Kahin Neyi Görür?

Geleceği görmek, yaşanacakları hissetmek gibi sezgisel olaylar, sıra dışı kabul edilip ciddiye alınmasa bile cazip bulunur. Bu konuya en ilgisiz insanlar bile geleceğe dair ipuçları duyduğunda heyecanlanıp, ilgi gösterirler. Geleceği görmenin ve hissetmenin türlü ifade şekilleri vardır. Çeşitli fal bakma yöntemleri ile basit gelecek tahminleri yapılır. Gündelik eğlence dozunda gerçekleşen kehanetler dışında, uzun vadeli ve tüm dünyayı ilgilendiren kehanetler yapan ünlü medyumlar ile kâhinler mevcuttur dünyada.
Kehanetlerinde gerçekleşme oranı yüksek olan bazı kişiler, çok ilgi çeker ve ünlü olurlar birdenbire. Dünya tarihinin tüm dönemlerinde gelecek tahminleri mutlaka yapılmış ve kadim uygarlıklarda ülke yöneticileri tarafından bu iş için ücret ödenen kâhinler kullanılmıştır.
Son yüzyılda, modern materyalist bilimin kehaneti reddetmesiyle, eski ilgiyi kaybeden kehanet olgusu, son elli yılın fizik ve astronomi bilimi gelişmeleriyle; farklı bir yerlere doğru ilerlemeye başlamıştır. Özellikle atom altı çalışmaları ve zaman üzerinde öne sürülen teoriler ile geleceğin görülebilmesi daha kabul edilebilir olmuştur şimdilerde. Bu konuda; özellikle elektronun gözlemlenmesi ve paralel evrenler teorileri, kehaneti bazı ölçüler içinde destekler durumdadır ilginç bir şekilde… Yine de kehanetle bilimin buluşması için daha çok fazla yolumuz olduğu kesin.
Elektronun ve parçacıkların bizim tarafımızdan gözlemlendiğinde ya da gözlemlenmediğinde farklı davranıyormuş gibi tespit edilmesi; aslında zaman algımızın kapasitesi sonucu ortaya çıkan bir tespittir. Gözlemleme yapıldığında zaman boyutu da işin içine girdiğinden bizim için farklı tespitler yaratır ve kuantum fiziğinin anlaşılmaz olmasına neden olur. Kuantum fiziğini anlaşılmaz yapan; tanımlamaların bizim zaman algımızın boyutları içinde kalmaya mahkûm olması sebebiyledir.
Yani biz kuantum deneylerini tanımlamak için indirgediğimizden, (kendi algısal boyutumuzun içinde tanımlamaya çalıştığımızdan) içinden çıkılmaz teorilere dönüştürürüz.
Çünkü ortada bir HEM-HEM durumu mevcuttur.

Algı kapasitemiz, sınırlı bir şekilde sadece geçmişimizi hatırlamamıza ve içinde bulunduğumuz anımızı algılamamıza izin verir. Zaman içinde hareket etme yeteneğimiz ise, sadece andan ileriye doğru vektöreldir. Zamanın içinde genişleme ve ileriye sıçrama yeteneğimizi yitirmiş olmamız nedeniyle; sadece tek bir koridor içinde yürüyebilmeyi ve ona odaklanmayı gerçekleştirebiliyoruz. Bu kapasite tüm insanlık için ortak özellik taşır ve hep birlikte aynı koridor içinde algılarız kendimizi. Düz bir çizgide yürüdüğümüz için göremediğimiz geleceğimiz; her daim merak alanımızdadır.

Genel çoğunluğun dışında kalan bazı insanların, geleceği bilme konusunda farklı şansa sahip olduğu gözlemlenir bazen. Sayıları çok az da olsa gelen zamanı görebilen insanlara, medyum ya da kâhin denir. Medyum; gelecek dışında farklı bilinmeyenleri de bilebilen farklı bir görüye sahiptir. Kayıp bir nesneyi, ya da gözlemlemediği, bilinmeyen bir olayı bilebilmek gibi… Kâhin ise geleceği görebilendir.
Kâhinliğin de boyutları ve dereceleri vardır. Beş dakika sonrayı hissedebilen, birkaç ay ya da yıl sonrayı görebilenler, hatta yüzyıllarca öteyi önceden görüp söyleyenler gibi. Nostradamus ve Cayse bunların içinde en ünlü olanlarıdır. Gelecek zaman için ifade ettikleri kehanetler, yüzde yüz doğru olmasa da ilgi çekmiştir. Örneğin pek çok kâhin, herkes için uzak ihtimal gibi görülen Amerika’da siyahî bir başkan seçilmesi olayını görmüştür.
Kehanet özünde bir egoya dayanır. İnsan kendisinin gelecekte “iyi” olup olmayacağının peşindedir. Kişisel olarak kendisini rahatlatmak isteyen insanlar, değişik yöntemler kullanan falcılara gidip, arzu ve tutkularının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmek isterler. Kendi bireysel geleceğinin hakkında iyi sözler duyabilmek için seçtiği bu yol, çoğunlukla para tuzağı eğlenceler olmaktan öte geçemez. Oysa insanın kendi egosundan, her türlü arzu ve tutkusundan uzak, diğerkâmlık duygularıyla uygulanan yöntemler, diğerlerinden çok farklıdır ve bilimsel olarak da incelenmelidir. Kehanet eğer ciddiye alınacaksa, sonu gelmez anlamsız fal yöntemlerinden arınmalıdır.
Peki, bir kâhin neyi görür?

Gelecek yaşanmamıştır, dolayısıyla bilinmesine olanak yoktur diye düşünürsek eğer, kâhinlerin görüp bize söylediği olaylar nereden çıkmıştır öyleyse? Bunu cevaplayabilmek için önce zamanın ne olduğu tanımına bakmak gereklidir. Zamanın tanımına bakarken, kendi özgür irademizin gücünü de hesaba katmak zorundayız bir taraftan.
Özgür iradeye sahipsek eğer, geleceğin oluşmasında her birimizin katkısı olması da kaçınılmaz bir gerçektir.
Her birimiz özgür iradeye sahibiz ve sınırlı da olsa kendi seçimimizi yapabiliriz. Yaşam şans, kaza ya da tesadüf değildir, değişmez doğa yasalarının kontrolü altındadır. Varlığın her yönü doğa yasalarından kaynaklanır. Bir seçim yaptığımızda yasa işlemeye başlar. Her şey neden ve sonuçtan, ekmek ve biçmekten ibarettir, aksi takdirde dünya kargaşa içinde olurdu. Nereye bakarsak bakalım, doğa yasalarının işleyişinde sonsuz zekâya ait, sonsuz planın kanıtlarını görürüz. Mevsimlerin sırayla gelişinde, gezegenlerin hareketinde ve sonsuz sayıdaki canlı türünün yaşamasında, büyümesinde kanıtları görebiliriz.
Gitmek istediğimiz yolu yürüyebilir ya da arabaya binebiliriz, sabah erken ya da geç kalkabiliriz. Sinirlenip, bağırıp çağırabiliriz, özür dileyebiliriz. Özgür irademizle pek çok şey yapabiliriz, ama güneşin doğmasını önleyemeyiz, fırtınayı durduramayız, bunlar gücümüzü aşar. Seçim hakkımız sınırlı olduğu için özgür irademiz de sınırlıdır. İrademize konulan bir başka sınır daha vardır, o sınır evrimimizde ulaştığımız zihinsel ve ruhsal aşamadır. Yani seçim hakkımız olduğu zaman bile, o an kim ve ne olduğumuz seçimlerimizi sınırlar. Seçimlerimiz dâhilinde geleceğimizi ve kaderimizi etkileyebiliriz.

Kendi geleceğimizi oluşturma kapasitemiz olduğu gibi, tüm insanlık algısının ve total bilincin adına da oluşturma ve değiştirme potansiyelimiz olduğunun farkındalığına ulaşmak ise, varmak zorunda olduğumuz nihai bir sonuçtur. Bu farkındalık, günlük yaşamın içinde sessiz sakin bir köşede durur ve çoğunlukla görmezden geliriz. Bütün adına değiştirme ve yaratma potansiyelini kullanabilmek; belli bir erk gerektirir. Uzanıp almamız ve kullanmamız için bir güce ihtiyacımız vardır. Bu erk bir potansiyel olarak tüm bireylerde mevcut olsa da aktif hale gelmesi için günlük egolardan, algılardan, zevk ve hazlardan özgürleşmiş olmayı gerektirir.
Günlük hayatın kuşatılmışlığında gerçek özgürlüğümüzden uzakta yaşarken, geleceği hissedebilme yeteneğimizin farkında olmamız imkânsızdır. Ancak kuşatılmışlıklardan arınan kusursuz bilinç, gelen zamanı görebilir. Bu kusursuz bilinç, kehanetin başladığı noktadır ve görme eylemini başlatır.
Çok eski bir uygarlığın, Tolteklerin zaman tanımına baktığımızda ilginç bir ifadeyle karşılaşırız:
Zamanın Çarkı
Toltek Şamanları zamanı açıklarken; zamanın sonsuz uzunluk ve genişlikte, içinde düşünce olukları bulanan bir tünel gibi olduğunu söylüyorlardı. Her oluk sonsuzdu ve bu olukların sayısı da sonsuzdu. Canlı varlıklar, yaşam gücü tarafından tek bir oluğun içine bakmaya zorlanıyorlardı. Tek bir oluğun içine bakmak; onun tarafından kapana kısılmak ve o oluğu yaşamak anlamına gelmekteydi. Kişiler esaslı bir disiplin sonucu kararlı dikkatini zamanın çarkına odaklayabilir ve böylece onun dönmesini sağlayabilir. Zamanın çarkını döndürmeyi başarabilen kişiler, herhangi bir oluğun içine bakıp, ondan diledikleri şeyi çekip çıkarabilirler. O oluklardan yalnızca birini içine bakmaya zorlayan büyüleyici güçten bağımsız olmak, kişilerin her iki yöne de bakabilmesi anlamına gelir: onlardan uzaklaşan ya da onlara doğru ilerleyen zamana.

Binlerce yıl öncesinden gelen bu mesaj, yeni teorilerin sözcüsü gibi çok aşina bir tanımlamadır şaşırtıcı biçimde. Biz bilimde inanılmaz yerlere geldik diye övünürken kadim uygarlıkların zaman hakkındaki tanımlamaları bizden çok önlerde görünüyor ne yazık ki. Zaman konusunda Toltek sonrası uygarlıklardan Maya’ların bıraktığı bilgiler çözümlenmeleri gerçekleştikçe şaşırtıyor. Sanırım bir arpa boyu yol gittik hep birlikte…
Zamana kişisel ve bütünsel özgür irademiz çerçevesinde baktığımızda, kehanetin nereye kadar yapılabileceği ve kâhinin neyi gördüğü sorusunun cevabı; sonsuz şimdide, sonsuz olasılıklar olduğu gerçeğinin içindedir. Sonsuz olasılıklar içinden odaklanabildiğimiz ve farkındalığımızı yükseltebildiğimiz koridorların içini görebilir ve yaşayabiliriz. Bireysel ve bütünsel koridorlarımızda deneyimleme olasılıklarımız olduğu yerde duruyor. Onları görebilme ve içine girip yaşayabilme bizim erkimizle ve farkındalığımızla gerçekleşir. Koridorların içinde ve arasında gidip gelebilmek bizim özgür irademizle gerçeklik boyutumuza indirgenir.

Zaman sonsuz şimdidir, geçmiş ya da gelecek yoktur. Geçmişimizi ya da geleceğimizi tayin eden zamanla ilişkimizdir. Geleceği görme dediğimiz şey, fizik dünyanın sınırlarından çıkıp, geleceği gördüğümüz andaki duru görü veya uyum yeteneğidir.
Bu yolla harekete geçirdiğimiz sebebin sonucunu, yani özgür iradenizin neyi yarattığını görürüz. Ancak bu zamanı değil zamanla olan ilişkimizi etkiler. Bu yüzden özgür irademiz her zaman sonsuz şimdide devreye girer.
Bir kâhinin gördüğü kehanetler de; sonsuz olasılıklar içinden kendi odaklanmasının sonucu bilincine indirgeyip bize aynaladığı Vizyon ve Görme’lerdir.
Not: Makalede kullanılan resimleri tümü kâhin ressam İngo Swann’ a aittir… İngo Swann NASA'nın ücretli kahinidir. Gezegenlerin yapıları konusunda söylediği kehanet-görme'ler bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.
Makale www.indigodergisi.com'dan alıntıdır.
- samire ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1644 defa okundu

Sibel Atasoy

az sonra telefon
az sonra telefon çalacağını hissederiz ve telefon çalar, karşıdaki bizi aramayı aklına koymuşsa sezebiliriz, aklına koyduğu an bizim sezme anımızdır, buradan her iki olayın aynı anda gerçekleştiğini düşünebiliriz. Sezgiler geleceği göstermiyor, gibi bir sonucu genelleştirebilir miyiz?
Yarını görebilmek gördüğümüz nesnenin bizimle aynı zamanda ama bir YARIN'lık uzaklıkta olduğunu tasarlayabilir miyiz?
Sezgi
Sezgi anlık olabileceği gibi gelecekten de olabilir... Sezgiler geleceği göstermiyor gibi genelleme yanlış olur kanımca...
s a m i r e
Zaman sonsuz şimdidir
Zaman sonsuz şimdidir demek, yarının da şimdi şu anda bizimle olduğunu ifade eden en güzel sözdür şimdilik:)
s a m i r e
tanımlayabildiğimiz
tanımlayabildiğimiz evrende ışık hızından daha hızlı bir olgu daha var; evrensel çekim... bu çekim zamanı bükebilir mi? ( safça bir soru biliyorum, diğer, konuyla ilgili arkadaşlar da düşünce bildirirse sevinirim.
Çekim ve zaman
Şimdi bu konuda cevap vermek benim için haddini aşmak olur... Işık hızından daha hızlı bir şey daha var o da düşüncedir. Düşünce de ışık hızından daha hızlıdır. Düşüncelerle yaratırız der pek çok bilgelik...
Düşünce nasıl yaratır? Yaratabildiğine göre zamanı bükebilme şansı da vardır bana göre... Kişisel fikirlerim var elbet ama dedim ya haddimi aşmayayım, fizik uzmanlığına girer çekimin zamanı bükebilmesi... Fizikçiler yanıtlasın, ben de bekliyorum...
s a m i r e
çekim
Teoriye göre, hiçbir şey ışık hızını aşamaz,buna çekimi oluşturan(varlığı henüz kanıtlanmasada gravitonlar)dalgada dahildir.
Işık hızı aşılmış? MI?
"Princeton NEC ensitüsünden birkaç araştırmacı bir deney yapmışlar. Kendi sözlerime açıklayayım (kaynak ingilizce). Araştırmacılar bir düzenek kurmuşlar, düzenek bir odacık, odacığın içinde sezyum gazı çok hassas algılayıcılar ve bir foton kaynağı. Işık kaynağı fotonları yolluyor ve fotonlar odacığa doğru ilerliyor (bilinene göre ışık boşlukta en hızlı yayılıri camın içinde misal 2/3 c hızında gider). Ve tahmin edin ne oluyor foton daha odaya girmeden dışarı çıkıyor.
Nedeni şöyle açıklanıyor, ışık odacığa girdiği zaman kendi sınırını aşıyor ve dolayısıyla zamanda ileriye gidiyor. (işin ilginç yanı ışığın odaya girmeden çıkması einsteinin özel görelilik kuramıyla açıklanıyor olmasına rağmen, bu deneyin einsteinin kuramını çürüttüğü iddia ediliyor, ne kadar saçma) Neyse nerde kalmıştık, evet ışık odaya girmeden çıkıyor.
Deneyi yapanlar özellikle bastıra bastıra söylüyor ki spekülasyonlar olmasın "Bu deney kütlesi olmayan fotonları kapsıyor, kütlesi olan cisimlerin ışık hızını aşması ise hala söz konusu değil, dolayısıyla bu deney geleceğe madde, yani bilgi aktarılamayacağı anlamında" Sonuçta bir döngü kurulmuş, tam açıklayıcı olmasa da kuramsal 1->ışık odaya geliyor, 2->ilerlerken kendine ait bilgileri uç kısmında taşıyor 3->fotonun ucu odaya girmeye başladığı anda bilgisi sezyum buharı aracılığı ile odanın diğer ucuna iletiliyor ve 4-> böylece foton tam içeri girerken dışarı çıkmış oluyor 5-> tabii ki kuramsal olmakla birlikte iletilen bilgi nedeni ile odanın diğer ucunda foton oluşurken bir de o sırada içeri girmekte olan fotonu durdurmak için ters istikamette engelleyici bir foton harekete geçiyor. Fizikçiler bilginin nasıl iletilip de girenin tıpkısı bir fotonun diğer uçta oluştuğunu açıklayamıyorlar, anca özellik aktarımı gibi anlamsız bir söz var ortada...
Bazı fizikçiler ise bu durumun yanlış algılandığını iddia ediyorlar. Þöyle ki, içeri giren foton ile çıkan foton aynı değil yani bilgiler aynı değil farklı bir söyleyiş ile foton iletilirken bozuluyor. Bu da geleceğe bilgi iletilemeyeceğinin başka bir göstergesi gibi. Tabii ki bunların hiçbiri kesin değil, kuramsal.
Bu Olayın bilgisayarlarda kullanılması gibi bir fikir atılmış ortaya, o da şöyle ki, bilgisayarlar artık elektrik yerine ışıkla çalışacak ve iletim sezyum gazı aracılığı ile olacak.
(tabii ki bu deneyin geliştirilip kullanlılabileceği bir alan şu an yok, yani fotonların geleceğe gitmesinin yarara dönüştürülebileceği bir alan yok, ama kimse demiyor ki olamaz )"
ALINTIDIR...
Işık hızının aşılması ile zaman arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Işık-zaman teorilerinin daha emeklediğini düşünüyorum. Zamanı aşmak, zamanı kontrol edebilmek, zamanı seyredebilmek (her yöne doğru) konusunda fizik bilimi farklı noktalara gelecek teoriler üretecektir. Dediğim gibi uzmanı değilim konunun ama sınırlandırmaları ve kesinlikleri sevmiyorum...
s a m i r e
Kahin
O zaman şöyle diyebilir miyiz? "Kahin geleceği görmez, geleceği yaratır." Yani Kahin'in görmesi, geleceği oluşturur.
Çekim gücü, ışık hızıyla hareket eder. Daha hızlı değildir. Kütle çekimi, genel görelilik teorisinde açıklandığı gibi, zamanı ve uzayı büker.
Düşünce oluşumu, ışığa göre çok ama çok yavaştır. Düşüncenin, ışık hızından daha hızlı olması ne demektir?
Sahte hikayelere konu olacak, yanlış anlaşılmış bir olay.
xenix
sezyum çalışması
sezyum çalışması medikalfizik.org adresinde de mevcut. bir inceleyip bize geri dönebilir misin xenix, zaman ve değer bulursan...
İnsan geçmişini
İnsan geçmişini bilebildiği oranda geleceği hakkında öngörüde bulunabilir. (Biliyorum klasik ama henüz böyle!) Öngörü kesinlik içermez. Ama yanlış bilmiyorsam "kehanet" savlaması kesinlik içeriyor. Kesinlik içermesiyle bile bilimden uzaklaşmış olmuyor mu?
Dünü bildiğim için yarını bilebilir ve planlayabilirim. İyi de bir ben mi varım bu evrende? Hepsini nasıl bilebilirim? Hem de sizler, bu savları ileri sürenler, Amazonlardaki bir kelebeğin kanatlarının bilmem nerde fırtına yaratabileceğini söylerken ve bu düşünceniz bana da cazip gelirken? İyi de koçum aslanım
kaytan bıyıklım ipek saçlım, ben yarın hakkında plan yaparken dünyanın öbür ucundaki kelebeğin, hangi pozisyonda olduğunu ne tarafa doğru kanat üfleyeceğini nerden bileyim? Bunu bilmeden yarınki piknik planımın kesinliğinden nasıl emin olayım? Tam ben pikniğe giderken kelebek üfürürse fırtınayı? Valla sizin kahinleri de önüne katar gider o fırtına işte... O yüzden yalnızca öngörebilirsiniz. Kehanetinizin kehi (kenarı) keser yolunuzu...
kahinlerin, nedenselliği
kahinlerin, nedenselliği yıkacak bir hızın nedenselliğine ulaşmaları gerekiyor. Gözleyenden çıkıp hızın içine bilinçle girebilecek bir duruma gelebilmeleriyle olasıdır. Şu an kafamdaki tek kurgu budur.
Bu hızda akıl
Bu hızda akıl parçalanır, paramparça olan algılar bütünlüğünden çıkarak bambaşka bir evreni imler, kehanet var diyenlerin parçalanmış algıları ile ancak tanımlayabildikleri simgesel anlatımları ve bizim kehanetteki simgeleri olmuş olaylara uyarlamamız ile kehanet gerçekleşir.
(xenix''in kahin geleceği yaratır tümcesi daha mı mantıklı nedir?)
Geleceği yaratmak
Kahin geleceği yaratır sözü doğru fakat eksik bence... Düşünen herkes yaratır geleceği de, kahinin geleceğe odaklanması belki biraz daha fazla erk taşıdığı için artı bir yaratım meydana getirebilir...
Düşüncenin hızı konusunda sadece kendi düşüncemi ifade ettim ışıktan hızlıdır diye... Bilimsel olmayabilir, kanıtlı olmayabilir. Buna beni götüren düşünce; telepati ve empatinin özelliklerini değerlendirdiğimde oluştu. Doğru da olabilir yanlış ta... Çok hızla gelişen telepatik olaylar var. Adeta zamanı aşıp gerçekleşiyor telepati.
s a m i r e
Bu durumda
Telepatinin doğruluğunu kabul etsek bile, telepati "düşünce ürünü" müdür? veya düşünce midir? diye sormadan geçemiyorum.
xenix
Telepati ve düşünce
Herhangi bir şeye muhalif fikir ifade etmek istersek kelimeleri kullanarak ustaca manevralar yaratabiliriz xenix... Senin de ustaca yaptığın bir eylem bu, zekanı takdir etmemek mümkün değil:)
Telapati= düşünce diye bir tanım var mı sözlerimde? Telepatinin oluş özelliklerine baktığımda diye ifade etmişim. Telepatinin tek başına düşünce olduğunu iddia etmek salaklık olur, özellikle de benim için...:)
Düşüncelerin telepati ile iletişimi için geçen süre diye ayrıntılı bir ekleme yapsam nasıl bir yanıtla ya da soruyla "ustalıklı değilleme" eylemine devam edeceksin gülümseyerek bekliyorum...
s a m i r e
insan yaşamındaki
insan yaşamındaki sınırlı döngü, yinelemeler evreninin farkındalığında herkes kendi boyutunun kahini olabilir. Bütün tekil devinimlerin, döngülerin, yinelemelerin bir ortalaması olmalı, bu ortalama üzerinden +,- sapma ile kehanet üretilebilir, en azından teorik olarak böyle. ( parçada gözlenen bütünü de ifade ediyorsa)
benim sorum; kehanetlerin simgesel dillerle sunulmuş olması, simgesel dille sunuşun anlamı neler olabilir Samire?
(şöyle ya da böyle düşünce egzersizi ile parçalı yanıtları verebilirim, ama seninkiler daha sistemli olacaktır.)
ücretli kahin mi
Makalenin sonundaki not
Not: Makalede kullanılan resimleri tümü kâhin ressam İngo Swann’ a aittir… İngo Swann NASA'nın ücretli kahinidir. Gezegenlerin yapıları konusunda söylediği kehanet-görme'ler bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.
!!
ingo swann denen adam Nasanın "ücretli kahini"ymiş.Nasa kahinlere mi başvuruyormuş,dahası birde ücret ödüyor,yok daha neler.
Bana inandırıcı gelmedi,bu ücretli kahinlik durumu ,olsa olsa bu adam üzerinde deney falan yapıyorlardır,yetilerinin olup olmadığını test ediyorlardır ama Nasa nın bununla ilgisi ne.
İngo Swann ve KİTABI
Bir link ekliyorum...
http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:Gmy6eLvLOv4J:www.parapsikoloji-tr.org/kitaplar/kit2.html+ingo+swann+nasa&cd=5&hl=tr&ct=clnk&gl=tr
s a m i r e
Telepati
Telepatiyi fiziksel (fizyolojik desek daha doğru olur) bir olay olarak kabul edelim. Yani beynimiz tarafından (veya başka bir organ) yayılan enerji dalgaları, bir başka beyin tarafından alınıp yorumlansın.
Dünya içinde iki kişinin durabileceği birbirine en uzak mesafe 20 bin km dir. Işık bu süreyi, 1/15 saniyede alır. Yani yaklaşık 7 salise civarında. Bu da telepatinin veya düşünce hızının hala ışıktan hızlı olabileceği kanısını doğrulamaz.
xenix
Osmanlı'da Müneccimler...
Osmanlı İmparatorluğu'nda müneccimlere büyük önem atfedilirdi. Padişah çok önemli meselelerde müneccime danışmadan karar almazdı. Tayy-i mekan ve tayy-i zaman kavramlarını iyi irdelemenizi tavsiye ederim. Geçmiş-gelecek-şimdi bölünmeleri sadece zamana ve mekana bağlı olan bizler için var. Oysa zaman ve mekan aşıldığında --sonsuz bir şimdi-- den başka bir şey olmayacaktır. Olan-şimdi-olacak olan, hepsi biraradadır. Dolayısıyla ilim sahibi kimselerin geleceği görmesi, bizim geçmişimizi bilmemiz kadar doğal bir hadisedir. Bugün CIA de bile parapsikolojik çalışmalara büyük yatırımlar yapılıp, İstihbarat'ı astral seyahat yöntemiyle alan kişiler yetiştirildiğini hatırlatmak isterim.
Yeni yorum gönder