Kendini Önemsemek Üzerine
Şimdi geldiğimiz bu durumda size yeni bir önerim olacak, hiç Kutsal bir kitap okudunuz mu, gerçek bir öğrenmek isteyen olarak ama... Ya da siz hiçbir kitabı bilgilenmek, kendi içinizdeki merak ateşine bir son vermek için okudunuz mu? Ya da bilginin erinç veren duygulanımından yararlanmak için okudunuz mu tutkulu bir merakın yakıcılığına son vermek için okudunuz mu , bir romandan söz gelimi Tutunamayanlar'dan, ya da Yüzyıllık yalnızlıktan, belki Ölü canlardan edindiğiniz duygulanımı takip etmekten hoşlandınız mı, boğazınızda sevinç boğumları duydunuz mu ?
Yani bu kendi varoluşunuzun yine kendi var oluşundan duyduğu hazzı paylaştınız mı, araya kimseler sokmadan ve salt kendi oluşunuzun bir anında buluşup kim bilir belki bekçi Murtaza'yla ya da bir başkasıyla derin bir sızı duydunuz mu ve ardından okkalı bir sövgü çıktımı ağzınızdan ve sizle hiçbir ilgisi yokken , ve durup dururken, sahi sizin hiç ölümünüz oldu mu? Sonsuzlukta çakılı bir ölünüz, Sen Antuan'dan içeri girince sizi karşılaması gibi İsa'nın...
Kuşların istedikleri rüzgarı bulmaları gibi bir durumunuz oldu mu ya da ... ya da nasıl diyeyim bilmem ki, sahi siz erk bir duygu derken neyi anladınız, sevgililer sevgilisi, canım efendim.
Ben senin izini sürmüştüm oysa Taif'te, birden Golgata'da bulmuştum kendimi ve taşları kıyılara dizen ilk denizcilerdi Odin miydi , ne fark eder dediler oysa ve haklılar elbet o küçük iç bahçelerine çiçek ekenlerin kırlara bakışı...
Ancak ben bir gün şaştım kaldım, kitap yazanların, uzun kılıçlar gecesini düzenleyenlerle aynı sayılmasında cahilliğimize ve yüreksizliğimize bahaneler üretmekteki zekiliğimize şaştım. Bir bank kadar sessiz kaldım , o her zamanki parkta ve bizim için boş kalan bank kadar sessiz...Elbette bir gün aklınıza gelecektir , kaçınılmaz karşılaşmadır bu bir kol atımı uzaklıktadır, bir omuz boşluğu gibi asılı. Yüreğinizde bir darlık, ve kaygılı, kaydırılmış anlamları düzenlemek için , tepkili duygu makineleri yapabilen bir öğretmen ararsanız , ki mutlak arayacaksınız,robot üretim fabrikalarında müdüriyete başvurunuz.

Başvurunuz titizce incelenecek, üç soru sorulacaktır.
Soru 1 ) Kimse beni sevmiyorlar için yılbaşında partiler veriyorlar zamanında kendimize bir yer ayırtalım, en önlerden ve kafalarımıza mumlar takarak (bu bizim aydın ve zeki ve yakıcı ve de fütursuz , ateşten korkmayan cesur bir kişilik olduğumuzu anlatacaktır) belirtelim farklıyız ve övelim cahilliğimizi, herkes bir kez daha bilmeliki , bilmeli , bilme, bil...
N'olacak? Hiç ... oldu O zaman...
2) Aynaya sıkışan bir şehirde oldu ilk öpüşmem,
İşte bundandır herkesden çok aynaları sevmem
3) Kısmetse gelecek bölüm, belki hiç gelmeyebilir şu soruyla başlamalı , randevulaşalım elbet bu sorunun zamanında...
'Ya da bir kitabı neyin kutsal yaptığını hiç düşündünüz mü bir ölümün başında bütün gece beklerken?'
- yunus ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1014 defa okundu

Sibel Atasoy

yunus....
kitap okumayı sevenlerdenim.
şu aralar en çok yollarda okuduğumdan eskisi kadar triplere girerek okuyamıyorum lakin.
ama bende bu "önemseme" oldukça tripler bakidir canım efendim :)
bir romanın içinde illaki kendime yakın bir karakter bulurum.
bulmazsam çatlamışlığım yoktur, nitekim hep bulmuşumdur.
ya da ille de uydurmuÅŸumdur birini kendime.
ardından girmişimdir sayfaların içine...
sonrası Tanrısal mucizeler :))))
ah beni bir görseniz o anlarda holivud sıtarlarına taş işçiliği yaptırtırım, yeşilçam kendini yitirir sonra yeniden bulur :)))
sevgili efendi....
sanırım kendini önemsemenin doruklarında dolaşıyorum.
napmalı, ne etmeli?!
Ölüme danış:)
O, senin ne kadar önemsiz olduğunu hatırlatır:)
sizin öneriniz "tehlike
sizin öneriniz "tehlike anında camı kırınız" statüsünde zaten yer almakta Masal...
o nedenle ben sevgili efendimizin pek kıymetli önerilerini de beklemekteyim izninizle :)
sevgili morgana
pek sevgili efendi, sekreteri aracılığıyla dedi ki, ne yaparsa yapsın, önemli değil, ciddiye almasın, yeter ... Değil roman karakteri olmak, isterse, en önemli bin insan ansiklopedisine kapak olsun, farketmez, demiş... Ne yaptığını bilsin yeter, dedi, o dedi, ben demedim, sekreter dedi, ama efendi demiş aslında... Yeşilçamın yitip kendini tekrar bulmasına, bir şey demedi mi, diyemedi mi pek anlamadım ama, sonuç olarak otobüslerde kitap okurken uyumama başarısını göstermeni takdir etmiş, sekreter dedi. Toplamda kaç kilo kitap kaldırdığınıda sormuş... Bunu önemsemiş. Garip buldum ben, kendim ,şahsen bunu, böyle düşündüm. Bir gün tanışmak istiyormuş, sonsuz toplantı yapsın dedi... Çok yoğunmuş ama zaman ayırabilip gelebilirmiş, eğer ona uygun bir gün ayarlarsanız,demiş, sekretere... Sekreterine danışmalıymışız. Kim danışacak onu dememiş. Ağzının içinde yuvarlamış ,ölüm mü, gülüm mü, ne demiş,ne DEMEMİŞ. ANlaşılamamış. Gitmiş mi ?... Gitmiş... O biliniyor. Sana selamı var o çok açık ve net görülüyormuş, terasdan. Ben görmüşmüşüm, ben söylerim.
canım efendim yapmış yine
canım efendim yapmış yine yapacağını...
bu kadar şeyin arasında bir seferde kaç kilo kitap kaldırabileceğim konusuna takıldım ben.
hani önemsemiş ya...
önemsemelerim doruğa çıktı efendi sayesinde.
birkaç deneme yaptım. çok kitap kaldırdım bir seferde. ikinci seferde yine çok kaldırdım. üçüncüde daha azdı sanki. sonra yetmedi kaç koli kaldırabiliyorum ona da baktım. hani kiloya bakarken koli de aradan çıksın diye... hani belki onu da önemser diye... bu kadar şeyi yaptım ama, çok kitabın ne kadar çok olduğunu resmi bir ölçü aleti olmadığından uydurmaya karar verdim. bütün ölçülere şöyle bir göz gezdirdim. litresinden metresine, iki sokak ötesine, halep'ine arşınına, iki dirhemine bir çekirdeğine baktım. sonra ölçü birimimin "çok" olmasında karar kıldım. son edimimmişçesine hem de...
lütfen efendinin sekreterine söyleyiniz. o da efendiye iletsin lütfen.
"morgana hem çok koli hem de çok kilo kitap kaldırabiliyormuş. onu önemsediğiniz için de erki artmış. ya da azalmış da olabilirmiş. ama o önemsememiş. tek önemsediği efendinin önemsemesiymiş." desin.
bi de;
teras dediniz de...
mangal yapsak mı?
şöyle sucuk ekmek mesela...
ya da her ne bulursak danışman tutup mideleri dolduralımki, atıp tutabileceğimiz bölgelerimiz sağlam olsun.
tin'e selam olsun...
not;
peri tuzağını hazırladım. canım efendimin haberi olsun....
Kendini önemsemenin farklı bir maskesi
Güzel noktaya değinmişsin.
"ya da her ne bulursak danışman tutup mideleri dolduralımki, atıp tutabileceğimiz bölgelerimiz sağlam olsun."
Her taşın altında kendimizi aradığımızı söyleyerek, ne kadar erdemli olduğumuzun başkalarının keskin gözlerinde parlamasını arzu ediyoruz.
Öyle olduğunda kendimizi daha fazla önemseyerek, midelerimizi daha fazla dolduruyoruz ki diğerlerinin gözlerindeki keskinliğin pırıltısı artsın.
Tersi olursa; midemizdekileri kusarak, kendini önemsemenin doruklarına tırmanıyoruz. Sonrasındaki tükenmişlik, yitmişlik hissi bile durumun farkına varmamıza yetmiyor. Daha öfkeli, daha aç vampirler olarak beslenmeye, günden güne sanal ölümsüzlüğümüzün lanetiyle, güvenli olduğunu sandığımız tabutlarımıza çekiliyoruz...
Yeni yorum gönder