Soru işaretlerinin güzelliği..
Bu video yaklaşık 2 saatlik bir video. Oldukça da ilginç bir video. İlk bir buçuk saati Ken. Miller'ın anlatımı, son yarım saati ise soru cevaplara ayrılmış. Ancak sadece evrim ve yeni moleküler biyolojik gelişmeler filan değil, beraberinde siyaset, hukuk, inanç, hristiyanlık, islam, akıllı tasarım, bilim ve bilimsel yöntem ve hatta Harun Yahya bile var içinde.
Konuyu değişik yüzleriyle tanımak ve evrim üzerine düşünmek veya eleştirmek isteyenlerin keyifle izleyeceklerini inanıyorum. Bilenler bilir, Ken. Miller zaten yeterince ilginç bir profildir.
İki saatinizi ayırarak soru işaretlerinin güzelliğiyle tanışabileceğinizi düşünüyorum.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1937 defa okundu

Sibel Atasoy

35. dakika
35. dakikadan itibaren Ken. Miller'ın ara form ve indirgenemez komplekslik konularını ele aldığı görülüyor.
Ken. Miller şempanze ve insan genomunun totalde sahip olduğu büyük benzerlik dışında, 48 kromozomdan 46 kromozoma geçişi açıklayabilecek bir kromozom birleşmesinin genom üzerindeki detaylı dizi analizine kadar uzanan çalışma sonuçlarını paylaşıyor ve şöyle diyor daha sonra; " Peki akıllı tasarım bunu nasıl açıklayabilir? Tek bir şekilde, Tasarımcı öyle yapmış işte. Mantık yürütmek yok, sebep yok, iddaaya göre bir tasarımcı varmış ve bu tasarımcı insanın 2 numaralı kromozomunu ortak atanın kromozomlarının birleşmesiyle oluşmuş gibi gözükecek şekilde tasarlamış. Ben katolikim, en geniş anlamıyla teistim, tasarımcıya inanıyorum ama kandırıkçı bir tasarımcıya inanmıyorum. Bizi aldatmak için bunu yapacak bir tasarımcıya inanmam."
Bakalım bizden birileri, Prof. Dr. Adem Tatlı neler söylemiş bu hususta; " Miller, insanın atası olan maymunda 48 kromozom bulunduğunu, insanda ise 46 kromozom bulunduğunu belirtir. Maymundan insana geçişte iki kromozomun mutasyona uğrayarak parçalara ayrıldığını ve diğer kromozomlarla birleştiğini, böylece insanda kromozom sayısının 46 olarak hasıl olduğunu iddiia etmektedir."
(Yani buraya kadar bile çok enteresan aslında, çünkü Prof. Dr. Adem Tatlı Ken. Miller'in paylaştığı çalışma sonuçlarını okuyucuya aktarırken bile tahrifat yapmadan duramıyor, parçalanmış, bölünmüş, sonra başka kromozomlarla geri birleşmiş filan diyor. Ama şimdilik bu detayı geçiyor ve devam ediyoruz.)
"İnsandaki 46 kromozomun maymunun 48 kromozomundan meydana geldiği iddaası, sonsuz ihtimalden bir ihtimaldir" (Bakın yine süper istatistikçiler iş başında, telomer/sentromer yerleşimlerinden tutun da detaylı dizin analizlerine kadar herşey orda duruyor, ama Prof. Dr. Adem Tatlı hala istatistik diyor ve olan üzerinden değil, bilakis olmayan (daha doğrusu kendince olması gereken) üzerinden tırtıklıyor konuyu.)
"Bu konuda çok farklı görüş ve değerlendirmeler ileri sürülebilir. İnsanın doğrudan 46 kromozomdan gelmiş olması da mümkündür. Miller'in bu iddasını doğru kabul etmek peşin hükümlü, ateist bir yaklaşımdır. "
(Ne diyor sayın Tatlı, evet bu ateist bir yaklaşımdır diyor, peşin hükümlü olmaktır diyor. Kime diyor, Ken. Miller'a diyor, Ken. Miller kim, katolik ve tanrının varlığına yürekten inanan bir hücre biyologu. Peki konuyla ilgili olarak sentromer/telomer pozisyonlarına, açığa çıkarılan baz dizinlerine veya dizi analizlerine yönelik bir eleştiri var mı? Yok. Ya ne var, ateistçe bi yaklaşım uyarısı var. Aman ha var.)
Ve devam ediyor Prof. Dr Tatlı; " Kaldı ki canlılarda kromozom sayısı önemli değildir. Esas olan kromozomun mahiyetidir" Çok güzel, sanki bunu bi tek kendisi biliyor. Elbette kromozom sayısı önemli değildir de konuyla ilgisi nedir? Ama insan eline geçirdiği herşeyle bu kadar hoyratça oynarsa bakın ne oluyor, onu da yine Prof. Dr. Tatlı'dan okuyamaya devam edelim;
"Genlerin konrtrol ettiği karakterler önemlidir. Değil kromozom sayısının aynı olması, bir genin bile farklı olması canlılar arasında büyük farklılıklar hasıl etmektedir. Bazen genetik yapıdaki çok küçük bir farklılık, o canlının yapısını tamamen değiştirmektedir. (VAY CANINA:) Ayrıca tüm bunlar bir plan ve program olmadığı anlamına gelmez, akıllı tasarım teorisinin esprisi, herşeyin belirli bir plana ve gayeye göre tasarlanıp yapıldığı ve mutlaka bunu planlayıp yapan birinin olduğudur."
Ken. Miller'ın bakteri kamçısı, pıhtılaşma ve bağışıklık sistemi gibi indirgenemez komplekslikte oldukları iddaa edilen yapıların aslında hiç de indirgenemez filan olmadıklarını gösteren çalışma sonuçlarını paylaşmasından sonra bu da iyi bir kıvırış tabi. Cem Yılmaz sahne almadı efendim, Prof. Dr. Adem Tatlı'yı izlediniz.
Prof. Dr. Adem Tatlı
Prof. Dr. Adem Tatlı'dan bir yorum daha;
bakın bu da güzelmiş, domuz eti mevzusu inceleniyor ve şöyle diyor Sn. Tatlı; "İMTİHANIN GEREĞİ Bir şeyin helal veya haram olması, Allah'ın emrine tabidir. Allah bir şeye "helal" derse helal, "haram" derse haram olur. Yani din bir imtihandır, insanlara yapılan bir tekliftir. Cenab-ı Hak, cennete layık bir duruma getirmek için, insanları imtihana tabi tutuyor. Bu sebeple, bazı emir ve yasaklar koymuştur. Esas olan da bu emir ve yasaklara uymaktır. Bu prensiplerin gerek insanin şahsi hayatına, gerekse cemiyet hayatına pek çok faydaları vardır. Dolayısıyla bunlar, emir ve yasağa daha şuurlu olarak riayet etmemizi sağlıyor. Dinimizin yasakladığı hususlardan birisi de, domuz etidir. Bu yasaklamanın, pek cok hikmeti vardir. Biz, burada sadece birkaçına işaret etmeğe calışacağız."
Tabi tonla şey sıralanıyor sonra, toksik maddeler, yağlar, kükürt, kanserojenler, enfeksiyöz ajanlar, trşinellozis falan filan derken sanırsın ki tıbbi atık benzeri bir üründen bahsediliyor. E ilginç tabi, bizde kişi başı yıllık et tüketimi Avrupa ülkelerinin yanılmıyorsam yüzde otuzu çıvarında (6 kg' a karşı 20 kg diye okuduğumu hatırlıyorum) ve Avrupalıların tükettiği yıllık etin nerdeyse tamamına yakını domuz eti. Şu halde tüm bu avrupalıların salgından, parazitten, kanserden ve bilimum hastalıktan kırılıp dökülüyor olmaları gerekmez mi?
Aman efendim asıl fikir o değil elbette, bakın ne diyor Prof. Dr.Adem Tatlı en sonunda; "HELALLER IHTIYACA YETER, Yüce Rabbimiz, istifademiz icin pek cok gida yaratmistir. Bunun yaninda, bazi zararli seylerin yenip icilmesini yasaklamistir. Cünki O, sonsuz sefkat ve merhamet sahibidir. Kullarina, tasiyamayacaklari yükleri vermez. Emir ve yasaklari, insanlarin rahatlikla altindan kalkabilecekleri seylerdir. Acaba insan icki icmeyince, domuz eti yemeyince ne kaybeder?"
Tesadüf mü acaba, orda evrim burda domuz eti?
Bilimsel verileri, labaratuvar sonuçlarını ve istatistikleri arsızca tahrif etmekten çekinmeyen bu tiplerin birer "paranoyak" olduklarını düşünüyorum. Evet, bu bir paranoya olmalı. Çıldırmamak elde değil. Ve yazının altında şöyle bir misafir mesajı çarpıyor göze; " zaten benim bildiğim kadarıylada kuran-ı kerimdeki hiç bişi yasak öylesine diil hepsini çok mantıklı açıklamaları var "
Toplu paranoya. Siz bu evrenin mutantlarısınız.
Bakınız bu da Kaplan Hoca,
Bakınız bu da Kaplan Hoca, o da bilim adamlarına ders veriyor, bilimin ne olup ne olmadığını ve hakikatleri açıklıyor.
1:54: (Bir profesör, bir öğretmen sınıfa girdiği zaman selamla başlayacaktır. Besmeleyle derse girecektir. Bismillahirrahmanirrahim diyecektir..Ve çocuklara diyecektir ki, ben ilim hayatımda şuna şahit oldum ki allah vardır ve birdir, eşi ve benzeri yoktur.Bunu böyle bileceksiniz..bu girişle derse girecektir..ilim adamının ilk görevi ve mübeyyiz vasfı budur. Eğer allahın varlığını reddediyorsa o ilim adamı değildir, sayılamaz..cahildir..cahil cüheyladan birisidir..)
4:50: (Dedim ki, kızım sana bu sözleri söyleyen (Evrimden bahsediyor) profesörleriniz halt etmiştir..halt etmiştir.. bu bi ilim değildir..Darwin bunu bir fikir olarak, bir nazariye olarak, bir teori olarak ortaya atmıştır, fakat ispat edememiştir, dünyanın diğer ilim adamları bunu reddetmiştir..Senin hocan ya islamı bilmiyor, kuranı bilmiyor, ilmin ne demek olduğunu bilmiyor, ya da bilmek istemiyor.. )
5:40: (Maalesef bu nesil, 70 sene içerisinde şu nesil, eğer dininden imanından, edebinden hayasından mahrum kalmışsa, işte bu profesörlerin, bu doçentlerin, bu ilim adamı geçinen insanların bu işte büyük tesirleri, büyük kabahatleri ve haltları olmuştur. Artık bunlara meydan vermeyeceğiz. Zira bunların kıblesi kabe değildir..Bize öyle ilim adamları, öyle profesörler, öyle hocalar lazım ki, bunların kıbleleri sadece kabe olsun. İşte bunu yetiştirmek de size düşüyor.)
Tamamını merak edenler ve karanlığı görmek isteyenler aşağıdaki videoyu izleyebilirler..
bu da çantacı necmi imiş...
İnsan zekası nelere kadir, inanması güç..
04:10 : part I- contacının evrimi
yoksaaa..çocuklar.. bu görmüş olduğunuzz buğday var ya..evet hocam? yazın; ..zamanla.. evrimleşerek..bize ekmek olarak..dönüşerek..genleşerek..evrimleşerek..ekmek olarak gelecek desek.. kim inanır buna? afedersin eşek bile inanmaz..işte bunu iddia edenler de eşşoğleşşektir..bu eşşoğeşşeği demesem var ya, tam olmuyo.. paso, tam sonuna kadar oturuyo, hiç su kaçırmaz.
05:17 : part II- biyofelsefik aydınlanma
kavunu suratına sürsen tat almaz, ağzına koysan tat alır..eğer allah ağzımızın içini yanağımız gibi yapsaydı bi kıymeti var mıdı? ..çiçeği burnuna götürsen koku alıyo, kulağına götürsen almaz..telefonu kulağına götürecen, çiçeği burnuna...yoksa telefonu burnuna götür, alo ses gelmiyor, gelmez... aouuu, alkışlıyolar filan..şimdi bazısı kaçıp gidiyo..yaahuu diyo, birisi gelmiş orada acayip şeyler anlatıyo..ne anlatıyo, yaa acayip ya..yok ağzına götürürsen kavunu tat alır suratına sürersen tat almaz, burası da etmiş burası da etmiş..ulan tabi ya diyo, nerde anlatıyo? bi kişi gidiyo onbeş kişi geliyo böyle.. saatlerce orda böyle sohbete devam ediyorduk.
06:07 :part III- ve Kurt Göddel hidayete erdi
tabi bozuklar da vardı..kalkıyo birisi.. hocam bişey sorabilir miyim? sor tabi.. biraz değişik olacak ama.. sor kardeşim, sor soruyu al cevabı.. hocam allah kendinden büyük taş yaratabilir mi? soruya bak, zındık ya.. (cevap; arkadaşlar , kardeşimiz çok enteresesan bir soru sordu, herkes böyle soru soramaz, bir insanın kültürü sorusundan belli olur, ben kardeşimize cevap vermeden önce, -cevap falan vermeyeceğim aslında da-, size soruyorum, böyle bir taşa ihtiyaç var mı? heryer dağ taş dolu, biri parmak kaldırıyor, hocam diyor, öyle bir taş olsa bize yer kalmaz, taş altında kalırız, ne ekim alanı kalır, ne yerleşim alanı kalır.. kardeş diyorum, böyle bir taşa ihtiyaç yokmuş, çok tehlikeliymiş, cenabı allah hakimdir, abes iş yapmaz, böyle bir taş yaratmak abes olduğundan, rabbimiz abesten münezzehtir.
10:08 :part IV -Helalinden nasal anatomik süperpozisyonlar
ya mesela..lütfen dedim burnuna bir yer bul..ben burasını beğenmiyorum, al eline ara..nereye koysam acaba? burası olmaz..buraya koysam olmaz...arkana koysan olmaz..dedim bak kardeş, sakin böyle bir şey yapmaya kalkma, burnun elinde kalır, yer bulamazsın dedim, allah dedim en güzel yere koymuş, ona dedim kanaat getir... kart vermiş sonra abisine, ya nolur hocam bizim büroya gelsin.. o gelsin bizim büroya, bizim büro daha büyük.
yorum
Ve bu da bir okuyucu yorumu..
"Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği" isimli kitabın http://kitap.antoloji.com/harun-yahya-safsatasi-ve-evrim-gercegi-kitabi/ adresindeki tanıtım sayfasında şöyle yazmış sinay2006 nikli şahıs;
"..Harun Yahya'yı ve bir çok eserini okudum.O'nun kitaplarında anlatılanlar, yüce kitabımız Kuran-ı Kerim'den örnekler, sahih hadisler içermektedir.Kişisel düşünceler tabiki kabul görmeyebilir ama Allah katında dinin İslam olduğu gerçeğine dayanarak Allah'ın kitabından alınan bilgiler nasıl yok sayılabilir anlayabilmiş değilim. Diyebilirsiniz:' Onu okudun, bu kitabı okumadan önyargılı davranıyorsun.'Haklı olabilirsiniz, ama bilinen de bir gerçek var ki, evrendeki bütün bilgiler yanlış olsa dahi, gerçek olan bir şey var ki; Allah'ın kitabı Kuran gerçeğin ta kendisidir."
