Kaygı Nasıl Yok Edilir?
Kaygıyı yaşamak ne zor. Kurtulmak daha da zor. Herşeyi kafaya takıp kendini mutsuz etmekten nasıl kurtulunur?
Hatalar tecrübelerin toplamı demiş bir düşünür de, bu tecrübeleri kullanabilmek için ne yapmalı?
Birilerine ihtiyaç duymak hastalık mıdır? İstenmediğini hissetmekden kaynaklı acı nasıl geçer?
Bu yazılanlar konusunda fikirlerinize ihtiyaç duyuyorum "Sonsuz Us" gezegeni. Gerçekten...



Sibel Atasoy

butonunun üstüne gelerek yapmak istediğiniz işlemi seçiniz. Paylaşmak için sitemize üye olmanız gerekmez.
Kaygı ve düşünce
Kaygıyı üreten korkular ve düşüncelerdir. Aslında bu korkular bize çocukluktan itibaren aşılanıyor ve bunlarla bir sahte benlik duygusu (ego) yaratılıyor. Daha sonra bu benlik duygusu tetiklenen korkulardan kaygı üretiyor.
Mesela büyük metropollerde hiç kimse açlıktan ölmezken, herkeste aç kalma korkusu vardır. İşte bu yaratılan sahte bir korkudur ve kaygıya dönüşmüştür.
Uzak doğuda, kaygıları yenmenin en derin yöntemi zihni kilitlemek üzerinedir. Zihin kilitlendiğinde kendine odaklanması biter ve algı dünyanız açılır. Bu kaygıyı anında bitirir. Fakat tekrar kendinize odaklandığınızda kaygılarınız yerine gelebilir. Bu sefer farkedersiniz ki, o kaygı dediğiniz şey zihninizin berrak olmayıp kendine ve korkularına odaklandığında ortaya çıkıyor.
Birilerine ihtiyaç duymak bağımlılık derecesindeyse hastalıktır elbette.
saron teşekkür ederim
saron teşekkür ederim açıklayıcı bilginiz için. aslında biliyorum kaygının korku ve düşünceden ibaret olduğunu ve bunu yok etmenin formülü de insanın kendinde olduğunu lakin başaramıyorum. düşünmememk istiyorum hatırlamamak unutmak o zaman daha rahat hissediyorum da nasıl başarabilirim onu bulamıyorum.
"Birilerine ihtiyaç duymak
Cevap 1--> İhtiyaç duyulduğunda birini bulamamak ciddi bir hastalığa işarettir bence.
Cevpa 2--> İstemeyeni ısrarla istemek çözümsüz bir sancı. Beklemeli geçsin, isteyeni bulmalı geçsin, daha da önemisi soğukkanlı bir sorgulama yapılabilsin.
Duygu böyle ama. Şımarık I.Q Mütevazi E.Q.
Ama bu toplum ve düzen I.Q takıntılı neylersin:)
yabancı beklemeli geçsin.
yabancı
beklemeli geçsin. soğukkanlı bir sorgulama yapılsın...
"Duygu böyle ama. Şımarık I.Q Mütevazi E.Q.
Ama bu toplum ve düzen I.Q takıntılı neylersin:)"
bu tespitlere bayıldım =)
Yanlış demiş
Artık kim demişse,
Bence "Tecrübe, hataların toplamıdır" olabilir.
xenix
ayyyy xenix düşünür
ayyyy xenix düşünür senin gibi demiş, ben yalnış yazmışım tabiki herzamanki gibi dikkatsizliğimden :(
aferdersiniz :(
uyardığın için teşekkür ederim.
peki daha somutlaştırırsak;
Akşam saat 5.00'a dek ödemesi gereken çeki için gerekli paranın dörtte birine bile sahip olmayan iş adamının, çekinin yazılmasından duyduğu korku ve kaygıyı nasıl bertaraf edebiliriz?
Toruk akşama çekin mi var?
Toruk akşama çekin mi var? Doğru söyle:) Bu arada çekler saat ikide takasa gider haberin olsun:)
toruk hiç bir zaman çek
toruk hiç bir zaman çek defterine sahip olmadığım için bu soruyu geçiyorum=)
diğer soruyu alayım ben=)
Çekim var, para
Çekim var, para isteyeceğim de yolunu yapıyorum. :) Şu sıralar yok çekim falan da o psikolojiyi iyi bilirim. Diğer bütün korkulardan farklıdır. En büyüğü demiyorum ama en farklısı olmalı. Herhalde hiç bir filozofun çeki yazılmadığından bununla alakalı bir söz söyleyen çıkmamıştır...
ben hemen usuma gelenleri
ben hemen usuma gelenleri çek edeyim:)
çek çektirir
çek allah çektirmesin
çektir git şurdan
çeki olan çeker
çeki olmayan çekmez
...
içimden geldiği gibi
içimden geldiği gibi yaşamak istiyorum. başkasının koyduğu kuralları sevmiyorum. başkasına uygun olan bana uygun olmayınca daralıyorum bunalıyorum. kuralları sevmiyorum ama insanları seviyorum=)
onlarda beni sevse ve beni üzmese:( işte o zaman kaygım olmayacak sorunum olmayacak ...
hey
ya rabbim...
Kaygılarından kurtulma
Kaygılarından kurtulma ihtimalinizin düşük olduğunu görüyorum, böyle bakmaya devam ettiğiniz müddetçe. Neden dersen, beklenti olduğu müddetçe kaygı ve mutsuzluklar senle yanyana olmaya devam eder. Severken bile, onlarda beni sevsin üzmesin demek, tam anlamıyla beklentidir ve de tehlikeli beklentiler, kaygıları ve mutsuzluk hallerini arttırıcı. Bu yüzden hayata Beklentisiz bakabilirse insan, en önemli adımlardan birini atmış olur.
Bundan önceki adım ise; insanın yaşadıklarını, yazgısını kabul etmesidir. Hayatta hepimiz zor anlarla karşılaşırız, ama daha kötüleride iyileri de vardır her zaman. Mutsuzluk nedeni çıkaramayız sadece bizim başımıza gelmemiştir bu, tamamen yazgıyla ilgili. Ayrıca her yaşadığımız anın üstesinden gelebildiğimiz de kendimizi yeniden var ederiz, bir adım atarız, yaşamımıza sahip çıkmayı ve kabullenmeyi başarırsak. Bu demektir ki biz çok şanslıyız.
Mesela kendinize yeni bir format atın. Ben, ailem, işim, çocuklarım, benden beklenenler vs... formatıyla bakmak yerine, farklı bir pencere açın, görüntül ve olayları sanki bir gözlemci gibi izlemeyi deneyin. O zaman çok farklı görüp, çok farklı yorumlayabilirsiniz, birçokşeyi. O zaman hem yansız, hem beklentisiz, hem de ego olmadan; bakabilir ve hayata gülümseyebilirsiniz.
Tasasız günler diliyorum, hepimiz adına:)
yazgı yazgı yazgı???
yazgı yazgı yazgı???
nasıl bir yazgı bu ki bir çok insana iyi yazılmış ama bana iyi değil??? ben ne yapmış olabilirim ki bu yazgıta bana kötü davranıyor? olmaz yazgının işi değil bu sanki. başka bişi var=)
Olan her şey olur, ama biz
Olan her şey olur, ama biz istediğimiz gibi görürüz, buda bakış açımız algımız la doğru orantılı. Ben seviniyorum ki o kötü dediğim olaylardan yaşadım epey, ne mutlu bana. Düşünsene her zorlukta sana yeniden doğma yaratma fırsatı veriliyor, görmen sağlanıyor. Çoğu insan yaşamında acaba demeden yaşayıp gidiyor ve mutlu, ve herşey yolunda. Sen bu yaşamların içine kendini koyabiliyormusun, ne görüyorsun. EN azından sorguladığın için, farklısın. Ayrıca çözüm gücüne sahip olmasaydın, seni bulmazdı, demek ki o güç var sende.
evet sanırım var.
evet sanırım var. düşmenin en güzel tarafı tekrar kalkabilmek ve o keyifi yaşamak sanırım=) teşekkür ederim çokkkçaaaa...
Kaygı
Bilinçin, bilinçaltına verdiği bir emirdir.
Sadece ve sadece, bilinçin verdiği emiri, geri alması ile ortadan kalkar.
Bu da, düşüncenin gücünde yatar.
Demek ki,
Olumlu düşünerek, her türlü kaygılardan kurtulma imkanımız vardır.
Deneyin görün;)
deneniyorum işte kaççç
deneniyorum işte kaççç gündür... başarıcam umarım. bir hafta öncesinden daha iyi olduğuma göre demekki işe yarıyor =))
Creative, ilk mesajının
Creative, ilk mesajının ilk paragrafına katılıyorum. İkinci paragrafında yazgı ile ilgili söylediklerine katılmam mümkün değil. Bu konuda bugün gözüme çarpan bir paylaşıma katıldım. Aktarayım...
"Bazılarınızın geleceğinde hiçbir şey yok.
Planlamaya korkuyorsunuz… geleceği yaratmaya korkuyorsunuz diyeyim.
Yanlış bir... şey olacağından korkuyor, bu nedenle de oraya
hiçbir şey yerleştirmiyorsunuz. Peki (bu durumda) size ne olur? Eh,
gerçekten de yazgının ve diğer herkesin geçici isteklerinin hedefi
...olursunuz. ...Geleceğ...inizi kendiniz yaratmadıysanız, sizin
adınıza başkaları tarafından yaratılır. Bazılarınız bundan oldukça
hoşnut. Böylece, kendi hakkına sahip çıkan bir yaratıcı olmak
yerine, geleceğinizle ilgili başkalarını suçlayabilirsiniz...." Adamus
Ölüm bilinci bir sanattır
Aslında çok farklı değil bakışımız, sadece gelecek planları dememek daha doğru, her ana son an gibi bakarak yaşamak, her an yaratmayı
her an gülebilmeyi, zor dediğimiz anların hiç de bu kadar zor olmadığını görmemize yardımcı olacaktır.
Ölüm bizim algımızqa göre hep hayatın sonundadır ve hep zamanımız varmış çasına planlarımız vardır.
Oysa, sahip olduğumuz her şey sadece an da vardır. Ölüm ise hep yanımızdadır. Carlos Castaneda Ölüm bilinci bir sanattır der.
"Yazgının konvoyu hepimizi yanında götürecek ayrımsız." Yine de iki tür yolcu vardır.
Biri, ölüm bugun de gelse 30 yıl sonrada gelse, farklı bir sonu olmayacak insanlar.
İkincisi, hayatlarının her bir karesini ayrıntılarıyla inceleyen, hedeflerini ertelemeden, sonsuzluk bilincinde
bilinmeyene yol alabilen ve şanslarını yaratabilen insanlar.
Bu manada yazgımız yeryüzündeki tüm canlı varlıklarla aynıdır, yazgıyı kabul eden insan, ölümün varlığını görebilen insandır.
Yazgıyı kabullenmek demek, hayatının her anının sorumluluğunu eline almak demek. İyi kötü kavramları bile bizim anlamlandığımız
algıladığımız şekilde var, yani aslında yok. Bizim yukarda konuştuğumuz da hani kötü dediğimiz o durumları, ruh halini, farklı bir bakış
açısıyla görebilmekti.
Farklı olmaması doğal
Farklı olmaması doğal çünkü bu paylaşımı yapan da toltek bilgeliğiyle yakından ilgilenen birisiydi. Castanedanın "yazgı" kelimesini kullanış biçimi bizim bildiğimiz anlamından farklıdır diye düşünerek bunun üzerinde durmuyorum.
Fakat yazdıkların bayağıdır üzerine düşündüğüm bir şeyi tekrar gündemime aldı.
"Yine de iki tür yolcu vardır.
Biri, ölüm bugun de gelse 30 yıl sonrada gelse, farklı bir sonu olmayacak insanlar.
İkincisi, hayatlarının her bir karesini ayrıntılarıyla inceleyen, hedeflerini ertelemeden, sonsuzluk bilincinde
bilinmeyene yol alabilen ve şanslarını yaratabilen insanlar. "
Bu iki tür yolcunun ikincisi bilinmeyene yol alabilen insan olsun ve ömrü üç gün ya da üç ay sonra son bulsun. Üç günde/üç ayda biriktirebildiği kadar erkiyle, becerebildiği kadar yol almış olsun. Diğeri de 20. yıldan sonra akıllansın ve kalan 10 yılda erk biriktirerek bilgi adamı olsun. Yola ondan 20 yıl önce çıkmış olan farkındalıklı sonsuzluk yolcusunun biriktiremediği erklerinin hesabını kim verecek?!
Üzerinde durmuyorum dedim ama konu yine oraya geldi. Yazgı kelimesi bilindik anlamıyla kullanıldıysa, ben böyle sonsuzluğa isyan ederim. :)
Bence her insan yeterince
Bence her insan yeterince yaşamalı ve kimse genç ölmemeli. Her ne olursa olsun ilerleyen yaşın getirdiği birşey var ve insan öyle ya da böyle ve farklı pencerelerle kendine dönüyor.
Genç yaşta ölen sıradışı insanların varlığı, bu insanların iyi ya da kötü gibi eksenlerin ötesinde, sadece ve sadece kendilerinden çıkacak daha başka insanları görme şanslarını kaybetmeleri anlamında bile büyük bir eksiklik/haksızlık aslında, ya da bana öyle geliyor..
aynen öyle.
Ölüm iyi bir danışman. Fakat erken geldiğinde, elimize geçecek muhtemel fırsatları silip süpüren, haksız ve adi bir cellattan başka bir şey değil. Bu şekilde bakıldığında, danıştığımızda edimlerimizi bir meydan okumaya çeviren dostumuzun yerine, koynumuzda beslediğimiz bir yılanı görürüz...
Özgürsünüz Kendi Başınıza Uçabilirsiniz
Dost ya da yılan şeklinde yorumlayışımız gene bizim algımızdır. Carlos Castaneda, bir başka gerçeklikten bahsederken; Ölümü Danışman olarak görmek, derken, bir şanstan bahsetmeye çalışıyor; küçük bir şans belki. Garanti belgesi hediyesi vermiyor. Ölüm gerçektir demekten başka bir şey de demiyor.
Yaşadığın süre ne olursa olsun, bu yazılanlar, her soluduğun nefeste sana özgürlüğün kapılarını aralıyor. Özgürce alabildiğim her nefes ister kısa ister uzun olsun benim için çok anlamlı. Özgürlük kendini hayatının sorumluluğunu eline almak, sana biçilen rolleri değil, kendi hayatının anahtarını sana sunar ve bundan daha büyük hazine yok.
"Özgürsünüz Kendi Başınıza Uçabilirsiniz" CC
Ölümün olduğu yerde; Ha
Ölümün olduğu yerde;
Ha çalışıp durmuşsun,
Ha yatıp uyumuşsun...
Ölümün olduğu yerde;
Ha yetişkin, olgunsun,
Ha sadece çocuksun...
Ölümün olduğu yerde;
Dünyaya öfkelisin,
Ya da çok şevkatlisin...
Ölümün olduğu yerde;
Ha geceler çirkin,
Ha sabahlar şirin...
Ölümün olduğu yerde;
Ha sen gülüp geçmişsin,
Ha ben çile çekmişim...
Ölümün olduğu yerde;
Ha ben seni sevmişim,
Ha sen çekip gitmişsin...
Mutlaka kapanır bu perde,
Ölümün olduğu yerde (!)
Ayşe ÖZEN
Kaygı nasıl yok
Kaygı nasıl yok edilir.
Ben şu yöntemle yok ettim kaygılarımı. Herşeyimi verdim bir can bir nefes kaldım, o da çıkacak bildim. ne zaman canı isterse çıkabilir kapı açık. Böylece hiç ama hiç kaygım kalmadı... Acıkınca yiyorsun, çalışırken üretiyorsun, uyuyunca dilediğin rüyayı bile görüyorsun. Ağrısız başım tasasız aşım tarzı yaşayıp ölüyorsun... Sonu ölmek değilmi yani...
Kaygı, birşey olacak diye
Kaygı, birşey olacak diye endişelenmektir, oysa olmama ihtimali de vardır. Olacak diye çok düşünüp kendini yıpratırsan, olduğunda onu karşılamaya gücün kalmaz. Olma ihtimali olan şeyin "ben belki uğrarım" sinyalini vermesinin iyi birşey olduğunu sakın unutma. Sinyali aldığında etki-tepki analizini yap, kalkan mı kullanacaksın kılıç mı? Tavşan mı olman gerekiyor aslan mı? Ama bu düşünme sürecini, kısa ve net tut, aksi taktirde kuruntular denizine sürüklenirsin. Kararını koy cebine ve devam et yoluna.
hehhee süper bu barden
hehhee süper bu barden
al sana bir oy da benden
al sana bir oy da benden uyaklı oldu=))
Teşekkür ederim. Umarım
Teşekkür ederim. Umarım işine yarar.
Delişey'e verilen eksileri
Delişey'e verilen eksileri Protesto ediyorum!...
Delilerin cezai ehliyeti yoktur...
Onlar olmasa aklın işkencesinden nasıl kurtulacağız?...
amannn eksiler beni bozmaz
amannn eksiler beni bozmaz merak etmeyin siz=) deliyim ne yapsam yeriyim=))
barden evet hayatıma katılan her bilgi iyi yada kötü bir işime yarıyor emin olabilirsin=)
Yeni yorum gönder