1. Bölüm

sonsuz kullanıcısının resmi

“Allah Allah, garip!” dedi ve söz kulağında yankılandığında anın farkına vardı birden. Çünkü yaklaşık yirmi dakikadır neredeyse küçük ölçek bir sokak uzunluğunda olan terasını hızlı adımlarla arşınlamaktaydı.

Durdu, başını kaldırıp yıldızlara bir göz attı. Gecenin bu ilerlemiş saatinde gökyüzü aysız karanlığında pırıl pırıl çakıl taşlarıyla bezenmiş büyük bir çanak gibi onu koruması altına almıştı. Ya da en azından O öyle hissede gelmişti. Gecelerin insanı olmak böyle bir şeydi herhalde. Gecede vakit ilerledikçe havada gevşeyen, giderek kendini terk etmek isteğiyle yanıp tutuşturan, zihni zindeleştiren bir değişim olurdu.

Garip olan “bir polis daveti” almaktı. Uzun sayılacak ömründe ilk defa başına geliyordu bu. Olay bugün öğleden sonra uzunca bir toplantının bitimine yakın ev telefonunun çalmasıyla başladı...

“Aloo buyrun, pardon duyamıyorum...” Ahizeyi eliyle kapayarak salondakileri uyardı;
“Bir dakika sessiz olabilir miyiz arkadaşlar...” Sonra yeniden telefona konuştu
“Buyrun, kiminle görüşüyorum?”
“Alev Acar’la görüşmek istemiştim” dedi hafif doğu şiveli, genç bir erkek sesi.
“Evet buyrun ben Alev”
“Ben polis memuru Bülent Kalpak, Alev hanım. Sizden yarın sabah onda Beşiktaş Karakolunda bulunmanızı rica ediyoruz.”
Bir çırpıda söyleniveren bu sözler kadını şaşırttı haliyle; çünkü hazırlıksız yakalanmıştı. Hafifçe titreyen bir sesle sordu
“Konu nedir acaba? Biraz şaşırdım da...”
“Onu şu anda anlatmam mümkün değil buraya geldiğinizde size açıklama yapılacak. Lütfen gecikmeyin.”
“Hay Allah! Merak ettim şimdi, bu benimle ilgili bir şey mi? Bunu söylerseniz hiç olmazsa... Telefonumu nereden aldınız?”
“Telaş etmeye gerek yok Alev Hanım. Bu sizin şahsınızla ilgili bir durum değil, yalnızca basit bir bilginize başvurma olayı diyelim. İyi akşamlar.”
“ Size de iyi akşamlar memur bey.”

Aradan geçen saniyelere rağmen elinde tuttuğu ahize öylece havada kalırken gözleri de pencereden dışarı uzak bir yerlerde asılı kaldı. Neden sonra salondaki sessizliğin farkına vardı. Sekiz çift göz kendine sorar gözlerle bakmaktaydı.

“İlginç!” dedi endişeli bir ses tonuyla, ahizeyi yerine koymuş ve aceleyle bir sigara aranmaya başlamıştı. Sonra aniden sessizlik bozuluverdi. Her kafadan bir ses çıkıyordu şimdi. “Neymiş?” “Kimmiş?” “Ne oldu yaa?” “Kötü bir haber mi?” Şeklinde sorular makineli tüfek gibi arka arkaya patladı. Topluluğun hepsi kızlı erkekli gençlerden oluşuyordu. Alev sigaranın ilk nefesini havaya doğru üflerken mırıldandı;

“Vallahi ben de tam olarak anlayamadım bir polisti arayan. Beni yarın onda karakolda bekliyorlarmış” bağrışmalara kulak vermeden devam etti

“Konuyu söylemedi. Sözde benimle ilgili değilmiş.”

Her zamanki gibi gür sesiyle diğerlerini bastıran Orhan atıldı;
“Ne olabilir ki Alev abla?”
“Ben de onu düşünüyorum... Aaa tabii ya sanırım mali konularla ilgili bir şeydir daha önce çalıştığım bir işyeriyle filan alakalıdır. Ne bileyim başka da bir şey aklıma gelmiyor yani” bulduğu formülle biraz gevşemiş, ince yüzüne hafif bir gülümseme yayılmıştı.

“Biriniz gelirsiniz yarın benimle değil mi? Malum karakol fikri bile korkutucu geliyor insana” şimdi iyiden iyiye gülüyordu. Orhan atıldı yine

“ Tabii ben gelebilirim Alev abla, yalnız bırakır mıyız seni” o da güldü gevrek gevrek. Topluluğa yeniden normal neşeli hava hakim olmuştu. Zaten toplantı da bitmek üzereydi yarım saat sonra herkes kalkıp gitti.

Sonraki bir kaç saat dokuz kişiden kalan karmaşayı temizleyip düzenlemekle geçti. O sıralarda aklı daha ziyade toplantıda konuşulanlardaydı. Gençlerden oluşan bu neşeli, enerji dolu grup bir tiyatro topluluğu ve Alev de onların yöneticisiydi.

Bir yandan kirli bardakları bulaşık makinesine yerleştirirken elinde olmadan derin bir iç çekti, henüz kırışıkların hakim olmadığı çocuksu yüzüne sevecen, hoş bir gülümseme yayıldı. Nerden nereye diye düşündü. Bu iş hiç de hesapta yokken birden bire önüne çıkıvermişti. Tiyatronun sahibi ve oyun yazarı kendinin eski bir arkadaşıydı ve son bir kaç yıldır çalışmaya ara vermiş hatta münzevi bir hayat sürdürmekte olan Alev’i neredeyse zorla bu işe razı etmişti.

Asıl mesleği turizmcilik olan Alev’in sanat ve sanatçılara duyduğu derin bir şefkatle örülü ilgisi; sonunda işte bu son dokuz aydır bir tiyatronun yöneticisi yapmıştı O’nu.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş