47. Bölüm
Yatarken kapatmayı unutmuş olduğundan, cep telefonunun çalışı ile uyandı sabah. “Bu sabah telefonları da alışkanlık haline geldi artık” diye söylenerek sarsak adımlarla salona gitti, telefon orada değildi ve hala çalmaya devam ediyordu. Sonunda terasta geceden kalma bir sürü boş bardaklar sigara paketleri arasında bulup kapanmadan yetişti.
Arayan Selma’ydı! Telaşlı bir sesle İlhan’ın gece eve gelmediğini, telefonunun cevap vermediğini söyledi. Hayır gündüz ayrılmışlardı, yalnızca kapıya geç geleceğine dair bir not bırakmıştı. İstanbul’da kimseyi tanımıyordu, ne yapacağını şaşırmıştı. Dışardan, ankesörlü bir telefondan arıyordu.
Konuşurken yatak odasına gelmiş olan Alev mışıl mışıl uyuyan adama baktı “bir de tilki uykusu uyuduğunu söylermiş” dedi sevecenlikle.
Durumu Hamit beye ileteceğini, haber alabildikleri takdirde uğrayıp bildirebileceğini, merak etmemesini söyledi. Rıfat’ı söyleyip söylememekte hala kararsızdı. Hamit’ten izinsiz bir şey yapıp bir çuval inciri batırmak istemezdi. Fakat içinden bir ses “kurtuldun, kurtuldunuz Selma” diye bağırmak istiyordu. Kendini tutup, Lizen’e sevgilerini gönderdi.
Telefonu kapattıktan sonra mutfağa gidip çay için ketıla su koydu. “Görünen köy kılavuz istemez, sen artık Amir beyimizin sekreteri oldun kızım” dedi yüzünü kurulurken, “yok yok asistanı, bu daha iyi” çayı demleyip yatağa döndü, adamın kaslı omzuna birkaç öpücük kondurdu.
Çayın demlenme süresi boyunca yirmi dakika kadar uslu uslu yattı. On gün içinde olanlara inanmak zordu. Sadece on gün dedi fısıltıyla, nereden nereye geldik.
“Nereye geldik bakalım?” kollarıyla bedeninin arkasından dolanmış, burnunu ensesine gömmüştü “bu koku, bu koku” diye söylendi.
“E parfüm şişemi hediye edeyim sana, istediğin yerde çıkarıp koklarsın işte” diye kıkırdadı
“Olmaaazzz, sen olmadan o tek başına hiçbir işe yaramaz”
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 943 defa okundu

Sibel Atasoy

Yeni yorum gönder