Kendini elmas olarak görmek mi? Yoksa kişisel önemlilik öldürür mü?
Mevlana diyor ki;
"Ne fark eder ki; Kör insan için elmas da bir cam da..Sana bakan kör ise sakın kendini camdan sanma!"
Don Juan’a göreyse Savaşçının yolunda ilerlemeyi sağlayan güç, kendini önemsemeyi tahtından indirmektir. Savaşçıların yaptığı her şeyde bu amacı başarmaya yöneliktir. Şamanlar, kendini önemseme maskesini düşürdüklerinde bu maskenin ardına gizlenenin, kendine acıma olduğunu buldular.
Hangisi ya da her ikisi de mi doÄŸru?
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1276 defa okundu

Sibel Atasoy

doğrluk anlayışından ne
doğruluk anlayışından ne anladığına bağlı...bana göre hiçbirisi..
Satranç! Beyaz başlar
Satranç!
Beyaz baÅŸlar oyuna.
1. e4-e5
2. Vh5-g6
Şimdi burada g6 hamlesi yanlıştır. Vxe5 ile çifte vuruşu yersin. Şah ve kale çatala gelir.
1. e4-e5
2. Vh5- Ac6
3. Fc4- g6
Bu aÅŸamadaki g6 hamlesi doÄŸrudur.
Tam bu noktada çocuklara derim ki; "demekki biraz önce yanlış olan g6 burada doğruya dönüşüyor. O halde doğrular ve yanlışlar yer değiştirebilir. Doğru yanlışa yanlış doğruya dönüşebilir. Demekki her hamlede tahtayı yeniden değerlendirmeye gereksinim var..."
"tecrübeler sabit değildir" demiştim bir zaman. Ne zaman doğruları tespit edip artık hata yapmayacağımı düşünsem, ertesi gün hata yapıyordum çünkü.
Her şeyin hareket halinde olduğu evrende doğrular da hareket halindedir. Evrendeki doğru iki nokta arasındaki hayali çizgidir yalnızca. Başka doğru da yoktur.
İnsan yaşamında doğru dediğimiz tespitler, "zaman-mekan-insan" üçlüsüyle birlikte vardır. Biri değiştiğinde doğru dediğimiz tespit de değişir.
Yaşam için mutlak doğrular aramak yerine, somut koşulların somut analiziyle yaşamak ve davranış geliştirmek, evrenimizin bu saatindeki tek akılcı yöntemdir!...
Not
"evrenin bu saati" dedim ya, bu saat de değişkendir! 60 dakika olduğu an da vardır, 60 yıl, 600 yıl olduğu an da...
DoÄŸru konusunda
Doğru konusunda haklısınız ama ben başlığı doğru nedir diye açmamıştım. :) Tabi ki doğrular sabit değildir ve hakikat hareket halindedir. Peki şu an için sizin doğrunuz nedir? Bir dakika sonrasını değil, şimdikini öğrenebilir miyim ?
Ayn Rand
Bu yazıyı okurken hemen Ayn Rand geldi aklıma. Hemen bütün kitaplarında bu iki görüşü daha genel bir çerçevede karşı karşıya getiriyor ve bireyi ön plana çıkarıyor.
Bu konu baya kapsamlı bir konu ve söylenecek çok şey var.
Bana bireyin kendini önemsememesi kabus gibi geliyor.
Başlığı doğru konusunda
Başlığı doğru konusunda açmadığınız doğru! Ama işin mihenk noktasının da doğrunun ne olduğu sorusuna verilen yanıt olduğunu düşünüyorum. Ben ağı basit ve geniş attım yalnızca...
Ne bireyin kendisini önemsemesi ne de dışını önemsemesi hiç biri tek başına birbirinin karşısında doğru olamaz diyorum şu "saniyede"...
Bu birbirinin içine giren ve birbirinin içinden çıkan, bazen birinin diğerini, bazen de diğerinin ötekini yaratıp-biçimlediği bir süreçtir. Bireyi önemli kılan, bireyin kendi eylemleri olduğu kadar, kendi dışının onu değerlendirip değerlendirmediğidir de. Bu bir pratik-teori-pratik sürecidir. Kendine değer (önem) vermeyen birey kendi dışının da değerini anlayamaz. Kendi dışının değerini, kendi değerleriyle ölçerken, kendisinin değerini de kendi dışının ona verdiği değer ile ölçer. Başlangıçta ise bireye kendi dışının verdiği değer-önem vardır. Sonrası karşılıklı etkileşim ve dönüşümden ibarettir.
Elmasın, camdan daha
Elmasın, camdan daha önemli olduğu neye göre belirlenir? Kim iddia ediyor daha önemlidir diye ve neden?
O bir imge. DeÄŸerliliÄŸi ve
O bir imge. Değerliliği ve daha az değerliliği anlatabilmek için kullanılmış. Bilimsel ve algısal yorumu konu dışı. Neden konuyu tartışmak yerine elmas ve camın üzerine yoğunlaşalım?
Şundan dolayı
Bir şeyin önemli yada önemsiz olması, onu karşılaştıran kişiye bağımlı bir durumdur. Doğada elmas ta cam da aynı önemliliktedir.
Bu arada konu değerlilik değil, önemlilik. İkisi farklı kavramlar. Don Juan değersisiz demez, önemsisiz der.
Toruk Makto
Toruk Makto yazdi;
"..Mevlana diyor ki;
"Ne fark eder ki; Kör insan için elmas da bir cam da.."
KÖR-lük !?
insan
neye inanirsa inansin
hangi ideolojiye mensup olursa olsun
nasil bir düsünme bicimine sahip olursa olsun
kendisini
hassasiyetleri incitilen,itilip kakilan,mazlumlarin ve caresizlerin
yerine koyup
onların dramlari ile hemhal olmadikca ideolojik KÖR-lükten kurtulmasi mümkün degildir..
VE..
Toruk Makto hakli olarak soruyor;"..Neden konuyu tartışmak yerine elmas ve camın üzerine yoğunlaşalım?.."
elmas cam muhabbeti bu KÖR-lüge care oluyorsa buyrun..
"ideolojiler, idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir.." (Cemil Meric)
slm.
Konu değil, Don Juanın
Konu değil, Don Juanın dediği önemlilik. Mevlana bakalım aynı şeyi mi düşünüyor? Dünyaya Don JUAN gözlüklerinden başka bir şeyle de bakmayı deneyebilirsek konuyu tüm yönleriyle yorumlayabiliriz.
Gözlerimizi açmamıza yarayacak olan öğreti, körleşmelerini sağlayabilir yoksa. Bu bağlamda ebubekirin söylediklerine de kulak kabartmak gerek.
İmlediği yer çok önemli
Ebubekir şurayı imlemiş;
"Ne fark eder ki; Kör insan için elmas da bir cam da.."
Sonsuz da ÅŸunu demiÅŸ;
"Doğada elmas ta cam da aynı önemliliktedir. "
Bundan sonra başka söze gerek kalıyor mu? Söylenecek tek söz var. Onu da ebubekir demiş;
"KÖR-lük !?"
Bana söz kalmadı... :)
Neden
Neden adaleti temsil eden kadının gözü bantla kapalıdır bilin bakalım o zaman.
Sizin için bir yahudi mi daha önemlidir yoksa bir alman mı? Gören gözlerle cevap verin.
Ya da daha açık sorayım. Bu dünyada kim kimden daha önemlidir?
Klasik yöntem.
Konuyu ekseninden kaydırma çabalarınıza olumlu yanıt veremeyeceğim.
karıncalarımın
karıncalarımın öyküsünü anımsadım.
şimdi bu öykü bana özel anlatmayacağım ama özündekini paylaşmak istiyorum.
doÄŸa, senin ne kadar sevimli olduÄŸunla ilgili deÄŸil.
senin iyi bir insan ya da kötü bir insan olmanla da ilgili değil.
çok düşünceli olman ya da olmaman da önemsiz.
elmas gibi ışıl ışıl paha biçilemez olman da,
cam gibi buz gibi ve sıradan olman da önemsiz.
hiçbiri düşmene engel değil.
sadece nerede durduÄŸuna dikkat etmelisin.
"Bu arada konu deÄŸerlilik
"Bu arada konu değerlilik değil, önemlilik. İkisi farklı kavramlar. Don Juan değersisiz demez, önemsisiz der."
Sonsuz,
Benim daha yukarda "değer" ile "önemi" yanyana getirişimi (zaten onlar yapışıktırlar) açıklayayım:
Şeylerin iki tür değeri vardır: 1- Nicelik değer, 2- Nitelik değer.
Nicelik değer şeylerin oluşundan sahip oldukları değerdir. Hamdır, işlenmemiştir. Görece olarak sabittirler, ölçülebilir ve sayılabilir. Örneğin vezir 9 puandır. Piyon 1 puandır.
Nitelik değer ise şeylerin emek katılmış değeridir. İşlenmiştir. Ölçülemez, sayılamaz, değişkendirler. Yine satranca dönersek, taşların "oynadıkça kazandıkları" konumsal değerine tekabül eder. Bazen bir piyon ile şahı mat edersiniz, nitelik değeri 1 puan olan piyon, rakip şahı mat ederken, rakip şahın kellesi değerindedir.
Şeylerin emek katılmış değeri olan nitelik değer ve nitelik değer yoluyla ulaşmış oldukları konum, onların önemine tekabül eder, onların önemini oluşturur.
Bu yüzden değer ve önem hareket halindeki şeylerin ayrılmaz iki özelliğidir. Bundan dolayı yukarda "değer (önem)" şeklinde yazdım. "değer" sözcüğü yerine yalnızca "önem" sözcüğünü de kullansam, anlatmak istediğim yine değişmezdi.
Yeni yorum gönder