BİR GÖNÜL YOLCULUĞU HİZMETKAR LİDERLİK

ÖZET

Kitabımızın genel özetini, her bölümün içerik düzeni doğrultusunda hazırlamaya çalıştık.

1.Temel Liderlik Yaklaşımları
Liderlik yolculuğumuzun ilk bölümünde konuyla ilgili temel kavramları ele aldık. Bilindiği gibi liderler ve liderlikle ilgili sayamayacağımız kadar eser var. Bu eserlerde kullanılan kavramlar kimi zaman tutarsızlık gösterebiliyor. Kitabımız boyunca okuyucu ile kavram ve anlam paralelliği sağlamak için ilk bölümümüzde temel kavramlardan ne anladığımızı ortaya koymaya çalıştık. Bu çerçevede öncelikle yönetim, yönetici, liderlik ve lider kavramlarını ele aldık. Bu kitapta en çok tekrar eden liderlik kavramını, lider dediğimizde kimleri kastettiğimizi detaylı biçimde inceledik.

Birinci bölümümüzde ayrıca liderlik ile ilgili temel akademik yaklaşımları özetle ele aldık. Kavramsal bir temel oluşturmaya yönelik bu incelemede temel liderlik yaklaşımlarını; kişisel özellikler, davranışsal, durumsal ve modern liderlik teorileri olmak üzere dört alt başlıkta inceledik.

Liderlik ile ilgili çalışmalara genel olarak bakıldığında her şeyden önce liderliğin, herhangi bir insana göre farklı bir donanım ve potansiyeli içerdiği vurgulanmıştır. Çalışmalar gelişip derinleştikçe söz konusu farklılıkların boyutu ve içerikleri ortaya koyulmuştur. Liderlerin davranışlarından hareketle farklılıkları belirlenmiş olsa da kimi durumlarda bu davranışların değişebildiği gerçeğinden hareketle liderlik sürecinin, yaşanan durumlardan da etkilendiği belirlenmiştir. Son olarak modern liderlik teorilerinin geliştirildiği ve zaman zaman adeta moda gibi öne çıkan liderlik yaklaşımları söz konusu olmuştur. Vizyoner liderlik, karizmatik liderlik, bilge liderlik, toplam kalite liderliği, etkin liderlik, sitem liderliği bunlardan bir kaçıdır. Liderlik yaklaşımlarından bir tanesi de hizmetkâr liderliktir.

Çalışmamızda hizmetkâr liderliği idealize ettik. Ancak bunu, liderlik yaklaşımlarından herhangi birinin tercih edilmesi gibi değil, liderlik ile ilgili tüm yaklaşımların ortasında yer alan, hepsine ev sahipliği yapan, onları kapsayan genel bir yaklaşım olarak değerlendirdik. Diğer yandan insani değerleri giderek yıpranan, iç barışı bozulan günümüz insanının kendisi ile yeniden buluşması, kendisi ve çevresi ile uyumu bakımından da hizmetkâr liderliğin önemli bir ihtiyaç olduğunu değerlendirdik. Dolayısıyla kendisini sıfır noktasında gören, benlik çıkmazını aşmış, bilgi odaklı, insanları etkileme gücüne (karizma) sahip ama en önemlisi başkasının faydasını, kendisininkinden önce algılayan, adanmış bir kişilik olarak hizmetkâr liderliğin; ailede, iş ortamında, siyasette, toplumda hızla artan insani ihtiyaçların giderilmesinde en önemli rolü oynayabileceği unutulmamalıdır.

2. Tarih Boyunca Liderlik

İkinci bölümümüzde, lider ve liderlik eksenli tarihi bir yolculuk yaptık. Burada öncelikle insana ve liderliğe ilişkin temel yaklaşımları, konunun felsefi yönüne takılmadan insanın kendisini bilme ihtiyacı çerçevesinde ele aldık. Tarihte iz bırakmış, etkili olmuş liderler, bilim adamları, sanatçıların ancak bir kısmını çalışmamızın amacı ve kapsamı doğrultusunda ayrıntılı olarak ele aldık. Örnek alınabilecek, ortak beğenileri toplamış kimi lider kişilikleri mercek altına almaya ve özellikle lider olarak ayrıcı noktalarını belirlemeye çalıştık. Bu inceleme sırasında insanlık tarihine yön veren ama aynı zamanda insana ve insanlığa gönül veren, yaşamını kesintisiz biçimde insanlığa adayan kişiliklere öncelik vermeye çalıştık.

Bilimsel düşüncenin gelişmesinde çok önemli bir mihenk konumundaki Antik Yunan filozofları; Sokrates, Eflatun (Platon) ve Aristotales aynı zamanda yönetim ve liderlik düşüncesinin gelişiminde de vazgeçilmez konumdadırlar. Düşünce tarihinde önemli yer tutan bu liderlerin yanında tarih boyunca bilimsel alanda, savaş meydanlarında, siyasette, din ve inanç alanında, iş dünyasında, sanatın herhangi bir dalında insanlığı etkileyen üretimler yapmış olan kimi lider örneklerini inceledik. Bu liderlerin kısa yaşam öyküleri, eserleri, düşünceleri ama en önemlisi bir lider olarak temel farklılıklarını vurgulamaya çalıştık. Bu çerçevede, başarı güdüsü yüksek savaşçı bir komutan olarak Büyük İskender dikkatimizi çekmiştir.

Bilindiği gibi insanlık tarihinde dini inançların büyük etkisi vardır. Esasen yönetim ve liderlik ile ilgili çok önemli tarihi gelişmelerin geçmişte önemli ölçüde dini akımların etkisi ve gölgesi altında geliştiğini söylemek mümkündür. Temel bir insani ihtiyaç olan inanma, zamanla çeşitli inanç istemlerinin gelişmesini, bu ise insanların yaşam biçimlerini bir bütün olarak etkilemiştir. Dolayısıyla tarih boyunca inanç sistemleri, insanların düşünsel davranışları ve yaşam biçimleri kadar yönetim ve liderlik süreçlerinde de belirleyici olabilmiştir. Bir kutsal kitaba ve peygambere dayalı olan dinlerin kendi dönemindeki yönetim ve liderlik sürecinde belirleyici oldukları ve birer lider olarak peygamberlerin, hayatları ve etkinlikleri ile hizmetkâr liderlikte önemli rol modelleri olduğu söylenebilir. Bu çerçevede kısaca Hz. Davut (a.s.) ve Hz. Musa (a.s.), daha geniş olarak Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.s), birer dini lider olarak detaylı biçimde ele alınmaya çalışılmıştır.

Bugün yeryüzünde yaşayan milyonlarca insanın gönlünde herhangi bir zorlama olmadan yer alan ve buradaki yerlerini sürekli olarak taze tutan peygamberlerin, liderlik yaşantılarından öğreneceğimiz çok şey vardır. Günümüz insanının eksikliğini hissettiği adanmışlık duygusunun, almadan önce verme davranışının, benlik duvarının aşılmasının, gönüllerden gönüllere akan bir yaptırım gücünün, süreklilik arz eden bir şeyler yapma, üretme ve fayda sağlama aşk ve heyecanının, canlı birer liderlik abidesidir peygamberler. Şüphesiz ki bizim sözlerimiz, onları anlatmada yetersiz kalacaktır.

Bu bölümümüzde ayrıca, Hun Devleti’nden liderlik sırları dillere destan olan ve günümüzde bile teveccüh bulan Atilla ve bir filozof, devlet adamı aynı zamanda eğitimci ve uzak doğu düşüncesinin gelişmesinde vazgeçilmez yeri olan Konfüçyüs ele alınmıştır.

Eski Türk destanlarında liderlik ile ilgili alt bölümümüz göstermektedir ki bizim tarihimiz, liderlik abideleri ile doludur. Öyle ki bugün modern liderlik teorilerinde sözü edilen kimi liderlik düşünce ve davranışlarının yüzyıllarca önce sergilendiğini bu destanlarda görmek büyük bir heyecan veriyor. Yaratılış Destanı, Alp Er Tunga Destanı, Su Destanı, Hun Oğuz Destanı, Göktürk Destanı, Manas Destanı, Cengizname, Battalname, Danişmendname, Köroğlu Destanını, liderlik alanına katkıları yönüyle özetle gündemimize taşımaya çalıştık.

Hıristiyanlık ve İslam dininin liderlik ile ilgili temel esasları sadece o dönemlerde değil günümüzde bile kişisel ve toplumsal hayatı yakından etkilemektedir. Tek ve hâkim yaratıcı fikrini yeniden en açık delilleriyle ortaya koyan İslam dini ve kutsal kitabı Kuran-ı Kerim, insanların ve insanlığın yaşamına ilişkin önemli ilkeleri getirmiştir. Bu dinin peygamberi Hz. Muhammed (s.a.s); iletişimi, insan ilişkileri, komutanlığı, devlet adamlığı yanında esasen bir gönül insanı olması ile salt bir dini lider değil, birçok liderlik alanı için örnek beceriler sergilemiştir.

Bu bölümümüzde ayrıca yönetim ve liderlik düşüncesinin gelişmesinde batı dünyasında etkili olmuş John Locke, J. Jacques Rausseau; Türk İslam dünyasında etkili olmuş, El-Kindi, Farabi, İbn-i Sina, İmam Gazali, Yusuf Has Hacip, Nizamülmülk, Mevlâna, Yunus, Fatih Sultan Mehmet, birer liderlik abidesi kişilikler olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Ele alınan kişiliklerin, kitabımızın amacı ve kapsamı doğrultusunda seçildiğini tekrar hatırlatmak isteriz. Farabi’nin yönetimi meslek olarak nitelendiren ilk kişi olduğunu görüyoruz. Muazzam eserler üretmesine rağmen kendisini hiçlik noktasında gören İmam Gazali; sayısız liderin yetişmesinde temel rol oynamış Kutadgu Bilig eserinin yazarı Yusuf Has Hacip; Bilge Kağan’ın, bugün bile tazeliğini koruyan içeriği ile Orhun Kitabeleri; Selçuklu Devleti’ne yirmi yıl vezirlik yapan ve Alparslan’ın liderliğinin önemli bir arka planını oluşturan Nizamülmülk; yüzyıllardır insanların gönüllerine hitap eden ve kesintisiz bir hoşgörünün mimarı ve lideri Mevlana; güzel sözleri, yaşamı ama daha önemlisi aşk müptelası kişiliği ile Yunus; bilime olan düşkünlüğü, şairliğinde de en az padişahlığı ve liderliği kadar gelişmiş olan Fatih Sultan Mehmet’ten öğreneceklerimiz var.

3. Liderin Temel Kişilik Özellikleri

Madem ki liderler, sahip oldukları yüksek düzeyli liderlik potansiyelini davranışları ile sergileyebiliyorlar, o halde liderlerin farklı olarak sahip oldukları bu potansiyel nedir? Neleri içerir? Akademik açıdan ve temel kişilik kuramları bakımından liderlik potansiyeline bakış nedir? Nihayet liderlerin kendilerine yönelik algılarını oluşturan benlik imajları nasıl oluşur?

İşte bu ve benzeri soruların cevaplarını bu bölümde vermeye çalışıyoruz. Özellikle belirtmek de yarar vardır ki temel kişilik kuramları gerçekten kapsamlı ve tartışmalı bir konudur. Kapsamlıdır, çünkü insanlar arasında farklar olduğu gerçeğinin bilinmesinden bu yana bu farkları açıklamaya çalışan birçok psikolojik yaklaşım geliştirilmiştir. Ancak bugün, bilimsel anlamda bunların en önemlileri yerleşmiş ve kabul görmüşleridir. Bununla birlikte temel kişilik kuramları her ne kadar insanlar arasındaki farkları değişik bakış açıları ile ortaya koysa da bu farklılıklar henüz tam olarak anlaşılmış ve tarif edilebilmiş değildir. Dolayısıyla bu konudaki tartışmalar sürmektedir.

Biz, temel kişilik kuramlarını, konumuz olan liderlik alanıyla sınırlı ve özet biçimde ele almaya gayret ettik. Bu çerçevede temel kişilik kuramları olarak ortak kabul gören Psikanalitik, Hümanistik, Davranışcı, Gestaltcı, Varoluşcu ve Bilişsel yaklaşımları, liderlik tip kişiliğine bakışları yönüyle incelemeye çalıştık. İlgili yaklaşımı ortaya koyan bilim adamlarının görüşleri ışığından yapılan inceleme sonunda lider tip kişiliğinin; sözü edilen herhangi bir yaklaşım ile açıklanamayacağı, her kişilik kuramının lider kişiliğinin belirli bir yönünü anlamamıza yardımcı olduğu görülmektedir. Bununla birlikte günümüzde aranan liderlik potansiyelinde insana ve insanlığa odaklanmış yaklaşımlara daha fazla ihtiyaç olduğu söylenebilir.

Bu bölümün son başlığı, insanların kendileri ile ilgili algıları ve liderin bu algılar bakımından ne tür farklılıklar gösterdiği ile ilgilidir. Kişinin kendisiyle ilgili temel algılarını oluşturan benlik imajı ya gerçekte olduğu gibi ya gerçeğe göre abartılmış ya da gerçeğe göre daha zayıf algılanabilir. Benlik imajını abartılı algılayan liderler; kendilerini, sahip oldukları donanımların üzerinde görürler. Yaşamlarını, davranışlarını bu varsayıma ve inanca göre düzenlerler. Bir kısmı ise sahip oldukları donanımı, mevcuttan daha aşağı ve zayıf algılarlar. Bu durumda da karşımıza çekingen, hareket kabiliyeti daha yavaş, durgun, cesareti tartışılan, çevrenin onayına olması gerekenden fazla ihtiyaç duyan bir lider çıkar. İdealize ettiğimiz liderin; kendisiyle ilgili algıları gerçeğe uygundur. Bu liderlerin potansiyellerini davranışlara yansıtırken olduğu gibi görünmeleri, mütevazı duruşları, şahısları ile ilgili herhangi bir abartıya ihtiyaç duymamaları dikkat çekicidir.

4. Liderlikte Temel Yaptırım ve Güç Odakları

Bu bölümümüzde bireylerin sahip oldukları liderlik potansiyelinin hangi temel kaygılar yahut hangi temel amaçlara yönelik olarak davranışlara döküldüğünü, yaşanmış örnek olaylar eşliğinde incelemeye çalıştık. Akademik çalışmalar ve yaşam deneyimleri, bireylerin sahip oldukları potansiyeli belirli hedef ve kaygılarla kullandıklarını, belirli alanlara ve amaçlara yönelttiklerini göstermektedir. Kısacası araştırmalar, liderlik uygulamalarının, belirli güç odaklarının etkisi altında gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır.

Liderin hayatının, davranışlarının yönünü bir biçimde belirleyen söz konusu temel güç odakları arasında içgüdüler öncelikle sayılabilir. Verilecek kararın önemi ne olursa olsun kimi liderler için asıl olan kendi içgüdüleridir. Yani asıl olan bireyin her halükarda içgüdülerinin tatmin olmasıdır. Davranışların yönünü belirleyen, temel içgüdülerdir. Kişi, her etkinliği ile içgüdülerini tatmine yönelir. İçgüdüler içinde de en çok öne çıkan cinselliktir.

Kimi insanlar, her yolla şan, şeref ve şöhretlerini arttırmanın peşindedirler. Konu ne olursa olsun onlar bir yolunu bulur, kendilerini daha önemli hissettirmeye çalışırlar. Kişi için şanının artması, şerefinin yükselmesi ama en önemlisi şöhret sahibi olması her şeyden önemli ve önceliklidir. Dolayısıyla davranışları, tamamen bu amaca ulaşmaya odaklanmıştır. Diğer insanların gözünde yüksek statü ve makamla buluşmak arzusu da lideri hayata yönelten temel güç olabilir. Statü ve makam derdi ile hareket eden liderler, ne yapıp edip mevkilerini geliştirmenin peşinde olurlar. Bu amaca ulaşmak için ne gerekiyorsa yaparlar.

Günümüz dünyası yönetici ve liderlerini baştan çıkaran en önemli güç odakları arasında para ve maddi değerler öncelikle sayılabilir. Gerçekten de birçok kişinin davranışlarının temel hedefleri olarak daha fazla zengin olmayı, para kazanmayı belirledikleri bilinmektedir. Ancak salt bu temel gücün etkisinde olanların yine konu ne olursa olsun bir biçimde şahsi maddi kazanımlarına yöneldikleri görülmektedir ki bu da bir lider için çok çeşitli sıkıntıları beraberinde getirebilmektedir.

İnsanların refah düzeyini artırma sanatı olarak bilinen siyaset de liderin davranışlarını yönlendiren temel güç odağı olabilir. Bu durumda kişi adeta sahip olduğu siyasal görüş için yaşar. Her davranışı ile bu görüşe hizmet etmeye, insanları bu görüşe kanalize etmeye kendini adamıştır adeta. Burada belirgin biçimde taraf olan bireyin, liderliğini söz konusu taraflılığının emrinde kullandığı dikkati çekmektedir. Din, inanç ve moral değerler birçok insanın “olmazsa olmaz”ını oluşturur. Davranışlarını ve bütün hayatlarını inançlarına uygun olarak düzenlemek onlar için vazgeçilmezdir. Dolayısıyla bulundukları liderlik konumunda da bu duruşlarını mümkün olduğunca korur ve buna uygun hareket etme eğiliminde olurlar.

Bazı insanlar için ister yerel ister evrensel düzeyde olsun ahlak, davranışları yönlendiren en baskın ve belirleyici güç odağıdır. Bu durumdaki liderin; düşünceleri, tutumları, davranışları ve kararları, birinci dereceden yönlendiren ve belirleyen ahlaki yaptırımlardır. Kişilerin hayatlarında baskın son güç odağı olarak bilgi ve bilimselliği ele aldık. Kimi insanlar, gerçekten de konu ne olursa olsun objektif bilgiye uygun hareket ederler. Onlar için araştırmalar, veriler, akademik görüşler, bilgiler, sonuçlar, önemli ve belirleyicidir. Dolayısıyla bu liderler için temel etki odağı bilgidir. Verilen kararların yönünü belirleyen de herhangi bir kişisel beklenti, durum ve benzeri değil eldeki veriler ve bilgilerdir.
Liderin davranışlar dünyasında sözü edilen bütün güç odaklarının etkili olduğu ancak bunlardan bir veya birkaçının belirgin olarak öne çıktığı ve belirleyici olduğu bilinmektedir. Üzülerek zikretmek durumundayız ki günümüzde maddi değer kaygısı ve baskısıyla hareket eden içgüdülerine hizmet etmeyi alışkanlık haline getiren, sadece şöhrete odaklanan, mevki ve makam için yapmayacağı olmayan, diğer görüşlere hayat hakkı tanımayan, siyasi görüşlere takılıp kalabilen, insanları dini inançlarına göre ayıran kişilerin ve liderlerin sayısı az değildir. Ailede, iş ortamında, siyasette ve toplumda önderlik rolü olan insanların; objektif bilgiyi, temel insani değerleri, evrensel ahlakı, inanç özgürlüğünü ve insanların refahı ve mutluluğunu temel ve belirleyici güç odağı olarak benimsemeleri önemlidir. Bilginin her çağda önemi ve önceliği tartışılamayacağına göre günümüz lideri için ahlakın ve temel insani değerlerin giderek daha büyük önem kazandığını söyleyebiliriz.

5. Liderlik Alanları

Liderlik alanındaki davranışların ve bir bütün olarak uygulamaların şekillenmesinde bireyin etkisi altında kaldığı temel güç odakları kadar liderlik yaptığı alanın da etkisi söz konusudur. Diğer bir ifade ile doğuştan getirilen genetik özellikler ile yetişme döneminde bu özelliklerin gelişimi ne şekilde olursa olsun liderin, işini yaptığı alan yani liderlik alanı da liderlik davranışlarının sergilenmesinde etkili hatta belirleyici olabilmektedir. İşte bu bölümümüzde sırasıyla aile liderliği, dini liderlik, toplumsal liderlik, iş liderliği, askeri liderlik, akademik liderlik, estetik liderlik, alanlarını ele aldık. Bu alanlardaki liderlik uygulamalarının taşıdığı ve taşıması gereken kendisine has özelliklerin ayırıcı ve belirleyici yönlerini incelemeye çalıştık. Liderlik alanları ile ilgili tercih ettiğimiz ayırım, gerek literatürde verilen gerekse içinde yaşayarak bulunduğumuz kurum deneyimlerinden hareketle oluşmuştur. Liderlik alanları, liderin sahip olduğu temel ayırıcı özelliklerin farklı alanlarda farklı tarzlar ile sergilenebildiğini göstermektedir. Dolayısıyla temel kişilik özelliklerinin, liderlik davranışının belirlenmesinde etkili olması gibi liderliğin gerçekleştirdiği alanların da bu davranışlar üzerinde etkili olduğunu görüyoruz. Böylece bireyin, sahip olduğu temel liderlik yatkınlığı ve becerilerini, belirli bir alana yönlendirmesi, o alana özel olarak organize etmesi ve davranışa dönüştürmesi söz konusudur.

Toplumun en küçük sosyal birimi olan ailenin, ailenin kurduğu aile şirketinin kendisine özel, aile liderliği duruşu ve davranışlarını gerektirdiği bilinmektedir. Uzun yıllardır özel uğraş alanımız olan aile ve özellikle aile şirketlerine yönelik danışmanlık çalışmalarımızdan hareketle aile şirketi liderliğinin, kendisine has beceriler gerektirdiğini kolaylıkla söyleyebiliriz. Bu alt başlıkta ayrıca magazin yönüyle çok tartışılan ama literatürde üzerinde pek durulmayan aşiret liderliğini de incelemeye çalıştık. Öyle anlaşılıyor ki aile, aile şirketi ve aşiret liderliğinde liderin; temel bir yatkınlık olarak temsil ettiği kişilerin ortak değerlerine sahip olması, bunları liderlik gücü ve karizması ile koruması, kişiler arası etkileşim ve iletişime duyarlı olması gibi özellikler öne çıkmaktadır.

Dini liderlik, sadece ülkemizde değil tüm dünyada tartışılmaktadır. Temel bir insani ihtiyaç olarak öne çıkan inanç ve bunu yayan kişiler olarak peygamberler, en önemli lider örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Din ve inanç hizmetlerinin sağlanmasına yönelik liderlik duruşu ve davranışları gerçekten de çok farklı bir bireysel donanımı, derinliği ve etkileme gücünü gerektirmektedir. Düşünün ki üç dört kişilik bir aileyi, on beş-yirmi çalışanı olan işletmeyi yönetmek, bu insanları aynı amaçlar etrafında buluşturmakta ciddi zorluklar söz konusudur. Oysaki başta peygamberler olmak üzere kimi dini liderler, hiçbir zorlamaya, otoriteye ihtiyaç duymadan gönüllere hitap ederek binlerce, milyonlarca insanı aynı yolun yılmaz yolcuları haline getirebiliyorlar. Diğer yandan günümüz dünyasında, birey - toplum ilişkilerinin iyileştirilmesi ve toplumlar arası hoşgörü ve diyalogun geliştirilmesinde dini liderlerin önemli roller aldıkları bilinmektedir. Dolayısıyla lider ve lider adaylarının, dini liderliğin özel etkileşim sürecini incelemeleri yararlı olacaktır.
Liderlik, aslında küçük ve özellikli gruplara yönelik olduğunda işler biraz daha kolaydır. Çünkü homojen bir grup söz konusudur. Oysaki toplumsal liderlik daha zordur. Çünkü topluma liderlik yapan kişi, her görüşten, her inançtan, her aileden kişilerle karşı karşıya olabilir. Toplumsal liderlerin, genellikle toplumlarda yaşanan olağan dışı şartların ve durumların sonucu ortaya çıktıkları da bilinmektedir. Toplumsal liderlik alanında en çok öne çıkan liderlik biçimi belirli bir siyasi görüşün liderliğidir. Toplumsal liderliği ele aldığımız alt başlıkta dünya çapında bilinen, iz bırakmış ve kabul görmüş liderlerden iki örneğe yer verdik. Bunlar; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Gandi’dir. Hangi alanda olursa olsun bu her iki dünya liderinden de öğrenilecekler çok fazladır. Ülkemiz insanının, bağımsızlık yönünde varlık ve yokluk mücadelesi verdiği bir dönemde ortaya çıkmış, çok farklı yerel değerleri ortak bir ülkü etrafında birleştirmiş, dünyada kimi toplumlarının kurtuluşlarına önder ve örnek olmuş, Gazi Mustafa Kemal, konu ve alan ne olursa olsun her kademedeki lider için mutlaka bilinmesi, işlenmesi, içselleştirilmesi gereken bir liderdir.

İş liderliği yahut girişimci liderlik, günümüz dünyasında en sık rastladığımız liderlik alanıdır. Küçük bir bakkal dükkânından, kobilere, oradan çok uluslu şirketlere kadar ki tüm ticari işletmelerde çeşitli liderlik süreçleri söz konusudur. İş liderliğinin genel karakteristik olarak iş ve girişim odaklı bir duruşu gerektirdiği dikkati çekmektedir. İş liderlerin ürettikleri markaların önüne geçmemeleri, kişilikleri ile kurum ve marka arasındaki dengeye dikkat etmeleri gerekli ve önemlidir.

Hemen sonuca ulaşmak ve liderin taktik, strateji ve komuta becerilerini görmek bakımından askeri liderlik önemli bir liderlik alanıdır. Tarihteki bazı liderlerin savaş meydanlarına özel kimi beceri ve donanımlarının olduğu bilinmektedir.
Akademik liderlik, bireylerin liderlik becerilerini eğitim, bilgi, araştırma gibi alanlarda kullanmaları ile gelişen kendisine özel liderlik alanıdır. Benzer biçimde kimi liderler de sanatın herhangi bir alanında öne çıkar, birer estetik lider olarak şaheser düzeyinde eserler üretirler.

Bu bölümümüzde son olarak liderlik sürecini uygulama bakımından ele almaya çalıştık. Öngörüsü yüksek, çok donanımlı, yüksek risk alan, analiz ve sentez yönü gelişmiş avcı liderler, günlük hedeflere odaklanan, mantık odaklı hareket eden savaşçı liderler ve bu her iki grubun yapıp ettiklerini destekleyen, izleyen, analizler yapan, raporlar yazan destekçi liderler söz konusudur. Uygulama bakımından liderleri oyunu kuranlar, oyunda oynayanlar ve bu oyunu seyredenler olarak da ayırmak mümkündür. Nihayet liderleri bir orkestra şefine benzetebiliriz. Bir kısım şefler, sazların sesleri çıkmadan bu sesleri bir şekilde hisseder ve onlar arasındaki ahengi, melodiyi belirler. Bir kısmı, sazların seslerini eş zamanlı duyarken kalan kısmı, sesler çıktıktan sonra duyar ve onları takip etmeye çalışır.

