Postmodern yaklaşım

Bakış açımızda açılımlar oluşması için öncelikle birtakım varsayımlardan kurtulmak gerekir. Bu varsayımların bazılarından söz ettim. "Yerel gerçeklik" varsayımı bizleri en çok bağlayan ve yorumlarımızı kısıtlayan bir yaklaşımdır. Bu varsayımla birlikte süreklilik ve özdeşlik varsayımları da tartışma konusudurlar.

Modern bilim kuramlarının getirdiği farklı görüşlerin yerleşmesi için klasik yapının bozulması gerekir. Bu durum Fransız felsefeci Jacques Derrida’nın meşhur ettiği “Yapı bozumculuğu” (decontruction) kavramı ile ilgilidir. “Yapı bozumu” yıkım değildir, analiz hiç değildir. Daha çok batı düşünce sisteminin aşkın durumları açıklamakta karşılaştığı zorlukları çözebilmek için başvurulan bir bakıştır.

Bu bakımdan hem Aristo mantığının kabulleri hem de batı metafiziğinin temel varsayımları yeniden yorumlanıp farklı ufuklara doğru yelken açmalarına izin vermek gerekmektedir. Derrida’nın esas saldırı hedefi ikili (karşıt) kavramlardır. Yani, ikili dialektik yaklaşımın kısıtlayıcı olduğunu iddia etmiştir.

Bu görüş, tamamen benim burada göstermeye çalıştığım klasik dialektik mantığın yetersiz olduğu görüşü ile uyum halindedir. Hem-hem mantığı dialektik (ikili) mantığı aşmak amacını güden, daha esnek bir yapı sergilemektedir. Evreni ve insanı anlamak istiyorsak ikili mantığı aşmamız gerekiyor. Yeni mantığın öngördüğü yaklaşımda şu tercihler öncelik kazanıyor:

- Gözlem yerine katılım,

- Tikel yerine tümel,

- Boşluk ve yokluk yerine varlık,

- Anlamsız yerine anlam,

- Mutlak yerine göreli,

- Bağımsız yerine bütünsel,

- Nesne yerine enerji,

- Sürekli yerine süreksiz.

Burada belirttiğim ikili kavramlar tam olarak birbirlerinin karşıtı değiller. Amaç ikilemli mantığı geri getirmek değil, aksine onların kısıtlayıcı yapısını bozmaktır. Derrida bilimsel bir açıklamada kullanılan terimlerin anlamlarının yeni açıklamalarla genişletilmeleri gereği üzerinde durmuştur. Bu sav “Postmodern yaklaşımın” temel iddiasıdır.

Postmodern felsefeyi geliştirmiş olan Derrida, Lyotard, Faucault ve diğerleri , anlam dünyamızı (modernizm bağlamında) sarsacak çözümlemelere giriştiler. Kuhn ve Feyarebend de postmodern düşünceye birçok katkıda bulundular. Postmodern yaklaşım bir sorgulamadır. Bu doğru. Fakat neyi sorguluyor? 200 yıla yakın bir süredir batı toplumlarına kesin doğru imiş gibi pompalanan birtakım önyargıları ve varsayımları.

Bunların sorgulanması birinci aşama. İkinci aşama ise bu sorgulamaya bir yanıt bulma gayreti. Yani, anlamsızlıkta israr etmek yerine, anlamsız gibi görünen olgularda gizli olan anlamı ortaya çıkarabilmek önemlidir. Modern bilim kuramları, Kuantum Kuramı ve onun daha ileri modelleri, Özel ve Genel Görelilik Kuramları ve en son Karmaşa Kuramı anlam arayışına önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bu kuramlar klasik fizik görüşlerini alt üst etmiş durumdalar. Şu halde elimizde malzeme hazır.

Yapılacak olan, ki benim bu konuda ümidim kuvvetli, bu modern kuramların yeni felsefi açılımlarını geniş halk kitlelerine tanıtmak, basitleştirip anlatmak ve sonuçta eski varsayımlardan kurtulmak. İnsanı dışlamış olan klasik bilime yeniden insan ögesini katmak. Böylece bilim ile bilimadamını bütünleştirerek bilime sorumluluk getirmek.

Sorumluluk konusu günümüzde bilim çevrelerinde oldukça sık tartışılan bir konu haline gelmiştir. Artık, postmodern bilim adamı “ben yaparım isteyen istediği şekilde kullansın” mantığını terk etmek gerektiğini kavramış durumdadır.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><blink>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen sonucu yazınız.
3 + 0 =
Matematik işleminin sonucunu yazmalısınız. Örneğin 1+3, için 4