Not: Böyle bir mesaj karşısında, hele de şu son cümleyi okuduktan sonra... yani bilinen birşey var ki.. evrendeki bütün bilgiler yanlış olsa dahi.. gerçek olan birşey var ki.. allahın kitabı kuran gerçeğin ta kendisidir..
Söyleyebileceğim tek şey; sanrısal bozukluk çığ gibi büyüyor. Evet, bu da benim yorumum.
Ispanak
İnternette gezinirken bende Çantacı Necmi'nin bir kaç videosunu izlemiştim.Öyle sanıyorum ki; kendisi akademisyen falan değil.Meselelere espirili ve mizahi bir yaklaşımı olup videoları sohbet içerikli.
Aklımda kaldığı ve onarıp derleyip toparlayabildiğim kadarıyla bir sohbetini paylaşmak istiyorum.
-Okul bahçesinde haşir konusunu anlatıyorduk.
Ordan birisi çıktı dedi ki;
-Ben öldükten sonra dirilmeye inanmıyorum.
-(...)
-Ben ölünce vücudum moleküllerine,atomlarına, protonlarına, vs... ayrılıp toprağa karışacak. Sonra toprağın üzerinde otlar yetişecek ve atomlarım ota geçecek. Sonra bir koyun gelip o otu yiyecek ve ottanda koyuna geçecek ve atomlarım oraya buraya dağalacak.
Çantacı Necmi:
-(Çocuk haklı)
-Evladım senin adın ne?
-Åžinasi.
-Şinasicim sen kaç yaşıdasın?
-25.
-Peki Şinasi sen 26 yıl önce neydin?
-(?!) 26 yıl önce.. yoktum.
-Hayır Şinasicim, sen 26 yıl önce ıspanaktın.
-(...)
-Senin annen sana hamileyken ıspanak yemişti ve ıspanağın atomları sana geçti.Sonra yedi Almanya'dan gelen çikolatayı, içti Amerika'dan gelen nescafeyi ve onların atomundan senin vücudun meydana geldi.
-Şimdi Şinasicim, sana bir şey soracağım. Birşeyi ilk kez yapmak mı zordur yoksa ikinci kez yapmak mı?
-İlk kez yapmak. Çünkü; ilk kez yaparken plan proje tam oturmamıştır,deneyim azdır....vb.
-Haa... İşte senin vücunun parçalarını ıspanaktan, Almanya'dan gelen çikolatadan, Amerika'dan gelen nescafeden bir araya getiren Allah ikinci kez yaratmasında daha kolay bir araya getirecek.
-Hmm... Galiba ben şimdi biraz inanmaya başlıyorum. Ben bunu daha önce bir hocaya söylemiştim de bana "kafir" demişti.
Sohbettekilerin yanında Çantacı Necmi şöyle bir yorumda bulunuyor. (Dikkatinizi çekerim genci değil hocayı eleştiriyor.)
-Eee sen ona "kafir" dersen; o da sana "yobaz" diyecektir.
Aydınlık dünyanın
Aydınlık dünyanın yılmaz savaşcısı çantacı Necmi adına !
kağıttan karınca olsam smaç yaparım şaquiloniyıla
basket faul olmazsa şut bile atmam imanıma
sokarım contayı eşoğleşek makamında
ah bu bahar kalamışta gölgelerin gücü adına
bak sen ÅŸu yobaza, bak sen ÅŸu yobaza.
Bu çantacının
Bu çantacının bütün yazıları kendi kendilerine yazdıkları (kendin pişir kendin ye) yazılardır. Ben bir ateistle oturup sohbet edebileceğini sanmıyorum. Hikaye olduğu nereden belli? Şu sözde ateist söylemine bakın.
