Radyoaktif atıklar yalnız nükleer santrallerde mı üretilir?
Hayır, nükleer elektrik üretiminin her aşamasında değişik türde tehlikeli atıklar ortaya çıkar. Küçük bir uranyum yakıt parçası aynı boyuttaki başka bir yakıttan çok daha fazla elektrik sağlıyorsa da, 1 kilogram yakıt etmek için, uranyum madenlerinde 500 ile 5000 kilogram radyoaktif kayanın yeryüzüne çıkarılarak işlenmesi gerekiyor. Büyük doğa parçalarını mahveden bu madenlerde, geride bırakılan yüzbinlerce ton katı ve sıvı radyoaktif atık ve radon gazı gibi kanser yapıcı elementlerden, uranyum madencilerinin sağlığını etkileyen diğer tehditlerden, nükleer endüstrinin pırıl pırıl broşürlerinde asla söz edilmez. Yakıtın zenginleştirilmesi ise başka bir radyoaktif atık kaynağıdır. Dahası, işletmeden alındığında reaktörlerin kendileri de radyoaktif atık haline gelirler.

Türkiye'deki eski bir çevre bakanının söylediği gibi, dünyanın bütün santrallerinin çıkardığı radyoaktif atıklar "bir kamyon dolusu" mudur?
Ne yazık ki bu sözler gerçek olmaktan çok uzaktır!
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) 1997 yılı sonunda reaktör sahalarında ya da geçici depolarda, 200.000 ton (~10.000 kamyon) tükenmiş yakıt çubuğu olduğunu hesaplamıştır. Yılda ortalama 10.500 ton artan bu rakamın 2010 yılına kadar %70 artarak 340.000 tonu (~17.000 kamyon) aşması bekleniyor.
Ortalama 1000 MW gücündeki bir reaktör bir yılda şu kadar atık üretir: 27 ton yüksek düzeyde radyoaktif atık, 300 ton orta düzeyde radyoaktif atık, 450 ton düşük düzeyde radyoaktif atık. Yani atıklar tükenmiş yakıt çubuklarıyla sınırlı değildir. Tükenmiş yakıt çubuklarının 10 yıl kadar reaktörün içindeki soğutma havuzlarında bekletilmesi gerekir. Bunlar daha sonra, lisanslı hiçbir son depolama yeri bulunmadığı için, geçici depolarda bekletilmek zorundadır. ABD'de federal hükümet, Soğuk Savaş'ın ardından, plütonyum ayrıştırmak üzere artık santrallerin radyoaktif atıklarını almadığı ve bunlar tehlikeli bir biçimde "arka bahçelerinde" yığıldığı için, bazı elektrik idareleri devlete milyarlık davalar açmaya başladı.

Bir başka sayfada ise şu cümlenin etrafından iki üç kez çerçeve yapmıştı İlhan, bunu yaparken ne düşünüyordu acaba dedi, cümleyi ikinci kez yüksek sesle okurken;

"Genellikle insanlar, artan riskleri, artan çıkarlar karşılığında kabul etmeye eğilimli olduğundan, nükleer enerji ve ona bağlı atıkların kabulüne giden yol, şiddetli bir enerji kesintisiyle kısaltılabilir." [IAEA Bulletin, Vol. 24,1 (1982) 4]

Hamit geç vakit telefon etmiş ve işlerinin bitmediğini, gece gelemeyeceğini müjdelemişti(!) Kadının buna canı sıkıldıysa da, gün o kadar yorucu ve şaşırtıcı geçmişti ki bunun üzerinde fazla durmadı. Saat bire doğru pes edip yatağın yolunu tuttu. Bütün gece uğraşıp didinmişti ama dişe dokunur bir şey yoktu bütün bu belgelerde. Eğer gizli bir bilgisi varsa bile Erdem denen zavallı adam bunu bilgisayarında apaçık sergilemiyordu herhalde.

Uykuya geçmeden hemen önce İlhan’ı düşündü. Nedense onu bir katil olarak kabul edebilmek zordu. Her ne kadar Hamit buna neredeyse inanmış gibi görünse de…

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş