51. Bölüm

sonsuz kullanıcısının resmi

“Aloo… Merhaba canım, maalesef haberler kötü, şu senin Erdem bey öldürülmüş!”
“Nee? Yapma yaa… Zavallı adam. Sen haklıymışsın bu iş gitgide tehlikeli bir hal alıyor, gerçekten üzüldüm. Hep bir adım geride kalıyoruz.”
“İkinci bir haber daha var; hem iyi hem kötü”
“Neymiş?”
“İlhan’ı buldum bu iyi, Erdem’in katil zanlısı olarak tutuklanmış bu kötü!”
“İnanmıyorum! Serseme döndüm ben, rüyada mıyım neyim. Demek adam endişe etmekte haklıymış.”
“Ya da çok iyi rol yapıyor!”
“Yapma Allah aşkına… Dün bendim, bugün İlhan! E bu kadarı da fazla ama.”
“Gerçekten haklısın… Ben de tam seni alıp ifadeye götürecektim, karakoldan aradılar, ne yapacağımı bilemiyorum. Neyse ben programımı bozmayayım yine, hazırlan sen, ben onbeş dakika sonra gelip alacağım seni, tamam mı?”
“Tamam, yolda konuşuruz o zaman.”

Beklerken Alev’in kafası buharlı gemiler gibi fokurdayarak çalışıyordu “Yoruldum, vallahi yoruldum, bittim ben. Nedir bu, kabus mu bir türlü uyanamadığımız bilemiyorum. Bir tek gün olaysız geçmeyecek mi? Durup olayın muhakemesini bile yapamıyoruz. Bir arpa boyu yol alamadık, öldürülen öldürülene…”
Alev’e göre bütün bu olayda tamamen günahsız, tesadüfen işin içine dahil edilmiş iki kişi varsa kendisi ve İlhandı, buna rağmen her ikisi de katil çıkmışlardı. Bu işte kesinlikle bir sakatlık olmalıydı.
Yolda giderken bir ara aklına bir şey takıldı; bu, sabah hatırlayamayıp kenara koyduğu şüpheydi aslında
“Biliyor musun, belki de sen haklısın” dedi
“Hangi konuda?”
“İlhan konusunda. Şimdi bu adam, işi gücü olan, normal bir aile babası değil mi? Ne işi var buralarda, takılıp gelmiş kadının peşine ve bu kadar rahat hareket ediyor. Belki bizden sakladığı bir şeyler vardır, günahını almak istemem ama.”
“Ben de aynen böyle düşünüyorum, hakkında biraz araştırma yaptım”
“Yaaaa!?”
“Evet, işleri çok kötüymüş, hatta bürosunu kapatmış, tefeciden para almış diyorlar”
“Yapma yaa! Bunu bugün mü öğrendin?”
“Hayır daha önce”
“Çok sıkı ağızlısın ve çok kötüsün!”
“Meslek!”
Gidene kadar tek kelime daha etmedi kadın, somurtup kalmıştı yine.

Neyse ki savcılıkta işler korktuğu kadar kötü gitmedi. Her şeyi dürüstçe ve tüm detayları ile anlattı Alev. Yaraları hala bariz biçimde görünüyordu, daha kolundaki dikiş bile alınmamıştı. Gerçi adamı yaralı halde bodrumda bırakıp kimseye bilgi vermemesi şüpheli bir durumdu ama savcılık şimdilik kararı ile bunun üzerinde fazla durmadı. Muhtemelen bu anlayışlı karşılamada Hamit’in parmağı vardı.
Ha bu arada Alev’i temize çıkaracak önceden bilmedikleri bir küçük detay daha vardı, Şile karakolu bunu söylemeyi unutmuş olmalıydı. Motelde Alev’in odasına komşu gelmiş olan o çift, akşam saat dokuzda yemekten odaya dönerken merdivende bir adam gördüklerini, pejmürde ve hasta bir görünüşü olduğunu söylemişlerdi. Maktulün fotoğrafını da teşhis etmişlerdi. Bu ifade Alev’i en azından katil zanlısı olmaktan kurtarıyordu.
Çıkışta her ikisi de oldukça rahatlamış görünüyordu. Adam Alev’i eve bırakıp İlhan’a gideceğini söyleyince Alev öyle yalvardı, öyle ısrar etti ki sonunda Emirgan karakoluna birlikte gitmek durumunda kalındı!

Hava oldukça sıcaktı, yağmurlar sonunda bitmişti galiba. Yaz bütün haşmetiyle geri gelmişti. Hamit, karakolda İlhan’ın bir arkadaşı olarak bulunduğunu kendisinin de öyle davranmasını tembih etti. Kimseye bir şey sormamalı, o güzel burnunu kendine saklamalıydı. Alev eliyle ağzına bir fermuar işareti yaptı. İlhan’ı görmeyi o kadar çok istiyordu ki her istenilene evet diyecek konumdaydı.

Karakola vardıklarında İlhan’ın ablası henüz gelmemişti fakat gönderdiği avukat gelmiş ve duruma el koymuştu. Hamit, Başkomserin odasına girerken Alev’in salonda oturup kendini beklemesini söyledi, İlhanla görüşeceklerinde kendisini de çağıracaklarına söz verdi.
Hamit, Amir Suat’ın odasında yarım saat kadar kalmıştı ki bir polis gelip kendisini çağırdı, birlikte alt kattaki nezarethaneye indiler . “İstediğiniz gibi görüşün” dedi kapıyı üzerlerinden kilitlerken.
Bu kolaylık Alev için beklenmedik bir şeydi ama İlhan için inanılmaz bir sürprizdi.
“Alev Hanım?” dedi inanmaz bir ses tonuyla
“Merhaba, geçmiş olsun İlhan Bey, şaşırdınız değil mi? Ama biz insanı kolay terk etmeyiz işte” dedi bankın bir ucuna ilişirken
“Biz? Selma da burada mı?”
“Hayır Hamit Beyi kastetmiştim. Kendisi Başkomserle görüşüyor, arkadaşıymış sanırım”
“Alev Hanım siz bu işin ne kadar içindesiniz bilemiyorum ama şunu söylemeliyim ki Hamit Bey Amir filan değilmiş”
“Biliyorum” dedi Alev fakat onun yerine ne söyleyeceğini tasarlamış değildi, aceleyle geçiştirdi
“Bu önemli değil, siz neler olduğunu anlatın bana… Durumunuz pek parlak değilmiş duyduğuma göre. Belki bana söylemek istediğiniz bir şeyler vardır. Sizin yerinize severek araştırabilirim. Hem başka gelişmeler de oldu, size anlatacağım” dedi bir nevi sırdaş tavırlarıyla
İlhan olayı, altıncı kez anlatmaya başladı; en az dört kez polislere, bir kez de avukata anlatmıştı. Bitirdiğinde ilk kez karısı ve çocukları geldi aklına, gözleri yaşardı. Bütün bunların başına geleceğini on gün önce söyleseler güler geçerdi herhalde.
“Siz Hamit Beye güveniyor musunuz gerçekten” dedi gözlerinin içine bakarak
“Evet kesinlikle” dedi kadın hiç duraksamadan.
“Ne zamandan beri tanışıyorsunuz?”
“Yaklaşık on gün herhalde”
“Peki nasıl emin oluyorsunuz? Kusura bakmayın, her şeyden şüphe eder oldum. Ben Erdem’i sizden başkasına haber vermemiştim, aradan iki saat geçmeden beni nasıl buldular ve suçladılar anlamıyorum. Şu komşu kadın masalına inanmıyorum, eğer beni gördüyse gerçek katili de görmüş olmalıydı değil mi? Ya da belki onu da ihbar etti kadın fakat polis bunu bana söylemiyor, belki sağlama yapmak istiyor, beni çaresiz bırakıp itiraf ettireceklerini düşünüyorlar. Bilemiyorum”
“Evet bu biraz tuhaf, polis komşuları tetkik etmiş olmalı, sanırım Hamit Bey bunu sormuştur. Gerçekten başkasına söylemediniz mi?”
“Hayır söylemedim, yalnızca bir gece önce belki yanlış numara olabilir kontrol etmek lazım diye Selma’ya bahsettim, o ilgilenmedi bile.”
Fakat tam bu esnada İlhan aynı bilgiyi Karagözlüklüye de söylemiş olduğunu hatırladı ama onlar da Erdem’i bu kadar boş atıp dolu tutturabilirler miydi? Olabilirdi tabii, niye olmasın.
“Peki Erdem’in kayıtlarında şüpheli bir şey görebildiniz mi?”
“Sizi aradıktan sonra bir internet kafeye gittim, kısaca inceledim. Hemen hepsi nükleer karşıtı söylemler, yazışmalar, Greenpeace ile ortak kampanyalar filan. Öyle özel bir şey bulamadım. Zaten disketi ve print ettiğim birkaç yazıyı bizim kapıya bıraktım, polis çağırmıştı ya, yanımda durmasın dedim”
“İlhan Bey bizden gizlediğiniz bir şey mi var?”
“Neden böyle düşünüyorsunuz?”
“Bilemiyorum, Selma’nın yanındaki konumunuzzz… Ne bileyim bana normal olmayan bir şeyler varmış gibi geliyor”
“Hayır yok”
“Rıfat da öldürüldü biliyor musunuz?” dikkatle adamın tepkisini gözlüyordu
“Nee? Şaka mı bu? Kim? Nerede olmuş?”
Bu sefer kaçıncı kez anlatmak sırası Alev’e gelmişti. O anlattıkça İlhan’ın üzerine rahatlık geliyordu, sevindiği apaçık belliydi, hoş Selma’yı tanıyıp da buna sevinmeyecek kimse var mı diye geçirdi aklından.
“Ölüm saati sabaha karşı dört beş suları olabilirmiş, o saatlerde neredeydiniz siz?”
“Aman saçmalamayın Alev Hanım. Siz gittikten sonra yattık. Nerede olacağız ki”
Öyle ya dedi Alev içinden, ben de dedektifliğe soyundum yine, Hamit duymasın.
“O zaman her ikimizin de üzerine birer cinayeti kim yüklemiş olabilir? Aklınıza kimseler geliyor mu?”
“Mesajın yerine varmasını istemeyenler muhtemelen, ama kimdir onlar, hiçbir fikrim yok.” Dedi adam masumiyetle.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş