ah bu negatif enerji korkusu yokmu..
kimsede varmı bilmem de ; benim bu negatif enerji korkum son buldu artık.. nasıl korkardım ama biri ses yükselticek, biri içten içe olsada kızıcak, yok biri yanlıs algılayacak yahut içten içe bir hasetlik olucak.. sonra sebebi ben oldugum negatif enerjiyi yayıcak etrafa ve sonunda gelip beni bulucak bu aksilikler..
derken..
dedimki yahu sebebi aslen sen olmadıktan sonra yaysın dilediğince negatiflik.. hem değilmiydi küpüne zarar veren keskin sirke.. öfkeyle kalkanlar oturmamıs mı zararla..
negatifliği hissedilir boyutta olan insana karşı boş mu duruyor senin enerjin diye sorarken kendime; birden insanın bağısıklık sistemi geldi aklıma.. evet evet bu mikropların hasta etmeye calıstıkları anlarda bizi korumaya kalkan bağışıklık savaşçılarımızı düşündüm.. vucut hastalanmaya kalkar kalkmaz bu bağışıklık savaşcısı olan antikorların üretimi bir artar bir artar.. negatif dış etkenler geldikçe , hayır ben bu vucudu koruyacagım dercesine antikor artışı gözlemlenir..
sonra da; negatif enerji artıyor da senin pozitifliğin sabit mi kalıyor diye sordum.. fikrimce hayır.. pozitif enerji artısını tetikleyen olaylardan biride aslına bakarsak negatif enerjinin yükselişi oluyor bu durumda.. yeterki bağışıklığımız bozulmasın; antikor üretmek saniyeler alıyor..
e o zaman başkalarının pozitifliğinde var olabilmek oldukça kolayken; negatifliğinde hala gülüyorsak enerji kanserinden oldukça uzağız demektir..
yani şimdi beni birileri negatif enerjisiyle boğmaya kalktıgında; duraga gittiğim anda otobus gelicek, dopdolu olan otobuste bindiğim gibi boş yer beni bulucak, kapının zili çaldıgında en sevdıgım yemeği yapan üst komsu bi kase getirmiş olucak, pantolonumun cebınden unutlumus paralarım cıkıcak, tam karsıya gecmek ıstedıgımde arabalara kırmızı yanıcak..
evet bütün bunların olucagından şüphe dahi etmıyorum; birisi 3 eksi gönderıyorsa vucudum korunmak için 5 artı üretıyor; e bu durumda hem eksiler bana ulaşamazken yönlerini şaşırıp kürkçü dükkanı hesabı oluyorlar, hemde artılarım bana kalıp hayatımı kolaylastırıyorlar..
enerji böyle şey olsa gerek..
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1257 defa okundu

Sibel Atasoy
Enerji böyle bir şey mi
Enerji böyle bir şey mi bilmiyorum da şu son iki paragrafta yazdıkların sürekli oluyorsa; bunu yapmanın yolunu senden öğrenmek için ne yapmam gerekiyor? Biat etmek dışında ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. :)
Üst komşum olsa biat da
Üst komşum olsa biat da edebilirdim belki ama çatı katında oturuyorum şansıma. :)
sürekli olmuyor sadece
sürekli olmuyor sadece birileri bana negatif enerji gönderdiğine dair açık veriyorsa oluyor:) ben biliyorum yahut hissediyorum ama zaten bariz acık veriliyor genelde negatiflik.. dolayısıyla daha cok pozitif düşünmeye baslıyorum ıster ıstemez.. e sonunda da her sey daha harika gidiyor:)
tiyo için teşekkürler.
tiyo için teşekkürler. Galiba ben bunu bilmeden yapıyorum son zamanlarda. Şimdi bilinçli olarak yapmaya devam edeceğim :)
-3 +5 = 2
negatiflik oldugu surece pozitif uretip savastıgın düşüncesi dogru olabilir...
ama sen o negatiflikleri alıpta sahibine geri gondermiyorsun bence... tam tersine içinde onları absorbe(soğurma,emme) ettiğini düşünüyorum...
yani aslında birazda olsa senden bişiler goturuyor ama bu yok sayılacak kadar az...
ve dedigin seyler( kırmızının yeşile donmesi, ust komsunun yemek getirmesi vs...) bunlar senin küçük şeylerle ne kadar mutlu oldugunu gosterirki... aslında bunlar seçimlerimizden kaynaklı olusan olaylardır...
şimdi sana sorsam ki "tesadüf" diye bir şey var mı diye acaba ne cevap verirsin ?
TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOKTUR...........
Gözlerimizi etrafa çevirip dikkatle baktığımızda atom çekirdeğinden hücreye, hücreden insan beynine, tohumdan ağaca, kum zerrelerinden kâinatın en uzak köşelerindeki galaksilerle kadar her şeyde ayın ölçünün geçerli olduğunu görüyoruz. İşte bir, her şeyi yoktan vareden Yüce Allah'ın, kâinata yerleştirdiği hassas düzen ve dengedir.
Kur'an-ı Kerim sık sık evrendeki ilâhî dengeyi hatırlatarak "akıllı insanlar için bunda ders ve ibret olduğunu" belirtir ve onları insana çağırır.
hala tüm bunlara tesadüf diyebilmek ne mümkün!! olsa olsa tevafuk diyebiliriz....anlamak sizlere kalmış.siz öylesine oldu deyince olmuş mu ?olur sanırsınız ?....
tesadüf kelimesi çok boş
tesadüf kelimesi çok boş geliyor bana. olayları algılayamıyorsak tesaduf der gecerız gibi gelıyor bu sebeple belkide senın tesaduf dedıklerını ben enerji olarak tanımlıyor olabilirim. örneğin üst komsunun yemek getırmesi olayı gibi bir olayı bir baska ınsan tesaduf olarak adlandırırken; ben "yemeğe ihtiyacım var" iletisini en kahkaha dolu mesajla (pozitifliği yüksek) iletmişimdir evrene ve oda bana en yakın insan oldugu ıcın elinde bır tas yemekle gelmiştir kapıma.. gibi anlatabılırım belkide kendi kavramımı..
küçük seylerle mutlu olmak olarak tanımlamıssın ama ben bu konuda senden farklı düşünüyorum bana kalırsa oldukça ve oldukça buyuk şeyler bunlar:) nasıl mutlu oldugumu tahmın dahı edemezsın.. bu küçük büyük meselesi kimin neye ne kadar deger verdıgı ile ilintilidir dıye dusunuyorum. benim için zaman ayakta dıkılerek geçirilmemesi gereken bi kavram dolayısyla kırmızının yesile dönmesi bir o kadar heycan ve mutluluk verici..
negatifliği absorblama olayına gelıncede negatifliğe kapımı öylesıne kapatmısım ki; benden içeri giremediği kesin.. negatıf enerjı konusundakı dusuncem ıse; herkes kendi eksilerinde meshul seklınde bakıyorum olaya.. yaydıgın negatif enerjide boğulmaktan korkmuyor isen yay yayabıldıgınce.. ama benım inancıma göre pozitiflik önce sana sonra herkese verdiği pozitiflikle yıne sana geri dönerken, negatif enerji oldukça sadıktır döner dolasır yıne sana, hep sana..
he bir de şu savaşmak kelimesi.. ne acı bir kelime..
öncelikle başlığınızı
öncelikle başlığınızı büyük harflerle yazmanıza deyınmek ısterım; hiç sevmedıgım şeydir ki büyük harf kullanmak.. anımsattıgı şey; söylediklerinin içeriğine güvenmeyen ınsanların ses yükseltmesi gibi gelir adeta.. ses yükseltıgınde, yumruk masaya vuruldugunda yahut el çırpıldıgında önem kazanmaz söyledıklerımız.. içeriğini dinlemek,anlamak ve özümsemektır mühim olan..
şimdi de yazdıklarınız hakkında fikir beyan etmek isterim; evet evrenin muntazamlığına bir çok yerde rastlıyoruz, karsılasıyoruz. lakin sormak istediğim bir kaç soru var; evrenin entropy eğilimi hakkında ki fikirleriniz nelerdir?
diğer soruma gelince de ; kuran da yazılanları kabul etmeyenlerin aptal oldugunu kanıtlayan bir belgeniz var mı?
eğer bu iki soruyu yanıtlayabilir iseniz niçin evrenin düzenini biryere baglama ihtiyacı duyup bunun adına allah deme ihtiyacı duyuyorsunuz? evren kendi içinde çekimiyle hallediyor bana kalırsa düzenini.. niçin bunları mucizevi yapıp bir yere baglama gereği duyar insan..
teşekkürler..:)
ayrıca evrenin bozuk ve düzensiz oldugu noktalarda da allah ile kavga mı edıyorsunuz?
