Bir Mısra
Kim ki iblislerle savaşır
Kendisi de iblise dönüşmemeye dikkat etmelidir,
Çünkü uçuruma yeterince uzun süre bakarsan,
Uçurum da senin içine bakar!
Nietzsche
Bu mısra hakkında neler düşünüyorsunuz?
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 2543 defa okundu

Sibel Atasoy

yorumum
bu dünyada tam anlamıyla dürüst insan olarak kalabilmek; uçurumun kenarında olmak gibidir.
diye düşündürdü beni...
karanlığın
bizi içine çekmesi.
dürüstlük mü?
Yoksa, ne kadar çok kötü şeylerle uğraşırsak, o kadar kötülükten etkilenir miyiz?
Evet
sanki daha yakın gibi.
Uzun bir süre
Şeytanla ve kötülükle savaşırsan, kazanmak için zamanla şeytan gibi düşünüp davranmaya başlarsın gibi bir anlam çıkardım.Ama şeytana uymamak lazım :))Güçlü bir karakterin varsa başdöndürsede hiçbir uçurum seni içine çekemez...
seni aşırıcı seni :)
ben bu sözü Nietzsche okurken kaçırmış olmalıyım, geçenlerde başka bir yerde rastladım ve mekanizmanın tam da böyle çelıştığını bildiğimden, görür görmez hoşuma gitti ve sayfama, bi yerlere yazdım.
Ben bu durumu dikkat enerjisinin etkisi diye yıllarca anlatmıştım. Dikkatinizi yönelttiğiniz her ne ise ona ipek benzeri bir telcikle bağlanıyorsunuz ve ikiniz arasında bileşik kaplar usulü karşılıklı bir enerji akımı başlıyor. Ta ki her iki tarafı enerji niceliği/niteliği açısından eşitleyene kadar demiştim.
Dikkatinizi odakladığınız şeyin ölü olması uzakta olması filan da hiç önemli değil. Böylece genç arkadaşlarıma haddim olmayarak şu öneriyi yapmıştım; en azından kızdığınız nefret ettiğiniz şeylere odaklanıp enerjinizi onlarla paylaşmayın bari; çünkü bir süre sonra o şeylerle aynı duruma geleceksiniz (bileşik kaplar kanunu!)
Ve fakat Nietsche abi olayı şiirsel bir anlatımla benden bin kat çarpıcı söyleyip, işi bitirmiş işte :)))
Yine
Nietzche nin bir sözü var. "Eğer bir kuyunun içine bakarsanız, kuyuda sizin içinize bakar." Ama bu yukarıdaki söze benzesede farklı bir anlam taşıyor sanırım. Derin bir kişiyi incelemeye aldığınızda, o kişinin de sizi incelediği anlamına daha yakın.
Uçurum olunca söz konusu, tehlikeyi çağrıştırıyor. Tehlikeli işlerin etrafında dolanmak, tehlikeye davet çıkarmak olarak gibi bir anlam yüklü.
8 mm
8 mm filminde, bir replik vardı. Bana o nu çağrıştırdı. Bizim baş oyuncu dedektif rolünde (nicolas cage) bir cinayet üzerine araştırma yapıyor. Ama araştırmasını porno dünyası içinde yaptığı için bu filmlerin nerede ve nasıl çekildiğini araştırırken, insanların fantazi diye adlandırdıkları fakat hiç te insancıl olmayan durumlar ile tanışmış oluyor.
Orada bir genç bizim dedektife şöyle diyor.
"EÄŸer ÅŸeytanla dans edersen, ÅŸeytan deÄŸiÅŸmez. Seni deÄŸiÅŸtirir."
Buradaki durumda buna benziyor. İnsanın en büyük düşmanı, kendi düşüncelerinin kendini esir almaya başlamasıyla oluşur.
O zaman
O zaman diyelimki, çocuklarımıza, uyuşturucu ve alkol gibi kötü alışkanlıklardan bahsetmemiz bile onları uçuruma bakmaya zorlamak olmuyor mu? Yada kötü giden şeylerden bahsetmek bile onlara davet çıkardığımız anlamına gelmiyor mu? Sanki bu noktada biraz çelişki var gibi.
Hani derlerya, "eşeğin aklına karpuz kabuğunu düşürdün" diye. (Bu söz böylemiydi yoksa benmi uydurdum bilmiyorum.)
Bu
Mümkünmüdür...Yani şeytanla dansta etseniz de sürekli olumlu düşünmeniz ,pozitif olmanız düşüncelerinize inanmanız yenik düşmenize engel olamaz mı ?Eninde sonunda şeytan gibi mi olunur yoksa şeytan gibi olmamak adına vazmı geçilir?
Bilmiyorum
Doğrusunu yanlışını, belkide yoktur doğru yada yanlış. Ama şu bir gerçekki şeytanla mutlaka dans edilmesi gerekiyor bir takım aşamaları geçebilmek için. Belki şeytandan daha şeytan olmak gerekir.
:)
Şeytanla öyle bi dans mecburiyeti var mı bimiyorum ama ölümle bi vals yapma gereği var.
Kuantum kuramı da onaylıyor
Kuantum kuramına göre gözleyen ve gözlenen birbirlerini etkiler, değiştirir hatta benzetir. Bu ifade evrende var olan tüm nesneler için (canlı veya cansız) geçerlidir. Yani, cansız nesneler veya doğal ortamlar da insanları etkiler, değiştirir.
Örneğin, bir Akdeniz kıyısı ülkesine ait bir kişinin genel karakteri ile bir kuzey Avrupa ülkesine ait bir kişinin karakterinde bariz farklar vardır. Tabii ki ortalama olarak söylüyorum. Ben her iki bölgede uzun yıllar yaşadığım için aradaki farkı görebiliyorum. Buna iklim farkı da diyebilirsiniz.
Ama, en genel anlamda Nietzche haklı. Kuyuya uzun süre bakın sizi içine çeker. Bu da enerjetik etkileşmelerin her boyutta ve her düzeyde gerçekleştiğini gösterir.
Aslında
Sayın Bilgisev, bütün hayatımız neredeyse sonsuz'a yakın kelebek etkilerinin bir izdüşümü değil mi? Attığımız bir adım bile, bizimle birlikte bütün geleceği etkileyecek şekilde bir oluşumun bir parçası.
Bütün bu olasılık uzayları içinde yaşamın hangi yöne doğru kayacağını sezebilme yeteneği, gerçekten insanı büyüleyici şekilde güzel bir durum. Bu sezgileri güçlendirebilmek için neler yapılabilir ayrı bir başlık altında tartışmak isterim.
bu sitede ne kadar kalıcı olduğumu bilmiyorum.:(
öncelikle Nietzsche'nin yukarıdaki dizeleri,mısra değildir.dörtlük gibi duruyor.çünkü yukarıda dört adet mısra vardır.şimdi sanırım asıl sorulan son iki mısrada ne anlatılmak istendiğidir zira en güçlü söylem orda gizlidir.
"herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen..."der Rudyar Kipling.uçurumun içine bakarken de,şeytanla dans ederken de kendi kalabilir insan buna göre.ama kimse kimseyi uçurumun kenarında uzun süre bırakmasın,görünce uyaralım lütfen.annem uçurum kenarında durmak iyi değildir der,uğursuzluk getirimiş.ama belki de uçurumdan düşürmeyen şey güçlendirir olmaz mı:)
Aslında
Tek cümlenin, bizler tarafından dört satır halinde yazılmasından kaynaklanıyor.
İnsanın kendinin erdemli kaldığını düşünmesi normaldir. Kime sorarsanız sorun, erdemsizim demeyecektir. Bu yüzden kendimizi değerlendirirken dikkat etmeliyiz. Uzun süre uçuruma bakarsak, uçurumda bize bakar. Değiştiğimizi anlayamayabiliriz. "Erdem" uçurumdan atlamak haline gelebilir.
karşı
bir çift(sevgili) bir nehir kenarına gelmişler.sorun nehri sağsalim geçmek.konuşmuşlar bi süre,sonra adam geçmiş önce ve seslenmiş kadına:hadi ver elini sen de geç karşıya.ama kadın cevap vermiş karşıdan:sevgilim ben zaten karşıdayım.
sanırım sorun nerde olduğumuz.uçurumun o kadar yakınındayken ve o kadar uzağındayken onun nasıl göründüğü üzerine yorum yapmak zor oluyor.
Güzel Yorum
Evet yorumunuz, mısraya (yada mısralara) gayet uygun olmuş. Kimin karşı tarafta olduğu bulunduğu noktaya göre ölçülür.
Çünkü uçuruma yeterince
Çünkü uçuruma yeterince uzun süre bakarsan,
Uçurum da senin içine bakar!
ilk iki mısrayı görmezden gelirsek uçurum ve benin aynı kavramlara geldiğini farkederiz.Uçuruma vereceğimiz anlam kadar oluruz.
-uçurum nekadar korkutucuysa onun gözünde bende korkutucu olurum .
-uçurum nekadar derinse bende okadar derin olurum .
-uçurum nekadar yüksekse bende okadar yüksek olurum .
bu örnek betimlemeler uçurumun korkutuculuğuyla başlar ve baktıkça kapsayıcı olur.onun parçası olduğunuzu farkeder ve adımınızı atarsınız o güzellikle bütünleşirsiniz.
ilk iki mısraya dönersek;
Kim ki iblislerle savaşır
Kendisi de iblise dönüşmemeye dikkat etmelidir,
iblis uçurum ile simgelendiğine göre iblisin nekadar güzel olabileceğini de görmek gerekir öyleyse.burdanda iblisin içimizde olduğunu ve kendimiz kadar bir dünya varolduğunu söyleyebilirim.
hatta burdanda derim ki ;her kim ola iblisle savaÅŸmaya kalkarsa bile ki kendiyle savaÅŸmakta ! :)
Güneş topla benim için
Geceleri gök yüzünden güneş topla benim için.
En büyük uçurum içteki uçurum,dışardaki bu uçuruma şaşar.
Oysaki benide,onun uçurumu şaşırtır.
Düşünen düşünmüş,savaşma dememiş.Savaşta demeye gücü yetmemiş.
O sadece içindekiyle konuşmuş,bizede bunu ögütlemiş.
İçine çekirdeğine başladığın yere git ve gittiğin yerden güneş topla kendin için.
Yeni yorum gönder