ACI
ACI
Ve bir kadın, "Bize acıdan bahset" dedi.
Ve o cevap verdi:
"Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır.
Nasıl bir meyvenin çekirdeği,
kalbi güneş'i görebilsin diye
kabuğunu kırmak zorundaysa,
siz de acıyı bilmelisiniz.
Ve eğer kalbinizi,
yaşamınızın günlük mucizelerini
hayranlıkla izlemek üzere açarsanız,
acınızın, neşenizden hiç de
daha az harikulade olmadığını göreceksiniz;
Ve kırlarınızın üstünden
mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi,
aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de
onaylıyacaksınız.
Ve kederinizin kışını da,
pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.
Acılarınızın çoğu sizin tarafından seçilmiştir.
Acınız, aslında içinizdeki doktorun,
hasta yanınızı iyileştirmek için
sunduğu "acı" ilaçtır.
Doktorunuza güvenin
ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için;
Çünkü size sert ve haşin de gelse,
onun elleri,
"Görülmeyen"in şefkatli elleri
tarafından yönlendirilir.
Ve size ilacı sunduğu kadeh
dudaklarınızı yaksa da,
O'nun kutsal gözyaşlarıyla ıslanmış
kilden yapılmıştır."
(Halil CİBRAN)
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 635 defa okundu

Sibel Atasoy
".......60'lı yıllardaki
".......60'lı yıllardaki özgürlük rüzgarlarının da beslendiği kaynaklardan olmuştur Cibran'ın kitapları, her zaman olduğu gibi.
1920'lerin sonlarına doğru
bir gece "Yeryüzü Tanrıları" isimli eserini yazdığı dönemde, bir gece kar yağıyorken, dışarıda yazmak ister eserini.
Dışarı çıkar ve Central Park'a gider.
Yanına gelen polisler
Cibran'a nereli olduğunu sorduktan sonra, polislerden bir tanesi
"Sizin oradan bir yazar var, ne zaman ki kitapları evime girdi, eşim bana itaat etmeyi bıraktı, artık benimle tartışabiliyor.
Sanırım o yazarın ismi Halil Cibran'dı.
Hiç duydun mu bu adamı" der. Cibran da "evet duymuştum" der......."
*
Türkçeye
"Ermiş" ve "Nebi" isimleriyle çevrilen "Prophet" isimli kitabındaki El-Mustafa ismini, Hz. Muhammed'i işaret ederek kullandığı iddia edilir.
Bu iddia
belki doğrudur bilemeyiz ama neticede kitapta gerek Kuran'ı ve gerekse İncil'i anımsatacak yeteri kadar malzeme vardır.
Nihayetinde
"Göğsümün bir yanında İsa, diğer yanında ise Muhammed oturur" sözü de Cibran'a aittir.
"İnsanoğlu İsa" isimli eseriyle de İsa'yı insan olarak farklı bir açıdan ele almış ve kitabın her pasajında farklı bir insanın ağzından anlatmıştır.
"...........................Güzelliğin şarkısını söylersen eğer,
çölün ortasında tek başına olsan bile bir dinleyicin olacaktır der Cibran..."(alinti)
slm.
"Ve kederinizin kışını
"Ve kederinizin kışını da,
pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz."
Acılarımızı sevmeyi bir öğrenebilsek, çektiğimiz acıların daha sonra gelecek olan mutluluğun hazırlık sınıfı gibi olduğunu bir algılayabilsek...
Ekmeğin olması için harlı ateşlerin arasından geçmesi gerektiğini bildiğimiz kadar özümseyebilsek...
Meyvelerin olgunlaşmak için güneşin yakıcı sıcağına ihtiyaç duyduklarını bilebilsek...
Sufilerin çilehaneye kapanmalarının perde arkasını anlayıp hissedebilsek...
Acılar yaşamadan olgunlaşmanın imkânsız olduğunu bilebilsek...
Ve mutlulukların acıların kabuğu altında olduğunu... Acıların da mutluluğa dönüşmek için kuluçka dönemi geçirmesi gerektiğini...
Ve acının tadını damağımızda hisedebilsek...
dualiteyi sorgulamaya böyle
dualiteyi sorgulamaya böyle başlamıştım ben...