6. Hizmetkâr Liderlik

Genel giriş kısmında da kısaca özetlediğimiz hizmetkâr liderliği, başlı başına bir konu olarak 6. bölümde ele aldık. İnsanı etkileme konusunda özel bir donanımı olan, insanların faydasına odaklanan, yönetim ve liderlik konusunda farklı bir duruşu olan, her türlü kaynağın yanında özellikle insan ve bilgi kaynağını yönetme konusunda özel bir yeteneği olan liderden söz ediyoruz; Bu liderin; aşk yolunun yolcusu, bir gönül insanı olması ile hizmetkâr bir lidere dönüştüğünü öncelikle vurgulamamızda yarar vardır.

Kitabımızın adını ve odak noktasını oluşturan bu bölümümüzde öncelikle hizmetkârlık kavramı ve hizmet odaklı liderlik sürecini detaylı biçimde inceledik.

Tarih boyunca lider olmayı isteyenler, özellikle siyasi liderler genel olarak hizmete aday olduklarını belirtirler. Bu hizmete adaylığı söylemden uygulamaya taşıyanların oranı ise tartışmaya açıktır. Diğer bir ifade ile bireylerin, liderlik yaptıkları sürece hizmet söylemlerini sürdürmeleri, esasen onların hizmetkâr birer lider olduklarını her zaman göstermez. Madem ki liderler bu temel söylemi kullanıyorlar, o halde gerçekte hizmetkâr liderlik nedir? Bir grup insanın yahut toplumun hizmetine aday olmak ne tür bireysel kişilik özellikleri gerektiriyor? Dolayısıyla hizmetkâr liderliğe odaklanmamızın önemli bir nedeni; liderliğe aday olmanın aslında insanların ve insanlığın hizmetine adaylık olduğunu bir kez daha ortaya koymaktır. Diğer yandan hizmeti, sözün ötesine, uygulamaya aktarmanın gerektirdiği bireysel kişilik özelliklerinin ve duyarlılığın, pratikteki yol ve yöntemlerinin belirlenmesi de bir o kadar önemlidir.

Hizmetkâr liderlik süreci; bir tarafta insanı varlıklar âleminin en gelişmiş ve saygıdeğer canlısı olarak görür. Bunun içindir ki insana, onun doğasına, onun faydasına yönelir. Konu ne olursa olsun insanın maddi ve sosyal refahı için ne gerekiyorsa yapma azmi ve çabasını gösterir. Hizmetkâr liderlik süreci, diğer tarafta ise insana ve insanlığa fayda için bilgi kaynaklarına yönelir. Bu kaynakları taraftarlık yapmadan değerlendirmeye çalışır. Böylece hizmetkâr liderlik süreci, aklın önceliği ve yol göstericiliğine dayanan rasyonalizmden; deneyerek bilgi edinimini sağlayan ampirizmden; bilgi kaynağı olarak sezgilerin gücüne dayanan entüisyonizmden; aklın esas amacının, mutlak bilgiye ulaşmak olduğunu savunan septisizmden ve nihayet insanın duyularından ziyade müspet bilimin verileri ile hareket eden pozitivizmden yararlanır. Tüm bu kaynaklardan hareketle insana ulaşmaya, ona fayda sağlamaya yönelir.

Hizmetkar lider; klâsik liderlik uygulamalarının yanında “ben çıkmazı”nı aşarak en büyük savaşı kazanmış ve gönüllere hitap edebilen, içerik ve manaya odaklanmıştır. Taşıdığı vagonların hizmetinde bir lokomotif gibi içindeki aşk ateşini, başkalarını arzu ettikleri menzile ulaştırmak için kullandığı söylenebilir. Hizmetkâr lider, her insan gibi sahip olduğu fiziksel, zihinsel ve duygusal yatkınlık ve potansiyellerini, insanların yararına kullanır ve bunu başarabilmek için de sıfır noktasında yer alır. Bu bölümümüzde hizmetkâr liderliğin abideleşmiş ve yüzyıllar öncesinden bugünü ve yarını etkileyebilen dini liderler olarak birer gönül insanı olan peygamberler ve özellikle Hz. Muhammed (s.a.s) konuyla ilgili yönüyle ele alınmaya çalışılmıştır.

Sözü edilen üç temel yatkınlık, her insanda farklı düzeylerde bulunur. Birisinin daha baskın olarak gelişmesi söz konusudur. Fiziksel yönü baskın olan liderler, genellikle eylem insanı olup, karizması gelişmiş, iş odaklı kişilerdir. Zihinsel tarafı baskın olanlar veri, araştırma, bilgi odaklıdır. Nihayet duygusal tarafı baskın olanlar ise insan, insani değerler ve ilişkilere odaklanmış liderlerdir. Liderler, daha az gelişmiş yönlerini de geliştirmek amacıyla yanlarında danışmanlar bulundurlar. Tarih boyunca önemli liderlik basamaklarında yer alan kişilerin, yanlarında en az kendileri kadar güçlü, derin ve yaslanabilecekleri kişilikler bulundurdukları bilinmektedir. Böylece hizmetkâr liderliğin; 3 temel alt yapı, yatkınlık ve kişilik özelliğinden oluştuğu söylenebilir. Bunlar; fiziksel yatkınlık ve bunun bir sonucu olan ve liderlik becerisinde belirleyici olan karizmatik kişilik; zihinsel yatkınlık ve bunun doğurduğu bilgi odaklı, bilge kişilik; duygusal yatkınlık ve bunun sonucu olan etik kökenli, adanmış, hizmetkâr kişilik özelliğidir. Hizmetkâr liderliğin; öz olarak liderlik, bilgelik ve hizmetkârlık becerilerinden oluştuğu dolayısıyla hizmetkâr liderin, bilgece hareket edebilen, hizmet odaklı bir lider olduğu söylenebilir. Bu süreçte üç zihinsel kapasite rol oynar: Mantık ve kuralların belirleyicisi olan soyut zihinsel yetenekler (IQ). İnsan ilişkilerindeki beceri ve duyarlılığı sağlayan duygusal yetenekler (EQ). Ama en önemlisi toplumsal ahlak ve insani değerleri ve ruhsal olgunluğu içeren etik yetenekler (MQ). Hizmetkâr liderde tüm bu zihinsel kapasitelerin belirli düzeyde gelişmiş olduğu dikkat çekmektedir.

6. bölümde günümüzde ayrıca liderlerinin temel eksikliklerini ve bunun nedenlerini irdelemeye çalıştık. Nitekim günümüz dünyasında insanoğlu birçok krizle karşı karşıyadır. İşsizlik krizi, doğal afetlerin oluşturduğu krizler, savaşlar, siyasal krizler, doğal kaynak krizleri, bitmek bilmeyen ekonomik krizler. Bütün bu krizlerin anası konumunda olan ise insani krizdir. İnsani değerlerin yıprandığı, insanların kişi, aile, kurum ve toplum olarak giderek kendilerini ifade etmekten uzaklaştıkları günümüzde, insani değerlere odaklanan bir liderlik yaklaşımı olarak hizmetkâr liderlik, önemli bir çıkış yolu olarak görünüyor. Dolayısıyla bu bölümümüzün son başlığında insani kriz ve hizmetkâr liderlik konusunu ele aldık. Hangi düzeyde olursa olsun insani erime ile başa çıkabilmek için aklın ve gönlün birlikteliğini gerektiren hizmet odaklı liderliğin çok önemli bir avantaj oluşturacağı unutulmamalıdır.

Bu çalışmamızda genelde liderlik ve özelde hizmetkâr liderlik için dile getirilen bütün bilgiler, hiç kuşku yoktur ki erkekler için geçerli olduğu kadar kadınlar için de geçerlidir. Bununla birlikte çalışmamızın yazımı sırasında danıştığımız kişiler, kadınlar ve liderlik ile ilgili ayrıca bir başlık olması gereğinde hemfikir oldular. Dolayısıyla bu bölümümüzün son başlığı olarak Kadınlar ve Hizmetkâr Liderlik konusunu ele aldık. Öyle anlıyoruz ki, bugün insanlığın ulaştığı medeniyet düzeyinde; aile, iş ortamı, siyaset, sanat, bilim, kültür kısacası hayatın tüm alanlarında anne olarak, eş olarak, ailenin bir üyesi olarak ve kendisi olarak kadınların, hizmete odaklanmış kadın liderlerin vazgeçilmez bir katkısı vardır. Bu alt başlığımızda yer verdiğimiz hizmetkâr kadın liderlerin, temel kişilik özelliklerinden de görüyoruz ki hizmetkâr liderliğin temel gereklerinden olan mantık, ahlak ve özellikle duygusal yetkinlik konusunda kadınların, kimi ayırıcı yönleri ve avantajları bulunmaktadır.

7. Hizmetkâr Liderliğin Temel Özellikleri

Bu bölüm, kitabımızın en uzun ve kapsamlı bölümüdür. Bilindiği gibi kitabımızın temel amacı genel olarak liderliği ama özel olarak hizmetkâr liderliği detaylı olarak ele almaktır. Buraya kadar ki bölümlerde akademik olarak liderliğe yönelik yaklaşımlar, liderin temel kişilik özellikleri, tarihte rol almış lider profilleri, liderin temel güç odakları, liderlik alanları ve nihayet hizmetkâr liderlik ele alındı. Tüm bunlardan sonra buraya kadar öğrendiklerimizden hareketle çalışmamızın konusu olan liderliğin temel özelliklerini, sınıflandırılmış biçimde ele aldık. Dolayısıyla bu bölümümüz, bir anlamda liderlik yolculuğumuzun sonunda liderlik süreci ve özellikle liderin sahip olduğu veya olması gereken temel özellikleri içeren genel bir sonuç olarak değerlendirilebilir. Buraya kadar ki incelemelerimizden hareketle lider ve lider adaylarının sahip olmaları arzu edilen özellikleri, konunun daha iyi anlaşılması ve pekişmesi için örnek olaylar eşliğinde ele aldık.

Hizmetkâr liderliğin temel özelliklerinin belirlenmesi ve sıralanmasında tarihte iz bırakmış liderlerin özellikleri yanında günümüz insanının ihtiyaçlarını da göz önde bulundurduk. Savaş meydanlarında, sanatın herhangi bir dalında, bilimsel alanda veya siyasal alandaki başarıları ile isim yapmış ve ancak bir kısmına yer verebildiğimiz liderlerin ortak özelliklerini belirlemeye çalıştık. Diğer yandan günümüz insanı ve insanlığın temel ihtiyaçlarını, yaşanan insani erimeyi önleyecek liderlik tipinin sahip olması gereken temel özellikleri yan yana getirmeye çalıştık. Ayrıca lisans, yüksek lisans, doktora ve yurt dışında bulunduğumuz dönemdeki çalışmalarımız, üniversitedeki derslerimiz, yirmi yıldır içinde yer aldığımız iş hayatındaki deneyimlerimiz ve özellikle liderlerle etkileşimlerimizden de yararlandık. Böylece elimize çok kuvvetli bir özellikler kümesinin geçtiğini düşünüyoruz.

Lideri, lider yapan, diğer insanların önüne geçiren, başlıca farklılık; onun doğuştan getirdiği temel kişilik özellikleri ve bu özelliklerin yaşamın ilk yıllarında ve eğitim yoluyla sağladığı etkileşimdir. Esasen her insanın sahip olduğu bireysel farklılıklar, liderlerde daha etkin olarak görülmektedir. Liderler, belki de birçok insan gibi doğuştan getirdikleri potansiyel ve yatkınlıkları, birçok insandan farklı olarak performansa dönüştürme konusunda daha şanslı ve iddialıdırlar.

Literatürdeki liderlik özellikleri sıralamalarına genel olarak bakıldığında liderler için sayılan klâsik özelliklerin çoğunlukla tekrar edildiği söylenilebilir. Örneğin karizma, iletişim becerisi, çalışkanlık, merak, araştırma, başarı hırsı gibi. Ancak biz çalışmamızın amacı ve kapsamı doğrultusunda liderlik özellikleri konusunda klâsik sıralamanın dışında bir özellikler bütününü oluşturmaya gayret ettik. Bunun başlıca nedeni, günümüz ailesi, işletmesi ve toplumu için ihtiyaç duyulan liderin; klâsik liderlik özelliklerine sahip olması gerektiği ancak bunun günümüzde yeterli olmadığı yönündeki inancımızdır. Günümüz ailesi, kurumu ve toplumu için klasik liderlik özelliklerinin yanı sıra, hızla yaşanan insani erime ile başa çıkacak ruh, duygu ve ahlaki derinliğin de en önemli ihtiyaç konumunda olduğu söylenilebilir.

Kitabımızda yer verdiğimiz ve gerçek yaşamdan alınmış örnek olaylar ışığında detaylı biçimde incelenen temel liderlik özellikleri şunlardır:

*İnsani Duyarlılık *Aile Değerleri *Gönül İnsanı *Mütevazılık, Zarafet, Nezaket *Ahlak ve Dürüstlük *Aile ve Çocuk Yetiştirme *Adalet *Merak, Araştırma, Sistematik, Bilgi ve Bilimsellik *Çalışkanlık *Paylaşma ve Verici Olma *İletişim ve İkna Becerisi *Karizma *Motivasyon *Yüksek Başarı Güdüsü *Yenilikçilik, İcatçılık ve Değişime Açıklık *Kişisel Gelişim ve Öğrenme Alışkanlığı *Mücadele ve Hırs *Cesaret, Risk Alma ve Girişimcilik *Genel Zekâ ve Duygusal Zekâ *Etik Zekâ *Kendine Güven – Özgüven *Zaman Yönetimi ve Planlama *İş odaklılık *Danışma *Rehber, Eğitimci, Nûmune *Müşteri Odaklılık *Uyumlaştırıcılık

Sıralanan özelliklerin hiç biri diğerlerinden daha az önemli değildir. Diğer yandan burada sıralanmayan özellikler de söz konusu olabilir. Dolayısıyla yukarıda sözü edilen kaygılardan hareketle belirlediğimiz sıralama tartışılabilir. Diğer yandan söz konusu temel liderlik özelliklerinin aslında ideal bir insanı tarif ettiği de düşünülebilir. Biz, hangi kademede olursa olsun liderlik rolünü üstlenen bireylerin ideal yahut ideal olma yolunda insanlar olmaları gerektiğine inanıyoruz.
7. bölümümüzün sonunda temel liderlik özelliklerinin bireydeki gelişme düzeyi hakkında fikir verecek bir ölçeğe yer verdik. Geliştirmeye çalıştırdığımız beşli likert türündeki bu ölçüm aracı ile okurlarımız, temel liderlik özelliklerine ne düzeyde sahip olduklarına ilişkin fikir edinebilirler. Bu ölçek ayrıca liderlerin, çevresindekiler tarafından değerlendirilmeleri amacıyla da kullanılabilir.

Kitabımızın en son yazılan ve bu bölümün sonunda yer verdiğimiz örnek olayımız bizim için önemli. Biri 76, diğeri 82 yaşında olan, 40 yıldır birlikte yaşadığımız annemizi ve babamızı hizmetkâr birer lider olarak resmetmeye çalıştık. 7 kuşağa kadar ki geçmişi soy ağacı ile belirlenmiş çok geniş bir aileye mensup, 9 çocukları, 43 torunları olan ve çok yakında torunlarının torunlarını görecek olan bu ikilinin, çok ilginizi çekeceğini umduğumuz hayatlarından kimi kesitleri sunmaya çalıştık. Ve gördük ki onlar; ailenin, çevrenin, inanç değerlerinin ve vatanın hizmetinde, yaşamlarında çok önemli badireler geçirmiş renkli birer kişilik.

8. Yerel Değerlerden Küresel Liderliğe, Türkiye’nin Vizyonu

Doğrusu liderlik ile ilgili bir çalışmada bu son bölümün yer alıp almaması tartışılabilir. Ancak gerek hissettiğimiz akademik sorumluluk gerekse bizi yetiştirip bugünlere getiren ülkemiz ve toplumumuza olan gönül borcumuz nedeniyle konuyu ülkemiz açısından da ele almayı yararlı gördük. Böylece genel olarak liderlik ve özel olarak hizmetkâr liderlik anlayışını toplumumuz açısından da ele almaya çalıştık. Doğrudan alanımız olmayan bu bölümün yazımı için birçok yerli ve yabancı kaynağı okuma ve dostlarımızla tartışma fırsatı bulduk. Tüm bu incelemelerden çıkan sonuçları, kitabımızın amacı ve içeriği ile sınırlı olarak yazmaya çalıştık.

Bu bölümümüzde öncelikle ülkemiz insanının sanki birbiri ile kavgalıymış görüntüsünden hareketle “Neden Kavga Ediyoruz?” sorusuna cevap bulmaya çalıştık. Arkasından yerel değerlerden küresel liderliğe uzanan yolu inceledik. Toplumsal kalkınma sürecinde ülkemizin hizmetkâr liderlik vizyonu ve öncelikleri konusunu oldukça detaylı biçimde ele aldık. Burada demokrasinin daha yoğun biçimde içselleştirilmesi ihtiyacını vurguladık. Bir organizasyon olarak devlet ile bu organizasyonun varlık nedeni olan milletlin birbirini tamamlaması ihtiyacı ve nihayet hizmetkâr liderden hizmetkâr devlete uzanan süreç, bu bölümümüzün son alt başlıkları arasında yer aldı.

Öncelikle belirtmek isteriz ki bu çalışmamızın kapsamında genel olarak liderlikle ilgili olarak dile getirmeye çalıştığımız düşünce, bilgi, veri ve görüşlerden yola çıkarak; ülkemiz insanının, çok az topluma nasip olan, binlerce yıla dayanan devlet ve liderlik deneyimimizden hareketle bugün; yerel değerlerini koruyarak küresel liderliğe yönelmesi gerektiği söylenebilir. Dolayısıyla ülkemizin liderlik vizyonunda iki temel değerin, amaç haline dönüştürülmesi ve bu yolda en yoğun çabanın gösterilmesi gerekliliğin de ötesinde bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmıştır. Bunlardan birincisi; her türlü aşırılıktan korunmuş olarak ülkemiz insanını; gelenekleri, kültürü, inancı, ahlakı ve cumhuriyet kazanımları ile kendisine has kılan yerel değerlerin korunmasına yönelik aktif çalışmadır. İkincisi ise bizi “biz” yapan bu temel değerleri yok saymadan küresel dünyanın, oyun kurucu ve etkin aktörleri arasında yer almaya yönelik aktif çalışmadır. Toplumumuzun bu yolda önemli mesafeler aldığı bir gerçektir. Ancak bu yoldaki engellerin varlığı da göz ardı edilemez.
Esasen Osmanlı Devleti’nin dağılmasına neden olan güçlerin; Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde verilen eşsiz bir mücadele ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, ilerlememesi, güçlenmemesi, yeniden küresel bir güç olarak belirleyici olamaması yönündeki sistemli çalışmaları hiç eksik olmamıştır. Öyle ki Misak-ı Millî ile belirlenen sınırlarımızı düşündüğümüzde hemen her tarafta sıkıntılarımızın olması için tarih boyunca sanki özel bir çaba gösterilmiştir. Batı Trakya’da, Ege Denizi’nde, Kıbrıs’ta, geniş bir yay oluşturan Güney Doğu sınırımızda, Ermenistan sınırımızda ve nihayet Kafkaslara açılan kapılarımız olmak üzere etrafımızdaki sorunların sürekliliği dikkat çekicidir. Diğer yandan ülkemiz, jeopolitik konumu ile de dikkat çekicidir. Nitekim ülkemiz, batıya yönelen coğrafyaların geçiş noktası konumunda bir batılı ülkedir. Orta Doğu’ya açılan bir kapı olarak bir Orta Doğu ülkesidir. Orta Asya ve Kafkasya toplumlarının güzergâhı ve Türkî Cumhuriyetler’in ağabeyi konumunda olan bir devlettir.

Genç nüfusu, enerji koridoru olma özelliği, dünyanın hemen her tarafında iş yapan girişimci ruhlu insanı ile son 10–15 yılda hızla büyüyen ve gelişen ülkemiz, komşularıyla güzel ilişkiler geliştirmeye, bölgesinde ve dünyada inisiyatif almaya, adından söz ettirmeye ve belirleyici olmaya başlamıştır. Bunun göstergelerinden biri olarak, 191 ülke içinden 151’inin oyu ile BM güvenlik konseyine 2009 – 2010 dönemi için seçilmemiz önemlidir. Bugün, kişi başına düşen milli geliri on bin doları aşmış, dünyanın 17. büyük ekonomisine sahip ama 2023’te ilk onda yer almaya odaklanmış, 70 milyonu aşmış nüfusu, caydırıcı güç olarak dünyaca bilinen ordusu ile toplumumuzun yıldızı giderek parlıyor. Ancak çeşitli engellere takılmamız için özel çalışmaların varlığı göz ardı edilmemelidir. Bu çabaların bir sonucudur ki halkımız; yıllardır çeşitli yapay ayrımlar ve aykırılıklarla güvensizlik, ötekileşme, korku, yabancılaşma, benzerliklerin zayıflaması, ön yargıların çoğalması, kimi zaman düşünce donukluğu ve benzeri girdaplarla iç içedir. İttihatçılar ve olmayanlar; cumhuriyetçiler ve olmayanlar; sağcılar, solcular; laikler, anti laikler; Türkler, Kürtler; Sünniler, Aleviler; gibi yapay ayrımlar ve zaman zaman bunlara eşlik eden koyu taraftarlıklar, fanatizm ve terörizm, ülkemiz insanını yıpratmıştır.
Söz konusu yıpranmanın durdurulması ve acilen aşılmasının; konumu, işi, eğitimi ne olursa olsun tüm vatandaşlarımızın ortak ve yoğun çabasını gerektirdiği unutulmamalıdır. Ülkemizin ve toplumumuzun millî varlığı, birliği ve bütünlüğünün her türlü yerel kimliklerin, değerlerin, inanışların ve kültürlerin üzerinde, vazgeçilmez bir aidiyet gerektirdiğini öncelikle vurgulamak isteriz. Ülkemizi kuran Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Boşnak, Gürcü ve diğerlerinden oluşan ortak irade; hangi inanç, kültür ve geleneğe sahip olursa olsun tüm insanlarımızın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık bağı ile bağlı, eşit kişilerden oluşmasını öngörmüştür. Bütün değerlerimizi, bütünü oluşturan vazgeçilmez renkler ve zenginlikler olarak görmemiz, her türlü ayrılıktan kaçınmamız, cumhuriyetin fazileti ve değerleri ile demokrasi anlayışını daha fazla içselleştirmemiz, birbirimizi daha fazla tamamlamamız, salt otoriteye değil akla dayalı çözümler üretmemiz, muasır medeniyet yolunun ısrarcı yolcusu olmamız, kendimiz olmaktan ve kendimizi ifade etmekten çekinmememiz, en önemlisi kesintisiz bir istikrarı yakalamamız, liderlik vizyonumuzun en önemli hedefleri konumundadır. Amaç; kişi ve toplum düzeyindeki özgüvenimizi, toplumsal kimliğimizi, küresel dünyanın azalttığı toplumsal hoşgörü bilincini gözden geçirmemiz, gerekiyorsa bunun için toplumsal bir silkinme sürecine girmemizdir. Millî değerlerimizi; akli, insani ve evrensel değerlerle buluşturmamız, “biz” olmayı terk etmeden, birbirimize yabancılaşmadan, küresel dünyanın aktörleri arasına girmemiz gereklidir. Bu; ülkesine hizmet aşkıyla bağlı her vatandaşımızın ama özellikle özel – kamu hangi alanda olursa olsun en küçüğünden en büyüğüne bütün yönetici ve liderlerin en öncelikli hedefi konumunda olmalıdır.

Bu bölümümüzün belki de en önemli vurgularından birisi bireyden devlete uzanan zincirde hizmetkâr liderliğin pratiğe dökülmesi gereği ve ihtiyacıdır. Bu çerçevede kitabımız boyunca dile getirdiğimiz ve ideal liderlik beklentileri ile donanmış hizmetkâr liderlerin; hizmetkâr aile, hizmetkâr kurum ve hizmetkâr devleti oluşturması söz konusudur. İnsanlar gibi kurumların da kendi içgüdülerine değil, hedef kitlenin istek ve arzularına kilitlenmeleri gereklidir.
Bir sosyal organizasyon ve örgüt olarak devletin, kendi yapısal hedefleri ile bu organizasyonun varlık nedeni konumdaki üyelerinin yani halkın beklentilerinin uyumunun, toplumsal ruh sağlığında belirleyici olduğu unutulmamalıdır. Bu anlamda günümüzde devletlerin bir merkezi organizasyon olarak hantallaşmadan, insanların hayatlarında belirleyici, sınırlandırıcı, kalıplayıcı olmaktan çok; rehberlik edici, korucu, geliştirici, tek tek bireyleri kucaklayıcı ve tamamlayıcı role yöneldiği görülmektedir. Dolayısıyla devlet ile milletin bileşke kuvvet olarak aynı yönde hareket ederek birbirlerini tamamlamaları ve merkezi organizasyon olarak devletin, onu idare eden hükümetlerin ve tüm siyasi liderlerin; varlık nedenlerinin halka hizmet olduğu gerçeğini bir an bile göz ardı etmemeleri çok ama çok önemlidir.
Hangi konumda olursa olsun insanımızın enerjisini; daha fazla demokrasiye, cumhuriyet değerlerini korumaya, insani gelişmeye, hoşgörüye, inanç özgürlüğüne saygılı olmaya, üretime, verimliliğe ve sürdürülebilir rekabete yöneltmesi gereklidir. Enerjimizi; bilgi insanı olmaya, düşünce ve kavram üretmeye, irademizin hakkını vermeye, marka olmaya ve nihayet herkese yeten bu güzel ülkede bir taşın üzerine yeni bir taş koyma sevdası ile hizmet aşkını taze tutmaya yöneltmemiz de çok ama çok önemlidir.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş