BİR MAYMUN HİKAYESİ

1912 yılında British Museum’da bir kafa teşhir edildi. Altına ısmarlama yazılan nüfus 500000 yıl önce yaşayan bir insan maymun arası bir canlı yazılı idi. Bu kafa iskeletine bilim tarihinde pithdown-men adı verilir. Bu iskelet üzerinde nice ilmî konferanslar verildi, kitaplar yazıldı ve düşünceler zehirlendi. 1952 yılında bilim gelişti kemiklerin cinsleri ve eskilikleri radioaktif karbon ve Fluor analizleriyle gerçeğe yakın bilinmeye başlandı. Bu iskelette böyle bir tahlile tabi tutuldu. Sonuç tam ma’nasiyle bir skandaldı. Kafatasının üst kısmı 50 yıl önce yaşamış bir insana, alt çene ise o civarda 60 yıl önce ölen bir maymuna aittir. Olay ilim açısından tam bir rezalet bizlere ise tam bir ibrettir.

Geçen yüzyılın çılgın maddeciliği, inkâr yolunda kendini bir takım bilimsel kalıplara sokmak istedi. Bir yandan koca evren sanatını tesadüflerle yorumlamak gafleti içinde çırpınırken, insanlara da maymun cedler aradı. Bugün gerçek bilimin ışığı altında tüm bu safsatalar eridi, silindi. Fakat hâlâ kendisine memeli hayvanlardan bir ced arama yanılgısı devam edip gidiyor.

İnsanların hayvanlar sistemi içinde bir yeri olduğu iddiasıyla yola çıkanlar o gün için birçok biyolojik bilgilerden yoksundu. Bu yüzden yanlış kurgular içindeki teorilerini bilimsel kanıt gibi satmanın cakası içinde idiler.

Hâlâ çocuk beyinlerini yıkayıp yaradılışın gerçeğini saklamak isteyenlerin varlığını düşünerek bu konuyu iyice açmak istiyorum.

Atheist (inkârcı)lar insanın hayvanlardan geliştiğini ileri sürerken iki kanıt göstermek istiyorlardı.

İnsan vücudunda hayvanlardan kalan gereksiz organlar vardır!.. Buna örnek olarak apandikis bağırsağını gösteriyorlardı. Nitekim bu görüşten yola çıkarak yıllarca hasta olsun olmasın önüne gelenin apandikis bağırsağı çıkarıldı. Hâlbuki bugün anlaşıldı ki bu bağırsak alt karnın organlarının bademciği gibi önemli bir korunma merkezidir. Ayrıca geniş ölçüde salgı salarak dışkının kıvamını sağlar. Görevsiz dedikleri bu bağırsak aynı zamanda bağırsaktaki faydalı mikroların dengesini ayarlar. Zaten insan vücudunda faydasız bir organ kesinlikle yoktur. Hattâ tek görevli organ bile, sayılmayacak kadar azdır. Çoğu organlar birkaç görev yüklenmişlerdir.

Şüphesiz apandikis bağırsağı da hastalanır, görev görmek şöyle dursun vücut için zararlı hale gelir. Elbette o zaman ameliyatla gerekli tedavi yapılır.

Kendilerinin maymundan geldiğini savunanların ikinci dayanakları da insanla maymun arasında bazı ara kuşakların gelip geçtiği hayalidir. Bu savları için senelerce kemik aramışlar, bunları yine kafalarındaki taslaktan geliştirerek milyonlarca sene evveline ait nüfus kâğıtları düzenlemişlerdi. Bu konuda birkaç ilginç açıklama yapacağız.

1912 yılında British Museum’da bir kafa teşhir edildi. Altına ısmarlama yazılan nüfus 500000 yıl önce yaşayan bir insan maymun arası bir canlı yazılı idi. Bu kafa iskeletine bilim tarihinde pithdown-men adı verilir. Bu iskelet üzerinde nice ilmî konferanslar verildi, kitaplar yazıldı ve düşünceler zehirlendi. 1952 yılında bilim gelişti kemiklerin cinsleri ve eskilikleri radioaktif karbon ve Fluor analizleriyle gerçeğe yakın bilinmeye başlandı. Bu iskelette böyle bir tahlile tabi tutuldu. Sonuç tam ma’nasiyle bir skandaldı. Kafatasının üst kısmı 50 yıl önce yaşamış bir insana, alt çene ise o civarda 60 yıl önce ölen bir maymuna aittir. Olay ilim açısından tam bir rezalet bizlere ise tam bir ibrettir. İskelet çöpe atılıp tahkikat açıldı. Ne çare ki, 40 yıl bu masal nasıl yutuldu diye asıl bu iskelet için nutuk çeken sözde bilim adamlarının yüzü bile kızarmadı.

İnsanın maymundan geliştiği yolundaki iddialar sökmeyince bu kez daha garip bir iddia ile ortaya çıkıldı. "İnsan maymundan gelişmemiştir. Daha eski bir hayvandan maymunla birlikte gelişmiştir."

Yani şu demekti: Biz eskiden insanı maymunun oğlu sanıyorduk, yanılmışız kardeşi imiş. İşte gülünç saçmalıklar inadı böyle devam ediyor. Günümüzde insanı maymunla bağdaştıramamanın sebebi beyin ağırlığı sonucudur. Maymunun beyni 100–130 gr. iken, insan beyni bunun on katıdır. Halbuki birbirine yakın hayvanlarda beyin ağırlıkları 5–10 gr. fark eder. İnsanın ara nesillerinin kaybolması söz konusu değildir. Çünkü insan böyle bir hayvandan gelişseydi, 50’ye yakın ara nesil olması gerekirdi. Bunların bir ikisi tesadüfen kaybolsa kırkı kalırdı. Nitekim benzer hayvanlar arasında kaybolmuş nesiller yoktur, hiç değilse yok denecek kadar azdır.

Demek ki insanı hayvanlarla bağlayan bir örnek kesinlikle yoktur. Bu çürük hayal sökmediği içindir ki insanlara ata, yıldızlardan aranmaya başlandı. Allah’ın yüce kudretini kabul edemeyenler sanki yaratma Allah için güçmüş gibi saçma saçma tesadüf zorlamaları arar durur. Günümüzün genetik hesapları zaten Darwin teorisini perişan etmiştir. Genetik şifreler konusunda yapılan araştırmalar göstermiştir ki, bir hücreden bir solucanın gelişebilmesi için 7x10 üzeri 30 yani milyar kere milyon yıl geçmesi lazım. Bu matematik ve kesin bir gerçektir. O halde ya Allah’ın hücreden kurt geliştirdiğini kabul etme zorunluluğu vardır. Ya da Allah hücreyi, de solucanı da ayrı yaratmıştır diye inanmak gerekir. Bu gelişme hesaplarına göre insan bir maymundan gelişse tam bir trilyon yıl geçmesi lazım. Sırf genetik şifrelerdeki sıralamanın değişme yorumu açısından.

Bilim adına inkârdan vazgeçmeyenler gittikçe saçmalamaya mahkûmdur. Yeni bilimsel gerçekler karşısında canlıların yaratılışı hakkında bu dürüst tanım şöyle yapılabilir.

Evrenin büyük yaratıcısı dünyamızda bitki ve hayvan türleri yaratmıştır. Bunlar maddecilerin iddia ettikleri gibi bir rastlantı ve evrim yazgısıyla değil onun dileğiyle istediği biçimde olmuştur. Bitki türlerinde olsun (100 000 türdür) hayvan türlerinde olsun (100 000 tür) hâkim olan tablo güzellik ve sanat dizgisidir. Ne güçlüler gelişmiş, zayıflar kaybolmuştur ne tanrı yaşama becerisi olmayan bir canlı yaratıp sonra ondan vazgeçmiştir. Bu canlılar gurubuna yüz binlerce mikrop türünü de katarsanız yüz binlerce canlı tam bir ahenk ve denge içinde yaşamaktadır. Her canlı dolaylı da olsa birbirini dengeler. Nesiller birbirine dönmez tüm biyolojik çalışmalar bir türden diğerine geçişe imkân vermemiştir. Birbirine tıpatıp benzeyen mikropların hiçbiri diğer türe geçmez. Evrendeki tüm canlılar bir hikmet üzere yaratılmıştır. Hikmetsiz bir hilkat düşünülemez. Bu gerçek her ilim adamının saygıyla ikrar edeceği bilimsel bir sonuçtur. İnsanın yaratılışı ise tamamen ayrı hikmetlerle süslü bir sanat şaheseridir. Kendine maymundan ced arama yerine insanın sonsuz sırlarına eğilmek, onları aramak ve bulmak bizzat insanın kendine saygısıdır.

Senin oyun: None Ortalama: 3.2 (11 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

"Ne güçlüler gelişmiş,

"Ne güçlüler gelişmiş, zayıflar kaybolmuştur ne tanrı yaşama becerisi olmayan bir canlı yaratıp sonra ondan vazgeçmiştir."

Doğru galiba?! Baksanıza dinazorlar bile kaybolmamış, bazı sitelerde yazılar yazıyorlar. Hatta bilim öğretiyorlar insanlara...

Bu arada tosyali kardeÅŸin

Bu arada tosyali kardeşin yazısı "intihaldir" yazının aslı da şu adrestedir:

http://www.kardelendergisi.com/yazi.php?yazi=888

Bilim adına konuşmak için önce kendinize ait bir beyin sahibi olacaksınız!

Hüseyin hayrola

Hüseyin aktaş ne bu telaş .
Birden neden rahatsız oldun. intihal olsun ne güzel bir yazı

Güzelse sarılır yatarsın

Güzelse sarılır yatarsın bu gece bu yazıyla gulum38. Ben de öyle yapıcam zaten.

Kardelen'de alıntılamış;

Kardelen'de alıntılamış; Nereden ? Elbette Harun Yahya ve onun kirli bilimselliğinden ! Bilim adamı olmadan bilime soyunan el garibül acayip çetesinden...

http://us1.harunyahya.com/Detail/T/EDCRFV/productId/8253/DARWINIZM_IN_KIRLI_TARIHI

İlginç

Bu gülüm38 nick'i neden tosyalıyla birlikte ve faruk gibi onun şak şakçısı şeklinde beliriveriyor.

Kaç kişiliklisin mübarek?

Pithdown

Pithdown olayı, bir sahtekarın yaptığını, yine bilimin ortaya çıkarmasdır. Yoksa ortaya çıkaranlar dinci tayfası falan değildir. Bilim kendini yanlışlayabildiği için bilimdir. Bu yüzden dinlerle bilim uyum içine olamıyor. Bir din kendini yanlışlama mekanizmasına sahip değildir çünkü.

Yabancı, o yazılarda ortaya çıkması normal aynı kişiler çünkü. Farklı bir nikle kendini destekliyor.

Olamaz

Temiz ahlaklı ve namert olmayan insanlar, namerdi sevmeyen insanlar böyle davranamaz.

Şu an şoktayım, bilemiyorum ne yapacağım. Oysa hazretleri Türkan Saylan konusunda 'ben adamın namerdini sevmem' filan demişti. Bende saf gibi inanmışım buna. İnsan inandığı şeyin yalan olduğunu farkedince biraz sarsılıyor tabi.

Bilgi için Teşekkürler Sn sonsuz.

02.11.2009

Beş ay sonra bir daha tekrarlayalım o zaman

tarih 02.11.2009

Ve faydacılık çok yönlü işler..Artık o an işine nasıl gelirse,bazen onaylar bazen dışlar, bazense çarpıtır..

Faydacılar bunun da hakkını iyi verirler.

Örneğin big bang derhal delil olarak tespit edilip sahiplenilir, evrenin genişlemekte olduğu bilgisi ise kadayifin kaymağı gibi gururla servis edilir.

Buna karşın evrim teorisi reddedilir, ya da çarpıtılır.Mesela fosil kayıtları üzerinden konuşmak spekülatif bulunur.Ama evrimi moleküler düzeyde kanıtlayacak pek çok çalışmadan hiç mi hiç bahsedilmez(Örneğin fotosentez yapamayan hücrelerin,küçük evrimsel sıçramalarla zaman içerisinde nasıl adım adım fotosentez yapar hale geldiklerini gözler önüne seren onlarca çalışma vardır,ama bunlar hiç dile getirilmez)

Hele bir de gün olur da, bilim dünyası içerisinde şarlatanlık yapan birisi ellerine düşerse, seyreyle o zaman şenliği..(Ki o şarlatanı enseleyen ve deşifre edenler de yine bilimciler olmuştur aslında, o da ayrı hikaye) Tereddütüsüz çekilir o an ilahi kılıçlar, "Bakın gördünüz mü alçakları, maymun iskeletini almışlar da üstüne insan kafatası monte etmişler!.." Ve bu vurun ulan kahpeye senaryosu içerisinde evrim de recm edilip gömülür bir güzelce..

Böyle sürüp gider işte..Insan ile maymunun aynı ortak atadan geldiği cümlesi,insan maymundan gelmiştire bağlanır, Freud'un yazdıklarından çok "sapkınlığı"na vurgu yapılır, komünizmin adı "SAPIK İDEOLOJİ" olarak kalır...YÖNTEM üzerine iyi okumak lazımdır..

»

Yazmayacaktım buraya ama

Yazmayacaktım buraya ama önemli: Hindistan bölgesinde bazı insanların artık "yirmilik diş" çıkarmadıkları tespit edilmiştir. Onların yirmilikleri nereye gitti acaba?...

okuyun da öğrenin...

http://img03.blogcu.com/v2/images/editor/o/r/a/oral62/71524376091340_1261424456.jpg

Toruk paÅŸa..
sen bu yazıları buraya göndermeden önce darwin'in araştırmalarını okudun mu?

Okumadığına bahse girerim...hem de her türlüsüne...

ÅŸimdi sen

""İnsan maymundan gelişmemiştir""

diye seviniyorsun, oysa darwin insan sülalesi maymunlardan gelmiştir diye feryat etmiyor ki...
aaa, tam tersi...
(neyse nüansları kendiin yakala dostum, öyle lap lop bilgi yok)

feryat eden sizsiniz sayın tanrıcılar...
Çünkü insanın yaratılışı tanrı'ya göre ve size göre mükemmeldir.
çünkü kafanızdaki tanrı modeli ve masalları birden GÜM olcak...
tüm korkunuz bundan ibaret...
ay kıyamaam...

Mükemmel neden şey her şeyiyle dört dörtlük olan demektir, kusursuz, eksiksiz...

Oysa ki insan fizyoljik olarak DOĞAYA GÖRE mükemmel değildir
-soğukta -30 derecede donar ve ölür.
-insan diğer hayvanlar arasında çocukluğunu en uzun sürdüren canlıdır...
daha sayayım mı?

"Maymunun beyni 100–130 gr. iken, insan beyni bunun on katıdır. Halbuki birbirine yakın hayvanlarda beyin ağırlıkları 5–10 gr. fark eder. "

demişsin, evet insan beyni daha büyüktür...
İnsanı fizyolojik yönden maymundan ayıran en büyük iki özellikten bir kaçı
1- insanın maymuna göre dik duruşu, (ki bu alet kullanmasıyla başlar...)
2- insan çenesinin küçülüyor, beyni büyüyor, mayunun ise çenesi hala büyüktür...(bu da insanın alet kullanmasıyla gelişiyor)

Demek ki insanı hayvanlarla bağlayan bir örnek kesinlikle yoktur. demişsin
ne dedin ne dedin?
ay befalık geçirecem..
ya bunları kendinmi uyduruyon, yoksa başkalarının hatıraları mı...
bari bunu yaz...
git ÖNCE canlılar arasındaki genetik benzerlikler tablosunu araştır.!

Pes yani,

Iskorpit efendi.
Size pes yani demekten insan kedisini alamiyor. Yahu, tosyali arkadas yazisinda ne güzel aciklamis. Önceleri yazilan ve kitaplarda okunanin hepsinin bilim gelistikce sacma oldugunun anlasildigini. Yani kendinizi niye bu kadar Hz.Allahin yaratma gücünü inkara zorluyorsunuz. Sen kendine gel ve daha yasiyorsa Dedene bak hala o yasli halinde nasil güzel.
Böyle sacmaliklarla ancak yüce yaratani gücendirmis oluyorsunuz.

maymundan gelsek ne,öküzden gelsek ne?

Reklam afişindeki resmin ne anlama geldiğini sana açıklayım.

Rekla afişindeki maymun, yüzde 99.4 insan mı ? , yani, yüzde 99.4 bir oranla insan mıyım? diyor.

Darwin teorisi çürütülmüş müş...
hahahahaha
ne çürümüş, ne çürütülmüş...?

hiçte öyle değil, iftira atma...
yeri gelmişken, yav sen müslüman değil misin?
hiç mi allah korkun yok be...!
nasıl vereceksin bu söylediklerinin hesabını Tanrı'ya
ne diceksin; seni savunuyordum, cehaletime ver kusura bakma mı falan filan mı?

Müslüman bilmediği bir şey hakkında yorum/iftira yapmaz, di mi abdülhamit efendi, sen git önce kendi dinini araştır, sonra darwin falan filan...

ingiliz kilisesi darwin'den özür diledi, yalnış anlaşıldı diye...

http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/459349.asp

ayıp oluyor yani...

yazdığım son yazı içerisinden bazılarını neden sildiniz ? küfürmü ettik...
BEĞENMİYORSANIZ kople silin ama değiştirmeyin, anlam kayması oluyor.
ayıp oluyor yani...

Bir de

Bir de küfretseydin tam olsaydı...

xenix

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş