Pislik, sandığımız kadar kötü bir şey değil
"...Ama çöp, zannettiğimiz kadar kötü bir şey değil. Çünkü ben steril hayatların çok tehlikeli olduğunu, faşizme açılan kapı olduğunu düşünüyorum. Yani bir sürü insanı ayıklayan steril zihniyetlerin ve bunu pompalayan yaşam anlayışının sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Onun için yapılması gereken şey birinci olarak hem okuru hem kendimi içerideki pislikle yüzleştirmek ikinci olarak da pisliğin zannettiğimiz kadar pis bir şey olmayabileceğine dair bir soru işareti atmak."
Elif Şafak'ın Bit Palas romanıyla ilgili yaptığı röportajda yukarıdaki sözlerini okuyunca "İşte bu!" dedim. Çünkü ben de her zaman şikayetçiydim aşırı steril bir yaşamdan. Bunu Jorge Luis Borges de çok daha önce görmüş olmalı ki "Eğer" adlı efsanevi şiirinide aynı şeyden şikayet ediyordu:
" Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya, ikincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar. Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla."
Elif Şafak'ı ve Borges'i alt alta toplayınca, ben de "elde" olarak buna katılınca kesinlikle steril yaşamın çok da iyi bir şey olmadığı çıkıyor ortaya. Bu tür bir yaşam tarzı, keskin duvarlar örüyor insanlar arasına. Ayrıca steril yaşamın sağlık açısından da her zaman yararlı olmadığı anlaşılıyor. Hastalığa da en çok ve en çabuk onlar yakalanıyor. Bu yüzden sokaktan ve tabiiki de pislikten alıkonulan zengin çocukları daha çabuk hastalanırken, yalınayak sokakta dolaşan, çöpleri karıştıran fakir çocuklar çok daha sağlıklı bir yaşam sürmektedirler. Ayrıca hayat sokakta devam ediyor en çok. Bu yüzden sokaktan koparılan çocuklar, ilerideki yaşamlarında sokaktaki hayata uyum sağlamakta güçlük çekiyorlar ve evlerine kapanmayı tercih ediyorlar.
Steril ve aşırı güvenli bir yaşam fanatikleri bir de bu açıdan düşünseler diyorum ben.
- Kaplumbağa ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 976 defa okundu

Sibel Atasoy

Güzel nokta
Kesinlikle katılıyorum sevgili kaplumbağa. Hele şu son nesille ilgili yoğun kaygılarım var bu konuda. Bilgisayar ve internet onları sokaklardan ve doğallıktan uzaklaştırdı. gamaronunda önceki bir yazısında belirttiği gibi, avrupa veya batıdaki çocukların çoğu doğada bir çok etkinlik yaparken özellikle istanbulda çocuklar evden çıkamaz oldular.
Bir reklamın "Kirlenmek güzeldir" diye bir sloganı vardı. Evet kirlenmek güzeldir, kirlenmek yaşamdır hatta.
xenix
kirlenmek güzel de kirlenecek yer kalmadıkı.
"benim oturduğum mahallenin yolları çamurluydu, boyalı ayakkabı giysem bile, o yollardan geçtikten sonra çamurlanmamaları mümkün değildi.
hayatım da böyle.."
yılmaz güney.
aklıma geldi ...
Pislik insanlar...
Ayrıca pislik o kadar kötü bir şey olsa, kimi insanlar pislikbir insanı severler ve aşık olurlar mı hiç? En çok anlayamadığım noktalardan biri de budur zaten benim? Bazen çok güzel bir kadın, üstelik akıllı bir kadın bir pislikle beraberdir.
Bu yüzden pislik bir insan olmayı da istemişimdir çoğu kez.
"nepis" bir yaklaşım be?:))
"nepis" bir yaklaşım be?:))
Hem pis hem nefis olan için önermiş olayım: "nepis":)
Çocukların oral dönemde herşeyi ağızlarına götürdükleri zamanda onları engelleyenler, cüzdanlarını sağlık harcamalarına boşaltmayı engeleyemezler ve doktordan da şu sözü yüklüce bir parayla satın alırlar: "Bırakın bu çocuğu da biraz terlik yalasın":))
"Kirlenmek güzeldir" temizlenme fırsatı verir... İlginç bir nokta bu... Kirletmeden tartışmak lazım!!...:))
hüseyin aktaş ağam.
mahallemizde dereler ıslah edilmeden evvel kurbağalar deve iken bizim zamanımızda ne güzel batar çıkardık kurbağalı derelere, kurbağa avlardık yaptığımız mızraklarla, vıcık vıcık çamurlanıp annem elinde süpürge ile bir maratona girerdik ben önde annem arkada nice güzel maratonlar tamamlardık çamurlu çamurlu ödülümüz güzel bir süpürge olurdu popomuza.
kirlenmek çok güzel hüseyin aktaş ustam.
güzel kirlendik çocukken bilgisayar, tv, atari ve cep telefonu yoktu çamur vardı toz vardı mutluyduk.
bak şimdi:)
Sevgili Ozı,
Aga desen zararı yok ama, üstündeki yumuşatma işareti beni yumuşakların arasına sokarki bu beni kirletir agam... Ayrıca "aga" sözü bizim Antalyalıların sevecenlik gösterisidir... Ama "ağa" kirlidir bizde...
Ustalık dersen bir kaç konuda ustalığım belgelidir kabul edebilirim. Gerçi belge usta yapmaz insanı ama, ben ustalığı hakederek almışımdır... Yine de utanırım ustalığım yüzüme vurulunca... Sevgiler...
(Başladık kirlenip temizlenmeye bakalım...):))
"Aga desen zararı yok ama,
"Aga desen zararı yok ama, üstündeki yumuşatma işareti beni yumuşakların arasına sokarki bu beni kirletir agam.."
bence bu homofobik fikir yapınızla zaten yeterince kirlisiniz Hüseyin Bey...
Nasıl yani?
Nasıl yani?
aslında bu soruyu benim
aslında bu soruyu benim sormam gerekirdi.
nasıl yani?
"yumuşak" diyerek aşağıladığınız kesimin içerisine girdiğinizde kendinizi kirli hissetmenizin nedeni nedir?
sosyalist olduğunu her yazısında vurgulayan birinin bu şekilci cinsiyetci homofobik dili ibretle ele alınmalıdır.
kendinizin temiz saydığı zihniyet, katlettiği yok ettiği baskıya işkenceye maruz bıraktığı nice "yumuşakla" birlikte yeterince kirleniyor zaten...
kullandığınız bu dil bu uslup, bu kirli zihniyetin taşıyıcılığını yaptığınızın açık bir göstergesidir...
kirli olmak için çabalamayın derim, yeterince kirlenmişsiniz zaten...
Asıl size ben soruyorum:
Asıl size ben soruyorum: benim sözümde sokulduğum yer feodalitenin kalıntısı olan ağa sözcüğüdür. "ağa" aga'yı yumuşatır... Homoseksüelleri kastetmedim. feodalite beni kirletir.
"Aga" sevimli bir sözcüktür bizde. Büyük kardeş anlamındadır. "Ağa" ise kirlidir. "Ağaların" arasına girmek istemedim. Kastetiğinizi anlatmak isteseydim o sözcüğü "tırnak" içine alırdım... Türkçede yumuşağın anlamı homoseksüel demek değildir... İkincil anlam olarak yüklendiği ve sizin kastınız olan anlamı ise sözlüklere girmemiştir.
Sözün gelişinde yazdım geri de almayacağım ama suçlamanızı da ret ediyorum...
Not: Bana "bey" de demesin bundan sonra kimse. Bu sözcük de kirlidir benim için. Kullanan arkadaşlar "nezaket" icabı kullanıyorlar biliyorum ama bu aralar "beyliğe reddiye" diye bir yazım olacak yazıyorum, gerisini orada anlatacağım...
agam
Hapisliğiniz var okumuştum metriste mi bilmiyorum metrisle ilgili bir yazınız vardı. Ben sana mümessil desem bırakalım aga yı yada ağayı ve beyi sen mümessil ol sen gidince koğuştan ben geçerim yerine ne dersin. marmaramus da haklı bir müddet bahsettiği yumuşakların içinde bulundum gerçekten senden benden harbiler felsefeninde hayatında karalını yazarlar. insanların kralı bence.
"kirli olmak için
"kirli olmak için çabalamayın derim, yeterince kirlenmişsiniz zaten..."
Bu sözünüzü şiddetle kınıyorum. Çalıyı tepesinden sürümek sizinkisi...
Kimse kirlenmek için hareket etmez! Ama iş yapan insan kirlenir... Şekilde görüldüğü gibi küfür de yer. Sözlerinizi küfür sayıyorum ve iade ediyorum...
Aga - Ağa - Aka - Ka - Kaan
Aga - Ağa - Aka - Ka - Kaan - Kağan -----> En Ufak fark olmadan "BAŞ" anlamına gelirler...
türkçede yumuşağın
türkçede yumuşağın anlamı arasına girmeyi reddettiğiniz "ağa" hiç değil!
yazdıklarınız sarih...
tartışmaya mahal vermeyecek netlikte...
sözün gelişi yazdıklarınız, sizin fikri yapınızın niteliğini de gösterebilecek güçte.
kimin ne anlayacağını ne düşüneceğini, yazdıklarınızdan sonra okuyucuların vicdanına bırakıyorum.
Aga - Ağa - Aka - Ka - Kaan - Kağan -----> En Ufak fark olmadan "BAŞ" anlamına gelirler...
muhtemelen bu ayrıntıya da bir kılıf bulunacaktır, "aslında anlatmaya çalıştığım şey..."şeklinde hareket etmek yerine kirli dünyanızdan bir özür, belki temiz bir dünya'yı umut etmek için bir ışık olabilir her birimiz için.
Doğrudur Sayın OikOs.Ben
Doğrudur Sayın OikOs.
Ben yalnızca "aga" şeklinin yöresel olarak Antalya'da büyük kardeş anlamında ve içtenlik içeren yönü olduğunu söylemek ve bu anlamda "zararı yok" demek istedim. Ozı'nin bir art niyetle söylediğini de düşünmedim...
Art niyetli olarak da yazmadım. Ama marmararus sanki pusuya yatmış gibi bir çıkışla çıktı işte...
Marmararus, dikkatli oku,
Marmararus, dikkatli oku, "ağa" aga'yı yumuşatır diyorum, ses olarak... Ağa ise feodalite kalıntısıdır diyorum...
İsteyen de istediği gibi anlar. Ama her anlayan sizin gibi anlarsa sorun var... Yaşanan dil kirliğidir işte... Temiz kullanan da böyle anlaşılıyor... ve sayenizde taşındığımız yer neresi oldu...
Göçüyorum buradan ben... Hoşcakalın...
oooooooo piti piti karamela sepeti
istanbulda sel bekleniyormuş nedir görüşünüz yağarmı yağmazmı.
Tam aksine ben Hüseyin'in
Tam aksine ben Hüseyin'in bu ifadeyi bir espri olarak andığını varsaydım. Fakat Antalya'da veya anadolunun farklı bir köşesinde "aga" anlamı değişmez demeye çalıştım. Ben ordayım. Marmaramus'a katılmıyorum.
mümessil ilan ettim seni nereye gidiyorsun
bak sen yazmıştın bunu
Aramıza geleceksen, küsmeyeceksin, iki tokada sarımsak tarlasını satmayacaksın...
"El elden üstündür, taa arşa kadar"
Aga "baştır" insanın en
Aga "baştır" insanın en yüksek yeri... Hüseyin başını eğerken, sen başını yükselttin Marmaramus.
Yüksel ki yerin bu değildir.
marmaramus
Ey akıllı zat!...
Gül diken ile bulunur.
Sen diken ile uğraşma,
gülü demet yap.
Eğer tabiatında daima ayıpları,kusurları görme varsa;
tavusta çirkin ayaktan başka bir şey göremezsin...
Ey alçak adam!
Halkın ayıbını gözüne koyma,
çünkü bununla meşgul olmak;
gözünü kendi ayıbını görmeden alıkoyar....
sadi...
bu afaki söylemlerinizle
Aga "baştır" insanın en yüksek yeri... Hüseyin başını eğerken, sen başını yükselttin Marmaramus.
Yüksel ki yerin bu değildir.
»
bu afaki söylemlerinizle neyi amaçlıyorsunuz anlamadım..
ne agalık ne ağalık ....hiçbir otorite beni cezbetmiyor.aksine insanlığın doğası açısından alabildiğine kirli ve tehlikeli buluyorum tüm bu otorite simgelerini.baş olmak,baş olup yükselmek ancak alçaldığınız yerden hükmettiklerinizle elde edilebilir.
elinizdeki agalık veya ağalıkla gelen güçle ötekileştirdiklerinizi-farklı her kesmi ezer, yok sayar, aşağılar ve bu yolla baş olma yolunda ilerlersiniz...tüm egemen ilişkiler hep bu raddede ilerlemiştir. hiçbir otorite, baskı kurmaksızın ilerlememiştir...
ve kullanılan farklı anlamları baz alsak dahi; agalıkta ağalığın küçük bir prototipidir sadece...
marmaramus
sen nerelere gittinde gelmedin geç geldin. geldin de hoş gelmedin.
Aga anadolu toplumlarında abi ye takılan isimdir.
Hatta öyle bir yerleşirki o isim gerçek ismi bile unutturur.
Doğuştan verilen tatlı bir otoritedir.
Hani bazı halkların erkek evlatlarına isim verilmezde belli bir ergenlık ve becerisinden sonra verilen isme benzer.
Ezmez yok saymaz aşağılamaz ve tatlı bir şekilde baş olursunuz adalet dağıtırsınız.
Ben böyle gördüm böyle büyüdüm.
Sen bir yüzünü yıka da açıl istersen. iyi gelir.
sen sırça köşklerde ve dikenli tellerle sarılı yapılarda mı oturuyorsun. kopmuşsun dünyadan. eğil yükselme, şiddetli düşer kırarsın bir tarafını
fantastik dünyasına
fantastik dünyasına yeniden renk katmaya amaçlı deccal,
yaşadığın toplumda süreduran erkek egemen feodal kültürü özümsemiş ruh dünyanla anlaman ne mümkün agalığı!
dön gel anadolu'ya tekrar, göremediklerini göstermekle mükellef olacağımdan hiç kuşku olmasın.
kız kardeşine anasına kurşun sıkan otorite pek bi tatlı gelmış sana!
törenin bekçisi yılmaz savunucu ağanın yanındakiler agadan başka kimlerdir?
hadi küçük bir örnek say bunu, o vakit dön anadolu'da erkeğin başlı başına gücü otoriteyi temsil ettiğini bil ya da gel diyar diyar gezip öğreteyim sana.
aganın erkeğin gücünü otoritesini simgelediğini bellemeden uğrama ama yanıma!
marmaramus
yaşadığın toplumda süreduran erkek egemen feodal kültürü özümsemiş ruh dünyanla anlaman ne mümkün agalığı!
sende yumuşak olayını anlamadın hüseyin aktaşın bahsettiği,
ayrıca senin cinsiyetin ne merakımı gider.
Anadoluyu bana anlat bakalım Yukarda bahsettiklerin anadolu da mı yoksa ayrımcılık olacak ama doğu da mı ...??
dön gel anadolu'ya tekrar, göremediklerini göstermekle mükellef olacağımdan hiç kuşku olmasın
kuşkum yok yalnız afaki yazılar bunlar cahilce ve bilinçsizce yazılan köşeye sıkışan ...... çığlıkları gibi geldi bana.
kız kardeşine anasına kurşun sıkan otorite pek bi tatlı gelmış sana! beni tanımadan bilmeden vur abalıya şeklinde boş önermeler.
Bizim kültürümüzde ağa ya baş eğme yoktur tersine başkaldırış vardır.
Sen bir zahmet dön gel çoruma erzincana sıvasa tokat a tunceliye martaşa kimler baş eğmiş bir daha bak
aganın erkeğin gücünü otoritesini simgelediğini bellemeden uğrama ama yanıma!
yanına uğramayacağımdan emin olabilirsin
sen sırça köşklerde saltanatını sürmeye devam et...
kaplumbağa seni ne zaman
kaplumbağa seni ne zaman görsem.bir erkeğe çömkürüyo oluyosun.bence güzel bir kadın senden başka bir erkekle beraberse ya ciğeri beş para etmez yada pislik oluyor.bizim koğuşta bir abi vardı kendini yakışıklı ve karizmatik sanırdı.bütün kadınlar onunla olmak için can atıyordu ona göre.ama bana sorsan onun derdi kadınlar değildi zaten,başka erkeklere kendini kanıtlamaktı.
hani bir fıkra vardır bilirsiniz,adamın biri adaya düşmüş dünyanın en güzel kadınıyla birlikte.sonra sevgili falan olmuşlar yaşarlarken adam bir gün üzgün oturuyormuş sahilde.kadın gelmiş sormuş derdin nedir diye.adam demiş,dünyanın en güzel kadınıylayım ama kahvede arkadaşlara anlatamıyorum bunu.
Yeni yorum gönder