Aradaki 7 farkı bulalım
Bugünkü eleştiri konumuz, aşağıdaki klipler. Önce bir seyredelim dilerseniz.
Bu noktadan sonra klipleri seyrettiğinizi varsayarak devam edelim. Şimdi bu iki klip arasında çok belirgin farklar var. Herşeyden önce birincisi doğallığı, sadeliği temsil ediyor. Amatör bir grup insanın güzel bir çalışması.
Ama ikinci klipte, profesyonellik adı altında yapılan ve popülariteye hitap eden bir sunum izliyoruz. Görüldüğü gibi ne doğal nede sade. Süsler artmış, hareketler değişmiş.
Birinci klipte bir ekip ruhu var. Orda öyle tempo tutan bir arkadaş var, sırf grubun dışında kalmasın diye görünen biri. Ama arkadaşlığın, dostluğun göstergesi olarak duran biri aynı zamanda. Ve bu mutlu anın paylaşımına ortak olan biri. Diğer gitar çalan çocukta hem uyumlu hemde dostluğun simgesi olarak birinci klipte gözümüze çarpanlardan.
Ama ikinci klipte bencillik var. Bu iki kişi dışlanmış bile medya tarafından. Süsler, popülarite tarafından. Hatta arkadaşları tarafından. Kısacası, kapitalizm var. Dışlanmışlık var. Hatta satış var.
Birinci klip, zevk için yapılmış. O yüzden özü güzel.
İkinci klip, para için yapılmış. O yüzden kötü.
Birinci klip, 1.5 milyon izlenim almış, en çok seyredilenler arasına girmiş.
İkinci klip kimse tarafından tercih edilmemiş.
Birinci klip, bir aile ortamı. Sıcak, güven verici, eğlenceli.
İkinci klip iş dünyası. Soğuk, güvensiz ve neşesiz.
Evet, popüler kültür, hızlı tüketen toplum ve medyanın aradığı ne? Önce sade bir güzellik bulup o na aşık olmak, sonrada o güzelliği boyayarak satmaya çalışmak. (Sanırım benzer bir işi yapan bir meslek grubu vardı.)



Sibel Atasoy

butonunun üstüne gelerek yapmak istediğiniz işlemi seçiniz. Paylaşmak için sitemize üye olmanız gerekmez.
Peki...
Birinci klip, 1.5 milyon izlenim almış, en çok seyredilenler arasına girmiş olmasına rağmen neden 2.klip çekilmiş?Hadi çekildi,neden diğer 2 arkadaş klibe dahil edilmemiş? Önce sade bir güzellik bulup ona aşık olmak, sonra da o güzelliği boyayarak satmaya çalışmak demişsiniz ama doğal haliyle zaten beğeni almış en çok izlenilen klip olarak.Amaç satışsa o haliyle daha çok satış yaptığı belli.Sanrım insanlar daha çok doğallığı arıyor ve seviyor gibi görünse de gerçekte öyle olmadığının farkında olanlar var ki böyle işlerle uğraşıyorlar...
Dikkatimi çeken bir diğer konu da bayanın aksanı... 2.klipte türküye öyle bir giriş yapmış ki Tükçeyi tam konuşamıyor zannetmiştim ben.Ama diğer klipte ve çıktığı show programında Türkçeyi gayet düzgün konuştuğunu gördüm.
Herşeye rağmen müzik çok hoş,bayağı döktürdük bu türküyle : )))))
Ama
Arada bir fark var. Birinci klip youtube konulmuş herhangi bir geliri yok. Yani 1.5 milyon değil 10 milyon kişide seyretse birşey kazandırmıyordu. İkinci klip muhtemelen profesyonel şirket desteği ile çekilmiş (makyaj ve ortamdan belli oluyor zaten) yani bir yerlere satılmak için, örneğin televizyon programlarına (kral tv vs gibi) hatta sanırım kaset çıkarma çalışmaları bile başlamış.
O yüzden ilk paragrafınıza katılamıyorum.
xenix
Yorum
Doğal ve sade olan her şey çok daha iyi.Ancak bazı mesleklerde profesyonel olmak gerekiyor o mesleklerden biri de müzik. bu yüzden 2.klip daha profesyonelce hazırlanmış ve daha hoş.Profesyonelliği sadece maddi anlamda düşünmemek lazım,emek yönünden, özen gösterme yönünden, kalite ve teknik yönden bakıldığında izleyeci olarak daha bi memnun kaldım.(gerçi Zevkler ve renkler tartışılmaz)
Evet, popüler kültür,
Evet, popüler kültür, hızlı tüketen toplum ve medyanın aradığı ne? Önce sade bir güzellik bulup o na aşık olmak, sonrada o güzelliği boyayarak satmaya çalışmak. (Sanırım benzer bir işi yapan bir meslek grubu vardı.).........
.....diyerek ressamlara gönderme yapmış olduğunuzu farkettim.
Verdiği eserler bakımından sanat ile zenaatı da birbirlerinden ayırmak gerekir. Zenaat, faydaya dayalı ürünler ortaya koymaya denir. Sanatta faydadan ziyade sanat kaygısı egemendir; belli bir menfaat sağlamak amacıyla yapılan eserler daha ziyade zenaat eserleridir.
Bir sanat eserinin estetik değer kazanabilmesi için, hiçbir çıkar düşünmeden o objeden haz duyan ve onu takdir eden estetik süjelerin bulunması gerekir.
Güzel bir tablo karşısında duygulanmayan, çok güzel bir konseri, bir tiyatro oyununu alkışlayamayan, güzel bir şiir-den ruhu kıpırdamayan kişiler karşısında sanat eserinin bir değeri yoktur.
Aşık Veysel’in “Güzelliğin on para etmez. Bu bendeki aşk olmasa” dizelerinde olduğu gibi...
Latine boyanmış bir anadolu türküsünü doğal, klip yapılmış halini yapay bulmanız da ilginç.
(Ayrıca kız birinci klipte de makyajlı, sadece yakın çekim yok)
sayın grafon
Yazımın son cümlesinde kesinlikle ressamları kastetmemiştim. Resimde, bulduğunuz güzelliği allayıp pullayıp satmaya çalışmak yoktur. O güzelliği tabloya yansıtmaya çalışırsınız. Kastettiğim şey daha çok şuna benziyordu; bir gül görürsünüz. Hayran kalırsınız, daha sonra o gülü dalından koparıp, üstüne simler dökerek, birde ambalaj içine koyarak (hatta yapay bir koku ekleyerek) satmaya çalışırsınız.
Oysa sizin ilk gördüğünüz hali etkilemiştir. Madem ilk ve doğal hali daha güzel neden o zaman sevgililer birbirine çiçekçilerden aldıkları bu şekilde allı pullu gülü tercih ederler?
Ben türküyü doğal değil, ortamı doğal buldum. Herhangi bir para kaygıları (bu işten bir çıkar kaygıları) olmayan bir grup gencin, eğlence amaçlı yaptıkları, doğal bir olay olarak değerlendirdim. Takıldığım şey makyaj değildi burada.
sayın statiko, haklısınız. Renkler ve zevkler tartışılmaz. Ben gülü doğal haliyle sevenlerdenim. Sizde, o gülü alıp, emek harcayarak, üzerine sim dökülmüş ve koku esansı eklenmiş, hatta güzel birde ambalaja sarılmış halini sevenlerdensiniz.
xenix
Yorum
Sayın xenix verdiğiniz örnek hiç bana göre değil; yazımın sadece sonunu okuyup başını kaçırmışsınız. Gül örneği konuyla hiç bağdaşmadı.Zira gülün yetiştirilmesindeki emeği, özeni ve maliyeti es geçmişsiniz. Bu yorumlar uzadıkça beğenmediğiniz bir oluşumun (farkında olarak) reklamını yapıyorsunuz, ben bu oyuna gelmek istemiyorum.
Detay sorgusu
Bazen hayatımızda sorguladığımız detaylar(yapacağımız her hangi bir oluşum üzerine),işin içinden çıkamayacak durumlara gebe kalmamızı sağlar nitekim anı yaşamanın yaşanırlılığı üzerine, düşünmeden(genel olarak düşünceden yoksun olma durumu sözkonusu değil ruh ve beden ikilisi elbette burada da bütünselliği korumaktadır) hareket etme bilinci güzelliği beraberinde getirir ve "o an" evrensel bazda önem teşkil etmese bile bizim ve yansıttığımız sıcaklığın ötesinin oluşumlar üzerinde yitip gitmediğini tam tersine benliğimizde kalıcılığını koruduğunu görürüz.
Geriye kalanlar;anın getirisiyle vuku bulan anlık seyre dalınan zevki abidelerdir.
Yeni yorum gönder