Marsseh, oik0s & Toruk Makto görüşmesinden izlenimler... ( 12.05.2010 )
Hani sürekli faşist, kemalist, ırkçı, materyalist ve insanlara tepeden
bakan elitistler oldukları ileri sürülen oik0s ve Marsseh var ya, işte onlarla bu varsayımların bazılarını yapmış olan Toruk Makto'nun görüşmesi bu.
Öyle özel ve planlanmış bir görüşme değildi. Özel yapan; toplantı sonrası, oik0s’un nazik davetinden sonra aramızda gelişen sohbetin içeriğiydi. İçeriğini kişisel olduğu için paylaşmayacağım ama tavrın ve sohbetin dostça, kocaman gülümsemeler, zaman zaman da kahkahalar eşliğinde olduğunu belirtebilirim. Düşünüldüğü/düşündüğüm gibi olmayan, dürüst, samimi, dost canlısı ve daha önce de birkaç kez belirttiğim gibi oldukça medeni olan bu insanlarla vakit geçirmek rüya gibiydi. Daha önceden kendileriyle yüz yüze gelmiş olmama rağmen tamamını ortadan kaldıramadığım varsayımlarımı, bu keyifli sohbet eşliğinde edindiğim yeni bilgiler ve izlenimlerin ışığında çöpe atmış bulunuyorum.
İnsanlarla seviyeli tartışmalar yapmak güzel bir şey fakat baş başa konuşmayı bırakın, yüz yüze bile gelmeden, (yüz yüze olsa da varsayımda bulunulmamalı) sadece yazdıklarına bakarak varsayımlarda bulunmak; hem anlamsız hem de enerjimizi boşa harcamamıza neden oluyor. Bunu artık yapmamaya kararlı, yapmadığında ortaya çıkabilecek sonuçların bir kısmını deneyimlemiş birisi olarak, bütün arkadaşlara tavsiye ediyorum…
- Toruk Makto ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 776 defa okundu

Sibel Atasoy

Su akar.. Demek ki kimseyle
Su akar..
Demek ki kimseyle tanışmamak lazım, objektif olabilmek için:)
negatif olabilmek için
negatif olabilmek için tanışmamak lazım diyelim..her algıladığımız gerçek olmayabilir...
Örn, marxist olduğu
Örn, marxist olduğunu söyleyen seni, marxı sevmeyen birisi forumda yazdıklarınla yorumladığında, objektif yorumlamış olmayabilir. Bunun yerine gözlerinin içine bakarak söylediklerini dinlese; senin ve marxın aynı insan olmadığının ayırdına varabilecektir...
Su akar.. Haklısın biriyle
Su akar..
Haklısın biriyle yüz yüze tanışmak daha farklı bir etki yaratır.
ama toruk hani morgana'yla
ama toruk hani morgana'yla karşılaşmalar...
cık cık cık :))
makine ile kurulan
makine ile kurulan iletişimde eller cok daha hoyrat olabiliyor.klavye ile gelen belli bir özgürlük havası içerisinde insanlar karşılarında hiç görmedikleri insanları dehlizlerinde edinmiş oldukları kategorilere yerleştirip ötekileştirebiliyor.
her gün yeni bir sahiplik duygusu içerisinde insanlar artık bölük pörçük, tanınmaz bir halde...
belki de sanal gizlediğimiz kategorileri su yüzüne cıkaran aslolan-temeldeki asıl gerçek, sahte olan reel hayatın ta kendisi...ya ada tam aksi...bilemiyorum! ancak ortada bir sorun olduğu kesin!
Bire bir karşılaşmaları
Bire bir karşılaşmaları yazıyorum Morgana. Görüşmelerimizin birebire en yakın olanı üçlü görüşmeydi. O görüşmedeki dialoglar hakkında yazacağımı sanmıyorum. :) Söz, yazılması gereken bir görüşme olduğunda, uzun bir kompozisyon yazacağım. Zaten uzun yazmak istemesem de senin hakkında kısa yazmam çok zor olurdu :)
Kitaplardan, toplantılardan öğrendiklerimi pekiştirmek, içselleştirmek için de faydalı oldu bu yazılar. Alıntı yazılar yasaklandı diye bu kadar da bireysel yazılmaz ki diye kazan kaldırılabileceğini varsaymamam gerek biliyorum. :)
Bireysel yola çıkıp toplumsal alana çekme çabalarım işe yaramış görünüyor. Ortada bir sorun var marmaramus. Sorun genellikle bizim içimizde ve biz bunu yüzyüzeyken daha az, forum ortamında sınırsız yansıtabiliyoruz. Kullanmayı bildiğimizde; sanal ya da yüzyüze olsun, ilişkilerimiz sorunsuz ve verimli oluyor...
Ne hissedersek hissedelim
Ne hissedersek hissedelim kelimeler ya yetersiz kalıyor ya da tam olarak anlatamıyor birşeyleri...Çoğu zaman bir duruş, bakış ya da bi tebessüm sözcüklerden daha da usta olabiliyor:)
Anladıklarımız her zaman anlatılan olmayabiliyor.Bu yüzden, çoğu zaman hilekardır kelimeler...
İlk defa güzel bi tavsiyede bulundun makto:))
Sorun genellikle bizim
Sorun genellikle bizim içimizde ve biz bunu yüzyüzeyken daha az, forum ortamında sınırsız yansıtabiliyoruz.
iletişimimiz sanalda daha reel, reelde ise daha mı sanal demek bu?
durum vahim öyleyse...bu koşulda insanlar arası güven ve bu güvenle gelen tüm samimi paylaşımlar, tüm o gülüşmeler-bakışlar, samimi tavırlar, tebessümle gelen içtenlik....tümü tekrardan sorgulanmalı!
Böyle kesin bir mantık
Böyle kesin bir mantık önermesi şeklinde tanımlayamayız. Konuyla alakası yok ama bu durum Haluk BERKMEN'in "Kuantum Bilgeliği ve Tasavvuf" isimli kitabından bahsettiği karmaşa kuramını anımsattı. Mikro etkiler makro sonuçlar doğurabilir ve bu başlangıç etkileri hep aynı olsa bile doğuracağı sonuçlar farklı olabilir. Bunu böyle bir konuya monte etmek için değil ama kesin formül çıkaramayacağımızı, "vahim" diye tanımlayamayacağımızı daha iyi anlatmak için aktardım. Efsunun da bahsettiği gibi bir bakış, bir mimik çok farklı sonuçlar doğurabildiğine göre; reel iletişimin daha zengin olanaklara sahip olduğunu göz önüne alarak daha reel olduğunu öne sürebiliriz. Bu da yine önerme kesinliğinde genel kabul zemini bulamaz.
Yukarıdaki yorumumda da anlatmak istediğim, senin de "klavye ile gelen belli bir özgürlük havası içerisinde insanlar karşılarında hiç görmedikleri insanları dehlizlerinde edinmiş oldukları kategorilere yerleştirip ötekileştirebiliyor." derken belirttiğin sorunu reelde yaşamadığımızı dikkate alırsak; reelin daha gerçek, sanalın daha sanal olduğunu söyleyebiliriz. Karşıdaki insanı ne kadar doğru algıladığınla, kurduğun iletişimin gerçekliği doğru orantılı olabilir. Bazen tersi de olabilir. Kişinin imajına kanıp, olduğundan başka birisi gibi algılamamız da mümkün. Sorun yine bizim içimizle alakalı oluyor. Kendi bireysel gelişimimiz, içerideki dinginliğimiz, sanal ya da reel olsun gerçek ilişkiler kurmamızı sağlayabilir. Yine de her zaman aynı sonucu vereceğinin garantisi olamaz. Kendimizde olan ve rahatsızlık duyduğumuz bir özelliğimizi başkasında görüp onun üzerine kusma özgürlüğümüzü sanalda sınırsızca kullandığımız için daha reel bir iletişim kurduğumuzu varsayabilir miyiz ?
Not: Yine Krishnamurti'ye bağladım ama İnsanlarla gerçek ilişkiler kurarak kendimizi bilebileceğimizi öne sürmesini hatırladım.
Efsun, normalde güzel bir
Efsun, normalde güzel bir tavsiye olduğunu düşünmene sevinip ilk kez olduğunu da belirtmene üzülmem lazım ama tavsiyelere uyup varsayımda bulunarak kişisel algılamayınca ikisi de olmuyor. Kendi tavsiyem diye demiyorum, ben sevdim bu tavsiyeleri... :)
Dileklerin için
Dileklerin için teşekkürler Toruk:)
Biz de sana teşekkür ederiz bizi kırmayıp katıldığın için...
Evet, dediğin gibi gülümsemeler önemli, gözler mimikler ve ifade ettikleri anlamlar önemli...
Burada yazılanlar aslında hala bizleri ifade ediyor. Düşüncelerimiz aynamızdır. Bazı aynalar pusludur hepsi bu...
acaba o günden buyana ne değişmiş?ne dersiniz?..
canu tarafından Per, 06/11/2008 - 21:55 tarihinde gönderildi.
Bazan lüzumsuz çekişme ve tatsız tartışmalar konudan tamamen uzaklaştırıyor bizleri. Zaten yorucu bir günden çıkıp gelen çoğumuzu "aman lanet olsun" dedirtebiliyor.
Soru sormaya çekinir olduk. Anlamadınız mı , imalar bilmem ne....ya yorumlar! Falancaya tamamen katılıyorum ... güzel katıl tutan yok. Filancaya asla katılamam , katılmam ... güzel katılma, merakında değiliz de konuya ne katkı var? Hani konuya cevap? Cevap yoksa sadece falancaya katılmamanın kime ne faydası var? Konudan tamamen uzaklaşmak dışında.
Ben sadece yazıların seçiminde değil yorum yaparken de hatta yazının kendisinden daha çok özen göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü gördüm ki yazı eften püften bir konu bile olsa katılımcılar fikirleriyle yazının ve konunun kalitesini yükseltebiliyorlar.Kırıcı olmanın , cevap yetiştireceğim ve falancaya haddini bildireceğim demenin bana hiç bir faydası olmadı.Faydalandığını sananlar varsa düşünmeleri gerektiğini ve okuyanları tatsız çekişmelerle rahatsız edebileceğini hesaba katmaları gerekir diyorum.
Evet senin ve lilith 'in ve şimdi benimde söyleyeceğim gibi hepimiz zaman zaman kantarın topunu kaçırabiliyoruz. Benim öncelikle önerim yorum yaparken "söyleyecek bir fikrimiz veya sorumuz varsa " konuya girmek ve net görüşünü belirtmekten yana..
Konu seçiminde kişisel görüşüm bir baskı olmasın. İsteyen istediği konuyu gündeme getirsin. Yorum yapanlar fikirlerini beyan etsin ammaaa ifade şekline ve uslubuna özen göstersin. Çok mu şey istedim?
Yeni yorum gönder