Bu ilk...
symekiz; yoğunluğumdan dolayı bugüne kadar yazılarını hiç okuyamamıştım. Bu ilk...
Ama sanırım bir ara hepsini okuyacağım.
Edebiyatla ilgili olduğun anlaşılıyor; bu çok güzel. Dilin akıcı, insanı kucaklıyor yazdıkların. İçerik olarak da zengin.
Sanırım biçimsel olarak da zamanla düzeltirsin.
Şimdi Toruk'a söylsem bunu, "ben zaten özellikle böyle yapıyorum" türü şeyler söyler; ama senin demeyeceğini tahmin ediyorum. Yazdıklarımızı bir yemeğe benzetirsek, onu en iyi sofralarda ve en iyi kaplarda sunmak daha zevli ve hoş olur değil mi?
O güzel gülücüklerini iyi bak. :))
tavsıyeler için çokca
tavsıyeler için çokca tesekkür ederken; hepimizin gülücükleri hiç eksilmesin..:)
pozitif ve negatif diye bir şey yok aslında...
Öncelikle tesadüf diye bir şey yoktur demek istiyorum. Daha sonra etrafınıza baktıggınızda gordugunuz herseyin belki de bizim anlayamayacagımız bir düzen içersinde süre geldiğini soylemek isterim. Ve bu konu hakkında aklıma güzel bir söz geliyor. Pek söylemeyi sevmesemde (insanlaştırdıgı için ) sözün anlamı açısından çok bi sakınca görmüyorum.
"Tanrı zar atmaz!" yani şansa bırakılmamıştır hiç birşey...
Değinmek istediğim ikinci konu ise pozitif enerjinin etrafa yayıldıgını ama negatif enerjinin yayan kişiye meshul oldugunu soylemişsiniz... Salt anlamda ikiside enerji ise ikisinin de aynı ozellikleri taşıması gerekli.. yani pozitif enerji için düşündükleriniz yada pozitif ozellikli enerjinin ozellikleri, negatif enerjinin ozellikleri ile aynıdır... Bu konuyu şöylede örnekleyebiliriz. Siz pozitif bir enerjiyle "yemek istiyorum" dediğinizde yayılan pozitif enerji size en yakın kişinin yemek getirmesi ile sonuclanıyorsa... Üzgün oldugunuzda yada bi şekilde "negatif" enerjili oldugunuzda da aksaklıkları size getirmesi gerekmektedir...
Aslında bu konuyu şuna bağlamak istiyorum :) biliyorum cok acıldım konudan ama başlıktada deddigim gibi pozitif yada negatif diye bir şey yok aslında bizim bu enerjilerden aldıgımız yarara yada zarara gore (bedensel yada fiziksel...yada ruhsal bizi etkileyen) pozitif ve negatif diyoruz... aslında sadece enerjidir bunlar....
Size yemek getiren komsunuzun son kullanma tarihi geçmiş bir yağı yada musluktan kullanmış olabilcegi sudan gelen bir mikropla zeihrlenmeyeceginiz ne malum ??????
yani aslında sebep ve sonuc ilişkileri içersinde hersey herkes tüm enerji birbirine baglıdır...
Size yeşil yandıgında siz sevincle karsıdan karsıya gecerken... Dikkatsiz bir sürücü duramayarak bir kaos ortamı olusturabilir... bilemezsiniz... bu yuzden yeşil yandı pozitif enerjimden kaynaklı... yemek geldi pozitifim ondan demek cok cok dogru degil...
ama dedigim gibi kesinlikle düşüncenin gücüne inanmanız cok guzel bişi ve cok onemli.... Çünkü düşünceler dünyayı değiştirmeye yeterli bir güçtür....
Tesadüf ve insan aklı
Tesadüfün olmadığına inanmak insan aklının indirgemeci yapısındandır. Herşeye bir sebep sonuç bulmazsak rahatsız hissediyoruz kendimizi. Oysa arkadaşlar, malesef söylediklerinizin aksine evren tesadüflerle dolu ve anlaşılmaz bir yer.
Einstein'in "tanrı zar atmaz" sözü kuantum teorisi karşısında ki gelişmelere karşı söylenmiştir bir sözdür. Oysa günümüzde tanrının zar attığı hatta attığı zarın ne geleceğini bile göremediği ortadadır.
Sebep-sonuç ilişkisi evrenin yapısı değil, insan zihninin bir ürünüdür...
xenix
sizce tesadüfen mi bu sitedeyiz ?
tesadüfen mi hayata geldik ? yada bu tarz şeyleri tesadüfen mi düşünüyoruz ???
Evet
İnanın; Herşeyin yazılı ve değişmez bir sebep-sonuç ilişki olduğunu düşünmekten daha heyecanlı :)
xenix
heyecan mı arıyorsunuz gercekleri mi ?
hangisi ? :))
Gerçeğin
Gerçeğin heyecanlı olmadığını mı sanıyorsunuz? :))
xenix
Gerçek heyecan vericidir...
Özellikle de bizim sandıgımz gibi degilse gercekler... yani düşünsenize siz tesadüfen burda olmayı "yazılı cizili sebep sonuc ilişkisinden" daha heyecanlı buluyorsunuz... ama gerçeği ogrendiğinizde sizin yerinizde olmayı cok isterdim... İçinizi inanılmaz bir heyecan kaplayacagı bi kesin... Sonuçta hayata bakış açınız değişecek her şeyi daha farklı algılamaya ve daha farklı bir bakış acısından gormeye baslayacaksınız... Bundan daha heyecanlısı sanırım yeniden hayata başlamak olurdu :))) Her şeyi tekrardan öğrenme yada belirleme çabası ;)
Hangi gerçek? Bir güce
Hangi gerçek?
Bir güce atfedilen gerçek! ve bu güçten pay alma istenci mi ?
Cehenneme ötelenen gerçek mi ?
Yoksa yoksa cennet'e veya hani şu yedi kat reenkarne sonsuz yaşama ötelen gerçek mi ?
Evet evet oralar güzel olmalı, yoksa bir büyük gücün varlığı ve ona şükretmek ne işe yarar değil mi?
Tam da
Tam da onu dedim işte. Sebep-sonuç ilişkisi sadece insan zihninin "sandığı" türden bir şeydir. Oysa mikro aleme, kuantlara indiğinizde ne sebep kalır ne de sonuç. Eisteinin kabul edemediği gerçek buydu işte. O yüzden umudu tanrının zar atmamasıydı.
xenix
bir Enerjinin olduguna inanıyorsunuz degil mi ?
Bunun adı Allah olur Tanrı olur Doğa olur... bir sürü şey olabilir... farketmez...
Herkesin inancına saygılıyım... Sadece merak ediyorum... Bu enerjiyi hissedebiliyorsunuz degil mi ?
Söylediğiniz gibi enerji
Söylediğiniz gibi enerji de bir inançtır. Ve inançlar mutlak gerçek değillerdir.
Olasılık gibi bi kuramı
Olasılık gibi bi kuramı ısrarla reddedip,tesadüf denilen şeyin aslında olasılıklardan biri olduğunu düşünmeyen insanların, sığıntısı gibi geliyor.
Bu durum da hayata ''heycan'', ''şans'' katma arzusu, bi nevi çaresizlik değil midir?
ve aynen olmasa da bır cok
ve aynen olmasa da bır cok noktasına katıldıgım görüş;(xenix); sebep sonuc ılıskısı zıhnımızın ürünü.. evren tesaduflerle dolu olayına cok fazla katılmıyorum cunkü evren kendi kendine çakımıyle halledıyor bana kalırsa olacakları yahut olmayacakları..
o zaman tesadufte...
o zaman tesadufte insan zihninin olusturdugu bir ÅŸey demek gerekiyor... ?
çünkü her iki görüşü de (kuramı, tezi ) ispat etmek yada çürütmek imkansız gibi görünüyor ?
ve ayrıca burda...
bir karar mekanizması olması gerektiğini soyluyorsunuz... "evren kendi kendine çekimiyle hallediyor" diyorsunuz..
yanlış mı anladım ?
evet.. "özellikle böyle
evet.. "özellikle böyle yapıyorum" demezdim de "özellikle dikkat etmiyorum" derdim kesin. :) İyi bir sofra takımı alma niyetine gireyim ben en iyisi. :)
inançlar mutlak gerçeklik
inançlar mutlak gerçeklik olmadığı gibi inançsızlık da mutlak gerçeklik değildir. :)
evet..sonsuz olasılıktan
evet..sonsuz olasılıktan birisini gerçek yapıyoruz ve sonra oturup ona tesadüf diyoruz. Ben böyle inanıyorum.
yani hemen hemen demek
yani hemen hemen demek ıstedıgım bu.. denizler,okyanuslar,yıldızlar, güneş vs.. bunların ayarladıgı mekanizma nın ufacık vidalarıyız biz..
:))
:))
peki bu karar mekanizması
oldugunu varsayıyorsak kimler karar vermeye güç getirebilir sizce ??
kütlesi büyük olan varlıklar mı ? yoksa enerjisi yüksek olan varlıklar mı ?
yada herhangi bir varlık mı yani bunun ayırımını nasıl bilebiliriz ? nerden anlarız ?
lisede gösterılen çekim
lisede gösterılen çekim yasalarının evrene uyarlanısı kadar basit ve muntazam bi konu.. hepsi bu..
İnançsızlığı
İnançsızlığı; inanmamaya inanma olarak tanımlarsan haklısın. Ama sırf kendi anlamıyla alırsan, inançsızlık mutlak gerçekliktir.
xenix
oynama ÅŸu kavramlarla yahu.
oynama şu kavramlarla yahu. :) İnanmamaya inanma ne demek! ? Mutlak gerçeklik olarak tanımladığın inançsızlık nedir ? Gerçeğin sürekli keşfedilmek zorunda olan bir şey olduğu düşüncesinden mi yola çıktın?
Basit aslında
Gerçeklikte inanç yoktur. :)
xenix
hani benim tanımlamalarım
hani benim tanımlamalarım nerde ? tam olarak nelerden bahsettiğini tanımlamadığın için yorum yapamıyorum. Varsaymamak adına soruyorum. Net tanımlayın lütfen.
Bak ÅŸimdi
Bir kutu var. Sen için bir şey olduğuna inanıyorsun, bir başkası da bir şey olmadığına inanıyor. İşte o ikinci kişinin ki bir şey olduğuna inançsızlık olmuyor, bir şey olmadığına inanma oluyor. Dolayısı ile ikinizde gerçeklikten uzaksınız. Ama bir başka kişi ne olduğuna ne de olmadığına inanıyor. Yani inançsızlık içinde. Gerçek olan o.
xenix: Daha basit örnekle anlatamam, nurcuların verdikleri örneklere benzedi özür dilerim. :) (tren, toplu iğne vs)
Güzel örnekti
Gerçek inançsızlığın ne olduğuna dair iyi bir örnekti. Fakat bu tür inançsızlığın gerçek olduğunu kanıtlayan bir örnek değildi. Kutuyu açtığımızda iki ihtimalden birisi gerçekleşeceğine göre; ilk iki kişiden birisi diğer ikisine dönüp manalı bir gülümseme yollayacaktır. Yani zafer gerçek inançsızın değil, diğer iki inanandan birisinin olacaktır. Tabi ki kutunun gerçekte var olduğuna inanırsak! Ancak hepimizin ortak bir rüya görme halinde olduğumuz varsayımından hareketle "gerçek inançsız" dediğimiz 3. şahısın inançsızlığının gerçekliğinden bahsedebiliriz ama öyle bir şahıs ortak bir rüyayı sürdüğümüze de inanmayacağı için zafer yine gerçek inançsızın değil "gerçekliğin" olacaktır. :)
Aslında
Atladığın bir nokta var. 3. kişi kutunun içinde bir şey olduğuna yada olmadığına inanmıyordu. BİLİYORDU.
xenix
nereden biliyordu? 3. kiÅŸi
nereden biliyordu? 3. kişi tanrı mıydı?
Bilmek ve inanmak
Bilmek ve inanmak fiilerini de tanımlatma bana şimdi toruk :) TDK dan bakabilirsin veya bir sözlükten. Bilmek için tanrı olmaya gerek olduğunu varsayıyorsan da ne diyebilirim ki.
xenix
bu arada yorumlar sıkışa
bu arada yorumlar sıkışa sıkışa sağ duvara dayandı. :) Bir anket açıp oylasak diyorum şu cevapla menüsünü
bu bilme meselesini bilgi
bu bilme meselesini bilgi kitapçılarla tartışmıştık. (dünya kardeşlik birliği)Onlar bilinen bilimin ötesinde şeylerden bahsediyorlar. Örneğin kitabın foton siklon teknolojisiyle yazdırıldığını söylüyorlar. Nedir o foton siklon teknolojisi deyincede; zaman enerjisinin harflerle kodlanması olarak açıklıyorlar ve buna da "biliş" "bilme" diyorlar. Kutunun içnini göremeyen, ya da matrixteki gibi gerçekte bir kutunun olmadığını bilmeyen veya olmadığını düşünmeyen normal bir insanın böyle bir fikir içinde olması anormal olmuyor mu?
e ama okuyamıyorum ben:(
e ama okuyamıyorum ben:( çok zor takip etmek ve sıkıcı...sıkılınca da pırrrrrrrr:)
yahu iÅŸte ha ateist ha
yahu işte ha ateist ha müslüman.. ikiside aynı dıyorsunuz.. ikiside inanıyor.. buyrun efendim agnostik düşünceye ozaman..
Ateist e
Ateiste inanıyor demek biraz olmamış gibi. A-teist , teist olmayan kişi demektir. Bu inandığı anlamına gelmez. Bir durumu reddediş hali inanç değildir. Mesela şöyle düşünebiliriz, pul koleksiyonu yapan, bir hobi sahibidir. Yapmayan ise, yapmamanın hobisine sahip değildir.
xenix
xenix
kutu örneğinde tam tersini söylüyordun! "İşte o ikinci kişinin ki bir şey olduğuna inançsızlık olmuyor, bir şey olmadığına inanma oluyor. Dolayısı ile ikinizde gerçeklikten uzaksınız" Bu durumda ikinci kişi ateist, üçüncü kişi de agnostik düşünce yapısına sahip kişi olması gerekiyor...
Hayır
Ben üçüncü kişi için hiç agnostik demedim. Aksine BİLİYOR dedim. Diğer cümleler senin varsayımın olmuş, benim söylediğim şeyler değil.
Eğer reddediş değil de yokluğuna inanma halindeyse kişi o zaman dediğim sınıfa giriyor.
xenix
ateist yokluğuna inanmıyor
ateist yokluğuna inanmıyor mu ? red ediş yokluğuna inanma değil midir?
red etmeme/kabul etmeme hali yokluğuna inanma halinin dışında olabilir gibi geliyor bana. Bu durumda 3. kişiyi Krishnamurtinin Tevazu tanımındaki tevazuyu gösteren kişi olarak da tanımlayabilirim ama yine de biliyor demem mümkün olmaz. Alıntılar yasak olduğu için eski bir alıntımın linkini versem daha iyi olacak sanırım. Çünkü bu kabul etmeme/inkar etmeme hali benim üretimim değildi. :)
http://www.sonsuz.us/node/2514
Pul koleksiyonu
Pul koleksiyonu yapmamak, ne kadar "pul koleksiyonu yapmama hobisi" olarak adlandırılırsa, reddedişte o kadar olmadığına inanma olarak adlandırılır bana göre. Elbette olmadığına inanan ateistlerde var. Ama genel ateist duruş olmadığına inanma değil, olduğuna dair inancın yetersiz ve gereksiz olduğu yönündedir.
Elbette sen kendine, istediğin gibi tanımlayabilirsin. Birinci, ikinci ve üçünkü kişiyi.
xenix
inanıyordan kast ettıgım
inanıyordan kast ettıgım şey şu ki; müslüman öldükten sonra ahiret inancına sahiptir, ateist ise yine bir müslüman gibi hiç ölmediği halde karbon döngüsüne katılıcagını söyler.. iki tarafta birşeyi hiç yaşamadan inanmıstır.. al birini vur ötekine..
Birisi öngörmüştür,
Birisi öngörmüştür, diğeri teslim olmuştur. İkisi farklı şeylerdir.
Birini birine bu kadar kolay vurmayın, döner ikisi birden size vuruverir sonra:)
"inanıyordan kast ettıgım
Demişsiniz symekiz, fakat atladığınız nokta bir ateistin ölümü bizzat kendi üzerinde deneyimlemese bile -ki bu oldukça zor olacaktır=)- tanık olması. Şunu teist ateist herkez biliyor ki öldükten sonra karbon döngüsüne katılacaktır. Buraya kadar "bilgi"yle yürüyoruz. Ama şu anlamlandırma, daha ilerisini, çok ilerisini görme isteğimiz yok mu? Ya böbürlenmemiz? Bildiğimiz kısmı bize çok az geliyor ve gözlerimizi kapatıp yeni anlamlar "yaratıp" kesinlik atfediyoruz.
Yeni yorum gönder