Büyük Patlama
Einstein 1916 yılında Genel Görelilik kuramını yayınladığında uzamın madde tarafından büküldüğünü iddia ederek yerçekim kuvvetine tümüyle farklı bir yorum getirdi. Bu durumu göz önüne getirmek için şöyle bir benzetme yapabiliriz. Gerili bir çarşafın iki ucuna ağır iki adet bowling topu koyalım. Bu iki top çarşafı bükecekler ve ikisi arasında oluşan kıvrım boyunca birbirlerine doğru yaklaşacaklardır.
İşte benzer şekilde büyük gök cisimleri uzayı bükerek birbirlerine doğru yaklaşıyorlar. Böylece Newton’un kütle çekim yasası tümüyle geometrik olarak kuvvet kavramına gerek duyulmadan açıklanmış olmaktadır. Tek bir gök cismi yakın çevresindeki uzamı büker fakat kendinden uzakta duran uzam bükülmeden düz bir çarşafa benzer. Bu yaklaşımda madde ile uzam iki ayrı nesne olarak görülmekte, madde uzamdan bağımsız olarak uzamın içinde duran bir varlık olduğu kabul edilmektedir.
Oysa ki her ikisini aynı ve tek bir enerjinin iki farklı yoğunluğu olarak da düşünebiliriz. Uzamı çok az yoğunluklu madde, maddeyi de yoğun uzam olarak düşünebiliriz. Böylece biri diğeri içinde hareket etmesi gerekmiyor. Hareket eden ortamın kendisi olup yer yer sıkışarak yoğun madde türlerini oluşturuyor. Yoğunlaşmadığı bölgelerde ise maddenin bulunmadığı geniş boşluklar meydana geliyor.
Boşluk (vakum) dediğimiz maddesiz ortam tümüyle boş değildir. İçinde az miktarda da olsa enerji bulunuyor. Bu enerji “arkazemin ışıması” denen yaygın fakat oldukça zayıf bir enerji olarak ölçülmüştür. Arkazemin ışıması mutlak sıfır olan –273 dereceye oldukça yakın +3 K derecedir. Arkazemin ışıması, uzayın hangi boş noktasına bakarsak bakalım aynı değerde ölçülmektedir. Demek ki uzam her bölgede aynı özelliklere sahiptir, yani homojendir. Uzaydaki madde yoğunluğu (birim hacim içinde bulunan madde miktarı) oldukça sabit. Uzayın bir bölgesi ile diğer bölgesi aynı miktarda yıldız ve gök adaları barındırıyor. Bu durumu açıklamak için Büyük Patlama modeli ileri sürüldü.
Büyük patlama (Big Bang) modeline göre evren ilk önce bir noktada birikmiş bir enerji topu idi. Aniden ve kısa zamanda genişleyerek önce elektronları, protonları, sonra atomları ve en sonunda gök cisimlerini oluşturdu. Fakat bu modelde birçok açıklanmamış sorular hala yanıt beklemektedir. Bu sorulardan en önemli 5 tanesini kısaca sıralayayım.
1. Şimdiki modele göre evrenin var olmakta devam etmesinin nedenini açıklamak çok zor. Çünkü şimdiye kadar (yaklaşık 11 milyar yıl) ya dağılıp yok olması gerekirdi veya tekrar büzülüp bir nokta sonsuzluğu içinde "büyük yok olma" (Big Crunch) haline noktasal sonsuzluğa dönüşmeliydi. Evren neden şimdiye kadar dağılıp yok olmadı?
Getirilen yanıta göre kozmolojik sabit öyle bir değerde ki ne sonsuz genişleme ile ve ne de sonsuz büzülme ile yok olmaya izin veriyor. Buna modelin "düz" oluşu deniyor. Fakat bu düz durumun nedeni bilinmiyor.
2. Neden evrenin her bir tarafına bakıldığında aynı kozmik ışıma görülüyor? Bu ışıma yaklaşık 3 K derecedir. Çünkü evrenin iki ayrı uzak bölgesi "kozal" (nedensel) olarak bağlı değiller. Işık hızı sabit olduğundan kozmik radyasyon da ancak ışık hızı ile erişebilir. Fakat evren ilk dönemlerde o derece hızlı genişledi ki ışık bir uçtan diğer uca bilgi ulaştırması mümkün değildi. Bu homojen yapının nedeni nedir?
Bu soruya yanıt yok.
3. İlk galaksileri ve yıldızları oluşturan bir neden olmalı. Eğer bir yoğunluk farkı varsa bu yoğunluk farkına sebep olan nedir?
Bu soruya yanıt yok.
4. Evrenin genişlediği kabul ediliyor fakat bu genişlemenin gittikçe daha hızlandığı saptanıyor. Oysa ki yavaşlaması normaldir. Bu hızlanarak genişlemeye neden olabilecek bir "karanlık madde" hipotezi var. Fakat bu karanlık madde bizim evrenimizin maddesi olan nötron ve protonlar olamaz. Çünkü evrendeki nötron ve proton sayısı bu hızlı genişlemeyi açıklamaya yetmiyor. Şu halde bu karanlık maddeyi oluşturan nedir? Karanlık maddenin yapısı nedir?
Bu soruya yanıt yok.
5. Singülarite (noktasal sonsuzluk) problemi. Eğer evren bir büyük patlama ile başlamış ise bu bir noktadan olması gerekir. Yani başta noktasal bir sonsuzluk vardı. Bu ise her türlü hesabı imkansız hale getirir. Yani Genel Görelilik baştan çökmektedir. Bu noktasal sonsuzluk sorunu nasıl çözülmelidir?
Bu soruya da yanıt yok.
Tüm bu sorular evrenin sürekli nefes alıp-verdiği bir modelde yanıt buluyorlar.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1857 defa okundu

Sibel Atasoy
"uzamın madde tarafından
"uzamın madde tarafından büküldüğünü..."
-uzam- nedir sayın Bilgisev?
nasa uzaya böyle sinyal alıcı mı ne bişey yerleştirmiş iki tane(kusura bakmayın pek bilimsel konuşamadığım için yazamıyorum da çünkü ekşi sözlükten falan okuduklarımızla anca bu kadar oluyor,işte onları da böyle kendimiz yaşamışız gibi anlatıyoruz,oysa gidip bizzat kendisi olay mahalinde inceleme yapıp,deney ve gözlemleriyle tecrübelerini birleştiren ve daha sonra yeryüzüne intikal edip,değerli arkadaşları bir A,bir B,ve bir C ile yuvarlak masada şekillenip nacizane edinimlerini bu eşsiz sitede bizlerle paylaşanlar da var)herneyse bu araçların dünyaya olan uzaklıklarının dünyanın kendi etrafında dönüşü sebebiyle her yıl 2 santim savrularak kaydığı tespit edilmiş.saygılar.benden bu kadar.
uzam mekândır
Uzay ile uzam arasında ufak da olsa bir fark var. Uzay ile engin evreni ve uçsuz bucaksız acunu kastediyorum. Uzam ise maddeyi çevreleyen yakın çevre veya ortam anlatılmak isteniyor. Yani, uzam maddenin yakın çevresi olmaktadır. İngilizcede bu ikisi arasında ayırım yapılmaz ve her ikisine "space" denir. Madde yoğunlaşmış uzam, uzay ise maddeden yoksun bölgedir.
Aslında
Uzama, en, genişlik ve yükseklikten den oluşan 3 boyutlu mekanda diyebilir miyiz?
Buna en iyi örnek karadeliklerin, uzam-zamanı nasıl büktüğüdür. Konuyla ilgili bir link gönderiyorum. Oldukça güzel açıklanmış. (Ama ingilizce) Sonundaki üçüncü teori ilgimi çekti benim.
http://www.thinktechnologies.com/portfolio/demos/Blackhole.swf
xenix
hımmm
siz açıklayınca daha iyi anladım sayın xenix,ama teşekkür ederim bilgisev ne demek istediğimi anladığınız için:))
peki yanıtlar?
5 tane soru var ve 4'ünde "bu soruya yanıt yok" yazmışsınız. ilkinde de düz oluşun nedeninin bilinmediğini..
ve son paragrafta evrenin nefes alıp verdiği bir modelde bu soruların yanıtlarının verildiğini..
sizden ricam bu yanıtları her madde için bizimle paylamanız olacak.
ve bir ricam daha var.
örnekleme (bowling topunda olduğu gibi) ile giderseniz benim için anlamak kolaylaşacaktır.
şimdiden teşekkürler...
sn bilgisev
.
kozmolojik sabit ne anlama geliyor , bunun hakkında bilgi verirseniz çok sevinirim
Kozmolojik sabit
Bu sabit terim Einstein'ın Genel Görelilik denklemlerinde yer alır ve Einstein tarafından sonradan eklenmiştir. Bu sabit değer uzayın (evrenin) bükülme derecesini belirliyor ve evrenin geleceğinde büyük rol oynuyor.
Eğer bu sabitin değeri negatif ise evren zaman geçtikçe daralacak ve tekrar noktasal sonsuzluğa ulaşacaktır. Eğer sabitin değeri pozitif ve büyük ise evren sonsuza kadar genişlemesini sürdürecektir. Şu anda sabitin değeri sıfır değil ama sıfıra çok yakın bir küçük sayı. Yaklaşık 10^-35 1/s.s cıvarında. Bunun anlamı evren genişleyecek fakat çok düşük hızda yavaş yavaş genişleyecek. Bu değer şimdiki gözlemlere uyduğundan evren modeline "düz evren" deniyor.
Fiziksel anlamı bu sabitin boşluk (vakuum) enerjisi ile doğru orantılı olduğu. Fakat Kuantum Kuramı için vakum enerjisi oldukça fazla. Yani Kozmolojik Sabit büyük olmalı bu da KK ile GGK arasında önemli bir uyuşmazlık bulunduğu anlamını taşıyor. Şu anda bu konu henüz çözüme ulaşmış değil.
demek ki bu değişen bir
demek ki bu değişen bir "sabit" , ilginç.
Kozmolojik sabit yerine
farklı bir tanım konursa daha anlamlı olur, diye düşünüyorum. Çünkü bu sabit aslında değişken bir parametre. Büyük mesafelerde çok küçük ve küçük mesafelerde büyük. Aynen gravitasyon sabitinin kuvvetli nükleer çekim sabitinden çok küçük oluşu gibi.
Bu da gösteriyor ki fizik yasaları nesneler arasındaki mesafeye göre değişebiliyor. Diyebilirsiniz ki: "Yasalar değişmiyor ama etken kuvvetler değişiyor". Doğrudur, ama bu yaklaşım üç ayrı kuramın etkin olmasını gerektiriyor. 1. Kısa mesafelerde Kuantum Kuramı, 2. Orta mesafelerde Newton Kuramı ve3. Uzak mesafelerde Genel Görelilik Kuramı.
Oysa ki aranan tek bir kuramın her uzaklıktaki doğa olaylarını açıklayabilmesi. Henüz böyle bir kuram yok. Benim görüşüm Fraktal Yapılar içeren Kaos Kuramı bunu başaracak.
Yeni yorum gönder