SANveSÜR

SonsuzUs'un son haberi:

"Sonsuz Us sitesinde malesef tartışmalarda kullanılan üslub hoş değildir. En ufak hakaret, aşağılama, argo ve benzeri yorumlar yazılar silinecektir.
İlginiz ve anlayışınız için teşekkür ederim."

Bir tersinlemeydi oradaki mesajım; "Hakaret insanları geliştiriyor galiba" derken, bir an hakaret yapanın "ben bu haltı niye yedim" diye kendine soracağını, hakarete uğrayanın da "ben bu hakareti niye yedim" diye düşüneceğini ve her ikisinin de özeleştiri ile buluşacağını düşlüyor insan. Tabi böyle bir gelişim "olmaz olsun" dedirtecek cinstendir. Tabi vak'a gerçekleşmişse de, özeleştiri yolu beklenen davranış haline gelir. Çelişkinin yönü değişir...

Ancak sonsuz bu kararıyla kendisinin sonu olabilecek çok kritik bir noktaya yaklaşmıştır: Sansür!
San ve sür!
Nereye kadar?
Sana bildiğin kadar san
Sürebildiğin kadar sür

Sonsuz bu kısıtlamayı kime yaptıracaktır?
Bir kişiye mi?
Bir kurula mı?
Adaleti nasıl sağlayacaktır?
Tarafsız olabilecek midir?
Tarafsız olmazsa hangi tarafı tutacaktır?

İşte şimdi!
İnsanlığın en eski sorunlarından biriyle karşı karşıyasınız.

"Kendi kendini yönetmek" dedikleri bir sistem var mı yok mu, olabilir mi olamaz mı? Bunu gösterme zamanı.

Sonsuzun haklı olarak dile getirdiği, hakaret dolu yazışmalar, bir tür "kaotik" ortam oluşturmaktadır. Sonsuz bu kaosu engellemek için yazı silmeden başlayarak, üyelik kaldırmaya değin bir dizi önlemler alacaktır.

Sonsuzun girişimi haklı mıdır?
Haksız diyenlerin bu soruna çözüm önerisi nedir?
Haklıdır diyenler bunun bir tür yönetim sorunu olduğunu kabul ediyorlar mı? Yönetimin başladığı yerde, yönetilen de olacaktır diyor mu? Yönetilenler "azıttığı" zaman gerekli dikta yöntemlerini hayata geçirmek lazım diyorlar mı? Yönetenler "azıtırsa" onlara kim hesap soracak?

Yönetmek ve yönetilmek insanın kaçınılmaz kaderi midir?
Bu kader içinde gerektiğinde her türlü yol; krallık, demokrasi, diktatörlük, mübah mıdır?

Bu sanal alemde bile birbirimize tahammül edemeyip, sınırlamalar getiriyorsak, yeryüzünde nasıl birarada ve özgür yaşabileceğiz?

O halde zaman zaman insanın insanı öldürmesi gerekli ve zorunlu mudur?!... Tüm insanlığın ya da bir topluluğun yaşamını tehlikeye atan bir topluluk üyesinin öldürülmesi yerinde midir? Adam "Beni vurun beni vurmazsanız hepinizi ben vuracağım" noktasında elinde silahla karşınızda, ne yapacaksınız? Öldürdünüz sonra yanlışlık olduğunun farkına vardınız ozaman ne olacak? "Gürültüye gitmek" de normal mi ozaman?

Evet sorun şimdilik hakaretin engellenmesi, ama "şiddet şiddeti doğurur" ve yeryüzünde iki tür çelişki vardır: 1- Uzlaşır Çelişki, 2- Uzlaşmaz Çelişki
İlki tartışma ve diyalogla çözülürken, İkincisinin doğada ve toplumda tek çözüm yolu Şiddettir.

Uzlaşmaz çelişkilerin çocuğu olan Şiddet, çelişkinin büyüklüğüne göre, toprak kaymasından başlayarak, 10 şiddetinde bir depreme değin gider. Bir insanın bir insana hakareti ile başlayan bir anlaşmazlık, bireysel cinayete, sonrasında "Bir Sırplının Avusturya veliahtını öldürmesine" değin gider... Oradan Çanakkale'ye uğrar, Gelmişken Anadolu'yu karış karış gezer, Dumlupınar'a, Afyon'a, Antep'e derken Dersim'e de uğrar... "Sonsuz'a" değin misafir olur, unutmayın size de uğrar!...

Uzlaşmaz çelişkilerin çocuğu olan Şiddet dövüşkendir, kavgacıdır, devrimcidir!
Uzlaşır çelişkilerin çocuğu olan diyalog, anaçtır, insanları kanatları altında tutmayı sever, sevişkendir, barışçıldır evrimcidir!
Bazen her ikisinin bir arada olduğu da görülebilir. Bazen tek başına şiddet hüküm sürerken bazen çok uzun süren evrimler yaşanır. Evrim zaten devrime göre yavaştır, uzun zamana yayılır.

Her ikisi de doğada vardır, doğadan insana, insandan toplumsal yaşama işlemiştir. Her ikisi de toplumların hayatında bir yoldur.

Hangi aşamada olursa olsun, insan denen canlının, örgütsüz yapamayacağını, her aşamada insanın bir örgütü olacağını, örgütlü hayatın da zaman zaman insanı insan karşısında uzlaşmayan çelişkilere düşürebileceğini ve bu anlarda şiddetin sahneye çıkacağını söylüyorum.

Sonsuzda şiddetin yolu görünmüştür! Herkes ayağını denk alsın:)

Senin oyun: None Ortalama: 3.4 (5 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

Eee

Rüzgar eken fırtına biçer. İfratta olduğunu bilmeyen başka ifrata neden hayret ederki ? Her şiddetin bir nedeni vardır. Bu şiddet nerden peydahlandı demeden aa son günlerde gelen üyeler çok azdı demenin alemi yok. Ajitasyonları görmezden gelerek yapılan her değerlendirme eksiktir Düşünmek lazım.

Uzlaşmaz çelişkilerin çocuğu olan Şiddet dövüşkendir, kavgacıdır, devrimcidir!
Uzlaşır çelişkilerin çocuğu olan diyalog, anaçtır, insanları kanatları altında tutmayı sever, sevişkendir, barışçıldır evrimcidir

İyi de neden tek kişi bile uzlaşmacı bir satır ekliyemiyor? Haa ! ne mani var canım ekle . Ama ağzının payını veririm Bak prensesler var. En entel cinsinden. Çok bilmiş imparatoriçeler. Seni yerler yerler ,seni ham yapar bu zilliler" türünden. Pehh !

Yumuşak uslupla bile olsa "sizin gibi düşünmüyorum" diyenleri dışlamak şiddet değil miydi? Ne biliyorsunuz pamuk prenses entel bilgisiyle (!) şov yapan yeni gözdeler sizin şiddet etkisi yaratmadığınızı? Ve sizi destekleyen hakim görüşün ne etkiler yarattığını? Pehh! Bir de değerlendirme butonu koymuşlar. Al sana koca bir (-) kötü kedi şerafettin .
Ayy şekerim entel imparatoriçem , canımm cicim yeni gözdelerim gelin gelin. Siz beni uçurun . Ben sizi baş üstünde tutarım. Yeterki entel vede dantel olun. Dinden söz edenin kellesi gitsin. Sakın haa ağzını açma. Aslında demekratımda sen anlamadın !!
Burası kale. Pardon ne kalesiydi? Estragoonn. Haa görürsem söylerim !

Güzel konu

Güzel noktalara değinmişsin sayın aktaş. Ve sevgili cellin.

Bakalım gelişmeleri ben de merak ediyorum. Belki bu sansür ü yada denetimi tek kişi değil üyelerin seçeceği bir kurula havale etmek bana daha cazip görünüyor.

Ne düşünürsünüz bu konuyla ilgili?

Bunlar ne demek ki? Şiddet mi?

Ve onaylanıyorlar..

"Yumuşak uslupla bile olsa "sizin gibi düşünmüyorum" diyenleri dışlamak şiddet değil miydi? Ne biliyorsunuz pamuk prenses entel bilgisiyle (!) şov yapan yeni gözdeler sizin şiddet etkisi yaratmadığınızı?"

"Ayy şekerim entel imparatoriçem , canımm cicim yeni gözdelerim gelin gelin. Siz beni uçurun . Ben sizi baş üstünde tutarım. Yeterki entel vede dantel olun."

bencede güzel konu.

Kurul işi fena değil. Kurulun offline oylarıyla harekete geçmek güzel olur ama bu kezde hızlı olmaz. Hızlı olsun dersek, başkomutanlık yetkilerini her kurul üyesinin taşıması gerekir ki bu kez de daha beter bir kaos oluşabilir. Başkomutan yine devam etsin, kurul da başkomutanı denetlesin. Gerekirse kurulun oylarıyla başkomutanın kararı iptal edilsin. Hem hızlı hem de heyecanlı bir süreç olur. :)

Cellin ne güzel demişsin; (Yazının hepsi güzel, katılıyorum. )
"Pehh! Bir de değerlendirme butonu koymuşlar. Al sana koca bir (-) kötü kedi şerafettin ."
Hemen de -1 i yemişsin zaten. Kendi oyumla 0 a çevirdim tekrar ama bundan sonrakilere bir şey yapamayacağım. Seni yiyecekler... :)

Ne oldu toruk

Bonus ihtiyacın mı var yoksa zihninde bir yerlerde takılıp kalan ve bir türlü karşılığını bulamamış olan tepki ve asimile güdülenmesi kırıntıları mı kalmış keşiş yüreğinde?

Yabancı çok entel dantel

Yabancı çok entel dantel bir cümle kurmuşsun. Cahil bir keşiş olarak ne demek istediğini anlayamadım. Özellikle de asimile güdülenmesi kırıntılarına takıldım. Asimilasyonculara karşı gelişlerimi tepki diye nitelendiriyor olmalısın. Bu durumda asimilasyon güdülenmesi kırıntılarını yerden mi toplamışım?
Geçmişle derdim çoktu. Tek tek hallediyorum. Kendiminkiler bir bitsin de seninkilerede yardım ederim...

Dünyanın Direksiyonu

Neyzen'e sormuş Mustafa Kemal:
-Nasıl Neyzen, padişahlık mı daha iyi, cumhuriyet mi?
-Vallahi Paşam, eskiden sormadan asıyorlardı, şimdi sorup da asıyorlar...

Adaletli(?) bir birey bu işi yapabilir, bir kurul da yapabilir. Birey tek başına yanlışa düşebilir, kurul da zaman içerisinde "kişileşebilir"... Yazılan yazıların kaderine karar verecek "organ" tek kişi olsa da, çok kişiden oluşmuş bir kurul olsa da, işlev açısından sonuç değişmeyecektir. Zor bir durumdasınız...

"Dünyanın Direksiyonu" başlıklı bir yazı düşünüyordum ne zamandır. Buraya kısmetmiş.

16-17 Yaşlarındaydım. Bir traktörümüz vardı. Direksiyonunda boşluk oluşmuştu. Ben bunu bilmeksizin aldım traktörü çarşıya gittim. Yolda güç anlar yaşadım. Sağa dönüyorum, gereği kadar direksiyonu sağa çevirmek için önce boşluğu almam gerekiyor. Bir metre sağ yapacaksam, beş metre sağa savruluyorum. Bir metre sol yapacaksam, beş metre sola savruluyorum. Toparlayıncaya kadar diğer tarafa savrulmuş oluyorum. Traktörü doğru bir çizgide sürebilmek için direksiyonu hem sağa hem sola doğru sürekil çevirerek denge sağlamaya çalıştığımı anımsıyorum...

İktidar, direksiyonunda boşluk olan bir araba gibidir. İktidara gelen sağcı ise her şeyi sağda çözeceğini sanarak, iyice sağa kırar direksiyonu. Kendi çıkıp geldiği orta yere yabacılaştığı gibi, sol ile de çoktan çatışmaya girmiştir. İktidara gelen solcu ise de bunun tersini yaşarız. Sağın da solunda insana ait olduğunu, birinin diğerine karşı denge unsuru olduğunu, ikisinin de bir bütünün iki yarısı olduğunu unutmamak gerekiyor. İnsanlık sürekli bunu unutuyor. Ve sırayla anımsıyorlar. Direksiyona bir sağcılar geçiyor, bir solcular. Bir tutucular bir devrimciler... Aynı anda ikisi birlikte "var ve iktidar" olamıyor. İktidar böyle bir şey...

Dünyanın direksiyonunda boşluk var!... İnsanlık tarih boyunca, "iktidar arabasının" direksiyonundaki bu boşluk ile uğraştı durdu. Sağdan kaçtı sola, soldan kaçtı sağa savruldu. Yağmurdan kaçarken sürekli doluya tutuldu bu yüzden. Bunu adına yabancılaşma diyoruz.

Belirli bir anda ve mekanda herkes tarafından onay gören bir kurum, kurum katılanlarının içinden çıktıkları topluma karşı yabancılaşmaları nedeniyle bu savruluşları yaşamakta ve toplumla çatışmaya başlamaktadır.

Çatışma anında ortaya çıkan kaos durumunu yeni bir kurum ile (yada örgüt, parti, rejim, devlet ile) çözme yoluna giden insanlar, yeni bir kurumu devreye sokmaktan başka bir çare, bu güne değin bulamamışlardır. Daha mükemmel bir örgütlenmeyi ("düzensizlik" de dahil...)hep aramışlardır. Bir süredir forumlarda sorduğum sorular hep bu noktaya yöneliktir. 50 yaşındayım ve 35 yıldır soruyor, arıyorum...

Evet şimdi bir sorun var ve çözülmesi gerekiyor.
Kaç türlü çözülebilir?
1- Bırakın herkes birbirini yesin! ("hakaret insanı geliştirir")
2- Adaletli bir kral bulalım bizi yönetsin!
3- Demokratik bir kurul-yapı kuralım o bizi yönetsin!
4- Dindar bir imam bulalım o kimseye haksızlık etmez!
5- Topluluk dışından bir kurum ya da kişiye bu işi devredelim!( kendini yönetemeyen apartmanlar muhasebecilere ya da profesyonel yöneticilere başvuruyor, onun gibi)
6- Site örgütçüleri "burası bizim çöplüğümüzdür, beğenmeyen çeker gider, gitmeyene haddini bildiririz, asarız keseriz, üyelikten atarız" desin
7- Bana ne ya!!

Abartmayalım. Ancak, bir sorun varsa çözüm için bir yol yöntem bulunmak zorundadır. İhtiyaç organ doğurur. Örgütler ihtiyaca yanıt verirler. Bu iş için de bir örgüt; organ kurulmak zorundadır. Yani kaosa karşı "yönetmeyi ve yönetilmeyi" seçmiş olacağız...

Tamam üstad toruk.

Belki bir dere kenarına geliriz o vakitler. Kamalayı görürüz. Sen onu alıp karşıya geçirirsin bense cık cık cık filan derim, oldumu usta ne yaptın derim, sen de ben onu bıraktım sen hala taşıyorsun dersin. Ben bozulurum gizliden gizliye, sana kıl olurum ama sanço panço ilişkimizi lekeleyemem ve o gizli mesajıda almak gayretiyle bir çekirge duruşu sergilerim inceden.

Ama...

"Kendiminkiler bir bitsin de seninkilerede yardım ederim..."

Önce kendi tabağındakileri..:)))

Yine de ben bilmem krişna efendimiz bilir. :))

Cahilden bilge olacağını bildirmişsinya hay bin yaşayasın.

Hiç nane yetiştirdiniz mi?

Hiç nane yetiştirdiniz mi? Tohuma bile gerek yoktur. Çok arsız bir bitkidir.
Bir kez nane yetiştirirseniz, bir daha ki sefere onun alanını sınırlamanız gerekir, aksi takdirde tüm bahçeyi ele geçirmek ister ve diğer hiçbir bitkiyi yaşatmak istemez:) Bu nedenle nane plastik bir saksıyla toprağa gömeli ki, kökleri bu plastik saksıyı aşıp diğer alanları ele geçirmesin.
Hapsedilmediği taktirde tüm alanı ele geçiren “nane”, bunu yaparken iyi niyetli gözükür.Güya zehirli otlar gibi bir yıkım amacı içerisinde değildir.
Önce bi güzel boş alanları doldurur, sonra da yavaştan yavaştan diğer bitkileri kenara çekilmeye zorlayarak, alanını genişletir, ta ki kendinden başka hiçbir bitki kalmayana kadar.
Ahh bir de sürekli ''yenilme'' korkusu içindedir:)

Nanenin bu yayılışı size tanıdık geldi mi? Aslında hayatımızda Nane olduğu dönemler olduğu gibi bize Nane olmak isteyenlerin bulunduğu dönemler vardır.

Nanelik nasıl ortaya çıkar? Efenim nanelik özgüven eksikliğinden beslenerek ortaya çıkar.
Nanelikte her zaman eksik özgüven sorunu vardır.
Nanelik, insanları sıfatlandırmaya bayılır.
Sürekli yeni istila alanlarına ihtiyaç duyar.
Tüm bunları sevgi adı altında gizlenerek yapar.

Oysa ki; kendilerini paspas yaptıranlarla , başkalarını paspas yapmaya uğraşanlar arasında hiçbir fark yoktur.

Naneden şikayet ediyorsak, kendi nane taraflarımıza bakmamızda fayda vardır.

Hiç

Herşeye nane olmamanız gerektiğini söylediler mi?

Bahsettiğim şey tamda buydu

Sözcüklerin sihirli dünyalarında sınırsız tatmin durumlaerı ve bunu öyle yapmalısınız ki boncuk gibi dizdiğiniz ve yıllarca biriktirdiğiniz cümleler zihninizin emrinde ironik bir saldırı aracına dönüşebilmeli.

Bunu üzerinde hem etrafa ne kadar usta bir şekilde lafı gediğine oturtma becerisi edinmiş olduğunuzu gösterirsiniz hem de narsisizminiz tavan yapar. Aynı şekilde bu da bir kendine saygı sorunudur. Özgüven konusuna girmek istemiyoruz elbette. Çünkü biz böyle klişe yorumlarla kişilere saldırmayı etik bulmuyoruz doğrusu.

Ne olmuş ki Sayın

Ne olmuş ki Sayın Aktaş?

Tarih işte,akar gider,birileri ona "erek" yükler.

Rijid dönemler olmak ya da olmamak meselesidir.Ve bu tarihin halet-i ruhiyesi değildir sadece,insanın da ta kendisidir,bazen kıyıya vuran balinalar gibi toplu halde intehar bile edilebilir.

Ama insan..bu mudur? Demek bile böyle anlarda kurşuna dizilmek için kafi gelebilir.

İnsan komedidir.

Çünkü bir vakit sonra ortalık nisbeten sakinleşir.Ve birbirini öldürenler sormaya başlarlar; "insan nedir?"

Ama Stalingrad kuşatma altındayken varoluşu sorgulamak yine de bir ölüm nedenidir.Kişi partinin idealleri içinde kendisini eritmekle mükelleftir,aksi ihanettir.

Bunun için iki süvari alayı Moskova önlerinde Alman zırhlı birliklerine karşı taarruza kalkar.Tanklara karşı atlar.Hitler Leningrad'da esir almayı yasaklar.Varşova ayaklanması çıkınca kızılordu güneye çarkedip Vistül üzerinde pinekler, çünkü Stalin Polonya'ya girmeden önce yurtsever Leh'lerin ezilmesi için waffen ss'in işini bitirmesini bekler.Patton Ren nehrine işer.Ruslar iki milyon Alman kadınına tecavüz eder.

Ne alakası mı var?

Tarih nedir ki insan ne olsun? Paktlar,anlaşmalar,gizli ve açık paylaşımlar.Bakın izleri sonsuzda da var.Ütopik olan ütopiktir.

modernizmin hasar tespit tutanakları 1: cahil kraliçe

cahilden bilge, hurafeden inanç,...doğru...bilginin tekel değil de denence olduğu yerde nedir bu "en-tel-dan-tel" söylemi...gülünecek denli..ama tebessümsüz. cahil bilgeler internette yazışmıyorlardı, libido peşinde hiç değillerdi ya da erk..ne denli cahil ve naif o kadar makbul öyle mi?

bir bitkinin hayal dünyasına atıfla:

göz kapaklarının, kalbin, sesin, her türlü ritmin yarattığı uyumu elbette bir istenmeyen durum bozacaktır..yaratı asimetride gizlidir.

cahil kraliçe prensesin bir av hayvanına benzerliğini fark eder, bundan sonra hiç aç kalmayacaktır, canı sıkıldıkça yiyebilir, önce tasarlar, sonra şişirir yine sonra yer.

marsseh: iki yıl oldu herhalde ama üyeliğim boyunca ana sayfaya "bilmem kim efendi buyurdular, bilmem ne kafalara ithaf ediyorum, vs. türünde bir yazı asmadım. duyurulur.şiddetin olmazsa olmaz izleyicilerinin ruhu azad olsun amen.

Bilge olmak için

öncelikle hiç birşey bilmediğini kabul etmelisin.

"Cahilden bilge olacağını bildirmişsinya hay bin yaşayasın."

Ok mi? my young padouwan. :)

Su akar.. ütopik olmayan ne

Su akar..
ütopik olmayan ne var o zaman Gamaro, zaten bir şeylerin ütopya olduğuna inandırıldığımız için değil mi elimizin kolumuzun bağlı olup Aktaş'ın bahsettiği örgütlülükten eser olmaması.

Tabiki insan yine insan isterse sosyalizm ile yönetilsin tüm dünya. Bunda bir bahis yok ki, adı üstünde insan, Tanrı değil. Ama eğer ortada haksızdan yana işleyen, insanları doğuştan kategorileyen bir düzen varsa ve tüm bunlar hepimizin gözleri önünde oluyorken, daha güzel bir dünya düşleyememek neden? Çünkü düşlemeye başladığımız andan itibaren geçmişte yaşanılan başarısızlıkları hatırlatıyor bilinçaltı. Yıllarca beynimize kazınılan, Sosyalizm çöktü nağraları atıyor içimizdeki külhanbeyi. Ve bir yandan da şimdi işin daha da zor diyor, güvenlik sistemleri, çiplerle yönetilecek insanlar yakında. Soluk alamazsın, hayır kaçamazsın.. Nası bir kapitalist sistemmiş işlemiş tam da çocuk yanımıza, hayaller kurduğumuz tarafına beynimizin.

Yabancı

şu ana dek en çok tadir ettiğim yorumunu okuyorum. :)

"Özgüven konusuna girmek istemiyoruz elbette. Çünkü biz böyle klişe yorumlarla kişilere saldırmayı etik bulmuyoruz doğrusu."

bu lafın içini doldurursak herşey değişir...

___________________________________________________________

cellin'in entel dantel derken ne demek istediğini anlayacak kadar entellektüel bilgiye sahip olduğunuzu varsayarak, yine konuyu saptırmaya çalıştığınızı düşünüyorum. Söylediklerinin muhatabı olarak kendinizi gördüğünüz yazıklarınızdan belli oluyor. Demek ki yerinde tespitler yapmış.

Bilmemkim efendi diyerek küçümsediklerinizden daha değerli olan düşüncelerinizi anasayfada görmek isteriz...

cahil kraliçe tarafından

cahil kraliçe tarafından şövalyelik ünvanı mı aldınız, malum mu oldu? size seslendiğimi ya da size herhangi bir şey dediğimi hiç sanmıyorum. absürdün dayanılmaz hafifliği size ağır kaçacaktır o yüzden iyisi mi siz ilk sağdan dönün.

Şu an'a kadar

Hiç bir yorumunu atkdir edemedim toruk makto. Neden? Çünkü sende insanları sürekli mistik bir vahanın dayanılmaz çileciliğine entegre etmeye çalışıyorsun ama özümüzde hepimiz iyiyizdir yahu.))

Bi dönebilsek o öze gerek kalmayacak söze.. Yabancı:))

Yahu ebubekirin

Yahu ebubekirin yazdıklarını beğendim yaveri seçildim.
cellin'inkileri beğendim, şovalyesi oldum.
Yabancı'nınkileri de beğendim ama bir şeyi olmadım nedense.
Demek ki bazı güçler tarafından belirlenmiş ideolojiye karşı görüşleri beğenirsem bir ünvanım oluyor.
Ünvanları sevseydim hemen gidip tosyalınında yazılarını beğenirdim :) Fazla ünvan göz çıkarmaz nasıl olsa...

Aman beni takdir etme

Aman beni takdir etme yabancı. Bir ünvanın oluverir. :) Çünkü anladığım kadarıyla bende beğenildiğinde ünvan sağlayan sınıfa dahilim. :) Öz konusunda katılıyorum...

Toruk makto

"Yabancı'nınkileri de beğendim ama bir şeyi olmadım nedense."

Yabancı diyor ki hiç kimse hiç kimsenin hiç bir şeyi değildir çünkü sahiplenmek yıkıcıdır. Bakma bu sistem yarattığı değerle insanlarda tuhaf koşullanmalar ve beraberinde saplantılar yaratıyor.

Yabancı doğru olanı yapıyor eğer senin bir şeyin olsaydım ya da sen benim bir şeyim olsaydın aramızda hiyerarşi oluşurdu. Yabancı bu hiyerarşi ilişkilerini onaylamıyor:))

Artılar Eksiler

yunus yazmıştı;

"Entellektüellere , entel diyen ve kitap okuyanları cezalandıran bir ülkedeyiz. Farklılığı bile tek tipleştirmiş bir ülkede."

İnsanlara + ve - verilmez. Yorumlara + ve - verilir. Eksi aldığınızda kişisel algılamayın. Artı aldığınızda da.

xenix

+ -

xenix, doğru söylemişsin. Acaba + - verenlerin hepsi bunun farkındalar mı? Fikir beyan etmek için motive edici bir unsur olduğunu düşünmüyorum.

DEMOKRASİ DEDİKLERİ

Demokrasi savaşımı verenlerin, bu savaşım yoluyla ulaşmak istedikleri yaşam biçimi ya da oluşturmak istedikleri koşullar, ne yazık ki demokrasinin içinde yoktur. Bir tür paradokstur bu aslında; “bile, bile lades” ya da… Ne var ki sosyal varlıklar, bu savaşım içinde yetişirler!...

Bertrant Russell der ki; “Kaostan sonra gelmesi gereken yönetim biçimi mutlak olarak diktatörlüktür. Çünkü sorun önce hükümet etme, duruma çeki-düzen verme sorunudur. Daha sonra, kurulan düzenin eksiklerini gidermek için yapılan mücadele, demokrasi mücadelesini oluşturur. Tarihsel olarak demokrasi, diktatörlükten sonra gelir.”

Gelir de ne olur? Gelmez aslında, gelir gibi olur! Bu geliş-gidişler arasında bir savaştır alır başını gider. “Ömrünüzün yarısı gider talana / sual eylersiniz sizden evvel gelene”…

Sonuçta demokrasi dedikleri, “EyiLEŞTİRİLmiş” diktatörlüktür aslında! Her ikisi birden bir yönetim aracıdır. En demokratik kabul ettiğiniz sistemler bile bu yüzden diktatörlük reflekslerine sahiptir. Zaman, zaman “kollama ve koruma” kuvvetleri bu refleksleri “active” ederek demokrasiyi kollar, kollarını boynuna dolar ve kurtarırlar…

Kimse sizi konuştuğunuz için tutuklamaz demokrasilerde. Tartıştığınız ,eleştirdiğiniz için hapse atmazlar, forumdan çıkarmazlar!! Ancak küfür, hakaret, “posta koymak”, “adamın ciğerini sökmek”, düelloya davet etmek, demokrasinin diktatörlük refleksleriyle muhatap olmak zorundadır. Demokrasi dediğimiz sistem buna gerekser (muhtaç) durumdadır.

Her işte bir hayır olduğu halkımızca söylene gelmiştir ve bu söz tamamen bilimseldir; kötünün içinde iyi, iyinin içinde kötü; şerrin içinde hayır, hayrın içinde şer olabilir. “Bir musibet bin nasihatten yeğdir”. Demokrasi savaşımında, tutuklanmaktan, hapse atılmaktan ve forumlardan atılmaktan korkmamak gerek. Çünkü bu durumdaki arkadaşlar bol, bol kendilerine zaman ayırma, muhasebe ve özeleştiri yapma, kitap okuma fırsatı bulurlar! İsteyen arkadaşlara “İmla Kılavuzu” ve “Türkçe Sözlük” gönderebilirim!...

Saygılarımla
HÜSEYİN AKTAŞ

************

Not: Bu yazı geçmiş yıllarda Türkiye Satranç Federasyonu forumunda yayınlanmıştır. Orada da benzer sorunlar yaşamıştık. En sonunda o forum kapatıldı. Onu bir tek kişi yönetiyordu!... Kendine muhalif olanları forumdan atmaya başladı. Kalanlar atılanların hesabını sormaya başlayınca da "patron" yönetim kurulunu topladı ve demokratik(!) bir biçimde forumun kapatılmasına karar verdi. Dilerim burada böyle bir sonuca gitmeyiz.

Allah´tan sonsuz us sadece

Allah´tan
sonsuz us sadece bildik ulusalci sakizlari cik cik cigneyen bagnaz irkciların eline kalmis degil (temennim odur) yoksa yerin alti üstünden daha ehvendir..

anormal olan normal zannedildiginde
son derece normal (evrensel) seyler karsisinda zivanadan cikmak kacinilmaz olur..

slm.

Öyle deme ebubekir. Bir

Öyle deme ebubekir. Bir gün sonsuz usun eline kaldıkları akışkanlık adına ırkçı da oluverir. Sonra bu gözle bakıldığında olmazları da evrensel diye dayatıp seni cahil pozisyonuna koyuverir. Ne de olsa kavramlarla oynamak kolaydır ve bu konuda bir fetva makamı da olmadığından, sürekli yapılagelen şeydir...

Toruk Makto

Toruk Makto yazdi;
"..olmazları da evrensel diye dayatıp seni cahil pozisyonuna koyuverir.."

su anda
yaptiklari da bundan baska birsey degil ama onlar bunu hep yapiyor,
abileride yapiyordu..

hatirla
bir yazima olumlu cevap verdin diye sana da "takkeli" demisti bagnaz bir forumdas iste bunlar hep böyle yapiyor..

elbette
konjöktür ve evrensel dogrular baskin cikinca SESleri bir ciliz cikmaya basladi..

"degismeyen tek gercek degisimdir" sözünü hatirlamakta fayda vardir..

28 subat bin yil yasayacak naralari atanlarin nasil bir evrensel inkilap ile karsi karsiya kaldiklarini görmüyormusun ?

degisimin
farkinda olmayanlari yada direnenleri hayatin dislileri ögütüp posasini atar..

karsilastigim orantisiz tepkiler miadini doldurmus ve söyleyecek sözü olmayan ideolojik bagimliligin tezahürüdür..

ve kral ciplak..

slm.

Hatırladım, hatırladım.

Hatırladım, hatırladım. Çok iyi hatırladım hem de. Az hatırlasam o forumdaşlara sarılacaktım :)

Evrensel inkilap tanımlaman çok hoş duruyor. Tabi ki bu gelen yeni değişimlerin önünde hiç bir kemikleşmiş ya da dansöz ideoloji duramaz...

dogrulara diren yanlisin

dogrulara diren yanlisin kurbani olur..

slm.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş