İslam Mistizmi Üzerine...
"kuantum felsefesi ve tasavvuf " adlı başlıktan ilhamımı alarak;
akıl yürütmeler sonucunda sistematik düşünce süreciyle ortaya cıkan felsefi bilgiye nazaran, akıl ötesi bir tavırla mistik düşünce kalıpları sonucunda meydana gelen tasavvuf felsefi bir değerlendirmeye açık mıdır? tasavvuf felsefi bir endişe taşır mı?
daha net haliyle; tasavvuf, felsefi bir bilgi midir?
felsefe olarak alınabilir mi tasavvuf?
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1026 defa okundu

Sibel Atasoy

Evet
Bence tasavvuf bir felsefedir ve kendine ait bir felsefesi, iç dinamizmi de vardır. Bununla birlikte tanımınızda bir sorun var gibi hissediyorum. Felsefenin çıkışı "akıl yürütmeler sonucunda sistematik düşünce süreciyle" oluşmuyor genelde. Veya hangi felsefi düşünceyi sorsanız, vereceği cevap; kendi içinde tutarlı ve akıl yürüterek ortaya çıktığı şeklinde olacaktır.
xenix
Marks'ın
Marks'ın "Pratik-Teori-Pratik" zincirini, daha önce "Teori-Pratik-Teori" olarak kuran Hegel Diyalektiği ile Tasavvuf arasında bir benzerlik görüyorum ben.
"bütün evren semah döner
aşkından güneşler yanar
aslına ermektir hüner
beş vakide avunmayız"
Bu dizelerde tasavvufun izleri vardır. Bir arayıştır tasavvuf. Aslına erme çabasıdır. Kendini ve şeyleri anlama çabasıdır. Kendini anlayarak Allah'a ulaşma çabasıdır. Bu çaba içerisinde Allah'ı "kendinde" görenler de olmuştur... Ancak Hegel gibi "tersten" baktıkları için çözümsüz bir şaşkınlık içerisinde göçüp gitmişlerdir...
İlkokul dördüncü sınıfa giderken "Dede ben nasıl cennete gidebilirim" diye sorduğumda, "Hayatın boyunca yalan söylemezsen cennete gidebilirsin, sırat senin için o zaman koca bir şose yol olur" diyen dedemin yanıtı, tasavvufa uygun bir yanıttır. Benim sorum da keza tasavvufa uygun bir soru idi... Bu arayıştır tasavvuf ve haksız değildir. Ben daha sonra bu arayış içerisinde ve dedemin öğüdünü tutacağım derken, ardımda acılar dolu bir hayat serildi kaldı ve cennetin de bir yalan olduğunu anladığımda, Sosyalist oldum... Marks'ın, "Hegel'in tepe üstü durduğunu", O'nun diyalektiğini ters çevirdiğini gördüğümde dünyayı ve olayları anladığımı düşünmeye başladım... Olgun bir filozofun, çocukluk çağı denebilir tasavvuf için...
İslamın temiz yüzü denebilir tasavvuf için... Bu "kültür" hala bizleri etkilemeye devam etmektedir. Söylediğimiz türkülerde onların izleri vardır. Yunus'un
ilim ilim bilmektir
ilim kendin bilmektir
sen kendini bilmezsen
bu nice okumaktır / dizelerinde kendini bilmeyenin yaptığı hiç bir etkinliğin anlamı olamayacağı, okuduğunun boş olacağı vurgulanmaktadır ki, bugün sosyalist olarak ben de kendimi bilebilme çabasındayım. Bu çabamın biteceği de yok. Sürekli kendimi bilmeye çalışıyorum. Kendimi bildikçe evreni anladım ben... Evreni anladıkça kendimi daha bir bildim. Bu yüzden "İnsan evrenin özETİdir" dedim... Bir gün kendime dair "sözüme" de buradan başlayacağım... Ancak bir duruş ve varış yok, sürekli bir yolculuk var, akış var... Akışımı ve yolculuğumu anlatabildiğimde bir şeyler başarmış olacağım....
Tasavvuftaki "teori-pratik-teori" zincirini, "pratik-teori-pratik" şeklinde ele alıp, "tersine çevirdiğimizde", hoş kazanımlara ulaşılabileceğini düşünüyorum... Bir birikimdir, toptan reddetmek olmaz diye düşünüyorum... "Kendini bilme ve Allaha ulaşma" yerine, "kendini ve evreni anlama" şeklinde düşündüğümüzde, tasavvufun bizlere bir miktar miras bıraktığını göreceğiz...
islam mistizmi şeklinde
islam mistizmi şeklinde tanımlanan, belirli din kalıpları cercevesinde besinini yüzyıl öncesindeki dogmatik bir kitaptan ve onun elçisinden aldığını varsayan, tüm bunlara mutlak kabullenişle ve itaatle dini tecrübeyi yaşatmayı-yakalamayı amaçladığını iddia eden bir gelenek...
sistematik akıl yürütmesi cabasından ve neden-sonuç ilişkisinin sağlayacağı bir açıklamadan uzak sistematik düzeyde kendini kanıtlama ihtiyacı duymayan sadece içten kavranarak anlaşılacağını varsayan ve tüm bu yolla aklı reddeden inanç temelli bir din geleneği...
felsefe tüm bunların neresinde...?
yanlış mı biliyorum tasavvufu,
ya da felsefeyi..?
sizin söylediklerinizden sonra;
"peygamberler filozoftur" da diyebilir miyiz?
tefekkür varya canım. :)
tefekkür varya canım. :) bir saat tefekkür bilmem kaç yıl nafile ibadete bedeldir denir ya. Düşünmek teşvik ediliyor ama belli sınırlar içinde. Ötesi şirk, dinden çıkma, günah vs...
Parça bütüne sığar, bütün parçaya sığmaz!
"Felsefe" nedir ki marmararus?...
Bilgiye ulaşma eğilimi çabası değil mi felsefe?... Yöntemi seninle aynı değil diye, dayanakları ve arayışları seninle aynı değil diye yok mu sayacaksın mutasavvufların arayışını?
Bizler bilime dayalı olarak varlığı ve varlığa ait bilgiye ulaşmaya çalışıyoruz... Aynı şeyi Allah'a inanarak yapmaya çalışanla aramızdaki fark onları toptan felsefe dışına çıkarmaz diyorum. Nitekim idealizmi savunan bir çok "bilim adamı", idealizmin yöntemi metafizik olduğu halde, labaratuvarda çalışırken diyalektik yöntemi kullanmaktadır. Bunun farkında olsun ya da olmasın. Bu nedenle aynı bilim adamı materyalizmi savunan bilim adamlarıyla aynı sonuçlara da ulaşabilmektedir...
Tek tanrılı dinler köleci toplumun yıkılmasında etkin rol oynamışlardır. Köleci toplum çok tanrılıdır. Putperestlik köleci toplumun inanışlarındandır. Tek tanrılı dinler bunları yıkmıştır. Elbette köleci toplumun yıkılışında sınıfsal çelişkiler esastır. Ancak köleci toplumu yıkanlar üst yapıda kendilerine tek tanrılı dinleri "ideolojik bir silah" olarak seçmişlerdir. İdeolojik silahları ise felsefeden bağımsız düşünemeyiz... Nitekim tasavvuf düşünürlerinin "Vahdet-i Vücut" yaklaşımları beni çok cezbetmektedir. Evrenin tek bir vücut olduğunu, insanın evrende, evrenin insanda olduğunu söylemektedirler. Ama evrenin kendisini Allah olarak görmektedirler. Bu düşünce "tepe üstü" durmaktadır işte...Evren Allah'ın ürünü değil, Allah evrenin ürünüdür diyerek tasavvufu incelediğimiz zaman, tasavvuf düşünürlerinden bize kalacak bir miktar miras olduğunu göreceğiz demek istedim daha önce...
Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi
Her gün bir yere
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş
Dünle beraber
Gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım. (Mevlana)
Bu dizeler kötü mü?
"Aynı nehirde iki kez yıkanamazsınız" (Heraklit)
"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" (Marks)
"İki günü bir olan aldanmıştır" (Muhammed)
Bu üç söyleyişte hangi farklılıklar vardır?...
Daha yığınla "çakışan" örnekler bulabilirim... Ancak, kesişen yollar ayrı yollardır, bunun da bilincinde olarak!...
"peygamberler filozoftur" da diyebilir miyiz?
Parça bütüne sığar, bütün parçaya sığmaz!... Buna rağmen parça bütünün özelliklerini içerir...
Peygamberlerin felsefeden habersiz olduklarını düşünmüyorum. Ancak bu ilişkiye bakarak onları filozof saymak bizi Aristo mantığına sürükleyebilir. Sıradan bir insanın üstünde felsefeyi biliyorlardı. Ancak hedefleri felsefe yapmak değil, felsefeden de yararlanarak, kendi istedikleri doğrultuda toplumsal bir devinimi sağlamaktı peygamberlerin hedefi. Yanızca felsefeyi değil, siyaseti, ticareti, askeri örgütlenmeleri de projeleri içerisinde kullanmışlardır. Muhammed'in ilk savaşları kervan vurmaktır örneğin. Bu olayın sınıfsal boyutunu işaret eder. Vurduğu kervanlardan aldığı ganimetleri askerleri arasında pay etmiştir. Bu orduyu elinde tutabilmek için de siyasi üst yapıda islamı öne sürmüştür. Putları, tek tanrıları islamla yıkmıştır. Kendi çağının "pragmatistlerindendir", bu anlamda bir miktar kendi çağının filozofu da sayılabilir. Ama dediğim gibi amacı filozofluk değil, kendi çıkarlarını örgütlemektir...
Yeniden tasavvufa dönecek olursak, Ali şöyle diyor:
"İnsan küçücük bir bedenden oluşmuyor. Koskoca bir evren insanda gizilidir. Harfler içteki sırları açığa vuran vasıtalardır. Bu dünyada affedilemeyecek en büyük günah, insanın insana eziyetidir. İnsan insanın kardeşidir, ister razı olsun ister olmasın"...
Ali'nin bu sözleri tasavvufun temelini oluşturmuştur bana göre. Bu sözlerde ise günümüz diyalektik materyalistlerinin itiraz edeceği ne vardır? Yenice gündemime giren "kuantum fiziğinin" itiraz edeceği ne olabilir?... Bugünkü bilime vuralım bu sözleri bakalım...
Merhabalar Hüseyin
Merhabalar Hüseyin bey,
Alıntıladığım yer her ne kadar konu dışı olsa da merağımı cezbetti,köleliği yıkan tek tanrılı din hangisidir acaba?
Tartışmayı bölmek istemiyorum gerçekten,"aton" dininden başlayarak günümüze kadar süregelen "tek putlu" dinler içinde "artık kölelik diye birşey yoktur" diyen var mı? Bildiğim kadarıyla yok ama kaçırmış ya da anlatmak istediğinizi anlamamış olabilirim,
Saygılarımla...
"köleliği yıkan tek
"köleliği yıkan tek tanrılı din hangisidir acaba?"
Merhaba İdüex,
Köleliği tek tanrılı dinler yıkmıştır, demedim.
"Tek tanrılı dinler köleci toplumun yıkılmasında etkin rol oynamışlardır" dedim. Ki biraz sonrasında da "Elbette köleci toplumun yıkılışında sınıfsal çelişkiler esastır. Ancak köleci toplumu yıkanlar üst yapıda kendilerine tek tanrılı dinleri "ideolojik bir silah" olarak seçmişlerdir." dedim. Alıntıladığınız sözlerimi bu sözlerimle birlikte düşünürseniz, sanırım anlatmak istediğimi iletebilmiş olacağım.
Günümüz koşullarında bile işçilerin durumunu "ücretli kölelik" olarak adlandırırken, tek tanrılı dinlerin köleliği yıktığını, yok ettiğini söylemek mümkün değil. Ancak köleliğin bir başka versiyonla devam ettiği Feodal Toplum tarihsel süreç içerisinde Köleci Toplum dediğimiz toplumdan sonra gelmektedir. Köleci toplumdan feodal topluma geçiş de çok çetin savaşımların, ayaklanmaların sonucudur. Bu geçiş esnasında ise, "insandan tanrı olmaz" fikri, tanrısal yetkileri kendilerinde toplayan köleci devletin sahiplerini sınırlamıştır. Bu fikir egemenlere karşı ideolojik bir silah olmuştur. (Sonralarda insan, "mağrur olma padişahım senden büyük allah var" diyebilmiştir.) Feodal toplum öncüleri, tanrıyı yeryüzünden göğe yükseltirken ve krallarını "tanrısızlaştırırken" ve bu durum insanlara o dönemde görece (nispi) bir özgürleşme sağlarken, daha kötüsü sonradan gelecektir. Göğe yükselen tanrı bu kez insanların ruhuna işleyecek, ve feodal egemenler de, kapitalist egemenler de, yine tanrıyı ve dini çeşitli "resterasyonlara" tabi tutarak, ezilenleri yönetmekte kullanmaya devam edeceklerdir. Benim altını çizmek istediğim, tek tanrılı dinlerin, çok tanrılı dinleri yıkarken, köleci toplumun efendilerinin elinden, tanrısal yetkileri almış olduğudur. Kıralların, despotların tanrı olamayacağını ilan etmiş olmasıdır ki, bu ideolojik yaklaşım, köleci toplumun bağrında gelişen feodal beyleri, köylüleri, zanaatçıları görece olarak güçlü kılmıştır.
Yani köleci toplumu yıkan esas olarak sınıf savaşımıdır. Bu savaş sırasında ise, "insan tanrı olamaz" fikri ideolojik bir silah olarak kullanılmıştır. Sanırım farklı bir şey söylemiyoruz...
Saygılar...
Elbette elbette, Böyle
Elbette elbette,
Böyle anlamalıydım,benim dikkatsizliğim,
Teşekkürler Hüseyin bey,
İyi sabahlar...
Köleci toplum çok
Köleci toplum çok tanrılıdır. Putperestlik köleci toplumun inanışlarındandır. Tek tanrılı dinler bunları yıkmıştır."
Ben de putperestliğin ne olduğunu anlamadım ? Aşağıda sadece İstanbul'da bulunan çeşitli putları ve onlardan medet uman zerzevatı bulabilirsiniz. Eğer bu putperestlik değilse ben de arap olayım:)
Tapmak ile medet ummak arasındaki farkı söyleyebilen biri çıkarsa ona saygılarımı sunacağım. (Konu islam mistisizmi idi ya) Bu arada Mustafa Kemal'in naaşını ziyaret etmenin haşa yasak olduğu çeşitli din alimlerimiz! tarafından üstüne basa basa bildirilmektedir. (aşağıdaki liste hariç)
1.SEYH GALIP(GALIP DEDE) TÜRBESI:Beyoglu Sishane semtinde,Galata Mevlevihanesinin avlusundadir.
2.SAÇLI EMIR EFENDI(HASIMI) DERGAHI:Beyoglu Kasimpasa'da Kadimehmet sokaginda.
3.SEYH EBU VEFAVefa semtindedir.
4.SÜMBÜL EFENDIFatih Kocamustafapasa semtindedir.
5.YUSA(a.s):Beykoz'da Yusa tepesindedir.
6.YAHYA EFENDI:Besiktas Yildiz Parki mevkiindedir.
7.LALELI BABA:Aksaray Laleli semtindedir.
8.EMIR BUHARI:Fatih camii yakinindadir.
9.BUHARALI YA VEDUD:Ayvansaray semtindedir.
10.SENLIK DEDE:Besiktas Visnelizade Mahallesindedir.
11.URYANI DEDE(Haci Mustafa Efendi):Eminonu Lalelidedir.
12.SEYH MEHMET GEYLANI:Eminonu sirkecidedir.
13.HELVACI BABA:Eminonu Sehzadebasi'ndasir.
14.MAARIF SULTAN:Kartal'dadir.
15.MERCIMEK DEDE:Kartal sehir mezarligindadir.
16.VEKLI BABA:Kartal Dolayoba mahallesindedir.
17.TELLI BABA:Sariyer Tellitabya mevkiindedir.
18.SARIGAZI:Uskudar Sarigazi koyundedir.
19.AZIZ MAHMUT HUDAYI:Uskudar'dadir.
20.MERKEZ EFENDI:Zeytinburnu-Merkez Efendi semtindedir.
21.SEYYIT NIZAM:Zeytinburnu Telsiz mahallesindedir.
22.OVACIK TÜRBESI:Sile Ovacik koyundedir.
23.ERENLER TÜRBESI:Sile Erenler koyundedir.
24.NAKKAS BABA TÜRBESI:Uskudar Nakkastepe mezarligindadir.
1.EYUP SULTAN TÜRBESI:(Ebu Eyyubu'l-Ensari) Eyup Sultan'da ayni adli camiin yanindadir
2.ABDULLAHU'L ENSARI:Sultanhamaminda, Hasan-Huseyin yokusunda.
3.ABDULLAHU'L HUDRI:Egrikapi civarinda,Kandilli turbe sokaginda.
4.AHMEDU'L-ENSARI:Ayvansaray civarinda Toklu Dede mahallesinde.
5.EBU SEYBETU'L HUDRI:Ayvansaray yakinindadir.
6.AMR IBNU'L-AS SUFYAN IBNI UYEYNE:Beyoglu,Karakoy'dedir.
7.DIGER SAHABELER:Istanbul'da mefdun bulunan diger sahabeler de sunlardir:Hamdullahu'l Ensari,Amir,Baba Cafer,Hz.Cabir,Cafer-i Ensari,Daye Hatun,Ebu Saidi'l Hudri,Ebu'd-Derda,Ebu Zerri'l Gifari,Edhem,Hafir,Hasan ve Huseyin,Husam Ibni Abdullah,Fatma ve Sakine Hanimlar,Muhammedu'l-Ensari,Sa'be ve Kaab Hazretleridir.
Putperest
Putperest'in put'u ile ilişkisi nedir ?
- Medet ummak
(bereket tanrısından iyi bir mahsul, aşk tanrısından hayırlı bir eş, saadet tanrısından mutluluk dilemezler miydi ? Ya türbelerden ne diliyor insanlarımız ? Neoputlara hoşgeldiniz.
Başka ?
Listeyi doldurunuz...
Not : Tapmak, iyi bir cevap olmayacak... Zira, bu putların bir de bağlı olduğu en büyük tanrılar vardı... O yüzden Kabe'de hep birlikte dururlardı. Kabe'nin birleştirici aurası içinde huşu içinde bulunmaları bu yüzdendi. Yeni soru KABE hangi tanrıya bağlıydı ?
Sufi Ana
Baska dinlerde olmayan, yalnizca Islamiyete ozgu iki peygamber vardir: Hizir ve Idris. Hizir Islamin Asyaya yerlesmesinden sonra Islama girmis. Hizir Baba ile esi ve yoldasi Sufi Ana binlerce yildir dunyanin merkezi kabul edilen Ungur Tas ta yasamakta ve insanlara saglik ve esenlik dagitmaktadir. Almaty ye 70km uzakliktaki Ungur Tas denilen bos alan eskiden bir yerlesme yeriymis. Cengiz Hanin katliamindan sonra oradaki yerlesme yeri yok olmus, yalnizca adi kalmis.
Yerlesme yeri ortadan kalktiysa da Sufi Ana dan sefaat dilemek isteyenler ve Nevruz gunu Hizir Babanin elinin degmesini bekleyenler buraya gelir. Burasi yalnizca Sufi Ana ve Hizir Baba nin mekani degil, ayni zamanda Ermis Dedelerin de mekanidir. Sufi Ana, insanlarin erisemedigi yuksek bir makamda oturup insanlara saglik ve mutluluk verirken, Hizir Baba onlarla iliski kurar, acil durumlarda yardim eder. Ayrica Hizir Baba her Nevruzda dunyayi kis uykusundan uyandirir, ciceklerin acilmasini ve agaclarin yesermesini saglar.
Nevruz ayi geldiginde Hizir Baba ve Ermis Dedeler dunyanin dort bir yanina dagilirlar, elleriyle butun agaclara dokunurlar, boylece agaclar cicege doner, yeserir. Nevruz gunu herkes disari cikar ve Hizir Babanin elinin kendilerine de degmesini bekler. Dunyada henuz Islamiyet yokken, henuz Hristiyanlik yokken Hizir Baba henuz Hizir Aleyhisselam degilken bu topraklarda yasadi, hala da yasiyor ve her Nevruz agaclari yesertiyor. Sufi Ana da Sufizm yokken, yalnizca Sufi Anayken burada yasadi ve yasiyor ve insanlara saglik ve mutluluk dagitiyor.
Nevruz kutlamalarinda Sufi Ananin resmi veya heykeli en yukari konur. Hemen altinda Hizir Baba ve Ermis Dedeler yer alir. Hizir Baba yalnizca bu topraklarda degil, din degistirmis te olsalar, Asyadan gelen butun kavimlerde yasatilir. Turkiyede Hidrellez (Hizir ellesin) denir, Nevruz gunu herkes disari cikar ve Hizirin elinin kendilerine degmesini bekler. Arap Muslumanlarda bu gelenek yoktur.
Bunlar Orta Asyada bugun de yasamakta olan Tengrian Dininin motifleridir.
Ey Turk titre ve kendine don!
Hizir Islamin Asyaya
Hizir Islamin Asyaya yerlesmesinden sonra Islama girmis.
Vay be, analar neler doğuruyor.
Hııızır sen orta asyanın gururusun.
Hııızır sen orta asyanın gururusun.
Hııızır sen orta asyanın gururusun.
Tasavvufun felsefesi
Tasavvufun felsefesi vardır. Tasavvuf İslamiyet'in mistisizim boyutudur. Kendi içindeki yasaları İslamiyetle ters düşmemekle beraber, daha insancıl ve sevgiye dayanır. Tasavvuf Aşk'ı anlatır. Felsefesinin temeli Aşk'a dayanır. Aklınızın alabildiği her şeye aşk gözüyle bakar. Çünkü en derine inersek, tasavvufta Allah Aşkı temelin mihengini oluşturur.
Her şey, Allah'ın bir yansıması kabul edilir. Yaratan o kadar önemlidir ki yaratılan her şey tasavvufçuların gözünde kutsanmış sayılır. Baştan değer biçilerek bakılır. Ve genelde de değer en yüksekten başlar.
Tasavvufa gönül verenler merhameti ve şefkati ön planda tutarlar. Çünkü tasavvuf" arınmışlıkla" başlar. Kötü sözden, niyetten, kötü fikirlerden arınarak insanlara yaklaşırlar. Fakat, tasavvuf ehli akıllıdır. Çünkü, hayatı ve düzeni, insan ilişkileri açısından öyle farklı yorumlarlar ki, tüm iyi niyetlerine rağmen onları kandıramazsınız. Siz mızrağı çuvaldan çıkarmadan onlar yaralanacakları yerlerini bilirler!... Bu nedenle mistik boyut, tasavvuf felsefesinde harika bir mantaliteyle örtüşür.
Tekrar vurgulamakta fayda gördüğüm şey şudur: Tasavvuf asla Kur'an'dan ve İslamiyet'ten ayrı düşünülemez. Sadece İslam Ahlakının farklı bir yorumu ve yoludur. saygılarımla...
Tasavvuf demeyeceğim ama
Tasavvuf demeyeceğim ama ALEVİLİKTE aşkın temeli insandır. Tanrı kalbinde olduğuna göre senden sana yansıyan kendi görüntündür.
Bu görüş tanrıyı ikinci plana iter. Musevilikte tanrı YEHOVA'nın adı ağza alınmaz. Onu zikreden günaha girer, benzer bir nedenle Allah'ın adı HU'dur. İsimsiz, görüntüsüz, ifade edilemezdir. Hu, kalbinde biriktirebildiğin olgular bütünüdür. Kısaca sensindir.
Diyo ki yani arkadaşımız,
Diyo ki yani arkadaşımız, cennette vadedilen tomurcuk gibi kabarmış meme de allahın bir yansımasıdır.
Tasavvuf için muracat Ebubekir, he he:)
". Ayrica Hizir Baba her
". Ayrica Hizir Baba her Nevruzda dunyayi kis uykusundan uyandirir, ciceklerin acilmasini ve agaclarin yesermesini saglar Nevruz ayi geldiginde Hizir Baba ve Ermis Dedeler dunyanin dort bir yanina dagilirlar, elleriyle butun agaclara dokunurlar, boylece agaclar cicege doner, yeserir."
Bildigim kadariyla Alevilikle yakindan ilisklidir Hizir anlayisi. Arastirmalara gore de Aleviligin kokeni M.O.sine dayaniyor(Dogrulugu tartisilir)
Takildigim nokta ise Kardan Adam'in aktardigi yukaridaki mistik(!) paragraf...
Bu Hizir bir tek Kuzey Yarim kureye ugruyor her yil, nedense... Guneydekilerin cani yokmus gibi. Efsane bu ya... Elestiri de yapilmaz. Kabul etmek gerek.
Yeri gelir Hizir olur, yeri gelir nazir olur, peygamber olur, saman olur.. Olur da olur..
Yetis ya Hizir, seni olduran oldurana...
*G Milat*
Hızır baba Porto Riko'yu
Hızır baba Porto Riko'yu defterden sileli çok oldu mesela. Buna bozulan kutsal ruh da stigmataların arabistan'da açmasını yasakladı karşılığında.
Eee, bu işler böyle. Biraz sana biraz bana:))
Ben Hızır-İlyas'ın
Ben Hızır-İlyas'ın anadoluya ait olduğunu düşünüyorum.
Hızır veya Hıdır : Adonis (erkeklik tanrısı)
İlyas : Helios (güneş tanrısı)
Adonis ile helios, bereketi ve güneşi temsilen baharı müjdeliyor olabilir.
Veya çoğaltabileceğimiz başka örnekler olabilir. Netice itibariyle anadoluya ait eski bir kült olduğunu ve zamanla kulaktan kulağa söyleniş şeklinin değişmiş olacağını tahmin ediyorum.
Defterden silinen Porto Riko
Ne yazik ki Porto Riko yu yalniz Hizir Baba degil, Muhammet te silmis.
Becerebilseydim Asyadaki Nevruz torenlerinde Hizir Baba ve Sufi Ana nin bas kosede yer aldigi bir resim gonderecektim.
Kuran'da Hizir peygamber var mi?
Tasavvuf bir felsefe midir
Tasavvuf bir felsefe midir sorusunun cevabı: Evet felsefedir. Ama sistematik değildir. Hegel'in saltık düşüncesine benzer ancak Hegel o ihtişamlı kurgulundan eser yoktur. Bu yüzden tasavvuf bir felsefe olup, felsefe'nin ciddiyetine varamamıştır.
Hıdır - İlyas
Hıdır: Yeşillik, doğa
İlyas: Su veya Su tanrısıdır.
xenix: Takiplerim
Hızır (Arapça: الخضر
Hızır (Arapça: الخضر al Khidr; Yeşil adam), İbrahim'den sonra yaşamış bir peygamber veya veli. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneynin askerinin vs vs...
İlyas - Kur'an'da adı geçen peygamber.
İlyas (Arapça: İlyâs için إلياس, Îlyâ için إيليا, İbranice: אליהו Elijahu, Almanca: Elija),Hıristiyanlık, İslam ve Musevilik dinlerinde kutsal bir peygamberdir.
Dostum arapça yazılışına dikkat et : al Khidr
Ak Khidr
Arapcada I harfi yoktur. Bu durumda HIZIR degil Hizir veya Hidir okunmalidir.
Ne Tevratta, ne Incilde ne de Kuranda Hizir diye bir peygamber yoktur.
Saman kulturunun en buyuklerinden biri olan Hizir, Islamin Asya topraklarina yayilmasi sirasinda, Islam alimleri (!) tarafindan Islami bir kimlige burundurulmus. Esi Sufi Ana ise Sufizm olarak yasatilmis. Islam alimleri (!) Hiziri Islamlastirirken cesitli senaryolar da yazmayi ihmal etmediler elbette. Binbir gece masallarini yaratabilen bir toplum, bir kac Hizir senaryosu da mi yazamaz yani?
Islam alimleri (!) boylece Asya inancinin en buyugunu Islamlastirarak Asyalilari kendi dinlerine kazanmak istemistir.
Hizir Alevilikten once vardi, Islamdan once vardi, Hristiyanliktan once de vardi, ve hatta hala var Asya topraklarinda.
Kardan adama
Kardan adama katılıyorum. Araplara başka kültürlerden bulaşmış bence de. Ayrıca "yeşil adam" ne yahu? Doğa tanrısı işte. Dönüştürüp "cinvari" bir şekle sokmuşlar.
xenix: Takiplerim
Yeni yorum gönder