Es ist ein Unterschied, ob man den Weg nur kennt oder ob man ihn beschreitet

Calimera kullanıcısının resmi

Liebe Forumsmitglieder, da Sonsuz mich auch einlud, deutsch zu schreiben, und es doch einige Mitglieder gibt, die auch deutsch verstehen, möchte ich die Gelegenheit wahrnehmen und einen kleinen Beitrag auf deutsch schreiben.

Es gab in der letzten Zeit doch einige Diskussionen über das Christentum, über Jesus und die Botschaft, die er verkündete, vor allem über die der Liebe und Naechstenliebe. In der Theorie finden wir in allen Religionen etwas Gutes, aber wie es in der Praxis interpretiert und gelebt wird, finden wir doch extreme Unterschiede zu der Botschaft einer Religion oder einer Überzeugung. Ich bin selbst als Christin getauft und habe die Bibel mehrmals studiert bzw. musste sie in der Schule studieren. Was manche Christen als absolute Christenpflichten ansehen, das gepredigte Wort Gottes zu achten und danach leben, weicht sehr von der Realitaet ab.

Viele fühlen sich bereits als Christen, wenn sie sich jeden Sonntag in der Kirche zeigen, meistens nur um ihre neuen Kleider praesentieren zu können und eine falsche Frömmigkeit aufsetzen und sie verdammen diejenigen, die es nicht tun.

Ich bin keine Kirchgaengerin oder halte mich an spezielle kirchliche Regeln, dennoch fühle ich mich mehr Christin auf dem Weg Jesus Worte von Liebe und Naechstenliebe zu leben und versuche sie auf alle Bereiche des Lebens zu übertragen.

In Matrix sagte Morpheus zu Neo: Es ist ein Unterschied, ob man den Weg nur kennt oder ob man ihn auch beschreitet. So komme ich zu meiner Frage: Wie sind die Menschen einzuschaetzen, die mit Theoretisieren über ein Wissen sich eine Art Selbstverherrlichung geben, aber dieses Wissen nicht leben?

Naechstenliebe bedeutet auch Toleranz, Verstaendnis und Einfühlungsvermögen in seine Mitmenschen und das Opfer sich nicht zuerst der eigenen Sache zu verschreiben oder daraus in erster Linie einen eigenen Nutzen ziehen zu wollen, sondern auch in selbstloser Absicht uneigennützig an seinen Naechsten zu denken und das in seiner ganzen Art und in seinem ganzen Verhalten als unzweifelhafte Überzeugung zu zeigen.

Es ist doch sehr irritierend, eine Überzeugung von Liebe und Naechstenliebe in Diskussionen,Texten und Worten vermitteln zu wollen ohne diesen Standpunkt im Leben im ganzen Verhalten und Handeln zu vertreten? Dies gilt eigentlich für alle Überzeugungen.

Ich danke für die Naechstenliebe auf deutsch schreiben zu dürfen :-)

Senin oyun: None Ortalama: 3.9 (7 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

tercüme

Sevgili forum katılımcıları,

Sonsuz beni (daha önceden) almanca yazabilmem konusunda davet etmişti ve burada almanca bilen bazı üyelerin de olduğunu bilerek bu fırsatı değerlendirmek ve küçük bir katkıda bulunmak istiyorum.

Son zamanlarda hiristiyanlık, İsa ve onun tarafından bildirilen ve herşeyden önce sevgi, yardımseverlik ve iyilik ile ilgili söylemleri üzerinden yapılan tartışmalar oldu. Teorik olarak düşündüğümüzde bütün dinler ve inançların içinde iyi birşeyler bulabiliriz, ama o dinin ya da inancın söyledikleri ile bunun pratikte nasıl uygulandığı ve yaşandığı arasında çok büyük farklılıklarla karşılaşıyoruz.

Ben bir hiristiyan olarak doğdum/vaftiz edildim ve incili defalarca okudum. (Daha doğrusu okul ve eğitim dönemi boyunca okumak zorunda kaldım) -Bununla birlikte- bazı hiristiyanların hiristiyan inancına ve tanrı sözüne kati bir bağlılık ve saygı gösterir görünmeleriyle daha sonra gerçekte nasıl yaşadıkları arasında çok farklar olduğunu söyleyebilirim.

Pek çokları her pazar kilisede görünmekle kendisini hiristiyan olarak hissediyor (oysa bu çoğu kez sadece yeni kıyafetlerini sergileyebilmek maksadıyla yapılabiliyor) ve yanlış bir dindarlık (sofuluk) sergileyip diğerlerini böyle yapmadıkları (kiliseye gelmedikleri) için lanetle anıyorlar.

Ben bir kilise müdavimi değilim ya da kendimi kiliseye ait özel ve kati kurallarla bağlamıyorum.Bununla birlikte İsa'nın sevgi ve yardımseverlik/iyilikseverlik üzerine söylediklerini yaşamak ve bunları hayatın bütün alanlarına yaymaya ve taşımaya çalışarak kendimi çok daha fazla hiristiyan hissediyorum. (Kilise'nin ne dediğinden çok isa'nın ne dediğini önemsediğini söylüyor)

Matriks'te Morpheus Neo'ya "Yolu bilmekle yolda yürümek farklı şeylerdir" diyordu. Benim sormak veya söylemek istediğim şey de şu ; Bir konu ya da birşey üzerinde teorik tartışmalar yürütürken bunu kendisini yüceltici ve önemseyici bir tarz eşliğinde yapan, ama üzerine konuştuğu/tartıştığı şeyi yaşamayan insanları nasıl değerlendirmek gerekir?

İyilik ve sevgi demek aynı zamanda tolerans sahibi olmak, anlayış göstermek ve çevresindekilere/yakınındakilere duyarlı olup empatiyle yaklaşmaya çalışmak demektir ve bunları yapmak demek insanın kendinden (inandığı ya da kendini adadığı şeyden) taviz vermesi demek değildir.Bilakis egoistçe olmayan ve özverili/fedakarca bir niyettir ve insanın herhangi bir kuşkuya yer vermeden bütün tarz ve davranışlarıyla etrafındakileri herhangi bir çıkar gözetmeden düşünebildiğini gösterir. (Puf, bu paragraf biraz zordu, rinda eğer yanlışım olduysa düzeltiver lütfen)

Ama yaşamımızda ve bütün tutum ve davranışlarımızda böyle bir bakış açısına sahip olmadan (sevgi ve iyiliğe yönelik) tartışmalarda, metinlerde ve kelimelerde sevgi , iyilik ve yardımseverlik inandırıcılığı /iknası oluşturmak ve sağlamak istemek biraz irrite edici ve kafa karıştırıcı bir durum.Aslında bu bütün ikna ve inandırıcılıklar için söz konusu.

Almanca yazabilmeme izin verildiği için teşekkür ederim.

sanırım oldu

Sanırım oldu, son iki paragraftaki birer paragraflık cümleler biraz zorladı , ifade edilmek isteneni anlayıp cümle haline getirememek biraz gıcık bir durum, ama umarım başarabilmişimdir.Rinda hatamı görürsen uyarıver lütfen.

(Und liebe calimera, in den letzten Absaetzen wars echt anstregend mit deinen langen und komplizierten saetzen, trotzdem hab ich aber nicht aufgegeben und mir viel mühe gegeben.Siehst du endlich wie viel liebe und naechstenliebe ich habe :))

Sitedeki tartışmaları

Sitedeki tartışmaları takip edebiliyorsa neden almanca?
Okuyor ama yazamıyor mu?

das ist von mir...:)))Will

das ist von mir...:)))

Will der Baum sein, bist du seine Blütte
Bist du Tau sein, bist ein Sonnenstrahl,
dass verschmelze innig Mein unda Dein
Bist du gar das Himmelreich, mein Mädchen,
will ein stern am Himmelszelt ich sein.
Bist die Hölle du, um dein zu werden,
ginge ich in die Verdammnis ein.

Liebe Calimera,
Zeit schon Langen kein Wort alls Deutsch zu sprechen. When es für mich überzetsen könnten, ware ich İhnen dankbar :)))

İyilik ve sevgi demek aynı

''İyilik ve sevgi demek aynı zamanda tolerans sahibi olmak, anlayış göstermek ve çevresindekilere/yakınındakilere duyarlı olup empatiyle yaklaşmaya çalışmak demektir ve bunları yapmak demek insanın kendinden (inandığı ya da kendini adadığı şeyden) taviz vermesi demek değildir.Bilakis egoistçe olmayan ve özverili/fedakarca bir niyettir ve insanın herhangi bir kuşkuya yer vermeden bütün tarz ve davranışlarıyla etrafındakileri herhangi bir çıkar gözetmeden düşünebildiğini gösterir. ''

Bu paragrafı da diğerlerinide çok iyi tercüme etmişsin. Aslında çoğu insan bir dil öğrenir ama onu tercüme etmeye gelince özellikle böylesine zor bir metinde kendisi anlasa bile anlatmakta başarılı olamaz. Tebrikler arkadaşım gayet iyiydin.

Cok tesekkürler mein lieber

Cok tesekkürler mein lieber gamaro, hab ich je daran gezweifelt? ;-) Ein Mensch, für den echte Naechstenliebe und Liebe keine Fremdwörter sind, dem soll das Himmelreich gehören, sagt man bei uns, vielleicht treffen wir uns dort eines Tages wieder ;-)) danke nochmals für die Mühe, es war nicht einfach, das glaube ich.

(teşekkürler sevgili gamaro, zaten o konuda ( sevgi ve iyilikseverlik) hiç şüpheye düştüm mü ki? Bizde bir söz vardır, gerçek sevginin iyiliğin ve yardımseverliğin ne anlama geldiğini iyi bilenler şüphesiz ki göklere aittirler denir, birgün belki orada tekrar buluşuruz:) Çaban için tekrar teşekkürler, -tercüme- basit değildi, inanıyorum.)

Medisis, danke für ein

Sevgili Medisis, danke für ein wirklich schönes Gedicht, nur konnte ich nicht ganz richtig verstehen, wie meinten Sie übersetzen?

(sevgili medisis, teşekkürler, gerçekten güzel bir şiir, ama ben tam olarak anlayamadım, tercüme ile neyi kastettiniz?)

gaomra çok teşekkür, çok

gaomra çok teşekkür, çok hoş olmuş yazı sen çevirmişsin zahmet ettin,sayende biz de okuduk allah razı olsun, iyilik sevgi saygıdan kimse kaybetmez bişey,gülümsemek güzel şey herşeyi yumuşatır diyorum,calmera eline sağlık,hiristyan filan farketmez,sendende razı olsun allah, çünkü ben mutlu oldum.

Calimera demişki; "Ben bir

Calimera demişki;
"Ben bir hiristiyan olarak doğdum/vaftiz edildim ve incili defalarca okudum. (Daha doğrusu okul ve eğitim dönemi boyunca okumak zorunda kaldım) -Bununla birlikte- bazı hiristiyanların hiristiyan inancına ve tanrı sözüne kati bir bağlılık ve saygı gösterir görünmeleriyle daha sonra gerçekte nasıl yaşadıkları arasında çok farklar olduğunu söyleyebilirim."

çoğunluğu hristiyan bir ülkede yaşamakla çoğunluğu müslüman bir ülkede yaşamanın hiçbir farkı yok gördüğüm kadarıyla.
burada da okullarda din dersleri vardır. ve din konusunda çok şey öğrenirsin. özel bir çaba harcaman gerekmez. bir camiye gitmen gerekmez. ya da bir hocayla konuşman da gerekmez. normal bir şekilde öğrenirsin hepsini.

asıl sıkıntılı durum şu olabilir mi acaba?
çoğunluğu hristiyan bir ülkede müslüman olarak doğup büyümek?
ya da çoğunluğu müslüman olan bir ülkede hristiyan olarak doğup büyümek?

''İyilik ve sevgi demek

''İyilik ve sevgi demek aynı zamanda tolerans sahibi olmak, anlayış göstermek ve çevresindekilere/yakınındakilere duyarlı olup empatiyle yaklaşmaya çalışmak demektir ve bunları yapmak demek insanın kendinden (inandığı ya da kendini adadığı şeyden) taviz vermesi demek değildir.Bilakis egoistçe olmayan ve özverili/fedakarca bir niyettir ve insanın herhangi bir kuşkuya yer vermeden bütün tarz ve davranışlarıyla etrafındakileri herhangi bir çıkar gözetmeden düşünebildiğini gösterir. ''

Benim de dikkatimi bu çevirisi zor olan bölüm çekti. Zaten uygulamasıda pek mümkün olmayan bölüm, belki çeviriside bu yüzden zordur.

liebe Calimera

eigentlich möchte ich über ihre artikel meine meinung zum ausdruck bringen
es gibt punkte die ich teile aber auch einige die ich ergänzen würde..

wenn sie über meine eMail adresse(ebubekir@gmx.de) kontakt aufnehmen könnten wir die diskussion weiter führen..

zu einem punkt möchte ich doch ein wort schreiben..

als schlußwort schreiben sie;
"..Ich danke für die Naechstenliebe auf deutsch schreiben zu dürfen.."

eigentlich ist ein menschensrecht in seiner muttersprache zu schreiben und seinen kultur zu leben (usw.) und hat mit naechstenliebe nichts zu tun..

sie wissen es warscheinlich nicht aber in meiner heimat wurde bis 2009 den kurden diese naechstenliebe/recht verweigert und ich gehe weiter und behaupte das einige forum mitglieder diese menschen verachtende einstellung immernoch vertreten..

somit verdient Hr.sonsuz einen großen ablauß und dankeschön weil er mit seiner haltung diesen braunen gedankengut stirnzeigt..

natürlich dieser dank geht auch an die Deutsche regierung die dortigen braunen gedanken einhaltgeboten und den emigranten in ihrem land ein
menschen würdiges leben ermöglicht haben..

Mit Freunlichen Grüßen

calimera'dan yabancı'ya

Calimera'nın bana gönderdiği ve çevirip yayınlamamı rica ettiği mesaj şu şekilde;

"Sevgili yabancı,

Bu cümlenin (ya da paragrafın demek daha doğru olacak:) tercümesinin pek kolay olmadığının ben de farkındayım, ama sizin olaya baktığınız şekilde imkansız olduğunu düşünmüyorum:) Denemek için gerçekten çaba sarfetmeden, tecrübe etmek için cesaret göstermeden ve risk alıp diğer olasılıkları tartışmayı ve gerçekleştirmeyi denemeden , kim bir konu hakkında imkansızlık kararı alabilir/verebilir?

Elbetteki bizler bir İsa değiliz,-herşeyi onun yaptığı gibi (derecede) yapamayabiliriz, ama ben her zaman daha farklı ve güzel yolların olduğuna ve sadece yaşarken değil yazarken de cesaretimizi kaybetmeyip onu (bu daha iyi seçeneği) bulmaya çalışmamız gerektiğine inanıyorum:) "

calimera'dan morgana'ya

Calimera'nın morgana için gönderdiği ve tercüme edip yayınlamamı rica ettiği mesaj da şu şekilde;

"Sevgili morgana,

Sorduğunuz soruyu tek bir şekilde cevaplamak biraz zor.Bugün dünyanın değişik ülkelerinde farklı dini inançlara sahip olan insanlar -bazen barış ve huzur içinde bazen de huzursuzca ve kavga halinde- birarada yaşıyorlar.Ama bunun tek bir sebebi yok, çünkü durum sadece dini inançlara saygı, tolerans ve kabul göstermekle ilgili bir durum değil, çoğu zaman milliyet ve tabiyet gibi başka konular da bir din gibi işin içine giriyor.

Örneğin - tabi ki yanılıyor da olabilirim ama tanıdığım ve yaşadığım şeylerden sonra hissettiğim şeyi söylemek istiyorum sadece-, benim farkedebildiğim kadarıyla müslüman olmak Türk kimliğinin bir parçası sanki. Yani bir Türk aynı zamanda müslümandır. Bu durumda benim bir hiristiyan olarak Türkiye'de dini inancımın gereğini yerine getirmem ve onu yaşamam- belki- sonradan hiristiyan olan ve müslüman kimliğinden vazgeçen bir Türk'ten daha kolay olabilir.Ben tolerans ve anlayış görme konusunda fazla sıkıntı yaşamazken, o (sonradan hiristiyanlığı seçen Türk) çok daha ciddi sorunlarla karşılaşabilir. (Tolerans, anlayış ve saygının kaynağı anlamında insanların farklı duyarlılıkları olabilir, bazen milliyet bazen din öne çıkabilir ve sonuçlar değişebilir)

Bu yüzden sorunuzun tek bir şekilde cevaplanamayacağını ve altta yatan şartları ve çevreyi bilmek gerektiğini düşünüyorum sevgili morgana."

calimera'dan tosunpaşa'ya

Bu mesaj da calimera'dan tosunpaşa için geldi, ben de bu gidişle yakında tercümanlık bürosu açacağım herhalde:)

"Sevgili toşunpaşa,

Güzel sözleriniz için teşekkür ederim.Haklısınız, sevgi ve iyiliğe inanmak ve bunu yaşamak için insanın mutlaka belli bir inanca sahip olması gerekmiyor.(Sevgi ve iyilik herhangi bir inancın tekelinde değil.)

Bilakis, tıpkı küçük prens'in Antoine de Saint-Exupery'nin aynı isimli kitabında söylediği gibi, insan içinden (yüreğiyle) görebildiği zaman sevgi ve iyiliği her yerde bulabilir.Ben de size sevgi ve iyilik dolu kelimeleriniz için tekrar teşekkür ediyorum :) "

calimera :)

küçük prens de okuyormuşsun...
ben hala anımsadıkça okurum.
gerçi anımsamak zor olmuyor.
çünkü yatağımın başucunda duruyor.
ve hep o kendini beğenmiş çiçek iyi olsun diye dua ederken buluyorum kendimi...
çocukluk mu salaklık mı bilemiyorum ya neyse...

diğer konuya gelecek olursak...

bak sen ne güzel betimlemişsin.
Türk kimliği ve müslüman kimliğini...
sen bir Alman olarak doğal olarak hristiyansın ve kesinlikle haklısın, herhangi bir yerde herhangi bir zorluk yaşamazsın.
benim sorum zaten bu yönde değildiki...
Alman'lar arasında da müslümanlığı seçenler var bildiğim kadarıyla...
ben yeni nesilden bahsediyorum.
bir müslüman Alman olarak doğmaktan.
var mı böyle bir tanıdığınız?
işte asıl mesele o noktada başlıyor diyorum ben.

ve ayrıca;
bütün Türkler müslüman değildirler.
yani herkes doğuştan müslüman değil.
benim erkek arkadaşım yahudiydi mesela...
ve aynı zamanda da Türk'tü.
üstelik soyadı bile Öztürk'tü :))) (gamaro burayı nasıl çeviricen bilmiyorum ya neyse)

milliyetlerle dinler özdeşleştiriliyor çoğu zaman.
ve bu her zaman azınlıkta kalanların canını yakıyor.
budur söylemek istediğim.

sevgiler....

"Bu cümlenin (ya da

"Bu cümlenin (ya da paragrafın demek daha doğru olacak:) tercümesinin pek kolay olmadığının ben de farkındayım, ama sizin olaya baktığınız şekilde imkansız olduğunu düşünmüyorum:) Denemek için gerçekten çaba sarfetmeden, tecrübe etmek için cesaret göstermeden ve risk alıp diğer olasılıkları tartışmayı ve gerçekleştirmeyi denemeden , kim bir konu hakkında imkansızlık kararı alabilir/verebilir?"

Haklısın sevgili Calimera. İmkansızlık yoktur. İmkanları sonderece sınırlı biri olarak hayal ettiğim bir varoluşun çabasını veren ve adım adım başarıya ilerleyen biri olarak söylüyorum bunu. İmkansız olabileceği düşünülen bir çok şey günümüzde olagelmiş. Aslında imkansızlık bağlamında cümle kurma niyetinde değildim. Herşeyin içinde beyaz ve siyah mevcut.

Yinede oluşlar ve inanışlar algıyı belirliyor demeden edemeyeceğim. Ne neye göre nasıl bir haklılıktır ve gerekliliktir bilmiyorum açıkçası. Tabi çooook derin ve toplumsal, siyasal, düşünsel ayrılıklar konusunda...

Yabancı'dan Calimera'ya

Yabancı, yorumunu almancaya çevirdim ki Calimera da okuyup anlayabilsin.Gerçi senin bazı cümlelerin de maşallah onunkilerden aşağı kalır değil ya, olsun:)

Du hast recht, liebe Calimera, eigentlich ist nichts unmöglich. Das sage ich ernst und als eine Person, die ziemlich wenig möglichkeiten hat, die aber trotzdem versucht und sich mühe dabei gibt eine existenz, an die sie glaubt und von der sie traeumt, erschaffen zu können, und die schritt für schritt erfolgreich weiter kommt. (Bu cümleyi çevirebildiğim için kendimle gurur duyduğumu ilave etmeliyim:)

Man hat ja in den heutigen tagen schon vieles wahr und möglich gemacht, wo man in den früheren zeiten gedacht hatte ,dass sie unmöglich gewesen waeren. Eigentlicht wollte ich nichts sagen (oder behaupten) über eine unmöglichkeit . Alles hat natürlich schwarze und weisse seiten.

Allerdings kann ich mich nicht zurückhalten zu sagen, wesen und glauben definieren und identifizieren die wahrnehmung.Um ehrlich zu sein, was gegen was recht haben soll und in welcher linie und wie und was für eine notwendigkeit liegt zwischen allem dasein..das weiss ich nicht ganz klar.. (Das meinte ich aber natürlich ,- dass ich nicht weiss- wenn es um den tiefen unterschied im politischen , sozialen und glaubenssachen geht.

Böylesine elzem bir konuda

Böylesine elzem bir konuda köprü görevi gördüğün için bile yokluğunda seni anmaya değer diyorum gamaro:)

Sevgili Calimeraya notumu iletmiş olduğun için de teşekkür ediyorum.

Küçük Prens, beni de her

Küçük Prens, beni de her zaman büyüleyen ve karşi koyamadiğim bir kitap, Morgana ;-)

gönlünüz güzel sizin

gönlünüz güzel sizin calamira sevgi dolu ne güzel,hisstetim mutlu oldum ben, küççük prens okumadım , nasip kısmet tabi ama duyduydum hep,merak ettim tabi alıp okuycam ilk fırsatta,saygılar sevgiler.

Her zaman ne kadar hoş

Her zaman ne kadar hoş kelimeler buluyorsunuz, sevgili tosunpaşa. Umarım en kısa zamanda küçük prensi okuma şansı bulursunuz ;-)

Der folgende Psalm wird

Der folgende Psalm wird Hirtenpsalm genannt oder Psalm des guten Hirten und ist einer der bekanntesten Bibeltexte, die es gibt. Er hat eine besondere Bedeutung für das Christentum, weil sich Jesus selbst bezeichnet als guter Hirte, der bereit ist, sein Leben hinzugeben für seine Schafe (im Johannesevangelium). Er wird sehr oft als Trost bei Leid und Schmerz gebetet.

Sevgili Janus, psalm 23 ü biliyor musunuz? Belki doğru Türkçe çevirisini kontrol edebilirsiniz?

Psalm 23:
RAB çobanımdır; benim eksiğim olmaz.
Beni taze çayırlarda yatırır; beni sakin sular boyunca yürütür.
Canımı tazeler; kendi ismi uğrunda beni doğruluk yollarında güder.
Ölüm gölgesi vadisinde gezsem bile, şerden korkmam; çünkü sen benimle berabersin; senin çomağın, senin değneğin – onlar bana teselli verir.
Hasımlarım karşısında önüme sofra kurarsın; başımı yağla meshedersin; kâsem taşkındır.
Evet, hayatımın bütün günlerinde İyilik ve inayet ardımca yürüyecek, ve günlerin devamınca RABBİN evinde oturacağım.

Psalm 23
Der Herr ist mein Hirte
mir wird nichts mangeln.
Er weidet mich auf einer grünen Aue
und führet mich zum frischen Wasser.
Er erquicket meine Seele.
Er führet mich auf rechter Straße um seines namens Willen.
Und ob ich schon wanderte
im finstern Tal,
fürchte ich kein Unglück;
denn DU bist bei mir,
DEIN Stecken und Stab trösten mich.
DU bereitest vor mir einen Tisch
im Angesicht meiner Feinde.
DU salbest mein Haupt mit Öl
und schenkst mir voll ein.
Gutes und Barmherzigkeit werden mir folgen mein Leben lang
und ich werde bleiben im Hause des Herrn immerdar.

Janus'un lafını ağzından

Janus'un lafını ağzından almış olmayayım, ama psalm ile kastedilen zebur'dur. Ve eğer yanılmıyorsam Zebur'un şiirsel bir şekilde yazılmış bölümlerine mezmur deniliyor.

Bildiğim kadarıyla mezmur 23'ten ziyade mezmur 22 hristiyanlar açısından çok önemlidir.Çünkü mezmur 22'de gelecek olan mesih'in (İsa'nın) nerdeyse bin yıl öncesinden gayet açık bir şekilde tarif edildiğini söylerler.

Calimera şöyle

Calimera şöyle diyor;

Aşağıdaki psalm (mezmur) çobanlar mezmuru veya iyi çobanın mezmuru olarak adlandırılır ve -hristiyanlar açısından-en iyi bilinen incil bölümlerinden biridir. Bu mezmur'un (23) hristiyanlar için çok özel bir anlamı vardır, çünkü burada İsa'nın bir çoban olarak tarif edildiğine ve iyi bir çoban olarak koyunları için kendi hayatını vermeye hazır olduğununun anlatıldığına inanılır.Bu nedenle mezmur'un bu bölümü (mezmur 23) hristiyanlar tarafından sıklıkla acı ve elem veren durumlar karşısında kendilerine İsa'yı hatırlatan ve teselli sağlayan bir dua gibi okunur.

Mezmur 23:

RAB çobanımdır; benim eksiğim olmaz.

Beni taze çayırlarda yatırır; beni sakin sular boyunca yürütür.

Canımı tazeler; kendi ismi uğrunda beni doğruluk yollarında güder.

Ölüm gölgesi vadisinde gezsem bile, şerden korkmam; çünkü sen benimle berabersin; senin çomağın, senin değneğin – onlar bana teselli verir.

Hasımlarım karşısında önüme sofra kurarsın; başımı yağla meshedersin; kâsem taşkındır.

Evet, hayatımın bütün günlerinde İyilik ve inayet ardımca yürüyecek, ve günlerin devamınca RABBİN evinde oturacağım.

(Calimera bu mezmurda rab ve çoban olarak tarif edilen kişinin hiristiyan inancında İsa olarak kabul edildiğini söylemek istiyor)

Liebe Calimera

Sevgili Calimera, peki ya mezmur 22 hakkında ne düşünüyorsun? Benim sıklıkla okuduğum kadarıyla, hiristiyanlara göre burada (mezmur 22'de) İsa'nın nerdeyse 1000 yıl öncesinden mesih olarak tarif edildiği söyleniyor.

(Liebe Calimera, was sagst du denn über psalm 22 ?
Wie ich schon viel gelesen habe, wird behauptet von den Christen ,dass der (psalm 22) genau Jesus beschreibt, als den messias schon vor 1000 jahren.)

climera, çok teşkkrür

climera, çok teşkkrür ederim ben sana.Küçük prensİ söyyledim bir arkadaşa, benim için aldı o kitapçıdan ,allah razı olsun ikinizden,çünkü sen söyledin,vesile tabi, arkadaşım getirdi. Renkli resimleri baktım,okudum,okurken bir rüyada gibi oldu ,daldım ben, anlamadm nasıl bitti zaman.çok sevdim kitabı, resmleri yazan kişi yaptı yazıyor, nekadar teşekkr desem sana az,mutlu oldum,seninde olsun bir yıldzın calimera.

Ne güzel sözler, beni

Cok sevindim, ne güzel sözler, beni utandırıyorsun - senin zaten yukarda bir yıldızın var, sevgili tosunpasa, bu yüzden bir birimizi ziyaret edebiliriz yıldızlarımızda ;-))))

volkan vardı küçük

volkan vardı küçük prensin, ocak yapıyordu, çay demlemdimi misafirliğe gelirsin sen calimerra, benim hanımla bekleriz seni bizim yıldz fakirhanede;))

Teşekkürler Calimera,

Teşekkürler Calimera, mezmur 23'ü anımsatan resim ve ikonolar bir hayli fazla, birini buraya aktarmaya çalıştım.

mezmur 22

Sevgili gamaro'nun söylediği gibi, mezmur 22 de çok ilginç bir bölümdür. Bilindiği gibi, Rab İsa çarmıhta iken "Eli Eli lema sevaktani" ( eli aramice hem tanrı hem baba anlamına gelir) beni neden terkettin, benden neden vazgeçtin) demişti. İşte mezmur 22 de tam bu ifade ile başlamaktadır, "Eli, Eli, lema sevaktani"

Bu mezmurun diğer dizeleri de bir hayli ilginçtir. (Su gibi döküldüm, Bütün kemiklerim oynaklarından çıktı, Şerirler takımı çevremi sardılar, Ellerimi ve ayaklarımı deldiler, Bütün kemiklerimi sayabilirim, Onlar bakıyorlar,gözlerini bana dikiyorlar, Esvabımı aralarında paylaşıyorlar, Libasıma da kur’a atıyorlar) Gamaro arkadaşımızın söylediği gibi, neredeyse bin yıl öncesinden Mesih İsa'nın çarmıhtaki son anlarında olup bitenler neredeyse birebir tasvir edilmiştir.

Haklısın, gamaro.

Haklısın, gamaro. Hıristiyanlar mezmur 22. bab'ının İsa'nın haça gerildiği sırada çektiği acılardan bahsettiğin sanıyor. Kehanetlere ve kahinlere mesafeli yaklaşmak gerek, çünkü birçok şey kılıfına uydurularak sunulu. Ama hıristiyanların inancı mezmur 22'nin yazıldığı dönemden kalmadır. bu inanç ne romalı askerlerin ne de mahkumların kıyafetlerini paylaştıkları yöntemi geçeğine dayanır.

Kehanetler 1000 sene sonra gerçekleştiği düşünülürse, İsa'nın hıristiyanlar için gelen son mesih olduğu tek gerçektir.

Sana da çok güzel resimler için çok teşekkür ederim, sevgili Janus. Resimler çok aydınlık ve çok yumuşak.

Du hast Recht, gamaro. Die Christen glauben Mezmur 22 ist eine Prophezeiung und beschreibt das Leiden von Jesus am Kreuz. Prophezeihungen und Orakel sind immer mit etwas Abstand zu betrachten, vieles wird passend gemacht. Doch ihre Überzeugung gewinnen die Christen aus der Tatsache, dass zu der Zeit als Mezmur 22 geschrieben wurde, weder eine Kreuzigung als Hinrichtungsmethode noch das Zerteilen der Kleider der Verurteilten unter den römischen Soldaten, bekannt war. Da diese Prophezeihung sich nach 1000 Jahren erfüllte, ist sie eine Bestaetigung für die Christen, Jesus kann nur der einzige wahre Messias sein.

Danke dir auch lieber Janus, für die schönen Bilder, die so eine geborgene und sanfte Ausstrahlung haben.

çeviri

Çeviriyi kim yaptıysa eline sağlık, ama ben yine de biraz daha akıcı hale getirmek istedim:)

"Haklısın gamaro. Hristiyanlar mezmur 22'nin bir kehanet olarak bildirildiğine ve İsa'nın haç üzerindeyken çektiği ızdırabı ve çileyi tarif ettiğine inanırlar. Kehanet ve kahinliklere karşı her zaman biraz mesafeyle (şüpheyle) bakılabilir, (çünkü) (anlatılan) pek çok şey başka şeylerle özdeşleştirilebilir/uyumlu hale getirilebilir. Ama hristiyanları bu inanca (yani mezmur 22'de anlatılan öykünün İsa'nın çarmıha gerilişi öyküsü olduğu inancına) getiren asıl şey, mezmur 22'nin yazıldığı dönemde ( o zamanın uygulamalarında) ne haça gerilme gibi bir idam şeklinin, ne de Roma'lı askerlerin mahkumlara ait kıyafetleri aralarında paylaşmaları gibi bir yöntemin/geleneğin bulunmadığı gerçeğine dayanır. Bu kehanetlerin 1000 yıl sonra (ve mezmur 22 de anlatıldığı şekliyle) gerçekleşmiş olmasının hristiyanlık açısından anlamı, gerçek mesihin sadece ve yalnızca İsa olabileceğinin ispatı/doğrulanması şeklindedir.

Aydınlık, yumuşak ve ferah bir his veren o güzel resimler için sana da çok teşekkürler Janus."

İyilik ve Sevgi...

İyilik ve sevgi demek aynı zamanda tolerans sahibi olmak, anlayış göstermek ve çevresindekilere/yakınındakilere duyarlı olup empatiyle yaklaşmaya çalışmak demektir ve bunları yapmak demek insanın kendinden (inandığı ya da kendini adadığı şeyden) taviz vermesi demek değildir.Bilakis egoistçe olmayan ve özverili/fedakarca bir niyettir ve insanın herhangi bir kuşkuya yer vermeden bütün tarz ve davranışlarıyla etrafındakileri herhangi bir çıkar gözetmeden düşünebildiğini gösterir.

İyilik ve sevgi kelimelerle bu kadar güzel ifade edilebilir...İnsanın yaşamadığı ,hissetmediğini bu kadar güzel ifade edebilmesi bana göre mümkün değildir.Yüreğinize sağlık... :)

Bir söz vardır "İnandığınız gibi yaşamazsanız,yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız..Hz. Ömer..r.a." İnanarak yaşamanın ruhu,kalbi ve düşünceleri daima temiz tuttuğuna güzel bir örnek...

Sevgili Calimera'ya,

Sevgili Calimera'ya, iletişim kurabilmemizdeki emeğinden dolayı gamaro'ya, yüreği sevgi dolu tosunpaşa'ya, ayrıca sevgili yabancı'ya, narin'e ve diğer üyelere çok teşekkür ediyorum. Ön yargısızca, saygıyla, sabırla ve sevgiyle birbirimizi anlamaya çalışmak ne güzel..Lütfen böyle söylediğimi aşırı bir duygusallık olarak almayın.Burada yazan arkadaşların hristiyanlık ile ilgili bilgileri kadar sergiledikleri objektif tavırları da beni şaşırtıyor, ama mutlu bir şaşkınlık.. Bunun benim için değeri çok büyük, çünkü günlük hayatta sürekli karşılaştığım, hiç merak edip okumadan maalesef bizi inciten, bazen inancımızı alaya alan o kadar çok insan var ki..Oysa burası hiç öyle değil. Bana bu ferah hissi veren herkese tekrar teşekkür ediyorum.

Çevremizdeki herşeye

Çevremizdeki herşeye koşulsuz bir ilk sevgiyle bakamadığımız sürece denizler dolusu bilgi ve dağların doruklarına ulaşmış bir bilinç hayatı tek başına güzelleştirebilir, insanlara mutluluk ve huzur verebilir mi? Bilgi edinmek, bilinci yükseltmek, bilinci geliştirmek insanlığın kurtuluş reçetesi gibi sunulurken, sevgiyi ve iyiliği heryere yaymak neden hayalperestlik olarak değerlendiriliyor? ....Bizden sevgi pıtırcığı şeklinde bahsedenler, sevgiyi, kardeşlik istemini ve koşulsuz iyilik öğüdünü küçümseyenler..diliyorum ki bu küçümsediğiniz mucizeviler birgün sizi de bulsun..Babamız, kutsal ruh ve bu evrensel mesajın yeryüzüne inmiş sözü olan rab İsa hepimizle olsun..

Hah tamaaammm !

Bir hristiyanlık propagandası eksikti. O da geldii tamamına erdik inşallah.
Şu din sınırlamalarından.. söylemlerinden ... nasıl kurtulacağız derken .. kuyu kovası gibi biri gitmeden diğeri geliyor.

Bilgi edinmek, bilinci yükseltmek, bilinci geliştirmek insanlığın kurtuluş reçetesi gibi sunulurken, sevgiyi ve iyiliği heryere yaymak neden hayalperestlik olarak değerlendiriliyor? ....Bizden sevgi pıtırcığı şeklinde bahsedenler, sevgiyi, kardeşlik istemini ve koşulsuz iyilik öğüdünü küçümseyenler..diliyorum ki bu küçümsediğiniz mucizeviler birgün sizi de bulsun..Babamız, kutsal ruh ve bu evrensel mesajın yeryüzüne inmiş sözü olan rab İsa hepimizle olsun..

Vurgulanmak istenen sevgi , iyilik ,güzellik, kardeşlik koşulsuzluk söylemleri falan mıı ?

Yoksa o değilde bu din daha güzel sevdası mı??? Babamız falan ne iş?? Rab hepimizle zaten merak etme yerli misafir.. pardon gözde misafir !

Gına geldiiii !! !!! Lütfen kimse sevgi dini edebiyatı yapmasın..
Sevgi dinden başka olgularda daha çok çünkü !

yapma canu

Ben burada ne Janus'un ne misafirin ne de diğerlerinin kendi inançlarını bir başkasının gözüne sokmaya çalıştığı veya dayattığı duygusunu almadım. Herkesin gayet anlayışlı ve olgun bir tavır sergilediğini düşünüyorum.

Kaldı ki, bu adamların inandığı değerlere karşı sabah akşam hiç durmadan senin kitabın tahrif edilmiş, İsa öyle değil böyledir, hiç öyle üçlü allah diye bir saçmalık olur mu, siz yanlış biliyosunuz gelin öğretelim diye atıp tutarken..ne var işte, o buna rağmen iyi dileklerini iletmiş bize.

canu´ya "gina" gelmis mis..

gina geldiyse
medisis gibi yapin "okumayin" yada kanal degistirin rahat edin ama
kimseye ne yazacagini,neyi ve nasil anlatmak istedigini dayatmaya calismayin..

basta
Calimera ve farkli inanc mensubu forumdaslara karsi AYIP bu tavriniz O pek cagdas imajiniza da yakismiyor bence..

herhalde forumu "asker ocagi"yla karistirdiniz !?

slm.

Ham Sofu

Zahir kusur sakalsızlık,
Nefret eder sofu benden,
Batınıma vakıf değil,
Nefret eder sofu benden,

Vakıf olsa batınıma,
Sofu gelmez hiç yanıma,
Her gördükçe meydan okur,
Nefret eder sofu benden,

Ölçer biçer dış görüşle,
Sakal sarık görünüşle,
Yareb sofuya bağışla,
Nefret eder sofu benden,

Yareb bana insaf bahşet,
Sofu gibi doğru yürüt,
Ver sakalım cübbe geyit,
Nefret eder sofu benden,

Desem sofuya ey sofu,
N'olur sorsa dini soru,
Helal haram namaz vüzu,
Nefret eder sofu benden,

Sofu haklı kusur benim,
Koru yareb din imanım,
Cemaata var ziyanım,
Nefret eder sofu benden,

Sofu sende tut dilini,
Her yere sokma elini,
Hak bilir kul ahvalini,
Nefret eder sofu benden,

Meftuni sen tut nasihat,
Sakal sünnet kıl riayet,
Veyahut bu diyardan git,
Nefret eder sofu benden,

Abdullah Odabaş/meftuni

bu milletin değerlerini

bu milletin değerlerini kemire kemire şimdi ne ola ki böyel birdenbire isadır mesihtir babadır? islam bizimdir, islamda sorun varsa o da kelam bizimdir, elimizi taş altına koymaya çekinmeyiz, sevsekte sevmesekte bizimdir oğlu bizimdir.Başkaları hariçten gazel okumasın, bu işler zaten hep böyle iyilik güzellik diye başlar, sevgi kelebeği gibi görünüp kandıramazsınız kimseyi, bu millet tahmin ettiğinizden daha uyanık!

Bu yazıyı başka şekilde anlayanları ayakta alkışlıyorum!!!

İşte islam kisvesi altında islamın en önemli felsefesi olan hoşgörü nerede? Bu mudur hoşgörünüz? Aslında tam da Calimera'nın dediğine geldiniz; söylemek başka, uygulamak bambaşka.

Kemirgenlikten bahseden 2.

Kemirgenlikten bahseden 2. misafir arkadaşımız, söylemesi ayıp ama sanırım şöyle bir şekil yapmışsınız; dediğim dedik, çaldığım düdük, sahibi de benim bu malın:)

Narin Yetiş!!

siteyi yine sofular basacak;))

Bir kaç gündür her girdiğimde, içim açılıyordu,

Aşksız, sevgisiz, hoşgörüsüz, at gözlüklü bu sofular yüzünden,
yine daralmalar geldi;)

canu mu SOFU ?

canu hiristiyan propagandasi var diyen ve rahatsizligini dile getiren kisi (!) Eh gericinin sofusu olurda cagdasin sofusu niye olmasin dimi..

herhalde bundan sonra cagdas sofu-larin cikarmasina tanik olacagiz bu gidisle..

slm.

Ben burada ne Janus'un ne

Ben burada ne Janus'un ne misafirin ne de diğerlerinin kendi inançlarını bir başkasının gözüne sokmaya çalıştığı veya dayattığı duygusunu almadım. Herkesin gayet anlayışlı ve olgun bir tavır sergilediğini düşünüyorum.

Evet! Sn. gamaro siz görmediyseniz bir dayatma falan eminim site yönetimide görmemiştir. Olgun tavırlar alkışlanmıştır. Tabi siz de bu alkıştan nasbinizi almışsınızdır. Sizi okumak kesinlikle bir ayrıcalıktır.

Zaten sevgi ve aşk sözlerine itiraz eden olmamış. Söylemlerin işaret ettiği yer çok açık değil mi?
Şimdi artık dinle neyden teraneleri yakındır.
Sen dedin ki ben dedimki vs vs..
Eee tabi falanca inanç mensuplarıyla filanca tarikata dil uzatıldığından onlarda başlayacak vır vır dır dır.Falanca mezhep ne kadar dışlandığı ve asırlardır neler neler çektiklerini yayınlayacaktır tekrardan .
Derken kitabı tahrif edilenlerle bu iddiayı yalalayanların çekişmeleri , sevgiyle diğer yanağı uzatma edebiyatı.
Asırlardır birileri birilerini egemenliği altına almaya çalışmıştır. Dinlerin ne yazık ki sevgi aşk bilmem ne bilmem ne söylemlerinin ardından hep felaketler ve gözyaşları gelmiştir.
Bunları aşalım diyenler neden kusurlu oluyor da temcit pilavı gibi günde 10 tane bu tür yazı asanlar kusursuz oluyor?

Yahu link atın. İsteyen izlesin okusun yansın yakılsın. Her bişeye link atılıyor da niye dindi imandı inançtı kutsalımdı olayına link yok?
Kimsenin kimsenin inancına bişey dediği falan da yok . Sevgi kuşun kanadında. İllaki benim işaret ettiğim yerde babamızda anamızda diyenler sanki dayatma yapmıyor. Birileri yetti artık deyince dayatma oluyor. öyle mi ! Sevgiyle yaklaştık ağır olun bakalım mı yani?
Bu kadar enetllektüel bula bula sevgiyi falanca dinin kanatları altında bulduysa onlara hayatta başarılar dilerim, ne güzel bulmuşlar işte! Burada herşey yazılıyor okunuyor diyenlere de daral geldi yetti derim.
Sayfa sayfa yazılar asanlara eywallah deniyorsa daral geldi diyenlere de tahammül edilsin. Site yönetiminden ricam bu incitici(! ) yazıyı silmemesi. Zira benzerini bir daha yazarım!

Sanki içime doğmuş gibi

Sanki içime doğmuş gibi bakmak istedim..

Misafir bir arkadaş demiş ki, " islam bizimdir oğlu bizimdir, başkaları hariçten gazel okumasın" Burada ben hariçten gazel okuyanlardan biri oluyorum zannedersem. Bir de bizden (sizden) olmayanlardan, yani başkalarından.

Tamam.

Biraz sevinç, yöneltilmiş sorulara yönelik bir kaç tarihi izahat, dostluğa karşı tebessüm ve bir kaç içten teşekkür için.

Tamam.

Mesih İsa yakalandıktan sonra onu bağlayan, yüzüne tüküren, ve ona tokat atıp vuranlar şöyle diyordu; "konuş, neden susuyorsun, cevap ver bize!" Ve Rab cevap verdi; "Konuşsam şeytan konuştu diyecekseniz, o zaman susunca neden vuruyorsunuz?"

Ama şimdi böyle bir örnek bile suç olacak, Adilenur arkadaşın da dediği gibi; söylemlerin işaret ettiği yer bu kadar açıkken...bana suçluluk duygusu verdiğiniz için teşekkür ederim.

Ve size sizin inancımızla sesleneyim mi? Böyle daha mutlu olacaksınız zannedersem, hakkınızı helal edin.

Resimde ilk bakışta

Resimde ilk bakışta dikkatimi çeken, isanın arkasındaki çoçuk... Neden öyle bakıyor dersiniz? Ne alaka diyeceksiniz ama ilginç geldi bana:)))Belki bilen biri cevap verir:)))

İnsanların, sadece ve

İnsanların, sadece ve sadece kendi doğruları, kendi düşünceleri , kendi duyguları, kendi çıkarlarının sesi kulaklarında çınlarken diğerlerini duymaması, daha da kötüsü duymak istememesi ne kadar acı..
Neden nefret etmeye bu kadar tutkuyla sarılıyoruz?
Kelimelere takılıp kaldığımız yetmiyormuş gibi, bir de başkalarının yerine içine anlamlar yüklüyoruz. Dolduruyoruz, boşaltıyoruz olmadı elimize yüzümüze bulaştırıyoruz...Bunların yerine ne dediklerini asla anlamaya çalışmıyoruz..

Sevgili Janus ve sevgili Calimera ben, sizi aramızda görmekten mutluluk duyarım..

aDilnur arkadaş, gizli

aDilnur arkadaş, gizli emelleri anlamış sınız derseniz yanlış olur.Siz anladınız akıllısınız biz anlamadık akıllı değiliz demek hoş değil.Kücük prens okuyun size derim ben, ben okudum calimra vesile oldu, teşekkür,unutmayın zira biz kör siz gören değil,onu insan hemen bilemez.saygılar.

tosunpaşa, madem onu insan

tosunpaşa, madem onu insan bilemezse sen nereden biliyorsun kendinin kör olmadığını? Belki adilenur doğru söylüyordur. Belki bu bilinemez ama senin karşı çıkışın da kendi önermene uymuyor.

Bir şey dikkatimi çekti. Kimsenin göremediğini, sadece kendisinin gördüğünü iddia edecek kadar egomanyak birisi bile, etrafta sevgi ve anlayış kelebeği gibi dolaşan "görenler" kadar tepki vermiyor, göremediğinin iddia edilmesine. Bunu da bir gözden geçirin derim.

;-( wer oberflächlich eine

;-( wer oberflächlich eine Sache betrachtet, hat nicht wirklich hingesehen, sondern sieht nur das, was er sehen will...

oberflächlich kann man auch den kleinen Prinzen nicht verstehen, ich bin mir sicher tosunpasa hat ihn sehr wohl verstanden.

Nächstenliebe bedeutet auch Toleranz zu haben, andere Meinungen gelten zu lassen. Aber man sollte dabei auch nicht vergessen, dass eine Meinung immer auf den zurück fällt, der sie geäussert hat. Und wie sie ihn und die Sache, die er vertritt, aussehen lässt und wie dienlich sie eigentlich für die eigene Sache ist.

Allen einen wunderschönen Tag, saygilar

"Meseleleri üstünkörü değerlendirenler, gerçekten bakıp göremeden, sadece görmek istedikleri gibi görürler. İnsan üstünkörü bir bakışla küçük prensi bile anlayamaz, ki ben tosunpaşa'nın bunu çok iyi farketmiş/anlamış olduğundan eminim.

Sevgiden bir kasıt da, farklı düşünce ve görüşler ifade edilebildiğinde de tolerans sahibi olmaktır. (Ama tolerans burada bir lutüf veya izin değil, sadece olması gereken şeydir.) Bununla birlikte insan unutmamalıdır, - ifade edilmiş bir fikre karşı olarak bildirilen- her görüş geriye, yine onu bildiren kişinin üstüne devrilir. Ve bu devriliş, konunun o kişi için aslında ne ifade ettiğini ve meseleyi nasıl gördüğünü göstermesi, bu arada kendi halini de gözler önüne sermesi bakımında oldukça faydalıdır.

Hepinize güzel bir gün diliyorum, saygılar."

kör cehalet çirkefleştirir insanları!

kör cehalet çirkefleştirir insanları!
suskunluğum asaletimdendir...
her lafa verecek bir cevabım var...
lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye...

Sevgili canu

"Şu din sınırlamalarından.. söylemlerinden ... nasıl kurtulacağız derken .. kuyu kovası gibi biri gitmeden diğeri geliyor."

Ben sizin hiç islam vaizlerine böyle tepki verdiğinizi görmedim. Hatta metafizik19, neo vs gibi vaizleri hep onaylarken hatta yazmalarına teşvik ederken görüyordum. Belli ki kurtulmak niyetiniz tek taraflı gibi duruyor. Site de her renge ihtiyaç var, yeter ki bir arada durmasını bilelim.

xenix

ben demedim gördüm diye

ben demedim gördüm diye toruk arkadaşım, ben kötü birşey görmedim, ne kötüsü iyi güzel bile gördüm, ama kötülük var demke için kahinmi olacak insan, görmedikten sonra görmüş gibisinden yapmak doğru mu, bence değil,ben onu söyledim.,İnsan hemen bilmez dedim, bilemezki,ben bildim demedim ama bilmiş görmüş yapmak,mil miş yapmak hoşmudur, kahin falcı gibi hoşmu,hemenccik fetva ver olurmu,kul hakkı bilene var burda, insaf diyorum.

"...zira biz kör siz gören

"...zira biz kör siz gören değil..." demiştin ya.

Ne dediğini anlamak kolay olmuyor. Ben de ne demek istediğini gördüğümü söyleyemem tosuncum. :) Kul hakkına girersek çıkamayız. Anladığım (görebildiğim :) :) kadarıyla; sen yukarıda yazılanlarda bir kötü niyet görmediğini, kötü niyet görenlerin de senden keskin bir bakış açısına sahip olmadıklarını, olamayacaklarını, sonra işin iftiraya dek uzanıp görenlerin kul hakkı yemekten cehennemi boylayabileceklerini ifade etmeye çalışıyorsun.

Not: Kötü niyet, misyonerlik, toplumu kin ve düşmanlığa sevketmek, dış güçlerin oyunu gibi şeyler ben de görmüyorum. Benim gördüğüm; yazılanlardan bağımsız olarak, görme eylemindeki tekelcilik ve ayrımcılık.

Sevgili calimera ve gamaro,

Sevgili calimera ve gamaro, islamiyetten başka bir inancın bakış açısını öğrenirken , yapılan yanlışlıkların aynı aslında değişmediğini göstermekle insanların hala anlamaktan ne kadar uzak olduğunu farkettirdiniz. Oysaki tüm inanç sistemlerinin özünde insanlığa sundukları mesajların aynı olduğunu hepsini ayrı ayrı incelediğinizde fark ediyorsunuz. Tabii fark etmek istiyorsak:)))

İlahi Toruk, sen de bu

İlahi Toruk, sen de bu görüş alanı içerisinde göre göre tosunpaşa'nın "zira"sını mı farkettin?:)

İyi o zaman, ben de kendi gördüklerimi ekliyeyim..

Ama dur, peki ya başkalarının görüp de benim göremediklerim üzerinden ne diyeyim?

Yok yok, o zaman ben önce kendi gördüklerimi bir kenara iteyim, ve sonra hep birlikte baktığımız halde göremediklerimizin ortaklığı üzerinden birşeyler söyleyeyim.

Mesela ben de kendimce fark ettim ki, ben de (evet, yine ben) tıpkı Toruk ve tosunpaşa gibi herhangi bir kötü niyet ya da dış mihrak kokusu almamışım.Ya da daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse, ben de burada fikir beyan etmiş bulunan hristiyan arkadaşlarımızın iletileri arasında milletin dini imanı ile oynayıp fitne fücür çıkarma peşinde dolanan bir kaç baldırı çıplak misyonere ait sinsi ayak izleri filan bulmamışım.

Ama zaten dananın kuyruğunun kopar gibi olduğu yer de tam burası. Çünkü bizim göremediğimiz iz ve alamadığımız koku gerçekten bazı arkadaşlarımız tarafından dile getirildiği kadar büyük ve ağır iseler, o zaman ya bizde bir sorun var, ya da diğerleri bizden daha iyi görüp kokluyor olmalılar.

Peki böyle bir şaşırtı ve algı farklılığı karşısında insan nasıl davranmalı?

E sormalı canım tabi tıpkı tosunpaşa'nın da sorduğu gibi; Bu keskin bakıştan, bu şıp diye koyduğunuz tanıdan nasıl bu denli emin olabiliyorsunuz, siz öyle gördünüz belki ama bana pek öyle gelmedi, yoksa biraz aceleye getirmiş ve haksızlık etmiş olmayasınız? diye..

Nedir o halde, bu toz duman içerisinde birlikte bakıp da göremediklerimizin ortaklığına rağmen bizi birbirimizden farklı kılan? Bir "zira" , bir de "kul hakkı" mı yani?

Allah yardımcımız olsun diyorum ben de o zaman.

Ama kelimeler sihirli şeyler..ve üç kelime bir işlem sevenler için şu anlama da getirilebilir pek tabi bu ifade; allahın bize yardımcı olabilmesi için önce ona iman etmek şart, çünkü allah kendisine iman edenlere yardım eder ancak, inanmayanlar ki ne büyük dardadır, zaten hepsi cehennemde cayır cayır yanacak. (cehennem joker olarak kullanılmıştır)

herkese sevgiler, janus ve calimera için bir ilave dostça selam, ve zira tosunpaşa' ya da elbet.

ayrıcalık, ne iş ve kemirgenlik

Sevgili Adilenur, beni okumak -beni okumanın ayrıcalık olduğunu düşünen herkes için- bir ayrıcalıktır elbette.Şimdi siz bunu onaylamıyor ve böyle düşünmüyor olabilirsiniz. Ama onaylamadığınız bir ifadeyi nispet yapar gibi yorumunuza dahil etmeniz, -benim için değil ama beni okumanın bir ayrıcalık olduğunu düşünen pek çok arkadaşımız adına- talihsiz bir davranış olmuştur kanaatindeyim. (Sizin yorumunuz maviyse Adilenur, bakın benimki de turuncu oldu. Kontrast renkleri tercih ettim ki, -tıpkı onların yanyana kullanılmları durumunda hem kendilerini hem diğer rengin etkisini belirginleştirmeleri gibi - bizim yorumlarımız da böyle bir yakınlaşmayı takiben daha bir belirginleştirsinler özlerini. Ve gökten iki elma düşsün sonra, sizinkinin özü sizin olsun, ve benimkinin özü de lütfen benim.)

Canu hanım, siz de "babamız filan ne iş" demişsiniz.Bakın ben hiristiyan filan değilim, ama haddime düşerse eğer, ben de böyle bir ifadeyi size hiç yakıştıramadığımı ifade etmek isterim. Çünkü babamız diye önünü kesmek istediğiniz iş , farklı bir dini inancın sahipleri tarafından ve yine inançları gereği sıklıkla kullanılan rutin bir ifadedir.Yani benzetmek gibi olursa eğer, yarabbim çok şükür, hay maşallah, ya da el feaaaatiha demek gibi birşeydir.Bu bakımdan köpürmeniz bence biraz gereksizdir.

Ve bir de siz, kemirilmiş birşeyler bulsam da ben de bu kemirgenlik üzerinden döktürsem diye gezinen ikinci misafir kardeşimiz. Aslında Janus size benden daha iyi cevap vermiş. Lütfen siz de ona hakkınızı helal ediniz.

Gamaro, sen tosunpaşanın

Gamaro, sen tosunpaşanın dediklerini şıp diye anlayabiliyor olabilirsin ama ben öyle hemencecik anlayamıyorum. Yani senin gibi bir algılayıcı ve tercüme edip yayınlayıcı decoder lazım bana. İlk yazdığı paragrafa bakar mısın? Anlayan beri gelsin. Sonraki açıklamalarından ne demek istediğini anlayabildim. İlk başta yazdıklarını anlayabilsem daha yumuşak bir çıkış yapabilirdim. Senin bu niyet okuyuculuğa karşı sert duruşunu ebubekirin niyetini okuyanlara karşı da (bu sertlikte olmasa da) gördüğüm için sana lafım olmayacak. Yine de okuyucuların tamamen kör olduğunu iddia edemeyebiliriz. Görme konusunda kimsenin tekel olamayacağını ve kendi inancına göre insanları lanetlemeye hakkı olamayacağını hala söylüyorum.

Su akar.. Oh my God..it is

Su akar..
Oh my God..it is full of stars. Yalnızca boynunuzu o şirin kedicik gibi hafifçe kaldırıp gökyüzüne bakın, göreceksiniz ki O bir..

Sorun değil sevgili

Sorun değil sevgili Toruk.

Tosunpaşa sıçramalar göstererek yazmak durumunda olan bir arkadaşımız, tekerlekli sandalyeye bağımlı olarak yaşıyor ve bir elini de çok iyi kullanamıyor.Bu nedenle çağrıldığı tekerlekli basketbol takımı ile antremana çıkarken dahi zorlanıyor. Bu arada A. Schopenhaur, Bertrand Russel filan okuyor, beraberinde tanrıya inanıyor, ve arada bir de demokrasinin krallıktan daha iyi olduğu nasıl ispatlanabilir diye sorular soruyor. Tüm bu çabalama, ama yine de sıçrayarak yazma süreci içerisinde doğaldır ki, her mesajı tam olarak anlaşılamıyabilir. Ve ben de aynı şeyi söylüyorum zaten, çok daha net ve belirgin ifadeler konu ve taraflar bağlamında karşımızda duruken, niye ki tosunpaşa'nın titrek emeği içerisinden bir zira çekmek? Küçük prense inanan kaç kişi kaldı sahi..neyse..

Şu halde emeğine saygı

Şu halde emeğine saygı duydum. Ona acıdığımdan değil. Daha net ifadelerin olması daha az net ifadeleri ele almamıza engel değil. Bilirsin ki ben net ya da değil, her türlü ifadeyi mercek altına almaktan çekinmem. Üzerine fazla gidip sıkıştırmayı gerektirecek bir durum yok. Üslubunun nedenini açıkladığın için teşekkürler.

Doğru, küçük prense inanan az kişi var.

"Kitapta Küçük Prens'in yaşadığı asteroidi (B612) bulan bir Türk astronomdur. Hatta bu astronom asteroidi uluslararası bir kongrede anlatır. Fakat fesli kafası ve doğulu giysilerinden dolayı kimse onu dinlemez, ama bir Türk diktatörün kıyafet devrimi yapıp herkesi Avrupalı gibi giyinmeye zorlamasından sonra aynı astronom bu defa modern kıyafetlerle kongreye katılır ve herkes ikna olur.

Mustafa Kemal Atatürk'ü bir diktatör ve yanlış yolda olarak tanıtan bu satırlar yüzünden uzun yıllar Türk okuyucusu kitabı sansürlü okudu. Yine bu yüzden kitap, eleştirilere maruz kalabileceği gerekçesiyle 2005 yılında ilköğretim öğrencilerine önerilmek üzere hazırlanmış olan 100 Temel Eser arasından çıkarıldı."

Küçük Prensten alıntı;

"Altı yaşımdayken, ilk çağın ormanlarını anlatan “Gerçek Öyküler” adlı bir kitapta çok güzel bir resim görmüştüm. Bir boa yılanı avını yutmak üzereyken resmedilmişti İşte bu çizimin bir kopyası:

Kitapta şunlar yazılıydı: “Boa yılanı avını çiğnemeden, bütün olarak yutar ve hareket edemez hale gelir. Sonra da onu sindirebilmek için altı ay boyunca uyur.”
Bu orman maceraları üzerinde uzun uzun düşündüm, sonra renkli bir kalemle ilk resmimi yapmayı başardım. 1 No’lu resmim işte şöyle bir şeydi:

Şaheserimi büyüklere gösterdim ve korkup korkmadıklarını sordum. Ama onlar:”Korkmak mı? Bir şapkadan niye korkalım ki?”dediler.
Oysa çizdiğim resim bir şapkaya ait değildi. Koca bir fili sindirmekte olan bir boa yılanını çizmiştim ben. Neyse, büyükler anlayabilsin diye başka bir resim daha çizdim. Bu kez boa yılanının midesindeki fili açık seçik göstermiştim. Şu büyüklere hep açıklama yapmak gerekiyor. İkinci resmim ise şöyle bir şey oldu:

Bu kez büyüklerin cevabı boa yılanını içten ya da dıştan çizmeyi bir yana bırakıp, coğrafya, tarih, aritmetik ve gramerle ilgilenmemi tavsiye etmek oldu. Böylece altı yaşımdayken resim kariyerimi terk etmek zorunda kaldım. İlk iki resmimin başarısız olması beni hayal kırıklığına uğratmıştı Büyükler kendi başlarına hiçbir şeyi anlayamıyor, çocuklar ise aynı şeyin tekrar tekrar anlatılmasından sıkılıyorlardı....

...Ne zaman yeterince zeki olduğunu düşündüğüm biriyle karşılaşsam, ona hemen 1 No’lu resmimi gösterdim. (Bu resmi hep yanımda taşıyordum, çünkü ilk deneyimimdi.) Bakalım onu gerçekten anlayabilecek miydi. Ama hepsi bunun bir şapka olduğunu söylediler. Bu yüzden ben de boa yılanlarından, ilk çağdaki ormanlardan, ya da yıldızlardan bahsetmeyi bırakıp onların seviyesine indim. Onlarla briç, golf, politika ve boyun bağları hakkında konuştum. Böylece bu yetişkinler benim gibi duyarlı biriyle karşılaştıkları için mutlu oldular."

Ya yeterince zeki değiliz ya da birinci resimde bir sorun var. :)

ben inanıyorum küçük

ben inanıyorum küçük prense...
elimin uzanma mesafesinde duruyor.
unutmayayım diye bazı şeyleri...
orada durmasının, okumasam bile, bir şeyleri farklılaştırdığını biliyorum.
ama bununla yetinemeyeceğimi bilir beni tanıyanlar.
elime alıp okumak ayrı bir keyif....
onun arkadaşı ise sevgili alice benim evimde...
hani harikalar diyarında olan alice...
yanyana duruyorlar komodinin üstünde...
zaman zaman ona da uzanıyor ellerim.
başka komşuları da var ama onların ne yeri ne de zamanı şimdi :)))

Ona kral da inanmıştı.

Ona kral da inanmıştı. Hatta adalet bakanı da yapmak istedi ama olmadı.

Hımm, sana serenat yapmaya küçük prens kılığında gelmek lazım. Hem inandırıcılık bakımından hem de farkedilip alınmak açısından yararlı olurdu bu. :)

Yerini ve zamanını tarif edersen, geldiğinde hatırlatıp o komşuların kim olduğunu da öğrenme şansımız olur... :)

can yayınları küçük

can yayınları küçük prens'i yeniden yayımlamalı. yüzlerce yıl arayacağım sanırım. diğer yayınevlerinin çevirisi kötü hatta yanlış. Kİtabımı "tez konum ve bu baskısı lazım" diyerek alan, "lütfen getireceğine söz ver, bütün küçük prens basımları bir yana ama bunu bulmak mümkün değil" diyerek rica etmeme karşın getirmeyen, artık görüşmediğim zaten arkadaşım bile olmayan arkadaşın arkadaşı hatunu burada anmak istedim büyük bir sinirle..sonsuzlukta yankılansın diye....sabah sabah sinir.olmaz ki..aki dolunay mı demişti..kaçırdık sanırım..

marsseh: can yayınları küçük prensi yeniden yayımlasın grubunu kuracak ya da kuruluşuna ilham olacak kişi:)

Sevgili Levinstayn, Oh my

Sevgili Levinstayn, Oh my God..it is full of stars, bu alıntının hangi filmden nereden alındıgını biliyor musunuz? ;-)

Su akar.. Bilmiyordum

Su akar..
Bilmiyordum Calimera; ama bir aratınca karşıma şöyle bir şey çıktı: 2001: A Space Odyssey

Filmin tamamını bulamadım, sizde varsa eklerseniz linkini vs sevinirim.

Sevgili Levinstayn, 2001 A

Sevgili Levinstayn,

2001 A Space Odyssee doğru cevap. Bu alıntı, İnançsal sebeplerden dolayı filmin kısaltılmamış kısmından bulunabilirdi.

Ben daha önce izlediğimde (film kesilmeden önce) bu alıntıyı duydum.

Filmin devamı olan 2010 "The Year We Make Contact" de filmin başlangıcındaki flashback ler aracalığı ile tekrar bu alıntıyı duyman mümkün:

http://www.yasaktube.com/267P3KGjp5nIq7g-vid-2010-The-Year-We-Make-Contact-1984-1-12.html

2001 A Space Odysee'ye ulaşabileceğin link:

http://www.yasaktube.com/m6+9v76opsvSnNI-vid-2001-A-Space-Odyssey-Part-1-13.html

Şimdi

Calimera Türkçe biliyor mu, yoksa bilmiyor mu? :)))

Hakkat pek merak ettim, valla bak.

Arkadaşlar ne güne

Arkadaşlar ne güne duruyor? ;-))

Basit cümleleri kendim kurabiliyorum. Gamaro bazı cümlelerimin anlaşılmasının güç olduğunu söylüyor. Bana çevirilerde yardımcı olduğunuz için size minnettarım.

Gamoraya sorma calimra, ona

Gamoraya sorma calimra, ona sorarsan diyorki zaten herşey anlaşılması güç;)))

Marsseh arkadaş için can

Marsseh arkadaş için can yayınevi küçük prens sordum arkadaşlara, bulamadılar ama bulursalar sahaftan olabilir inşallah,kargo yapıp göndercem ona ;)

Alacağın olsun tosunpaşa,

Alacağın olsun tosunpaşa, Genç Werter'in Acıları'ndan sorduğun cümleleri çevirirken iyiydi de şimdi mi zor oldu?:)

o ayrı ;)))

o ayrı ;)))

teşekkür ederim fakat,

teşekkür ederim fakat, Türkiye'nin değişik noktalarında sahaflara sormuştuk bir vakitler...tamamen şans olur bulmak...bence can yayınları yeniden yayımlamalı....

www.kitapyurdu.com'dan

www.kitapyurdu.com'dan bulabilirsiniz. Bilginize...

Küçük Prens

biz küçük prens'i

biz küçük prens'i aramıyoruz rinda, Küçük Prens'in Can Yayınlarından yaımlanmış olan kitabını arıyoruz. yine de teşekkürler..

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş