çiçek ve dal
her çiçek kendi dalında açar...
bak
bunlar asi karanfillerim
bunlar sevdalı güller yedivere'm
şunlarsa çingene kızları falcı papatyalar
şunlar savaşçıl, şunlar direngen, şunlar barışçıl,
bereketçil bunlar
yalın, renkli, alaca, kır, çil, kırçıl bunlar
rengahenk
aşklara denk...
her çiçek kendi dalında açar
ben her çiçeğin dalında açamam
her çiçek benim dalımda açar...
Açmaya dal gerek
dalmaya düş gerek
düşmeye yer gerek
yermeye er gerek
ermeye gök gerek
gövermeye can gerek
cana can gerek
candan cana canan gerek
bir
şarkıdır
söyledim
sabah
sabah
dal
dan
da
la
ses verdim
sekerek
oysa ben sekemem ki
ayaklarım yok benim
uzak çağlardan atılan bir şarapnel kesti dizlerimden beni
çöke kaldım dizlerimin üstüne
dondum kaldım buz tutan sular üstünde
bir yandan baktılar sirtaki
öbür yandan zeybek oynuyorum sandılar...
aç
tım
kollarımı
uz
attım
ellerimi kucak kucak
çökmüşüm ya kesik dizlerimin üstüne
yalvarıyorum sandılar...
sarıldım dünyaya kucaklamak ve kucaklanmak için
kaldırdım dünyayı başım gözüm üstüne
ağırdı
ezildim
bıraksam düşecekti
kımıldamadan durdum yüzyıllardır
bu kez de beni
öldüm sandılar...
açtım eller kopardı
döktüm eller topladı
büyüttüm besledim
AŞKer eyledim
gitti
gelmedi
buna ne çare?
allı turnam
türkülerle götür
dizlerine yatır
dizlerimden kaldır beni...
- Hüseyin AKTAŞ ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 510 defa okundu

Sibel Atasoy
Yeni yorum gönder