Bunların gerçek olduğuna inananlar var (yani gerçekten böyle bir sohbet geçtiğine) onlar bana çantacının kendisinden daha komik geliyor.
xenix
zındık'ın karşılığı
zındık'ın karşılığı aptal ateist oluyor zaten. (ya da ateistin aptalı, hatta sadece aptal veya hebelek bile denilebilir kanaatimce) hani anlatıyor ya bi mütahhit varmış, demiş ki; "allah burnumu yaratırken bana mı sordu kardeşim".. komik mi? değil. gerçekçi mi? değil. nedir peki? belli değil.
kseniks haklı, kağıttan karınca olsam smaç yaparım şakiyıloniyıla, o denli yani:))
Ispanakçı Zülkarneyn ve Sucuklu Yumurta
Forumunuzdaki "Ispanak" sohbetine, Zülkarneyn cenahından talep war. Ispanakları fazla kurcalamayın, demir kütleleri herdaim bana lazım diyor. Hawa'nın oksijen atomlarını emzirip, akciğeri KÖRÜK gibi şişireceğim, fasulyeden süzdürdüğüm bakırla birleştirip kalbinizin elektromanyetik alanını regüle edeceğim, suyu kazanda ısıtacağım; ha bir de düşünce replikleri için protein üreteceğim, diyorrr (herhalde özellikle beyincik ve anüs koordinatları yer değiştirenler için demiş olabilir).
Diyeceğim o ki, Siz-Siz olun; Zülkarneyn'in Ispanağını fazla kurcalamayın, sonra bakarsınız altından Temel Reis çıkabilir. Yani ayol kurcalayacak başka şey mi kalmadıki? (soru işaretinin güzelleğine war mı yan bakan?)
Mesela "bekaret kemeri" war ama, ihtiyari bile değil; haliyle yumurtacı kızlarımız soruyor mecburiyetçi bakana: "türban dayatması neyi örtüyorrr?" Sucuklu Yumurtaları mı Egemen Bağış sağlağı??
( Äž - Q )
timsahördeği zihin açar
Bunlar daha güzel
Bölüm 1
Bölüm 2
Bölüm 3
Bölüm 4
Bölüm 5
Bölüm 6
Bölüm 7
Bölüm 8
Bölüm 9
Bölüm 10
xenix
Süngercan için
Süngercan için güncelleyelim:)
Videoyu izledim gamaro,
Videoyu izledim gamaro, dediğin gibi çok güzel, çok beğendim. Adam söylenmesi gerekenleri bir bir anlatmış. Katolik olması da ilginçmiş, helal olsun, ne diyeyim.
Şempanze ve insanın kromozom sayılarının farklılığıyla ilgili güncel bir başlık var. Ben bu konuda bir iki cümle yazmak istiyorum. Miller videoda meseleyi anlaşılır şekilde anlatmış. Birkaç ekleme yapabilirim..
İnsan ve şempanze genomu çarpıcı şekilde benzerdir. Şempanze ve hatta goril, orangutan ile insan genomu benzerliğiyle ilgili iki araştırma buldum. Burada paylaşacaktım fakat makalelerin full textine ulaşamadım. Çeşitli kütüphanelere üyelik gerekiyor. Neyse benzerlikler yaratılışçı şarlatanların umrunda değil zaten, farklılıklara gelelim. Nokta mutasyonları geçiyorum çünkü bu tür ayrımlar bireyler arasında bile olur. Kaldı ki bu mutasyonlar moleküler saat tekniğiyle yapılan araştırmalarda farklı türlerin yakınlığını ölçemkte de kullanılır. Yani bir diğer deyişle gene türlerin benzerliğine işaret ederler.
Bunun haricindeki farklar, çoğunlukla kromozomal inversiyonlardır. Bu inversiyonlardan bir tanesi insan 5. kromozomunda varmış örneğin. Ve bazı translokasyonlardır. Neyseki yaratılışçılar bu kadar biligli değiller de bu inversiyonlara falan pek takılmıyorlar. Gelelim en bilinen farka; insanlarda 2n = 46(23 çift) şempanze(ve bonobo) goril ve orangutanlarda ise 2n = 48(24 çift) kromozom vardır. Şempanze kormozomlarından ikisi uc uca birleşmiş ve insanların kromozom 2'sini oluşturmuş. Buna dair kanıtlardan videoda Miller bahsetmiş, geçiyorum. Bu birleşme sırasında hiçbir gen kaybolmamıştır. Zaten kromozom uçları anlamsız DNA dizileri olan telomerlerden oluşmaktadır.
Şimdi tabii akıllara şu soru geliyor ister istemez: 23 çift kromozomlu ilk insan nasıl üremeyi başardı? Bize öyle öğretildiya; Atla eşeğin kromozom sayıları farklı olduğu için bunların çiftleşmesiyle doğan katır kısır oluyordu. Ama bu aslında her zaman böyle değil. Örneğin evcil atlarla Moğol vahşi atları: bu iki türün kromozom sayıları sırasıyla 64 ve 66'dır. Moğol vahşi atı, evcil atların yaşayan tek vahşi atasıdır, diğer türlerin nesli tükenmiştir. her neyse bu iki türün çiftleşmesiyle doğan yavrular sağlıklıdırlar ve ayrıca kısır da değiller, üreyebiliyorlar. Ayrıca bu tek örnek de değil. Aşağıda ev fareleriyle bu konuda yapılmış bir araştırmanın tam metnini paylaştım. İlgilenenler inceleyebilir.
Tabii bu bilgilerden sonra bu sefer benim aklıma bir soru geliyor ..ister istemez. Bu kromozom 2'nin ortasında körelmiş telomer dizilerinin ne işi var? Gene kromozom 2 üzerinde körelmiş bir ikinci sentromerin ne işi var? Bu sorular da tersinimci şarlatanların cevaplaması gereken sorular. Ama yazdıklarına bakılırsa daha haploid, diploid nedir bilmeyen bu tipler, bu soruları nasıl anlayacaklar da cevap verecekler bilmiyorum.
İkinci linkte ise kromozom 2'nin kökeniyle ilgili (sanırım) yapılmış ilk araştırmanın tam metni var. Makale PNAS'ta yayınlanmış, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'nin dergisi.
Miller'ın dediği gibi yaratılışçı şarlatanlar istiyorlar ki savları tüm bilimsel aşamaları atlayıp hemen teori olarak kabul görsün. Yok öyle bir şey Hüdai.
-----------------------------------------------------------------
http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1460399/
http://www.pnas.org/content/88/20/9051
Michael Behe bile imana
Michael Behe bile imana geldi yahu, Yaşar Nuri'nin de dediği gibi; diyalektikten kaçış yok, muhahahaha:)
Evet Kaptan, haklısın, sen de çok güzel özetlemişsin eline sağlık. Sahiden di mi, kromozom 2'nin ortasında körelmiş telomer dizilerinin işi ne, körelmiş sentromelerin işi ne?
Ama Miller onu da cevaplamış videoda, hatırlamakta fayda var: "Peki akıllı tasarım bunu nasıl açıklayabilir? Tek bir şekilde, Tasarımcı öyle yapmış işte.. Mantık yürütmek yok, sebep yok, iddaaya göre bir tasarımcı varmış ve bu tasarımcı insanın 2 numaralı kromozomunu ortak atanın kromozomlarının birleşmesiyle oluşmuş gibi gözükecek şekilde tasarlamış."
Evet evet, tanrı insanın 2. kromozomunu bir başka hayvanın iki kromozomunun kafa kafaya birleşmesiyle oluşmuş gibi gözükecek şekilde tasarlamış ki, bi yandan tam ve kusursuz yarattım diye imana getireyim öte yandan daha bi mikeyim beyinlerini. E ipnelik parayla değil tabi:))
Terso hüdaiye sorsan ne diyecek peki?
O da diyecek ki, Adem'le Havva 48 likti, sonra tersinip 46 oldular, 69'a kadar da yolu var, muhahahahaha:))
Bu arada, Mogol atlarıyla ilgili olarak ben de bir makale okumuştum zamanında. Evet, 64 ve 66 kromozomlu oldukları halde çiftleşip döl verebiliyorlar. Yani kromozom sayısı tek başına bir kriter değil üreyebilmek için. Ama hatırladığım kadarıyla bir başka detay vardı çalışmada (umarım başka bir türle karıştırmıyorumdur) son bir kaç yüzyıl içinde coğrafi olarak birbirlerinden izole olma yoluna girdiklerinden, herbir tür farklı ve birbirinden bağımsız bir genetik sürüklenmeye uğramaya başlamış. Yakın gelecekte bu farklılıkların kümülatif olarak kritik bir düzeye ulaşacağı ve bu iki türün artık döl veremeyecek hale geleceği konu ediliyordu.
Eeee, tersiniyolar işte canıııım, bunda ne var filan, falan folin fulin:))
Ben bu süngerci tayfayla
Ben bu süngerci tayfayla ilgili olarak ayrı bi başlık açıcam zaten.
Ana soru da şu olacak: Tanrının bilimle uğraşan müminciklerinden beklentisi nedir? (kendine ulaşma yolunda ve bilim adına)
Bu zibidiler daha neyle uğraştıklarının, karşılarına neyi aldıklarının farkında bile değiller ya... Biz yine de masaya yatıralım mutfakta:))
Demek allem ediyosun, kallem ediyosun, yedi yılda 77 üniversite biritip uzay-bilimden jeolojiye, moleküler biyolojiden kimyaya eser üzerine eser* yazıyorsun, amma bi türülü bulamıyorsun ki insan ve diğer canlılar nasıl ortaya çıkmışlar da nasıl çeşitlenmişler sonra...
Sonuç?
Mevcut döngü içinde bu mümkün değil. (fetva edilen sonuç bu)
Peki o halde ne lazım?
Müdahale lazım.
Müdahale derken?
İşte özetlemek gerekirse; doğal kanun ve süreçlerin askıya alınması.
Demek ki tanrının bilimle uğraşan müminciğinden beklentisi bu.
Ve bilimin iÅŸlevi de bu.
Bilimdar müminin yardır allah yardırması, ama nihayetinde bu işin doğal süreç ve zemin içinde olamayacağını ortaya koyması. (veya koydurması:)
Yani "nasıl oldu" sorusunun değil de, nasıl "olamaz" sorusunun peşinde koşması.
:))
Cevaplamazlar ama, benim bu götoşlara sorduğum bir şey var hala;
İnsanla maymun benzer canlılardır değil mi? (Hüdai de demişti zamanında bunu)
E iÅŸte niye benzerler, sorduÄŸumuz ÅŸey de bu.
Sahi niye benzerler yahu? :)
"Terso hüdaiye sorsan ne
:). Bu moğol vahşi atlarıyla ilgili örnekten sonra. Bana kalırsa Adem'le Havva'dan biri aslında maymunmuş, öyle gibi duruyor.
Bu moğol yaban atları evcilleştirilmiş atların gerçek atası değilmiş zaten. Tarpan'mıydı neydi buna benzer bir ismi olan bşaka bir at türüymüş. Moğol yaban atları bu iki türden daha eski bir dönemde ayrılmış bir türmüş. Tarpan(ya da ismi her neyse) ise nesli tükenmiş bir türmüş. Dediklerin doğru olabilir yani, birbirlerini artık dölleyemeyecekleri vakitler yakın olabilir.
48 olabilir belküm ama
48 olabilir belküm ama hayatta maymun olamaaazz.
Nayır nayır nolamaz!
Böyle bişi sanırım:)
not: sanırım aynı çalışmadan bahsediyoruz kaptan. Nerde okuduğumu hatırlamıyorum, makale dosyalarımı kurcalamam lazım. Aman canım, ne de olsa ben de dedem gibi faydalı bir fiksasyon yapıyorum:))
Ayrıca cevaplar mısınız
Ayrıca cevaplar mısınız gerçekten, canlıların varedilmesi sırasında fizik kimya kanunları askıya mı alındı, alınması mı gerekti? Ve birde, nasıl varedildiler gerçekten, bir anda saniyelik bir olay mı, açıklar mısınız lütfen?
Yeni yorum gönder