önce acı ardından mutluluk...
bu bir varoluş biçimi olarak sunulmuştu bir kere...
herşeyin bir karşıtı vardı, böyle öğretilmişti ve öğretilen herşey gibi bu bilgi de durmaksızın destekleniyordu.
sorgulamaya başladığımda, nice sonra tabi, içimden bir ses fısıldamaya başladı kulağıma...
bildiğimi sandığım şeylere yeniden bakmamı söylüyordu.
öğretilmiş bilme ve o açıklanamaz bilme arasındaki farkın ayırdına varmaya böyle başlamıştım.
tanım yapma çabamız dualiteyi nasıl da besliyor.
neyse...
konumuz bu değildi aslında...
benim konum Cibran'dı...
teşekkürler Ebubekir... ekleyeceğim birkaç satır ben de Cibran'dan...
Lübnan asıllı Amerikalı
Lübnan asıllı Amerikalı :)))
Cibran'ın Muhammed ve İsa Mesih'le ilgili yeterli bilgi sahibi olmasını bu tanım bile anlatabilir aslında.
Kimileri filozof olduğunu söyler Cibran'ın...
Filozof mudur bilemiyorum ama "Söylediklerimin yarısı beş para etmez; ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir diye konuşuyorum." diyen bir adam çok ilgi çekici benim nezdimde...
Ve elbet çok sevdiğim şu dizeleri de es geçemeyeceğim;
Evim der ki,
"Beni bırakma, çünkü burada senin geçmişin yaşıyor."
Yolum der ki,
"Gel ve beni izle, çünkü ben senin geleceğinim."
Ve ben hem eve, hem de yola derim ki,
"Benim ne geçmişim, ne de geleceğim var.
Eğer kalırsam,
kalışımda bir ayrılış vardır;
gidersem,
ayrılışımda bir kalış.
Yalnızca sevgi ve ölüm her şeyi değiştirebilir."
Acıyla fazla haşır neşir
Acıyla fazla haşır neşir olup küçük emrahı oynamaya başlamak da olası ihtimallerden. Acı tabağından beslenmek ya da zehirlenmek mümkün.
Hepimizin hayat hikayesindeki acılar bugünkü bizi oluşturan etkenler. Buna katılıyorum. Fakat güzellikler de aynı derecede etken değil mi ? Belki de daha fazla. Hadi fazla değilse de aynı ya da acılardan daha az. Ne farkeder. Lay lay lom bir hayatımız olsaydı daha bilinçsiz, daha boş birisi mi olurduk? Bu soruya %100 evet ya da hayır cevabını vermek mümkün değilse; acıları bu kadar dost edinmenin doğru bir düşünce tarzı olduğunu kabul etmek de mümkün olmamalı. Doğru demeyelim de uygun diyelim hadi.
Dünyaya Paris Hilton olarak gelmenin gelişim adına çok fayda sağlamayacağı gerçek ama kenar mahallede doğup ağır ceza alarak hayatını hapishanede geçiren birisi olarak gelmenin de gelişime aynı derecede fayda sağlamayacağını düşünüyorum.
Acıların gelişime katkı sağladığını kabul ediyorum ama bir ön şart olduğunu kabullenmem mümkün değil. (şu anki bilincimle diyelim)
Halil cibran olunca
Halil cibran olunca okumaktan kendimi alamam:))) Demek ki bir yerlerde buluşabiliyoruz:)))
Teşekkürler ebubekir.
insan bir labirent kaynagi
insan bir labirent
kaynagi tek fakat tepkileri farkli..
olaylar farkli izler birakir insan ruhunda olumlu yada olumsuz zira aldigi egitim,cevresi ve yasadigi tecrübeler ona kattiklari veya katamadiklari yani ne ACI nede NESE yalniz basina etken degildir insanin gelisiminde/olgunlasmasinda..
insan sayisinca fakli mizac olduguna göre her derde sifa olacak tek recete varmidir bilemem fakat VICDAN iste O SES en güzel rehber yeterki baski altina alinip SUS-turulmasin..
REFERANS-siniz VICDAN-iniz,ortak paydamiz VICDAN-imiz olmasi dilegiyle..
''..Kalplerinizi birbirinize veriniz, fakat her biriniz kendi kalbine sahip olsun, çünkü kalbi, ancak Hayat eli koruyabilir..."(Halil Cibran)
slm.
Halil cibranla birlikte
Halil cibranın şiirleri sayesinde sizinle aynı dili konuşmaya başladık:)))
Ne büyük insanlarmış o kadar sene geçtiği halde hala onların yazılarını ve sözlerini hatırlıyor, dile getiriyor, örnekler alıyoruz.
Kendini Biliş Ve bir adam
Kendini Biliş
Ve bir adam söyle dedi: 'Bize kendini bilişten bahset.'
Ve o cevap verdi:
'Kalbiniz gecelerin ve gündüzlerin sırrını sessizce bilir.
Ancak kulaklarınız, kalbinizin bilgisini işitmek için deli olur.
Düsünçelerinizde daima bildiginizi, kelimelerde de bileceksiniz.
Rüyalarınızın çıplak bedenine parmaklarınızla dokunabileceksinizi.
Ve böyle de olması gerekir.
Ruhunuzun sakli kaynagi yükselmeli ve çagildayarak denize dogru kosmali;
Ve o zaman, sonsuz derinliginizin hazineleri gözlerinizin önüne
serilecektir.
Ancak bilinmeyen hazinenizi tartmak için tarti aramayin;
Ve bilginizin derinligini degnekle veya iskandil ipiyle ölçmeye kalkmayin.
Çünkü kisi, ölçüsüz ve sinirsiz bir deniz gibidir.
'Tek dogruyu buldum' degil, 'Bir dogruyu buldum' deyin.
'Ruha giden yolu buldum' degil,
'Kendi yolumda yürürken ruhu buldum' deyin.
Çünkü ruh, her yolda yürür.
Ruh ne bir çizgi üzerinde yürür;
ne de bir kamis gibi dümdüz büyür.
Ruh, sayisiz taç yapraklari olan
bir lotus çiçegi gibi açilir.'
Halil Cibran
Halil Cibran, okumaktan
Halil Cibran, okumaktan keyif aldığım pek çok isimden biridir. "İnsan olmak" adına önemli derslerin çıkarılabileceği, nefretten ve şiddetten uzak eserler vermiştir.
Bi tane de ben paylaşayım,
Dostum, göründüğüm gibi değilim. Görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. Senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni
koruyan, özenle örülmüş bir elbise.
Benim içimdeki ‘ben’ , dostum, sessizlik içinde oturur, sonsuzluğa dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez.
Ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim. Çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden,
yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir.
'‘Rüzgar doğuya esiyor’' dediğin zaman ''evet, doğuya esiyor'' derim: Çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil, deniz üzerinde dolaştığını
bilesin istemem.
Denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. Bırak denizimle başbaşa kalayım.
Senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir: Böyle olsa da ben yeşil tepelere değerek oynayan öyle vaktini, vadiden
süzülen mor gölgeleri anlatırım; çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı
görebilirsin-görmemenden, duymamandan hoşnudum ben. Bırak gecemle başbaşa kalayım.
Sen cennetine yükselirken ben cehennemime inerim- o zaman bile bu ulaşılmaz uçurumu ötesinden bana seslenirsin,’arkadaşım,
yoldaşım’ ben de sana seslenirim, ‘yoldaşım, arkadaşım’-çünkü cehennemimi görmeni istemem. Alevler görüşünü yakacak, duman burnuna
dolacaktır. senin gelmeni istemeyecek kadar çok severim cehennemimi.Bırak, cehennemimle başbaşa kalayım.
Sen gerçeği, güzeli, doğruluğu seversin; ben de sen hoşnut olasın diye bunları sevmenin yerinde ve iyi olduğunu söylerim ama
içimden senin sevgine gülerim. Gene de gülüşümü göresin istemem. Bırak kahkahalarımla başbaşa kalayım.
Dostum, sen iyi, ihtiyatlı, akıllısın; hayır sen eksiksizsin- ben de seninle ölçülü ve düşünerek konuşurum. Oysa ben deliyim. ama gizliyorum deliliğimi. Bırak deliliğimle başbaşa kalayım.
Dostum, sen benim dostum değilsin, ama ben bunu sana nasıl anlatacağım? Benim yolum senin yolun değil, gene de birlikte yürüyoruz
elele...
Halil Cibran'ın "Deli" kitabından...
Bu kadar olmasa da bazı
Bu kadar olmasa da bazı deliler tanıyorum sanırım. Paylaşımların güzelliğinden dolayı; konunun acıdan Halil CİBRAN'ı anma gününe dönmesini hiç eleştirecek değilim. :)
Yeni yorum gönder